Ela
Kanlı çarşaf olayının üzerinden tam 1 hafta geçti. Miran’a kızgınlığım zamanla geçmişti. Ondan sonra bir kere daha bu konuyu konuşmuştuk ve bana ‘Benim bile yapamayacağım şeyler var. Burada bu gelenekler devam ediyor. Bunu tek başıma durduramam’ dedi. Sanırım o an biraz da olsa anladım onu.
Bu bir haftada Ezmira ile çok vakit geçirmiştim. Onunla çok iyi anlaşıyorduk. Okumayı çok seviyordu. Abisinin desteğiyle üniversite okuyacaktı.
‘Ezmira’ya ‘Ne okuyacaksın’ diye sorduğumda. ‘Hemşire olmak istiyorum yenge’ demişti. Fotoğrafçı olduğumu söylediğimde şaşırmıştı. Düğün fotoğrafları çektiğimi söyledim ama aslında doğa fotoğrafları, şehir fotoğrafları çekmeyi daha çok sevdiğimi söyledim. Yetimhanenin nasıl olduğundan bahsettim. Biraz üzüldük ama güzel anılarımda olduğu için onları da anlattım. Okurken çalıştığımdan bahsettim.
Onunla oturup sohbet ettiğimiz bir günde Mihra Hanım yanımıza geldi. Bizimle oturması beni çok şaşırtmıştı. Bana ‘kahve yapta elinden kahve içeyim’ dedi.
Annemin üzüntüsünü hala yaşadığı için ona saygı duysam da suçlusu olarak beni görmesi çok üzücüydü. O gün annesini daha iyi tanıma fırsatım oldu.
Ezmira babasıyla annesinin aşık olup evlendiğini daha önceden zaten anlatmıştı.
Annesi ‘Seni suçlamak değildi amacım ama Berçem benim can dostumdu. Seni anlıyorum yaptığın her şey gençliğimi hatırlatıyor’ dedi.
O gündem sonra Mihra Hanımla bile yavaşta olsa anlaşmaya başlamıştım.
Burdan kaçma olayını bu bir haftada düşündüm. Açıkçası kaçmanın mümkünatı yoktu. Çünkü bir haftadır dışarı bile çıkamıyordum. Bu yüzden kaçsam ne yapacağımı çok düşündüm. Her türlü beni öldüreceklerini anlamıştım. O yüzden şimdilik bu konuyu rafa kaldırmıştım.
Sabah uyandığımda Miran koltukta gene yoktu. Bu hafta sürekli iş bahanesiyle ortalarda gözükmedi. Açıkçası ne iş yaptığını bilmiyordum. Hiç sormamıştım.
İçeriye gene takım elbise giymiş şekilde Miran girdi. Her gün sabah benden önce kalkıyordu. Hiç bir gün uyanışını görmemiştim. Bunu neden merak ediyorum doğrusu bilmiyorum. Adamı beğeniyordum tamam ama aşık olmaya niyetim yok. Burada bir ömürümü harcayamam. Kurduğum hayallerim var benim. Bu bela başımdan gidince sonuçta boşanırım diye düşünüyordum. Eminim o da sevmediği ve sevilmediği bir hayat yaşamak istemez. Doğru ya acaba benimle neden evlenmişti? Bunu ona sormam gerek diye düşünüyordum.
Miran ‘hadi hazırlan geçen gün yapamadığımız alışverişi yapmaya gidiyoruz’ dedi. ‘Tamam’ dedim. Çıkıp dışarıda beni bekledi.
Arabaymış bindik ve beni büyük bir mağazaya götürdü. Kadın bir görevli gelip ‘Miran bey, hoşgeldiniz ‘ dedi. Miran ‘hoşbulduk, bu eşim Ela’ dedi beni göstererek. Kadın başını salladı ve ‘Sizin için hazırladığımız kıyafetler bu tarafta’ dedi bizi yönlendirerek.
Miran bir koltuğa otururken bende kıyafetlere baktım. Hepsi elbise, etek, gömlekti. ‘Neden hiç pantolon yok burada’ diye sordum. ‘Burada kadınlar pantolon çok sık giymezler’ dedi. Gene saçma sapan gelenekler silsilesi daha diye düşünüyordum. Miran konuşmasına devam etti ‘ sen ne istiyorsan ondan al zaten bavulunda çok az kıyafetin vardı. Sana onlar yetmez’ dedi. İşte benim kocam diye düşündüm. Sonra düşündüğümü biraz şaşırdım. Bu adam yavaş yavaş gerçekten kocam oluyordu sanki. Aman dikkat Ela aşk yok demiştik diye düşündüm.
Bir kaç tane kıyafet ve elbise denedim. Miran karar vermeme yardımcı oldu. Beğendiği bir şey giyildiğimde beni süzdü.
En son göğsü ve sırtında dekoltesi olan bir elbise denedim. Gözleri öyle şehvetle vücudumda dans etti ki kendimi çıplak sandım. Yüzümün kızaracağını bildiğim için arkamı döndüm.
Bir anda o da arkamda belirdi. Ellerini belime koydu. Dudaklarını kulağıma yaklaştırdı. Nefesimi hissedebiliyordum ve bu da beni çok heyecanlandırıyordu. ‘Bunu odamızda giyeceğin günü sabırsızlıkla bekliyorum’ dedi. Dudakları boynumu yavaşça geçti. Resmen ordan beni öpmesini diledim. Neler oluyordu bana?
Arabaya bindiğimizde hala o anı düşünüyordum. Sanırım Miranın konuştuğunu duymamışım. Bir anda yüzü yüzüme yaklaşınca gerildim. Çok güzel kokuyordu. ‘Kemeri takman gerek’ dedi. Eliyle kemeri tutup taktı. Ben gene nefes alamayı unuttum. Bu adam neler yapıyor bana?
Eve döndüğümüzde hızla odamıza çıktım. Yüzüm hala alev alev yanıyordu. Miran sırıtarak içeri girdi. Belli ki o çok mutluydu.
‘Kime gülüyorsun sen’ dedim hırsla. ‘Sana’dedi. ‘Sebep’ diye sordum. Bir adımla odayı geçti ve burun burunaydık. ‘Bana karşı kayıtsız olmaya çalıyorsun ama bedenin seni ele veriyor’ dedi
Ağzım açık kaldı ‘sen.. sen ne dediğini bilmiyorsun’ dedim. ‘Öyle mi? Denemek ister misin?’ dedi. Neyden bahsettiğini hiç bilmiyordum. Hafifçe kafamı salladım.
Bir anda dudakları dudaklarımı buldu. Kafamdan tutup öpücüğü derinleştirmeye başladı. Dudakları adete dans ediyordu. Diliyle dudaklarımı yaladı. Dudaklarımı açtığımda diliyle içeri girdi. Hafifçe inlediğimi fark ettiğimde çok geçti. Geri çekildi. Gözleri şehvetle yanıyor, dudaklarıma bakmaya devam ediyordu.
Yüzümle birlikte geriye kalan tüm vücudumda kızarmıştı. Bir anda kapı çalınınca kalbiml yerimden söken adamla uzaklaştık.
Bu konuda sonra düşünecektim.
Miran gidip kapıyı açtı. Ezmira kapıdaydı. ‘Yengemle kahve saatimiz geldi’ dedi.
Ben ‘ hemen geliyorum’ dedim. Kapıdan çıktım.
Ezmira ‘ istersen sende gel abi bugün kahveleri yengem yapacak herkese’ dedi.
Normalde en fazla üç kişi olurduk kahve içerken ama aşağı indiğimde tüm evin avluda olduğunu gördüm.
Ezmira ile mutfağa girdik. Yardımcılar etraftaydı. Kahveleri yaparken neden herkesin burada olduğunu sordum. Ezmira’ Babam ve annem senin elinden kahve içmek istediler. Abimlerde tanışma faslında sana iyi davranmadıkları için Miran abimden azar yedikleri için oradalar’ dedi.
Miranın sırf benim için bunu yapması yüzümü güldürmüştü. Ben bilmeden benim için daha neler yapıyordu acaba.
Herkese kahveleri götürdüm. Kardeşleri ‘teşekkürler yenge’ dediler. Biraz oturup onlarla da muhabbet ettik.
Mirza bana bir ara sessizce ailemi sordu. Özellikle Evini sorması birazcık dikkatimi çekmişti. Mirza biraz sessiz sakin biriydi.
Mirbey, diğer kardeşlerine göre farklıydı. Annesine benziyordu. Biraz kibirli ve gururluydu. Benimle bir iki çift muhabbet edip sonra sustu. Pek konuşkan biri değildi.
Anlamıştım ki kardeşler arasında ateş olan Miran’dı. Öfkeli, hırslı, tutkuluydu. Mirza daha sakindi şu gibiydi. Sessiz, dikkatli, anlayışlı ama o da en az bir deli şelale gibiydi. Mirbey ise fırtınalı bir hava gibiydi. İçinde ne bulacağını asla bilemediğin.
Ezmira ise tek kız olduğu için prenses gibi büyümüştü ama eminim o da yeri geldiğinde en az abileri gibi deli olacaktır.
Miran’ın ailesiyle bu şekilde vakit geçirmekten gerçekten hoşlanmıştım.
Babası da ‘ellerine sağlık kızım’ demişti. Halimi hatırımı sormuştu. Ahmet bey, tüm işleri oğullarına bırakmıştı. Sağlığı artık el vermiyordu. Günlerini karısıyla birlikte huzur içinde geçirmek istiyordu.
Babaannesi hanımağa son zamanlarda hasta olmasına rağmen o da kahve içmek için avludaydı. Bize eskiden yaşadığı olaylardan kesitler anlattı.
Herkesle bu sayede daha iyi anlaşmıştım. Burayı sevmeye başlıyordum. Belki birisi sayesinde sevgim gittikçe büyürdü.