Lyra, Darian’ın zihninden çıkarken soluğu kesildi. Sanki biri göğsünün ortasına görünmez bir ağırlık yerleştirmişti. Bir anlığına ayakta durup duramayacağından emin olamadı; dünya birkaç saniye boyunca yamuldu, zemin ayağının altından kaydı. Parmak uçları soğudu, kalbi kulaklarında atıyordu. Odanın havası bir anda ağırlaşmıştı. Sanki duvarlar daralmış, tavan biraz daha alçalmıştı. Gördükleri yalnızca anılar değildi; zamanla silinmiş hayaletler ya da çarpıtılmış hatıralar hiç değildi. Onlar gerçekti. Bastırılmış, saklanmış, üstü örtülmüş ama asla yok olmamış bir gerçek. Darian’ın zihni, Lyra’nın tahmin ettiğinden çok daha karanlık ve karmaşıktı. Orada yalnızca suç yoktu; umutsuzluk, saplantı ve kayıp iç içe geçmişti. Birbirine dolanmış düğümler gibi… Hangisinin nerede başladığı, hangisin

