Lyra gözlerini açmadan önce bir şeylerin yanlış olduğunu hissetti. Sessizlik fazla yoğundu. Zihni hâlâ rüyanın içinde sıkışıp kalmıştı; gerçek ile anı arasındaki çizgi silinmişti. Göğsünün ortasında görünmez bir ağırlık vardı, sanki biri kalbini iki eliyle kavrayıp sıkıyordu. Nefes almak istiyor ama başaramıyordu. Ciğerleri dolmuyor, boğazı daralıyordu. Bu bir kâbus değildi—bundan emindi. Kâbuslar bu kadar net olmazdı. Göz kapaklarının ardında hâlâ mavi ışıklar çarpışıyor, çığlıklar yankılanıyordu. Elara’nın yüzü… kan… soğuk taş zemin… Ve Darian. Her şeyin merkezinde duran o karanlık siluet. Lyra gözlerini aniden açtı. Göğsü hızla inip kalkıyordu. Kalbi sanki kaburgalarını kıracakmış gibi çarpıyor, rüyanın görüntüleri—çığlıklar, çarpışan ışıklar, Elara’nın ölümü—hala kulaklarında ya

