Bölüm13

1357 Words
Bunun için uğraşacak olmam intikamımı alacağım anlamına gelmiyordu.Sadece deneyecektim,ben mucize yaratabilecek bir büyücü ,ya da efsanelerde duyduğumuz o hünerli ve sihirli savaşçılardan değildim.Gözümü karartmıştım ama sadece aileme olan borcumu ödeyebilmek içindi.Başaramayacağım gerçeği beynimde bir köşede duruyordu. *** Günler ağır alıştırmalar yaparak geçiyordu.At üzerinde ve silah kullanımında çok iyi olduğumu zaten biliyordum.Ama karşılıklı mücadelede zorlanıyordum.Karşıma güçlü ve yapılı bir savaşçı çıktığında yenmek benim için dikenli bir yol gibi oluyordu.Onlarda yüzümü dağıtmaktan hoşnutmuş gibi görünüyorlardı.At üzerinde yendiğim bir çok savaşçı beni yumruk yumruğa dövüşürken yere sermişti.Üzerimde bulunan kalın giysilerinde bana çıkardığı zorluk hafife alınacak gibi değildi.Herkes gibi rahat giysilerle çalışamıyordum.Onların ısrarını ise ters bir şekilde geri püskürtüyordum. Bizim gibi çalışan bir grup daha vardı,sayıları daha az ve yaşları bizden daha küçüktü,aslında ben bunları Hektor’dan öğreniyordum,onları hiç görmemiştim,ağır çalışmalar yaptıklarını söyleyip duruyordu. ’Kız yüzlü’bunu bir kaç kişiden fısıldaşmaya çalışırlarken duymuş ve öfkeden çılgına dönmüştüm.Yüzüme aldığım sert darbeler biraz olsun yüzümün değişmesine yardımcı olmuştu.Böyle bir duruma sevinecek tek insan bendim sanırım. Her öfkelenen insanın yapacağı gibi onlara saldırıyordum.Komutan her adımımı izliyordu,gözleri sürekli benim üzerimdeydi.Bana güvenmediğini düşünmeye başlamıştım.Kendimi gösterebilmek için yırtınıyordum ve akşamları yatağa seriliyordum.Uyumak benim için kolay değildi hala korkunç kabuslarım beni rahatsız ediyorlardı. Ve başka bir rahatsızlığımda şimdi olduğu gibi bu altı savaşçının yaptığı iğrenç erkek muhabbetleriydi.Komutan bu kale yavrusunda kalıyordu ama bizden ayrı bir bölümdeydi.Onun kendine ait bir odası vardı.Benimde kendime ait bir odamın olmasını öyle çok isterdim ki ,isterdim çünkü banyo yapma ihtiyacıyla yanıp tutuşuyordum.Bu savaşçılar banyolarını ayrı bir bölümde yapıyorlardı ama ben nerede olduğunu bilemiyordum ve gidip kontrol edecek zamanım olmamıştı.Herhangi birine bunu sormak istemiyordum.Belki bir nehre gidip yıkanabilirdim.Kaşıntıdan ölüyordum. ‘’Maria yine bana yüz vermedi.Bugün köye gittim,sadece onu bir kere görebileyim diye.’’yüzünü buruşturdu İon.Eğer bunu başka bir anda duysaydım onun kıza aşık olduğunu düşünürdüm ama burada kadınlara aşık olmaktan çok bedenleriyle ilgileniyorlardı.Başım ,birleşmiş ellerimin üzerinde onları izliyordum.Aslında daha çok nasıl hareket ettiklerine bakıyordum.Belki birşeyler öğrenebilirdim ama bunları kullanmaya niyetli değildim.Erkekler bazen iğrenç yaratıklar olabiliyorlardı. ‘’Görmeliydiniz!Başımı sağa sola çevirmekten beynim sulandı.Ama o herşeye değer.’’Gözlerini kapadı ve benim midem ağzıma geldi bir anda.Bunları duymak midemi bulandırıyordu.Bizim kabilemizde kızlarla erkekler arasında da ilişkiler olurdu ama her zaman aşkla bakarlardı birbirlerine. ‘’Şansını zorlama ,onun da gözü komutanda.’’ ‘’Biz de onun kadar iyiyiz ,neden göremiyorlar’’ ‘’Sen aynaya ne zamandır bakmıyorsun Jasius?’’ ‘’Hadi be sende!’’ ‘’Sen onu boşver..Bianka..O benim başımı döndürüyor.Köyün en güzel kızı.’’dedi Keys kıkırdayarak.Onunda aşktan bahsetmediğine emindim. Onları her zamanki gibi duymazdan gelerek gözlerimi kapadım ve yapmam gerekenleri düşündüm.Komutana daha yakın olmalıydım.Bana olan güvensizliğini ortadan kaldırmalıydım.Ama hala anlayamadığım bir şey vardı.Bana neden siyah ip vermişti.Sadece kendisinde olduğuna göre bu iplerden, bunun iyi bir anlamı olması gerekiyordu.Bunu sormak istediysemde yapamadım.Hevesli görünmemeye çalışıyordum. Üç haftadır bu orduda bulunuyordum ve kral ile kızını sadece bir kere görebilmiştim.Ekinler toprağın üzerinde belirene kadar köylünün bir aylık erzağını krallık karşılayacaktı,kavurucu güneş ürünlere zarar vermişti.Kralı sadece o gün,bir grup temsilci köylünün dertlerini dinlemek için kalenin bahçesine çıktığında görmüştüm ve tabii kızını da aynı günde görmüştüm.Aslında kızı bahçede her zaman bulunuyormuş ama biz savaş hazırlığında olduğumuz için ortalıkta dolanamıyorduk. ‘’Hey..Leonard?’’gözlerimi açtım ve Hektor’a baktım.’’Nihayet duyabildin.Yoksa sende mi birini düşünüyorsun.’’ Ona gözlerimi devirdim ve tekrar gözlerimi kapadım. ‘’Senin bir aşkın yok mu Leo?’’diye sordu İon.Benimle dalga geçtiklerini biliyordum.Utangaç biri olduğumu düşünüyorlardı.Giyinmek benim en büyük problemimdi,giyinmek için başka bir bölüme geçmek ya da tuvalete gitmek zorunda kalıyordum .Tabii ki bu hareketim onların dikkatini çekiyor ve tuhaf karşılanıyordu. ‘’Hayır.’’dedim kısaca. ‘’Hımm.’’dedi alayla ve boğazını temizledi.’’Hİç mi olmadı?’’ Bu tavırları beni deli ediyordu.Aslında hepsi iyi gençlerdi,iyi savaşçılardı belki erkek olsam bende onlar gibi düşünebilir ve onlarla daha iyi anlaşabilirdim ama onların bazı iğrenç düşüncelerini ‘açık’bir şekilde söylemeleri benim sinirlerimi zıplatıyordu.Aralarında diğerlerine göre soğuk davrandığım tek kişi Junon’du, onu nedenini bilmediğim bir şekilde hiç sevmiyordum. Ve Hektor,o gerçekten ince düşünceli ,eğlenceli ve muzip bir gençti.Kadınlara diğerlerinden daha çok değer veriyordu. ‘’Hİç!’’dedim bende .’’Eğer sizin gibi aşık olacaksam hiç olmamalıyım.’’Onlara sırtımı döndüm yine.Artık onları dinlemek istemediğimi anlamış olmalılardı. ‘’Hey!Rahat bırakın Leonard’ı.’’dedi Hektor.Sesinde alay yoktu.O an gülümsedim.Benim ona karşı beslediğim iyi duyguların karşılıklı olduğunu anlamak güzel bir histi. Ertesi gün,bitkin bir halde ayaklarımı yerde sürüyerek yatak bölümüne ilerliyordum,bir anda İon ve Jasius koluma girdiler ve beni oyuncak bir bebek gibi havaya kaldırdılar.Ayaklarım yerden yükselmişti ve çırpınıp duruyordu. ‘’Hey!Bırakın beni!’’diye bağırdım.Kıkırdayıp duruyorlardı.Ve isteğimi de hiçe sayıyorlardı.Onları dövmeye çalışabilirdim ama bu sadece bana zarar verirdi. ‘’Nereye götürüyorsunuz beni?’’diye bağırdım tekrar. ‘’Korkma.’’dedi İon kahkaha atarak.’’Yapman gereken birşeyi yapmadığın için biz yaptırmaya karar verdik.’’Korkmak mı? Hala onların kolları arasında ilerliyordum.Yatak bölümünü geçip uzun ,geçit gibi bir yere geçtik.Taştan duvarlarda şamdanlar asılıydı,karanlığı cılız bir ışıkla aydınlatıyordu mumlar. ‘’Neymiş o?’’diye bağırdım sinirle.Öfkem beynimde bir bulut gibi büyüyüp duruyordu.Sinirden ağlamamak için kendimi zor tutuyordum.Ama aklıllarında kötü birşey olmadığını da sezebiliyordum. ‘’Şimdi göreceksin’’dedi Jasius.Ve sonra bir kapı belirdi uzun geçidi geçtiğimizde.Kapının altından buhar sızıyordu.Bunun için kahin olmaya gerek yoktu.Lanet olsun! Kapıyı açtılar ve işte karşımda banyo.Gözlerim yerinden fırlayacakmış gibi açılmıştı,ıslanmaktan kaçan bir kedi gibi çırpınmaya başlamıştım ama beni dinlemiyorlardı. ‘’Bırakın istemiyorum’’bağırışlarım fayda etmiyordu.Öfkeden dişlerim dudağımı kemiriyordu.Korktuğum şey banyo değildi,korktuğum şey benim orada banyo yapmamdı -ki bu imkansızdı-ve korktuğum şey karşımda gördüklerim ve yüzümün istemeden kızarmasına ,gözlerimin kaçarcasına yere sabitlenmesine neden olan bu çıplak erkek görüntüleriydi.Lanet olsun.Iyk! Beni yere indirdiler ama kaçmamam için yolumu kestiler.Kendimi nasıl daha fazla ifşa edebilirdim ki?Böyle bir durumda onlara teşekkür etmem gerekiyordu ve sıcak suyun içine atlayıp kendimi bir güzel ovalamam gerekiyordu.Sıkıntıyla bir iç çektim . ‘’Beni rahat bırakın.’’dedim dişlerimin arasından.Arkamdan kıkırdama sesleri geliyordu.Benim derdimi anlayabilmeleri imkansızdı.Onlara göre ben utangaç ,tuhaf huyları olan bir erkektim.İon’un gözlerinin içine baktım.Başka bir yere bakmam imkansızdı. ‘’Lütfen.Ben… kendimi iyi hissetmiyorum.’’dedim sızlanırcasına.Belki bu işe yarayabilirdi. ‘’Leonard.İyi bir savaşçısın,iyi bir arkadaş da olabilirsin ama gerçekten artık iyi kokmuyorsun!’’yüzünü buruşturdu.Lanet olsun!Bİnlerce kere lanet olsun! ‘’Yarın yapacağım.’’dedim gülümsemeye çalışarak. ‘’Hayır.Şimdi.’’dedi Jasius kıkırdama eşliğinde beni omzumdan ittirerek.Ellerini sinirle ittirdim ve gözlerimi ona öfkeyle diktim. ‘’İstemiyorum.’’dedim bağırarak.’’Size ne zaman banyo yapıp yapmayacağımı soracak değilim.Şimdi rahat bırakın beni’’ Hala gülümsüyorlardı.Onlara karşı bu sert tavrımı,kırıcı ses tonumu görmezden geliyorlardı ve hala tam önümde duruyorlardı.Keşke silahlarımı bırakmak için erken davranmasaydım. Beynim birşeyler bulmak için kıyılarda,köşelerde dolanıyordu ama bir sonuç çıkaramıyordu.Beni bırakacak gibi görünmüyorlardı.Peki ben şimdi ne yapacaktım? ‘’İyi hissetmiyorum.’’dedim panik içinde.’’Gerçekten.Beni anlayın.’’sesim iyice telaşlı çıkmıştı.Eğer karşıma bir ordu asker dikip bunlarla savaşacaksın demiş olsalardı bu kadar korkmazdım.Buna emindim. ‘’Bİr banyo sana da ,bize de iyi gelecek.Emin ol!’’dedi Jasius göz kırparak. ‘’Hadi Leo..Kız gibi naz yapma!’’Evanos’a dönüp ,öfkeli gözlerimi üzerine salmak isterdim ama bunu yapamazdım.Kendisi şu an banyo yapıyordu.Bunu düşününce istemeden yüzümü buruşturdum. ‘’Bana Leo deme!Adım Leonard!’’ Tek çarem kalmıştı.İon beni ittirmek için elini uzattığında elini ittim ve yüzüne bir yumruk geçirdim.Onlar şaşkınlıkla bir iki adım gerilerken gardımı aldım ve beklemeye başladım. ‘’Hey’’dedi sinirle.’’Böyle davranmana gerek yoktu.’’Çenesini ovuşturuyordu.Aynı anda kapı açıldı ve içeri başka bir savaşçı girdi. ‘’Leonard,komutan Alec seni görmek istiyor.’’ Derin bir nefes verdim ve hazine bulmuşçasına gülümsedim.Daha ne isteyebilirdim ki Tanrıdan?Komutan Alec’e sıkıca sarılmak geldi birden içimden. ‘’Tam da banyo yapmaya karar vermiştim.’’dedim oradan hızla ayrılırken.Sesimdeki alayı anlamayan aptal olmalıydı. ‘’Görüşeceğiz Leo.’’diye bağırdı ardımdan İon.Sonra kendi şakalaşmalarına geri döndüklerini belli eden kahkahalar uzun geçidi sardı. Banyo korkusundan kurtulduğum anda beynim başka bir tehlikenin çanlarını çalmaya başladı.Kaşlarımı çattım. ‘’Neden ?Bİliyor musun?’’diye sordum savaşçının arkasından ilerlerken. ‘’Hayır.’’dedi kısaca.Hımm..Anlaşılan çok konuşkan biri.Komutanın odasına girene kadar üzerime çeki düzen vermeye çalıştım.Bİraz heyecanlanmıştım sanırım,burada olduğum üç hafta boyunca komutanın bu altı kişi dışında kimseyle tek kelimeden fazla konuştuğunu görmemiştim -ki onlarla da çok konuştuğu söylenemezdi-bunun için istesemde bu heyecanıma engel olamıyordum.Beni fark etmesi gerekiyordu! ‘’Gİrebilirsin.’’dedi savaşçı yeşil gözlerini bir anda bana çevirerek.Başımı salladım ve kapıyı tıkladım. ‘’Gel.’’dedi.Açıkçası ondan biraz korkuyordum.Aslında tam anlamıyla korkmak değildi ama sesinde beni etkileyen birşey vardı.İçimi ürpertiyordu ve ben, buna engel olamıyordum.Onu gördüğüm anlarda da bazen aklım bir an için beni terk ediyordu.Belki de onu etkilemeye çalışmak zorunda olduğum gerçeğine kendimi fazla kaptırdığım içindi bu. Derin bir nefes alıp içeriye girdim.Odasında bir masa vardı ,arkasında ve önünde birer sandalye vardı.Masanın yamacına yaslanmış,kollarını göğsünde kavuşturmuş ve karanlığa dönmüştü yüzünü.Odasına hızlı bir göz gezdirdim.Büyük bir yatak vardı,bir dolap ve giriş kapısının dışında başka bir kapı daha vardı.Odası oldukça sadeydi.Büyük camlar ve onları kaplayan büyük perdeler asılıydı tavandan yere kadar sarkan,rengi siyahtı. ‘’Beni istemişsin..iz’’dedim .Ve sonra dilimi ısırdım.Bir anda bana döndü ve ben irkildim.Yine ve istemeden.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD