Bana gözlerini kısarak bakmaya başlayan adamla gülerek alaylı bir sesle " Buruş buruş olacaksın yaşlanınca . Yapma öyle kuzum . " dediğimde herkes gülmüştü .
Kafasını iki yana sallayarak kabullenmişlikle " Doğruluk . " dediğinde gülümsedim .
Diğerlerine bir bakış atıp ben de ona dönerek " Kolay bir soruyla başlayalım o zaman . Kendini tanıt bize . İşin ne ? Yatkınlığın ne ? Yaşın kaç ? " dedim .
Kafasıyla hafifçe onaylayıp " Adım Brogan . Brogan Black . 31 yaşındayım . Yatkınlığım ay ışığı . Kralın savaşçısıyım aynı zamanda kendisi benim savaşçı akademisinden de arkadaşım olur . " dediğinde ağzım açık kaldı . Diğerlerine bakmasam da onların da şok olduğunu anlayabiliyordum . Ama burada Brogan dan gözlerimi çekemiyordum . Brogan ın önemli biri olacağını tahmin etmiştim ama kralın savaşçısı olacağını hiç tahmin etmemiştim . Aklımın ucundan bile geçmemişti .
Kendime gelmemi sağlayan Brogan ın mavi gözlü çocuğu gösterip " O zaman bende sana soruyorum . Söyle bakalım doğruluk mu cesaret mi ? " diye sordu .
Mavi gözlü çocuğun " Doğruluk . " demesiyle Brogan beni göstererek " Aynı soru senin içinde geçerli o zaman . Kendini tanıt benim gibi . " dedi .
Mavi gözlü çocuk " Ben Axel Wright . 10 yaşındayım . İkizimle yatkınlıklarımızı bilmiyoruz . " dediğinde tek kaşımı kaldırdım .
Sorar bir sesle " İkizim ? Senin ikizin mi var ? İkizin kim ? Ben niye bilmiyorum ? Daha doğrusu biz niye bilmiyoruz ? " diye sordum .
Bu sorumu soruş tarzıma ve şaşkınlığıma Astrid gülüp elini kaldırarak " Ben . İkizi benim . " dedi . Gözlerim irileşirken bir ona bir ona bakmaya başladım . Axel , Astrid e kolunu attığında tanıştıklarını ya da birbirlerini tanıdıklarını anlamıştım ama ikiz çıkabileceklerini hiç düşünmemiştim. Aklımın ucundan bile geçmemişti .
Axel beni kurtaran kızıl gözlü çocuğa dönüp " Sen . Doğruluk mu cesaret mi ? " diye sordu .
Be kurtaran kızıl gözlü çocuk " Doğruluk . " dedikten sonra bilmiş bir tavırla " Dur . Tahmin edeyim . Kendimi tanıtmamı isteyeceksin dimi . " dediğinde Axel kıkırdadı .
Axel kafasını sallayarak " Herkesin ilk sorusu bu olacak muhtemelen . Hiç kimsenin adını bilmiyorduk demine kadar . " dedi .
Sanki mükemmel bir şey yapmışım gibi yerimde dikleşip " Ben Astrid i biliyordum . Astrid bana söylemişti ismini . " dediğimde Brogan ellerini çırparak " Aferin sana . Zeka küpü " diyip güldüğünde göz devirdim .
Yüzümü buruşturarak " Çok mu komik ? Öyleyim . Ne var bunda ? " dediğimde Brogan cevap vermek için ağzını açtı .
Ama beni kurtaran kızıl gözlü çocuk Brogan ın sözünü keserek boğazını temizledi . " Araya girip kaynatmayın . Ayıp ayıp . Ben seni dinledim Brogan efendi . " dediğinde güldüm . Gülmemle beni kurtaran kızıl gözlü çocuğun bana dönmesi aynanda olmuştu . Bu hamleme kaşlarını çatmıştı . Bu hareketiyle kafamı yana çevirip etrafı incelerken Brogan la benim ne kadar benzediğimizi fark ettim . Beyaz saç , beyaz ten ve gri gözleri ile resmen kopyamdı . Daha doğrusu ben onun kopyasıydım . Brogan ın da üstünü süzdüğüm de bize aldığı takımların beyazını gördüm . Axel de de aynı takımların mavisi vardı .
Beni kurtaran kızıl gözlü çocuğun konuşmasıyla ona baktım . " Ben Michael Thought . 13 yaşındayım . Ben de yatkınlığımı bilmiyorum . " dediğinde onu inceledim . Bizim takımın yeşili vardı üstünde .
Michael benim dışımda konuşmayan tek kişiye yani yeşil gözlü çocuğa dönüp " Aynı soru . " dedi .
Yeşil gözlü çocuk da gülerek " Belki ben cesaret diyeceğim . Nereden biliyorsun doğruluk diyeceğimi . " dediğinde gülümsedim . Mantıklı yanıttı .
Michael oflayarak " Doğruluk mu cesaret mi ? Söyle o zaman . " diye sordu .
Yeşil gözlü çocuk zafer sırıtmasıyla " Doğruluk " dedi . Bu haline Michael hariç herkes kahkaha atarken Michael sadece kaşlarını çatıp somurtmuştu . Yeşil gözlü çocuğu incelerken üstündeki kahverengi takımla kaşlarımı çattım . Bu adam hepimize aynı takımın farklı renklerini mi almıştı ? Niye almıştı ? Bu soruları sormayı aklıma not ederek Michaela döndüm
Yeşil gözlü çocuğun bu şakasına göz devirip " Beni miye uğraştırıyorsun lan . Neyse kendini tanıt . " dedi . Bu tepkisi komikti . Hepimiz sırıtmıştık. Cevap için yeşil gözlü çocuğa döndüm .
Gülerek Michael a bakıp Ben Ellery Dainty . 11 yaşındayım . Ailemin dediğine göre güneş ışığı yatkınlığım var . " dediğinde Astrid e döndü . " Seni biliyoruz . İkizin sağ olsun her şeyi söyledi . Ama bari birine soru sorma hakkın olsun . " dediğinde Astrid kafasını sallayarak onaylamıştı . Astrid in bana soracağını tahmin ederek kafamı çevirip sanki buradan değilmişim gibi yabancıymışım gibi etrafı incelemeye başladım . Yalnız bu kahverengi şömine ne kadar güzelmiş . Brogan ın zevkine hayran kaldım doğrusu . Şu ana kadar beni alam en gösterişsiz , en sade ve en güzel ev burası .
Tabi etrafı incelemem Astrid in bana baktını hissetmemle kesildi . Hemen sonra da Astrid in " Sende kendini kız . Sen benim adımı biliyorsun ama ben bilmiyorum . " dedi .
İlk başta Astrid e bir bakış atıp sonra Brogan a döndüm . Kolumla onu dürtüp " Sana söylüyor . " demem ile herkes gülmeye başlamıştı . Üfleyerek " Ben Anabel Back ama biriniz bile bana öyle hitap etmeyin . Yoksa kötü olur . Konuşmam sizinle . " dedikten son meraklı bakışlara bakıp " Sevmiyorum ne ismimi ne de soyadımı . " dedim . Sonra yaşımı söylemeyi unuttuğumu hatırlayarak " Bu arada dün 10 yaşıma girdim . " diye söyledim . Bakışları üstümden atmak için de sonra Brogan a dönüp " Kaçıncı seviyesin ? " diye sordum
Bana bakarak " 7. kademeyim . Yakında 8 e geçeceğim . " demesiyle Ellery kaşlarını çattı . Anlamaya çalışıyor gibi bakıyordu . Galiba kademeleri bilmiyordu .
Ona dönüp " Seviyelerin 100 e kadar olduğunu biliyorsun değil mi ? " diye sorduğumda bildiğine dair kafasını aşağı yukarı sallayarak onayladı . Bu hamlesiyle " Kademeler ise çoğunlukla eşyalarda kullanılır . Şimdi bir kılıcın kaçıncı seviye olduğunu söylemek tuhaf kalacağı için onun yerine kademesi söylenir . 0. ve 10. seviye arası 1. kademe diye geçer . Aynı şekilde 11. ve 20. seviye arası 2. kademe , 21 ve 30. seviye arası 3. kademe , 31 ve 40. seviye arası 4. kademe , 41. ve 50. seviye arası 5. kademe , 51. ve 60. seviye arası 6. kademe , 61. ve 70. kademe arası 7. kademe , 71 ve 80. seviye arası 8. kademe , 81 ve 90. seviye arası 9. kademe ve son olarak 91. ve 100. seviye arası 10. kademe sayılıyor " diyip derin bir nefes aldım . Biraz salağa anlatır gibi anlatmıştım . Baştan 2 veya 3 tanesini anlatsam da anlardı ama niye salağa anlatır gibi yapıp sinir etmim . Ama ağzım yorulmuştu . Ne kadar çok konuşmuşum ya .
Axel de benim gibi düşünüyor olacak ki bana bakarak " Bence ilk üç kademeye söyleseydin de anlayabilirdi . Ne de olsa mala anlatmıyorsun . " dediğinde Ellery iye göz kırpıp sırıtıp " Mala anlatmadığımı nereden biliyorsun ? " diye sordum .
Bu sözümün üstüne Ellery saçıma elini atması ile çekti . Bu hareketini beklemediğim için kafam ona doğru gitmişti . Saç diplerimin acısıyla kendimi kurtarmak için " Ya şaka yaptım . Bilmemen çok normal bir şey . " dedim hızlıca . Ellery in ellerinin saçımı bırakması ile saç kökümü okşadım . Acıtmıştı hayvan . Kendimi kurtarmak için söylemiştim di mi ? Kendimi kurtarmak için söylediğimi düşünüyordum aslında ama şimdi böyle iki saniyeden fazla düşününce kendimi kandırdığımı fark ettim . Kendimi kurtarmak umrumda değildi . Üzülsün istememiştim . Ben bunun on katı kuvveti ile saçımın çekildiğini bile hatırlıyordum ama yinede asiliğimi bırakıp kendimi kurtarmak için bir şey yapmamıştım . Sadece gülüp daha fazla sinir etmiştim .
Brogan da bize karşı daha açık olmak için " 67. seviyeyim " dedikten sonra herkese hitaben " Sizinle seviyenizi öğrenmek için ve yatkınlıklarınızı öğrenmek için ruh yatkınlığı olan bir arkadaşıma götüreceğim . " dedi . Bir şey hatırlamış olacak ki " Bu arada . " diyip bana döndü . İsmimle hitap etmiyorlardı . Ve bu bir sorun oluşturuyordu . Biraz tuhaf oluyordu ama başka ne yapabilecegimi bilmiyordum . Brogan ın sesiyle ne zaman eğdiğimi bilmediğim başımı kaldırıp ona baktım . " Sen biliyor musun yatkınlığının ne olduğunu ? " dediğinde kafamı onaylar bir şekilde salladım .
Bakışlarımı tekrardan ellerime indirip " Ruh " dediğimde diğerleri daha fazla bu konuda konuşmka istemeyeceğimi anlamış olacaklar ki sustular . Bende aklıma gelen üstümüzde olan takım kıyafetleriyle Brogan a bakıp " Bu giydiğimiz takımların niye herkesten farklı bir rengi var ? " diye sordum .
Brogan bana bakıp gülümseyerek " Siz bir takımsınız ve hepinizin kendi rengi var . Bir durumda yaralan kişinin im olduğunu ya da yardıma ihtiyacı olan kişinin kim olduğunu ya da kimden yardım isteyeceğinizi daha hızlı anlayacaksınız . " dediğinde kafamı salladım . Ben hiç kimseden yardım istemezdim . Onların da beni arkamdan bıçaklamayacaklarını bilemezdim .
Axel bana dönerek " En büyük korkun ne ? " dediğinde gözlerimi kaçırdım . Bu hareketim hepsinin dikkatini çekmişti . Şu anda hepsi bana dikkat kesilmiş bakıyorlardı .
Derin bir nefes alıp " Yalnızlığımın bitmesi , çevremin çoğalması . " dediğimde hepsi kaşlarını çatmıştı .
Astrid bana bakarak meraklı bir ses tonuyla " Neden ? " diye sorduğunda hazır cevap bir şekilde sırıtarak " Tek bir soru hakkın vardı . Onu da cevapladım . " dediğimde yüzünü buruşturdu . Aslında oyundan sapalı baya oluyordu ama ben bunu çok umursamamıştım .
Brogan bana doğru dönerek " Doğruluk mu cesaret mi ? " diye sordu sinsi sırıtmasıyla . Sinsi sırıtması altında bir şeyin yattığını hissettiriyordu .
Onun bu sırıtışının büyüdüğünü gördüğümde yutkunup yalancı bir gülümseme ile " Cesaret Brogan cım " dediğimde Brogan güldü . Bana doğru eğilip " Tamam o zaman . Söyle bakalım . Neden ? " dediğini sırıtmam soldu .
Ağzımın içinde bir süre homurdandıktan sonra " Ama ben cesaret seçtim . Sen bana soru sormayacaksın . Bir şey yaptıracaksın " dediğimde gülümsedi .
Gülümsediğinde yanağında oluşan gamzeye gözüm takıldığında gülümsedim. Yakışıklı adamdı vesselam . Ben onu incelerken " En büyük cesaret gerçeği söylemektir. O yüzden şimdi söyle bakalım . Neden ? " diye sordu .
Bir süre gözlerimi kaçırdıktan sonra derin bir nefes verdim . Gözlerimi direkt gözlerine dikerek " Yalnızlığım biterse , çevremde sevdiğim değer verdiğim kişiler olursa sırtımdan bıçaklanırım . Güvenim boşa çıkar . Bu yüzden ben kendimden başka kimseye güvenmem . Ben kimseyi sevemem . Bağlanırsam veya seversem vicdanım devreye girer . Bencillik yapamam . Başkalarını düşünürüm ve o zaman da ölürüm . Ben bunların hiçbirisini yaşamak istemiyorum " dediğimde Brogan yutkundu . Michael ın yüzünde ise hem rahatlamış hem de üzgün bir yüz ifadesi vardı . Diğerleri de kötü gözüküyorlardı . Bir süre parmaklarımla uğraştıktan sonra kendimi topladım .
Brogan da bunu fark etmiş olacak ki ellerini çırparak dikkatleri üzerine topladı . Direk gözlerime bakıp " Biz bundan sonra bir aileyiz . Siz kardeşsiniz . Ben abiniz , babanız isterseniz dedeniz olucam . Hepimiz geçmişi anlatıp kapatıyoruz şu an . Önce ben başlayayım . " diyip bir süre nefes aldı ağır ağır . Kendini hazırlıyordu muhtemelen .
Kendini hazırlamış olacak ki kafasını kaldırıp " Benim güzel bir ailem vardı . Annem , babam , ablam ve ben . Annem ve babam savaşçılardı . Ben 8 , ablam 15 yaşındaydı . Annem ve babam krallığa yapılan bir saldırıda öldü . Belki duymuşsunuzdur . 24 yıl önce kralın erkek kardeşi tahta geçmek için abisini öldürmeyi denedi . " dediğinde ben kafamı belli belirsiz salladım . Duymuştum. O kadar çok sahip değiltirince haliyle bir şekilde öğrenmiştim . Diğerlerine baktığımda bilmediklerini gördüm . Sadece Axel ve Astrid de hafif bir şeyler biliyor gibi bir hâl vardı .
Brogan yeniden konuşmaya başladığında ona döndüm . " Annem babamda kralı korurken ölmüştü . Biz ablam Lissandra ile bir başımıza kalmıştık . En büyük hayali annemle babamın izinden gidip savaşçı akademisine girmek istiyordu . Ama ben kalınca beni tek bırakmamak için çalışmaya başladı . Nerede ne bulursa o işi yapıyordu. Benim için de elinden geleni yapıyordu . O günlerde 1 gün bile şikayet etmemiştim . Annemle babamı kaybetmiştim ama ablam yanımdaydı . Benim için hayallerinden vazgeçmişti . Şikayet etme hakkın yoktu bence . 5 yıl böyle devam ettik . Ablam işten yorgun argın gelir ama yinede benim savaşçı akademisini kazanmam için beni eğitiyordu her akşam . Sonra sabah yine işe gidiyordu . Bir gün yine beni çalıştırmak için ormana gittik . Çalışırken ablam duyduğu sesle beni durdurdu . Yavaş yavaş sesin geldiği yere ilerlerken aynanda benim gitmemi söylüyordu . Gitmedim ama yaklaşmadım da . Ama çıkan 5 kişilik haydut grubuyla ablama doğru koşmaya başlamıştım . Ama yetişemedim . Haydutlardan biri çoktan yıldırım büyüsüyle ablamı çarpıp öldürmüştü . O sinirle devamını hatırlamıyorum . Ama öğrendiğim şeylerden biri bizim orada ne yaşadığımızı biri görmüş . Sonrada askerleri ve polisleri çağırmış . Ben ablam yere düşünce onun kafasını dizime yatırmışım. Sonra öfkeyle ay ışığından yıldırımlar oluşturarak hepsini öldürmüşüm . Hepsinin göğsünde saplanmış ve donmaya başlamış yıldırımlar vardı . " dediğinde bir nefes aldı .
Sanki anlatması gereken zor olan yeri anlatmış gibi rahatlamıştı . " Sonra zaten daha 13 yaşımda olduğum için sizin gibi bir köle tüccarı aldı beni . 13 yaşındaydım ve neredeyse 1 yıl boyunca o köle tüccarının yanında kaldım . Sessizdim , hiç kimseyle konuşmuyor , denileni yapıyordum . Korkuyordum çünkü . Yaşayacaklarımdan korkuyordum . Dediklerini yapmazsan yapacaklarından korkuyordum . Sonra biri beni aldı . Bana aile olmak istediğini söyledi . Beni hayata bağladı . Bir amaç edinmemi sağladı . Ablamın hayalini ve ablamın isteğini yerine getirerek savaşçı akademisine girmem için eğittirdi . Bana kendi soyadını verip oğlu olarak da görülmemi istemişti . Ama ben annem ve babamın özellikle ablamın olduğu hiçbir şeyi yok etmediğim gibi soyadımdan da vazgeçmedim. Akademiyi kazandım . Ve benim için uğraşan lord u mutlu etmek için çok çalıştım . Akademide 1. Olarak mezun olmama sadece aylar varken öldü lord . Bütün mal varlığını bana bırakmıştı . Ama tek değildim . Kral Owen ile tanışmıştım . Tabi o zaman prensti ama beni asla yalnız bırakmadı . " dedikten sonra kafasını kaldırıp bana baktı .
Buruk bir gülümsemeyle bana bakıp " Eminim aklından niye sizi aldığım geçiyordur . Zeki kızsın . Kesin düşünmüşsündür . İleriki sorularında o da vardır . Ben sana söyleyeyim . Ablam Lissandra ya çok benziyorsun . " dediğinde yüz ifadem değişti . Fiziksel olarak mı benziyordum . Beni sırf o yüzden mi almıştı .
Ne düşündüğümü anlamış olacak ki gülüp " Evet fiziksel olarak benziyorsun ama karakter olarak ... " dedi kafasını iki yana sallayarak .
Yeniden gülüp " Karakter olarak onun kopyası gibisin . Sevdiklerin için kendin için dünyaya kafa tutabilecek gücün var . Asisin . Ablam gibi . Cesursun ablam gibi . Zekisin ablam gibi . Ama hayır seni o yüzden almadım . " dediğinde merakla ona baktım . O yüzden almadıysa niye almıştı .
Bana tebessüm ederek bakıp " Seni aldım çünkü hayat enerjin çok yüksekti . Yaşamak istediğin o kadar belliydiki . Yaşamak istiyordun ama özgürce yaşamak istiyordun . Bir köle olarak değil . Kendi istediğin gibi . Aklına estiği gibi . Benim yapamadığımı yaptın . Kendi hayatın için seni kısıtlayan herkese baş kaldırdın . Seni esarete sürükleyecek herkesi canından bıktırdın . Seni o yüzden aldım . İstediğin gibi bir yaşam sunabilmek için . " dedi . Beni bu yüzden almıştı . Nedeni de mantıklıydı . Taıdığım kadarıyla iyi bir insandı . Güçlüydü . Kendini güçlü görmüyordu ama bence çok güçlüydü . Peki diğerlerini niye almıştı ?
Brogan sonra diğerlerine döndü ." Sizi aldım çünkü gözlerinizdeki hırsı gördüm . Ben atlamasam hepiniz onun için öne atlayacaktınız . Zaten benden önce Michael atladı . Ama durmayıp bir daha atlayacaktınız . Hepinin gözündeki o siniri gördüm . Sizi de o yüzden aldım . " dediğinde hepimiz sessiz kaldık .
Ellery sıranın kendine geldiğini düşünerek " Benim ailem normal köylülermiş . Babam bana hep annem beni doğururken öldüğünü söylerdi . Ama hiç beni bunun sorumlusu olarak görmezdi . Bana hep hayatın ondan annemi aldığını ama beni verdiğini söylerdi . Bende babamı gururlandırmak için her gün öğlen evden çıkar ormana gidip savaşçı akademisi için çalışırdım . Tabi bizim orada benim yatkınlığımdan olan yoktu . Bu yüzden yatkınlığı kullanamıyorum ama bıçakla çalışırdım . Hızlanmaya uğraşırdım . 2 yıl önce yine aynı şekilde ormana gittim . Babam dönmeden eve döndüm . Ama birden kalbim ağrıdı . Babamı görmek istedim . Bu yüzden tarlaya gittim . Tarlanın ortasında öylece yatıyordu . Hiç beklemeden köyden birilerini çağırdım ama ölmüştü . Yani anlayacağınız benim öyle ilgi çekici bir hayatım yok . " dediğinde kolunu okşadım .
Michael ortaya atlayıp buruk bir tebessümle " Benim ailem beni küçükken bırakıp gitmişler . Babaannem hep onların iğrenç insanlar olduğunu söylerdi . Köydeki herkes onlardan nefret ettiği için benden de nefret ederlerdi . Kötü davranırlardı . " dediğinde bakışlarımı yüzüne çevirdim . Alışmış olmalıydı .
Ortadaki havayı biraz dağıtmak için gülerek " Yakayım mı köyü ? " dediğimde herkes gülmüştü .
Michael kafasını iki yana sallayarak " Bensiz gidip yakarsan en adi köpkesin . " dediğinde güldüm . Köpek yerine bilerek köpke dediği belliydi .
Gülümseyerek " Sensiz gidersem senin yerini mi almam lazım yani köpke " dediğimde sırttı .
Axel ortaya atlayarak " Hep birlikte gidicez . Birimizi bile almadan giderseniz bozuşuruz . " dediğinde Michael ile birlikte kafamızla onayladık .
Ellery Michael a gülümseyerek " Sen devam et . " dedi .
Michael bize bakıp gülümseyerek " Babaannem onların bana olan davranışları için çok üzülüyordu . Bu yüzden toparlandı beni başka bir köye götürecekti . Yeni bir hayata başlayacaktı . Ama gücü yetmedi . Zaten bir süredir hep bir yerlerinin ağrıdığını söylerdi . Ben ne kadar şifacıya gidelim desemde dinlemedi beni . O köyü terk edeceğimiz gün sabah babaannemin odasına gittiğimde uyuyordu . Çok huzurlu gözüküyordu . Uyanmasın istedim . Biraz daha uyusun istedim . Bir daha uyanmayacağını bilsem yine ister miydim ? Hiçbir fikrim yok . " dediğinde kafamı geriye attım . Hiçbirinin benim kolay bir hayatı olmamıştım .
Astrid sıranın onlara geldiğini düşünerek " Bizimde ailemiz köyde yaşayan normal insanlardı . Sık sık köye haydutlar gelir ve istediklerini alıp giderlerdi . Köy halkı karşı koymaya çalışırsalar öldürülürlerdi . Bu yüzden kimse karşı çıkmazdı . Bir gün yine geldiler . 9 yaşındaydık . " dediğinde söylemekte zorlandığını fark ettim .
Axel kız kardeşine destek olmak için elini tutup sıktı ve kendi anlatmaya devam etti . " Bir haydut Astrid i de almak istedi . Ailemde o zaman kopmuştu kıyamet . Babam ve annem onlara karşı çıkarken bize kaçmamız gerektiğini söylediler . Ben de Astrid i aldığım gibi koşmaya başladım . Köye dair son gördüğümüz şey ailemizin öldürülüşüydü . Yolda kaçarken bir köle tüccarına denk geldik . İlk başta bize güzel davrandı ama sonra ailemizin öldüğünü anlayınca bize el koydu . Sonra da zaten bir kaç tüccarla köle değişimi filan yaparken bir şekilde bizi Daniel pisliği aldı . " dediğinde yutkundum .
Astrid yüzünü kapatırken çok kısık bir şekilde " Benim yüzümden öldüler . Ben olmasaydım ya da beni vermeyi kabul etselerdi ölmeyeceklerdi . " dediğinde dişlerimi sıktım . Dinlediğim hikayeler gözlerimi yaşartmıştı . Hepsinin ailesi onları koruyup kolların benimkiler beni satmıştı . Bir mal gibi . Onlara ait bir mal .
Axel in " Senin yüzünden değildi Astrid . Haydutlar öldürdü onları . O kılıcı saplayan sen miydin ? " diye sorduğunda Astrid kafasını sağa sola salladı . Bir süre kendini salıp ağladıktan sonra kendini topladı .
Kendini toplamasıyla sıranın bana geldiğini anlamıştım . Hepsi en derin acılarını paylaşmıştı . Derin bir nefes alarak gülümsedim . Bu benim umursamadığımı gösteren maskemdi . " Aslında benimkinde sizinki gibi kan , vahşet , acı filan yok . " diyerek içlerinde merakı yatıştırmayı umuyordum ama beklediğimin tam tersi olmuştu . Daha da merak etmiştiler . " Şaşırmayacaksınız ama benimkilerde köylülerde . " diyip kıkırdadım .
Gülerek sanki kendimi değil de bir başkasını anlatıyormuş gibi devam ettim . " 3 abim 1 ablam 1 tane de erkek kardeşim vardı . Köylülerde olan geçim sıkıntısı bizde de var tabi . " dediğimde ellerimi yumruk yapıp sıktım . Onlar için ağlamayacaktım . Onlar için ağlamayı bırakmıştım .
" Bir gün evimize varlıklı olduğu belli olan biri geldi . Nedenini bilmiyordum . Ailemin dediği getir götür işlerini yapıyordum . Sonra yaparken kulak misafiri oldum ne konuştuklarına . " dediğimde Brogan sinirle gözlerini kapattı . Büyük ihtimalle aklında tahminleri vardı . Diğerleri ise merakla bekliyorlardı .
Kıkırdayarak " Meğersem köle tüccarıymış . Bizim köyden geçerken babamla karşılaşmışlar . Babamda para sıkıntısı yaşamamak için çocuklarından birini satmaya karar vermiş . " dediğimde gözlerim doldu .
Hiçbirinin yüzüne bakmadan ağlamamak için yüzümü tavana çevirdim . " Tabi ailem çiftçi . Onlara yardımı olacak birini vermek istememişler . Annem ve erkek kardeşim şifaya yatkınlardı . Küçük yaralanmalarda işe yarıyorlardı . Babam ve en küçük abim toprağa yatkındı . Toprağı besliyorlardı böylece . Ablam şuydu . Toprağa dengeli su dağılmasını sağlıyordu . En büyük abim ateşti . Bir durum olursa aileyi savunmada rol alıyordu . Ortanca abim ise yıldırımdı . O da aynı şekilde küçük bir saldırı olma ihtimalinde aileyi savunuyordu . Tek işe yaramayan bendim . " dediğimde tırnaklarımı avucuma batırdım . Ben buydum . İşe yaramazın teki .
Acıyla kıkırdayarak devam ettim . " Ruh yatkınlığım olunca tabi . Duygular , karşındakinin yatkınlığını bulma ya da seviyesini tahmin etme dışında işe yaramıyordum . Zaten 7 yaşındaydım . Kullanamıyordu yatkınlığımı . Beni satmışlardı . Beni o adam evden yaka paça götürürken sadece izlediler . Hiç bir şey yapmadılar . Çığlıklarımı ağlamalarımı duydukları halde müdahale etmediler . Hiçbiri umursamadı . Aldıkları parayla sadece mutlu olup sevindiler . Ama ucuza gitmişim . 20 gümüşten değerliymişim ben . " dediğimde elimden bir el hissettim . Kafamı eğdiğimde Brogan ın ağlayarak elimi açmaya çalıştığını gördüm . Elimi yavaşça açarken gördüğüm kanla kaldım . O kadar şıkmış mıydım ? Diğerlerine baktığımda hepsinin ağladığını gördüm . Kendi acılarını unutup benim açıma ağlıyorlardı .
Brogan ellerimi tutup " Yeniden doğmak ister misin ? " dediğinde anlamayarak ona baktım . Gülüp " Bir Black olarak yeniden doğmak ister misin ? " diye sordu . " Yeni bir soyadı yeni bir isim . Yeni biri . " dedi .
Diğerlerine de bakıp " Sizin içinde geçerli . Yeni bir ad ve soyad . İsteyin yeter . Artık hepiniz çocuğumsunuz . " dedikten sonra bana bakarak " İsterseniz torunumda olabilirsiniz . " dediğinde güldüm .
Axel , Astrid e bakıp onay aldıktan sonra " Çok sağ ol Brogan . Ama sen bizim abimiz ya da en yakın arkadaşımızın babası ol . Biz bizi kurtarmak için ölen insanların verdiği isimden ve soyadından vazgeçmek istemiyoruz . " dediğinde Brogan anlayışla onayladı .
Ellery eliyle ikisini gösterip " Aynı şekilde bende . " dedi . Brogan onu da onaylayıp Michael a baktı .
Michael gülerek " Normalde ben vazgeçerdim ama benim adımı da soyadımı da babaannem verdi . Bende o yüzden vazgeçmiyorum . " diyip kolunu Ellery nin omzuna attı .
Son olarak Brogan bana döndüğünde kıkırdayarak " Madem çok ısrar ettin . Ayaklarıma kapandın . Diğerleri de kabul etmedi . Bari ben edeyim . Salak sevindirmek iyidir . " dediğimde beni kendine çekip sarıldı .
Diğerlerinin de duyabileceği bir sesle " Zaten bana çok benziyorsun . Herkes benim kızım olduğunu düşünecek . " dediğinde geri çekildim .
Sorar bir sesle " Adım ne olacak ? " dediğimde gülümseyerek " İstediğin bir isim var mı ? " diye sordu .
Kafamı hayır anlamında sallayıp " Yok . Sen koy istiyorum . Bana istediğim gibi bir hayat veren kişi olarak . " dedikten sonra gözünün içine bakarak " Babam olarak " dedim .
Babam bir süre düşünüp " Melanie . Melanie Black . Seni anlatıyor . Karanlık demek . " dediğinde güldüm .
Hoşuma gitmişti . Hatta hoşuma gitmek az kalırdı . Aşık olmuştum . " Karanlığımda hepinizi saklayabilirim . Karanlığımda sizi koruyabilirim . " dediğimde hep birlikte gülümsedik .
Sonra aklıma gelenle yüzümü düşürüp somurtarak " Ama ruh kullanıcısı olarak nasıl koruyacağım ? " dediğimde Brogan güldü .
Kendinden emin bir sesle " Ruhu senin tarafına çekeceğiz . En iyi ruh kullanıcalarından olucaksın . Yatkınlıktan saldırı eksikliğini de. Kılıç , hançer ve okla kapatacağız . " dedi . Diğerlerine de bakıp " Biliyorsunuz ki Savaşçılar akademisi 15 yaşında olup 30 . Seviyeden üstün olan her çocuğu alıp 3 yıllık eğitimle savaşçı yapıyor . Hepinizi çalıştıracağım . O akademiye sırayla gireceksiniz . Önce Michael sonra Ellery en son da Astrid , Axel ve Melanie " dediğinde güldüm . Galiba bir süre adımla aşk yaşayacaktım .
Diğerlerine bakıp " Yarın ruh yatkınlığı olan arkadaşıma gidicez ve hepinizin yatkınlığı ve seviyesini anlayacağız . Size de kendi seviyenizi hissetmeyi öğreteceğim . " dediğinde hepimiz gülüyorduk .
Michael ın aklına bir şey gelmiş olacak ki bana dönüp " Savaşçı akademisine girdikten sonra senin şu köye bir ziyaret yapalım . Neyi kaybettiklerini görsünler . " dediğinde sırıttım .
Ellery " Biz bir aileyiz . Ve beni almadan giderseniz üzülürüm . " dedi .
Michael elini öne uzatarak " O köye gidicez ve hadlerini bildiriz . Ben varım . " dediğinde sırayla diğerleri de ellerini koyduğunda bende elimi koydum . Galiba hayatımdaki bütün şansı kullanmıştım .