EVET

2053 Words
Akşamın serinliği hâlâ hissediliyordu. Hakkâri’nin dağlarında yıldızlar gökyüzünü kaplamıştı. Baran Havin’i kucağında döndürdükten sonra yavaşça yere indirdi. Havin hâlâ gülüyordu. Yüzü kızarmıştı. Baran birkaç saniye ona baktı. Sanki gözlerini ondan alamıyordu. Sonra Havin’in elini nazikçe tuttu. Havin merakla baktı. Baran yavaşça Havin’in elini dudaklarına götürdü ve öptü. Havin bir anda utandı. “Baran…” Baran gözlerinin içine bakarak konuştu. “Sana bir söz veriyorum.” Havin sessizce dinliyordu. Baran ciddi bir sesle devam etti. “Seni çok mutlu edeceğim.” Bir an durdu. “Seni asla pişman etmeyeceğim.” Havin’in gözleri doldu ama bu sefer gözlerinde mutluluk vardı. Hafifçe gülümsedi. “Ben zaten mutluyum.” Baran bir adım daha yaklaştı. Havin kalbinin hızlandığını hissediyordu. Baran yavaşça eğildi ve Havin’in alnından öptü. Havin utangaç bir şekilde gözlerini kapattı. Sonra Baran tekrar onun elini tuttu. “Haydi eve gidelim.” Havin başını salladı. İkisi el ele yürümeye başladılar. Evde Kapıyı açıp içeri girdiler. Baran’ın annesi salonda oturuyordu. İkisini görünce başını kaldırdı. Havin ve Baran’ın çok mutlu olduğunu hemen fark etti. El eleydiler. Gülüyorlardı. Kadının yüzü bir anda değişti. İçinde tuhaf bir kıskançlık oluştu. “Demek oğlum artık sadece onunla mutlu…” Ama bir şey söylemedi. Sessizce onları izledi. Havin saygıyla başını eğdi. “İyi geceler.” Kadın kısa bir cevap verdi. “İyi geceler.” Gece Baran ve Havin odalarına gittiler. Oda sessizdi. Havin biraz utangaçtı. Baran gülümsedi. “Niye bu kadar utanıyorsun?” Havin hafifçe güldü. “Bilmiyorum.” Baran yatağa oturdu. Havin de yanına oturdu. Bir süre sessizlik oldu. Sonra Baran kolunu uzattı. Havin’i yavaşça kendine çekti. Havin başını Baran’ın omzuna koydu. Baran da onu sarıp sarmaladı. Havin fısıldadı: “Baran…” “Evet?” “Ben hiç bu kadar mutlu olmamıştım.” Baran gülümsedi. “Ben de.” O gece… İkisi de birbirlerine sarılarak uyudular. Uzun zaman sonra… Sabah güneşi pencereden içeri süzülüyordu. Hakkâri’nin serin sabahlarından biriydi. Havin yavaş yavaş gözlerini açtı. Ama bir şey fark etti. Baran ona bakıyordu. Sessizce, gülümseyerek. Havin bir anda utandı. “Baran… ne yapıyorsun?” Baran gülümseyerek biraz daha yaklaştı. “Hiç.” Havin kaşlarını kaldırdı. “Hiç mi?” Baran elini uzatıp Havin’in saçlarının bir tutamını parmaklarının arasına aldı. Onunla oynamaya başladı. “Sen uyurken seni izliyordum.” Havin’in yüzü kızardı. “Niye?” Baran gözlerinin içine bakarak yumuşak bir sesle söyledi: “Çünkü çok güzelsin.” Havin hemen gözlerini kaçırdı. “Baran…” Baran hafifçe güldü. Sonra doğruldu. “Hadi kalkalım.” “Niye?” “Annem kesin kalkmıştır.” Havin başını salladı. “Tamam.” Kahvaltı Hazırlığı Bir süre sonra mutfakta Havin kahvaltı hazırlıyordu. Peyniri kesiyor, çayı koyuyordu. Tam o sırada Baran mutfağa geldi. “Yardım edeyim mi?” Havin gülümsedi. “Olur.” Baran masayı kurmaya başladı. Tabakları dizdi. Havin ona baktı ve hafifçe güldü. “Bir komutanın masa kurduğunu ilk defa görüyorum.” Baran da güldü. “Komutan olabilirim ama senin yanında askerim.” Havin utangaç bir şekilde gülümsedi. İkisi birlikte kahvaltıyı hazırladılar. İkisi de çok mutluydu. Baran’ın Kararı Masaya oturduklarında Baran bir süre Havin’e baktı. Sonra ciddi bir şekilde konuştu. “Havin.” “Evet?” “Bir şey söyleyeceğim.” Havin merakla baktı. Baran derin bir nefes aldı. “Biz sadece imam nikahıyla evlendik.” Havin başını salladı. “Evet.” Baran devam etti. “Ben resmi nikahımızı da kıymak istiyorum.” Havin şaşırdı. Baran gülümsedi. “Ve…” Bir an durdu. “Bir de düğün yapmak istiyorum.” Havin’in gözleri büyüdü. “Düğün mü?” Baran başını salladı. “Evet.” Havin hemen başını eğdi. “Gerek yok…” Ama içten içe kalbi hızlanmıştı. Çünkü aslında… O da istiyordu. Baran gülümsedi. “İstiyorsun.” Havin şaşırdı. “Ne?” “Gözlerinden anlıyorum.” Havin utangaç bir şekilde güldü. Baran ayağa kalktı. “O zaman bugün başvuru yapalım.” Havin şaşkın ama mutlu bir şekilde başını salladı. “Tamam.” Nikah Başvurusu Bir süre sonra birlikte nikah başvurusu yapmak için belediyeye gittiler. Resmi işlemleri yaptılar. Tarih bile aldılar. Havin’in kalbi mutluluktan dolmuştu. Eve Dönüş Eve döndüklerinde Baran’ın annesi salondaydı. Havin nazikçe konuştu. “Anne… biz resmi nikah için başvuru yaptık.” Kadının yüzü bir anda değişti. “Ne?” Baran sakin bir şekilde konuştu. “Evet anne.” Kadın sert bir şekilde Havin’e baktı. “Bu kadar aceleye ne gerek vardı?” Sonra alaycı bir sesle konuştu. “Zaten nereden geldiği belli olmayan bir kız…” Havin’in kalbi kırıldı. Ama yine de bir şey demedi. Başını eğdi. Baran hemen konuştu. “Anne.” Sesi ciddiydi. “Yeter.” Kadın sustu. Baran devam etti. “Havin benim eşim.” “Onun hakkında böyle konuşamazsın.” Havin şaşkınlıkla Baran’a baktı. Baran onun elini tuttu. “Kimse onu incitemez.” Kadın sinirle başını çevirdi. Ama Havin’in kalbinde bir sıcaklık oluştu. Çünkü artık biliyordu… Baran her zaman onun yanında olacaktı. Günler huzurlu geçmeye başlamıştı. Hakkâri’de küçük evlerinde artık daha çok gülüş duyuluyordu. Bir akşam Baran görevden döndüğünde Havin mutfakta yemek hazırlıyordu. Baran kapıya yaslandı ve onu izledi. Havin fark edip gülümsedi. “Ne oldu?” Baran masaya oturdu. “Bir şey söyleyeceğim.” Havin merakla baktı. “Ne?” Baran gülümseyerek söyledi: “Seninle gelinlik bakmaya gidelim.” Havin bir anda dondu kaldı. “Gelinlik mi?” Baran başını salladı. “Evet. Düğün yapacağız demiştim ya.” Havin’in gözleri doldu. Bir anda Baran’a doğru yürüdü ve ona sarıldı. “Teşekkür ederim…” Baran şaşırdı. “Niye teşekkür ediyorsun?” Havin gözyaşlarını silerek fısıldadı: “Çünkü… bana böyle bir hayat verdiğin için.” Sonra ellerini kaldırdı. Sessizce dua etti. “Allah’ım…” Gözlerinden birkaç damla yaş aktı. “Onu bana verdiğin için sana şükürler olsun.” Baran onu izlerken duygulandı. Sonra gülümseyerek söyledi: “Haydi gelinliğini seçelim.” Gelinlik Mağazası Bir süre sonra birlikte gelinlik bakmak için çıktılar. Havin mağazaya girince etrafa hayranlıkla baktı. Beyaz gelinlikler duvarlarda asılıydı. Havin fısıldadı: “Çok güzel…” Baran etrafa bakındı. Sonra bir gelinliğe doğru yürüdü. Uzun, zarif ve sade bir gelinlikti. Havin’e gösterdi. “Bunu dene.” Havin utangaç bir şekilde kabine girdi. Bir süre sonra kapı açıldı. Havin gelinlikle dışarı çıktı. Baran bir an konuşamadı. Havin başını eğdi. “Nasıl olmuş?” Baran gülümsedi. “Çok güzel.” Sonra yavaşça ekledi: “Zaten sen güzelsin.” Havin utangaç bir şekilde gülümsedi. Evde Akşam eve döndüklerinde Baran’ın annesi onları bekliyordu. Kadın gelinlik poşetini görünce yüzü değişti. “Bu ne?” Baran sakin bir şekilde söyledi: “Havin’in gelinliği.” Kadın sinirlendi. “Ben bu kızı istemiyorum!” Baran kaşlarını çattı. “Anne…” Kadın devam etti. “Kim olduğu belli değil!” Havin bunu duyunca içinden “Ay bismillah…” diye geçirdi. Kalbi kırılmıştı ama yine de saygılı durdu. Baran sert bir şekilde konuştu. “Yeter.” Annesi şaşırdı. Baran devam etti. “Ben Havin’i seviyorum.” “Ve onunla evleneceğim.” Havin Baran’a baktı. Baran onun elini tuttu. “Kim ne derse desin.” “Sen benim eşimsin.” Havin’in gözleri doldu. Ama bu sefer gözyaşları mutluluktandı. Hakkâri’de evin içi sessizdi. Baran’ın annesi hâlâ sinirliydi. Salonda oturmuş kendi kendine söyleniyordu. “Ben bu kızı gelin olarak kabul etmiyorum…” “Kim olduğu belli değil…” Havin mutfaktan bunların bir kısmını duymuştu. Kalbi kırılmıştı. Ama yine de sessiz kaldı. Başını eğdi ve odasına gitti. Kapıyı kapattı. Yatağın kenarına oturdu. Gözleri dolmuştu. Sessizce fısıldadı: “Ya Rabbi…” Sonra kalktı. Abdest aldı. Seccadeyi serdi. Namaza durdu. Namazını bitirdikten sonra ellerini açtı. “Allah’ım…” Bir damla gözyaşı yanağından süzüldü. “Ben kimseyi üzmek istemiyorum.” “Eğer bu evde kalmam doğruysa bana sabır ver…” “Baran’ı koru.” Sonra başını eğdi. “Onu bana verdiğin için sana şükürler olsun.” Tam o sırada kapı yavaşça açıldı. Baran içeri girmişti. Havin hemen gözyaşlarını sildi. Ama Baran fark etmişti. Yavaşça yanına geldi. “Havin…” Havin başını kaldırmadı. “İyiyim.” Baran yanına oturdu. “Annem bir şey mi söyledi?” Havin hemen başını salladı. “Hayır…” Ama sesi titriyordu. Baran onun çenesinden tutup yüzünü kaldırdı. Gözleri kırmızıydı. Baran iç çekti. “Benim güzel kalpli Havin’im…” Sonra onu kendine çekti. Sarıldı. Havin başını Baran’ın omzuna koydu. Baran yumuşak bir sesle konuştu. “Kim ne derse desin…” “Sen benim en büyük mutluluğumsun.” Havin gözlerini kapattı. Baran devam etti. “Bir gün annem de seni anlayacak.” Sonra hafifçe gülümsedi. “Çünkü seni tanıyan herkes seni sever.” Havin utangaç bir şekilde gülümsedi. “Gerçekten mi?” Baran başını salladı. “Gerçekten.” Sonra Havin’in alnından öptü. “Artık üzülmek yok.” Havin derin bir nefes aldı. “Tamam.” Baran gülümseyerek söyledi: “Çünkü yakında düğünümüz var.” Havin’in yüzünde yeniden mutluluk belirdi. İkisi birlikte yatağa oturdular. Baran Havin’i kendine çekti. Havin başını onun omzuna koydu. O gece… İkisi de sessizce birbirlerine sarılarak oturdular. Ve Havin içinden tekrar fısıldadı: “Şükürler olsun…” Sabah güneşi yavaşça doğuyordu. Hakkâri’de bugün çok özel bir gündü. Havin erkenden uyandı. Kalbi hızlı hızlı atıyordu. Bugün… Onun düğün günüydü. Yavaşça yataktan kalktı. Bir süre pencerenin önünde durdu. Sonra derin bir nefes aldı. “Şükürler olsun…” Dolaptan gelinliğini çıkardı. Beyaz, zarif ve sade bir gelinlikti. Yavaşça giydi. Sonra aynanın karşısına geçti. Başına beyaz tülbentini dikkatlice bağladı. Kendine bakınca gözleri doldu. “Gerçekten evleniyorum…” Tam o sırada kapı çaldı. Kapıyı açtığında Baran kapının önündeydi. Baran onu görünce bir an durdu. Sanki konuşmayı unutmuş gibiydi. Havin utangaç bir şekilde sordu: “Nasıl olmuş?” Baran gülümseyerek yaklaştı. “Çok güzel olmuş.” Sonra yavaşça ekledi: “Benim gelinim çok güzel.” Havin utangaç bir şekilde güldü. Baran elini uzattı. “Hazır mısın?” Havin başını salladı. “Hazırım.” Baran onun elini tuttu. Birlikte evden çıktılar. Nikâh Dairesi Nikâh için tekrar belediyeye gittiler. Salon doluydu. Baran’ın asker arkadaşları gelmişti. Üstleri, tim arkadaşları, herkes oradaydı. Hepsi Baran’ı görünce gülümsedi. Bir asker bağırdı: “Komutanım sonunda evleniyorsun!” Herkes güldü. Havin biraz utandı. Sonra Havin salonda birini gördü. Baran’ın annesi de oradaydı. Kadın onları izliyordu. Yüzünde bu sefer sertlik yoktu. Daha çok düşünceli görünüyordu. Nikâh Bir süre sonra nikâh memuru geldi. Havin ve Baran masanın önüne oturdular. Şahitler de yanlarına geçti. Baran’ın en yakın arkadaşları: Yavuz ve Mehmet. Nikâh memuru konuşmaya başladı. “Evlilik birliğini kabul ediyor musunuz?” Önce Baran’a baktı. Baran hiç tereddüt etmeden söyledi: “Evet.” Sonra Havin’e döndü. Havin’in kalbi çok hızlı atıyordu. Ama gülümsedi. “Evet.” Salon alkışlarla doldu. Nikâh memuru gülümsedi. “Artık karı kocasınız.” Baran hemen Havin’e baktı. Havin de ona baktı. İkisi de çok mutluydu. Yavuz bağırdı: “Komutanım sonunda başardın!” Mehmet de güldü. “Yenge hoş geldin!” Bütün askerler alkışladı. Havin utangaç bir şekilde gülümsedi. Baran onun elini tuttu. Ve o an Havin içinden tekrar söyledi: “Allah’ım… şükürler olsun.” Çünkü uzun acılardan sonra… Gerçek mutluluğunu bulmuştu. Nikâhtan sonra salon hâlâ kalabalıktı. Hakkâri’de herkes Baran ve Havin için toplanmıştı. Askerler alkışlıyor, gülüyor, şakalaşıyordu. Bir asker bağırdı: “Haydi komutanım, halay başlasın!” Herkes güldü. Bir anda müzik açıldı. Askerler el ele tutuştu. Halay başladı. Baran da Havin’e baktı. “Elimi tut.” Havin utangaç bir şekilde elini uzattı. Birlikte halaya girdiler. Askerler bağırıyordu: “Komutanım oynaa!” Baran güldü. Havin ilk başta biraz çekindi. Ama sonra o da gülmeye başladı. Bir süre sonra Baran Havin’e döndü. “Biraz da dans edelim mi?” Havin utangaç bir şekilde başını salladı. “Olur…” Baran elini Havin’in beline nazikçe koydu. Havin’in kalbi hızlandı. Baran onu yavaşça döndürdü. Havin gelinliğiyle dönerken çok güzel görünüyordu. Askerler alkışladı. “Yaşa komutanım!” Havin utangaç bir şekilde güldü. O gece… Uzun zamandır ilk defa bu kadar çok gülüyordu. Gece Bir süre sonra eğlence bitti. Baran ve Havin eve döndüler. Ev artık sessizdi. Kapıyı kapattıklarında Havin biraz heyecanlandı. Kalbi hızlı atıyordu. Baran bunu fark etti. Yumuşak bir sesle sordu: “Heyecanlı mısın?” Havin utangaç bir şekilde başını eğdi. “Biraz…” Baran gülümsedi. Sonra nazikçe Havin’in elini tuttu. “Merak etme.” “Ben sana asla zarar vermem.” Havin başını kaldırıp ona baktı. Baran’ın gözleri çok yumuşaktı. Baran yavaşça Havin’in alnından öptü. “Sen benim emanetime benzersin.” Havin’in kalbi daha da yumuşadı. Baran onu nazikçe kendine çekti. Sarıldılar. Havin başını Baran’ın omzuna koydu. Baran saçlarını okşadı. “Artık gerçekten karı kocayız.” Havin utangaç bir şekilde gülümsedi. “Evet…” O gece… İkisi de birbirlerine sarılarak uzun süre konuştular. Ve Havin içinden tekrar dua etti: “Allah’ım… bu mutluluğu bizden alma.” Ev artık sessizdi. Ama o sessizlikte… iki mutlu kalp vardı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD