Hastanede birkaç gün geçmişti.
Havin artık kendini daha iyi hissediyordu.
Omzundaki yara hâlâ sargılıydı ama doktorlar artık taburcu olabileceğini söylemişti.
Baran o gün sabah erkenden hastaneye geldi.
Elinde küçük bir çiçek vardı.
Odaya girdiğinde Havin pencerenin yanında oturuyordu.
Baran gülümseyerek yaklaştı.
“Nasıl hissediyorsun?”
Havin de gülümsedi.
“Daha iyiyim.”
Baran çiçeği ona uzattı.
“Bunu senin için aldım.”
Havin şaşırdı.
“Ne gerek vardı…”
Baran hafifçe güldü.
“Benim karıma her şey yakışır.”
Havin utandı.
Başını hafifçe eğdi.
Baran onun yanına oturdu.
Sonra yavaşça elini tuttu.
“Doktorla konuştum.”
Havin merakla baktı.
“Ne dedi?”
Baran gülümsedi.
“Bugün eve gidebiliriz.”
Havin’in gözleri parladı.
“Gerçekten mi?”
Baran başını salladı.
“Evet.”
Havin gözlerini kapattı.
“Şükürler olsun…”
Birkaç Saat Sonra
Baran ve Havin hastaneden çıktılar.
Baran arabayı dikkatli kullanıyordu.
Sürekli Havin’e bakıyordu.
“İyi misin?”
Havin gülümseyerek cevap verdi.
“İyiyim Baran.”
Bir süre sonra eve geldiler.
Kapıyı açtıklarında Baran’ın annesi Ayşe onları karşıladı.
Ayşe’nin yüzü bu sefer farklıydı.
Eskisi gibi sert değildi.
Havin’i görünce gözleri doldu.
“Gel kızım…”
Havin şaşırdı.
Ayşe yavaşça Havin’e sarıldı.
“Beni affet.”
Havin şaşkın bir sesle sordu.
“Ne için?”
Ayşe iç çekti.
“Sana çok kötü davrandım.”
“Ama sen benim oğlumu kurtardın… ailemi kurtardın.”
Sonra Havin’in yüzüne baktı.
“Sen çok iyi bir kızsın.”
Havin’in gözleri doldu.
“Estağfurullah…”
Baran gülümseyerek onları izliyordu.
Ayşe sonra Havin’in karnına baktı.
“Bir de torunum var.”
Havin utangaç bir şekilde gülümsedi.
Ayşe sevinçle konuştu.
“Ben babaanne olacağım.”
Baran güldü.
“Evet anne.”
Ayşe mutfağa doğru yürüdü.
“Ben hemen yemek hazırlayayım.”
Baran Havin’e döndü.
“Bak… annem bile sana alıştı.”
Havin hafifçe güldü.
“Evet…”
Baran onun elini tuttu.
“Artık her şey güzel olacak.”
Havin başını Baran’ın omzuna yasladı.
“İnşallah.”
Sabah güneşi evin pencerelerinden içeri giriyordu.
Mutfakta kahvaltı hazırlanmıştı.
Masada Baran, Havin ve Ayşe birlikte oturuyorlardı.
Havin çayı doldururken Ayşe ona sevgiyle baktı.
Artık yüzünde eskisi gibi sert bir ifade yoktu.
Daha yumuşaktı.
Ayşe bir süre sessiz kaldı.
Sonra konuştu:
“Ben artık köye dönmem gerekiyor.”
Baran şaşırdı.
“Anne şimdi mi?”
Ayşe başını salladı.
“Evet oğlum. Biraz işlerim var.”
Sonra Havin’e döndü.
“Merak etmeyin, yine geleceğim.”
Havin nazikçe gülümsedi.
“Kapımız her zaman açık.”
Ayşe hafifçe güldü.
“Bu sefer yalnız gelmem.”
Baran merakla sordu:
“Kimle geleceksin anne?”
Ayşe cevap verdi:
“Kızımı da getireceğim.”
Baran gülümsedi.
“Zeynep’i mi?”
Ayşe başını salladı.
“Evet. O da sizi görmek istiyor.”
Havin de gülümsedi.
“Gelirse çok seviniriz.”
Ayşe ayağa kalktı.
“Artık çıkayım.”
Baran annesini kapıya kadar geçirdi.
Ayşe oğluna sarıldı.
“Eşine iyi bak.”
Baran gülümseyerek cevap verdi.
“Merak etme anne.”
Ayşe sonra Havin’e sarıldı.
“Kendine dikkat et kızım.”
Havin saygıyla başını eğdi.
“İnşallah yine görüşürüz.”
Ayşe evden çıktı.
Baran ve Havin kapıda onu uğurladı.
Birkaç Ay Sonra
Zaman hızla geçmişti.
Havin’in karnı artık belirginleşmişti.
Baran her fırsatta onunla ilgileniyordu.
Bir akşam Baran eve geldiğinde çok mutlu görünüyordu.
Havin merakla sordu:
“Ne oldu?”
Baran gülümseyerek konuştu.
“Bir haberim var.”
Havin sandalyeye oturdu.
“Ne haberi?”
Baran heyecanla söyledi:
“Yavuz evleniyor.”
Havin şaşırdı.
“Gerçekten mi?”
Baran başını salladı.
“Evet. Düğünü birkaç gün sonra.”
Havin gülümsedi.
“Çok güzel.”
Baran devam etti:
“Bizi de özellikle çağırdı.”
Havin mutlu oldu.
“Tabii gideriz.”
Baran ona bakarak gülümsedi.
“Zaten seni götürmeden gitmem.”
Düğün Günü
Akşam olmuştu.
Büyük bir düğün alanı hazırlanmıştı.
Işıklar yanıyordu.
Müzik çalıyordu.
Birçok asker ve aileleri düğüne gelmişti.
Ortada büyük bir halay halkası vardı.
Baran ve Havin de düğüne gelmişti.
Havin uzun, zarif bir elbise giymişti.
Baran onun elini tuttu.
“Çok güzelsin.”
Havin utandı.
“Abartma.”
Tam o sırada Yavuz yanlarına geldi.
Üzerinde damatlık vardı.
“Komutanım hoş geldiniz!”
Baran gülerek onu kucakladı.
“Hayırlı olsun Yavuz.”
Yavuz sonra Havin’e döndü.
“Hoş geldiniz yenge.”
Havin gülümsedi.
“Mutluluklar.”
Bir süre sonra müzik başladı.
Davullar çaldı.
Herkes halaya kalktı.
Baran Havin’e baktı.
“Gel.”
Havin güldü.
“Ben oynayamam.”
Baran şaka yaptı.
“Torunumuz da halay öğrenir.”
Havin gülerek onun koluna girdi.
Birlikte halaya katıldılar.
Herkes gülüyor, oynuyor ve eğleniyordu.
Uzun zamandır ilk kez bu kadar huzurlu bir geceydi.
Baran Havin’e baktı.
“Mutlu musun?”
Havin başını salladı.
“Çok.”
Baran onun elini sıktı.
“Ben de.”
O gece…
Müzik, kahkaha ve mutluluk vardı.
Ama kimse bilmiyordu ki…
uzakta biri onları hâlâ izliyordu.
Azad…
Ve gözleri hâlâ kinle doluydu.
İstersen bir sonraki bölümde çok güzel bir sahne yazabilirim:
Düğünde Havin’in doğum sancısı başlayabilir
Baran ilk kez bebeğin hareketini hissedebilir
Ya da Azad hapisten kaçabilir ve hikâye yeniden heyecanlanır.71. Bölüm – İlk Tekme
Düğün geç saate kadar sürmüştü.
Davullar çalmış, halaylar çekilmişti.
Herkes çok eğlenmişti.
Gece iyice ilerlediğinde Baran Havin’e baktı.
“Yoruldun mu?”
Havin hafifçe gülümsedi.
“Biraz.”
Baran hemen ayağa kalktı.
“O zaman gidelim.”
Yavuz yanlarına geldi.
“Komutanım gidiyor musunuz?”
Baran başını salladı.
“Evet, Havin biraz yoruldu.”
Yavuz gülerek Havin’e baktı.
“Yenge kendine dikkat et.”
Havin gülümsedi.
“Sen de çok mutlu ol Yavuz.”
Baran ve Havin düğünden ayrıldılar.
Eve Dönüş
Gece serindi.
Baran arabayı yavaşça sürüyordu.
Ara sıra Havin’e bakıyordu.
“İyi misin?”
Havin başını salladı.
“İyiyim.”
Bir süre sonra eve geldiler.
Baran arabadan indi.
Havin’in kapısını açtı.
“Elimi tut.”
Havin hafifçe güldü.
“Ben hamileyim, hasta değil.”
Baran ciddi bir şekilde konuştu.
“Ben yine de dikkat edeceğim.”
Havin onun elini tuttu.
Birlikte eve girdiler.
Ev sessizdi.
Baran ceketini çıkardı.
Havin de yavaşça koltuğa oturdu.
“Biraz dinleneyim.”
Baran mutfağa gitti.
Bir bardak su getirdi.
“Al.”
Havin teşekkür ederek suyu aldı.
Tam o sırada…
Havin birden irkildi.
“Ah!”
Baran hemen ona döndü.
Yüzü bir anda endişeyle doldu.
“Havin!”
Hemen yanına geldi.
“Ne oldu?”
Havin birkaç saniye sessiz kaldı.
Sonra bir anda gülmeye başladı.
Baran şaşkınlıkla baktı.
“Neden gülüyorsun?”
Havin elini yavaşça karnına koydu.
“Tekme attı.”
Baran bir an anlamadı.
“Kim?”
Havin gülerek cevap verdi.
“Bebeğimiz.”
Baran’ın yüzü bir anda değişti.
Şaşkınlıkla Havin’in karnına baktı.
“Gerçekten mi?”
Havin başını salladı.
“Evet.”
Baran yavaşça dizlerinin üzerine çöktü.
Elini Havin’in karnına koydu.
“Gerçekten hareket etti mi?”
Havin gülümseyerek konuştu.
“Az önce etti.”
Baran heyecanla beklemeye başladı.
“Bir daha eder mi?”
Havin hafifçe güldü.
“Sabret.”
Birkaç saniye geçti.
Sonra bir anda…
Baran’ın elinin altında küçük bir hareket oldu.
Baran’ın gözleri büyüdü.
“Oldu!”
Havin gülüyordu.
“Evet.”
Baran sanki dünyadaki en güzel şeyi yaşamış gibiydi.
Elini hâlâ karnında tutuyordu.
“Ben… hissettim.”
Sonra yavaşça Havin’e baktı.
Gözleri dolmuştu.
“Bu gerçekten bizim bebeğimiz.”
Havin sevgiyle ona baktı.
“Evet Baran.”
Baran hafifçe karnına konuştu.
“Ben senin babanım.”
Havin güldü.
Baran devam etti.
“Anneni çok üzme tamam mı?”
Havin gülerek Baran’ın saçlarını karıştırdı.
“Şimdiden konuşmaya başladın.”
Baran ayağa kalktı.
Sonra Havin’in alnından öptü.
“Bu benim hayatımdaki en güzel an.”
Havin de başını onun omzuna yasladı.
Ev sessizdi.
Ama o sessizliğin içinde…
yeni bir hayatın küçük hareketleri vardı.
Sabahın ilk ışıkları yavaş yavaş odaya doluyordu.
Ev sessizdi.
Havin gözlerini yavaşça açtı.
Yanında Baran hâlâ uyuyordu.
Bir süre onu izledi.
Baran’ın yüzünde huzurlu bir ifade vardı.
Havin hafifçe gülümsedi.
Sessizce yataktan kalktı.
Abdest almak için banyoya gitti.
Soğuk su yüzüne değdiğinde içi ferahladı.
Abdestini aldı.
Sonra odanın köşesine küçük seccadesini serdi.
Sessizce namaza durdu.
Ev o kadar sessizdi ki sadece Havin’in dua eden sesi duyuluyordu.
Namazını bitirdikten sonra ellerini kaldırdı.
Gözleri dolmuştu.
“Allah’ım…”
“Bize verdiğin bu güzel nimeti koru.”
“Elimdeki bu aileyi benden alma.”
“Bebeğimi sağ salim dünyaya getirmeyi nasip et.”
Duasını bitirdi.
Ellerini yüzüne sürdü.
Tam o sırada arkasından bir ses geldi.
“Âmin.”
Havin arkasını döndü.
Baran kapının yanında durmuş onu izliyordu.
Havin biraz utandı.
“Uyandırdım mı?”
Baran başını salladı.
“Hayır.”
Sonra gülümseyerek konuştu.
“Seni izledim.”
Havin seccadeyi topladı.
Baran ona yaklaştı.
“Bugün doktor kontrolü vardı değil mi?”
Havin başını salladı.
“Evet.”
Baran hemen ciddileşti.
“O zaman kahvaltı yapalım ve gidelim.”
Bir Saat Sonra
Baran ve Havin arabaya bindiler.
Baran arabayı dikkatle sürüyordu.
Sürekli Havin’e bakıyordu.
“İyi misin?”
Havin gülerek cevap verdi.
“İyiyim Baran.”
Baran hafifçe gülümsedi.
“Bugün cinsiyetini öğrenebiliriz belki.”
Havin heyecanlandı.
“Gerçekten mi?”
Baran başını salladı.
“Doktor söyleyebilir artık.”
Havin içten içe çok heyecanlanmıştı.
Elini karnına koydu.
“Acaba kız mı erkek mi…”
Baran şakayla karışık konuştu.
“Bence erkek.”
Havin güldü.
“Nereden biliyorsun?”
Baran omuz silkti.
“Babalar hisseder.”
Hastanede
Bir süre sonra hastaneye geldiler.
Kontrol için içeri girdiler.
Doktor onları gülümseyerek karşıladı.
“Hoş geldiniz.”
Baran saygıyla başını salladı.
“Hoş bulduk doktor.”
Havin muayene yatağına uzandı.
Doktor ultrason cihazını hazırladı.
Havin’in karnına jel sürdü.
Sonra cihazı karnının üzerinde gezdirmeye başladı.
Ekranda küçük bir görüntü belirdi.
Baran heyecanla ekrana bakıyordu.
“Bu bizim bebeğimiz mi?”
Doktor gülümseyerek konuştu.
“Evet.”
Havin’in gözleri doldu.
Ekrandaki küçük kalp atışlarını izliyordu.
Doktor birkaç saniye dikkatle baktı.
Sonra gülümseyerek konuştu.
“Size bir haberim var.”
Baran merakla sordu.
“Nedir?”
Doktor ekrana işaret etti.
“Bebeğiniz erkek.”
Havin’in gözleri bir anda parladı.
“Gerçekten mi?”
Doktor başını salladı.
“Evet.”
Baran gülmeye başladı.
“Ben demiştim.”
Havin heyecanla Baran’a baktı.
“Erkekmiş…”
Baran onun elini tuttu.
“Demek bir oğlumuz olacak.”
Havin’in gözlerinden mutluluk gözyaşları aktı.
“Allah’ım şükürler olsun…”
Doktor gülümseyerek konuştu.
“Bebeğiniz gayet sağlıklı görünüyor.”
Baran derin bir nefes aldı.
“Çok şükür.”
Doktor devam etti.
“Biraz daha büyüdüğünde hareketleri daha da artacak.”
Havin gülümseyerek karnını okşadı.
“Şimdiden çok hareketli.”
Doktor da gülümsedi.
“Belli.”
Kontrol bittikten sonra Baran ve Havin odadan çıktılar.
Hastanenin koridorunda durdular.
Baran yavaşça Havin’in karnına dokundu.
“Oğlum…”
Havin gülüyordu.
Baran ona baktı.
“İsmi hazır mı?”
Havin merakla sordu.
“Ne olsun?”
Baran gülümseyerek söyledi:
“Ali.”
Havin başını salladı.
“Çok güzel.”
Baran onun alnından öptü.
“Ali Baran…”
Havin gülümseyerek karnını okşadı.
“Hoş geldin oğlum…”
O gün…
Onların kalbinde yeni bir mutluluk büyüyordu.
Hastaneden çıktıktan sonra Baran ve Havin arabaya bindiler.
Havin hâlâ çok heyecanlıydı.
Elini karnına koymuştu.
“Bir oğlumuz olacak…”
Baran gülümseyerek ona baktı.
“Evet.”
Sonra arabayı çalıştırdı.
Ama eve gitmeden önce başka bir yere doğru sürdü.
Havin merakla sordu:
“Baran… nereye gidiyoruz?”
Baran gülerek cevap verdi.
“Bir yere uğrayacağız.”
Bir süre sonra araba bir bebek mağazasının önünde durdu.
Havin şaşkınlıkla baktı.
“Şimdiden mi?”
Baran kapıyı açtı.
“Hadi.”
İçeri girdiler.
Her yerde küçük bebek kıyafetleri, oyuncaklar ve beşikler vardı.
Havin küçük bir mavi tulum aldı.
Yumuşacık kumaşı vardı.
“Bu çok küçük…”
Baran gülümsedi.
“Bizim oğlumuz da küçük olacak.”
Havin tulumu elinde tutarken duygulandı.
“Ali…”
Baran başını salladı.
“Evet. Ali.”
Bir süre mağazada dolaştılar.
Baran birkaç küçük kıyafet, bir battaniye ve minik ayakkabılar aldı.
Havin ona bakıp gülümsedi.
“Çok heyecanlısın.”
Baran ciddi ama mutlu bir sesle konuştu.
“Baba oluyorum.”
Sonra yavaşça ekledi:
“Bu benim hayatımdaki en güzel şey.”
Akşam
Eve döndüklerinde hava kararmıştı.
Baran aldığı poşetleri masaya bıraktı.
Havin küçük tulumu tekrar eline aldı.
Sevgiyle okşadı.
“Bir gün bunu giyecek.”
Baran yanına geldi.
Elini Havin’in karnına koydu.
“Benim oğlum.”
Tam o sırada kapı çaldı.
Baran kapıya yürüdü.
Kapıyı açtığında karşısında annesi Ayşe vardı.
Yanında genç bir kız duruyordu.
Baran gülümsedi.
“Anne… hoş geldin.”
Ayşe içeri girdi.
“Hoş bulduk oğlum.”
Sonra yanındaki kızı gösterdi.
“Size söz vermiştim.”
“Kızım Zeynep’i de getirdim.”
Zeynep gülümseyerek konuştu.
“Merhaba abi.”
Baran gülerek kardeşine sarıldı.
“Hoş geldin Zeynep.”
Havin de kapıya geldi.
Zeynep saygıyla ona baktı.
“Merhaba yenge.”
Havin nazikçe gülümsedi.
“Hoş geldin.”
Ayşe içeri girerken Havin’in karnına baktı.
Sevgiyle elini koydu.
“Torunum büyümüş.”
Zeynep de heyecanla yaklaştı.
“Gerçekten mi?”
Baran gülerek konuştu.
“Evet.”
Zeynep gülümseyerek Havin’e baktı.
“Demek yakında teyze olacağım.”
Havin de gülerek cevap verdi.
“Evet.”
Ayşe mutfağa doğru yürüdü.
“Hadi bakalım, bu güzel haberi kutlayalım.”
Baran Havin’in elini tuttu.
Ev bir anda daha sıcak ve kalabalık bir hâle gelmişti.
Kahkahalar, sohbetler…
Ve hepsinden önemlisi…
Yakında dünyaya gelecek küçük Ali’nin heyecanı vardı.