bc

ŞEYTANA SIĞINMA!

book_age16+
24
FOLLOW
1K
READ
alpha
dark
dominant
badboy
boss
warrior
mafia
gangster
drama
bodyguard
like
intro-logo
Blurb

Yanlış zamanda yanlış yerde bulunan tek beden...

"O adama ne olacak? Kim bu insanlar?" meraklı bakışlarımı kıza çevirdim. Bana endişeli gözlerle bakıyordu. Hızla yaklaştı. Sanki gizli bir iş çeviriyormuş gibi davranıyordu. "Sen bu adamların kim olduğunu bilmiyor musun?" başımı olumsuz anlamda salladım.

Kızın omuzları düştü. "Nasıl düştün ellerine?" bende tıpkı onun gibi fısıltıyla konuştum. "Ben sadece vurulan adama yardım ettim." kız dudağını dişledi. "Hayatında hiç birine yardım ettiğin için pişman oldun mu eğer olmadıysan çok ama çok pişman olacaksın. Ahh be kızım genceciksin çok güzelsin." dediklerinden hiçbir şey anlamıyordum.

"Bu adamlar hayatında görebileceğin en tehlikeli en korkunç insanlar. İnsan demeye bin şahit ister. Bıraksaydın ölseydi oracıkta." şok içinde kıza baktım. Neler söylüyordu böyle. "Eğer içerideki adamı yaşatamazsak. Buradaki tüm doktorlar hemşireler ölür. Sende dahil."

*Tüm hakları bana aittir. Çalınma durumunda yasal işlem başlatılacaktır.*

chap-preview
Free preview
1.BÖLÜM 🔱
Çaresizce sığındığım banka yavaşça oturdum. Gözlerimin önündeki çarşaf gibi denizi seyretmeye başladım. Her dalga sesi ruhuma işliyordu. Ay ışığının enfes parıltısı insanı her geçen gün daha çok etkisi altına alıyordu. Gözlerimi usulca kapattım. Uzun bir soluk aldım. Sessizce gözyaşlarımın akmasına izin verdim. Kendimi sıkmaktan taş kesilen bedenim özgürlüğe çabuk alışıyordu. Ellerimi kalbimin üzerine yerleştirdim. Dua etmeye başladım. Babamın elinden kurtulmak için her gün yalvarıyordum. Tek umuduma tutunmaya çalışıyordum ama her geçen gün gücüm azalıyordu. Gözyaşlarım dinmiyordu. Durduramaz hale gelmiştim. Düşünmek istemesemde beynime kazılı olan dehşet anlardan kurtulamıyordum. Babamın annemi ve beni dövmesini, iş yerindeki kadınlarla birlikte olup onların gözü önünde annemi de beni de aşağılamasını. Beş kuruş para vermeyip iş yerinde zorla çalıştırmasını. İğrenç arkadaşlarının beni pis pis süzmesini. Babam yüzünden başımı kaldırıp bir adama bile bakmaya cesaretim yoktu. Bu dünyada bütün erkekler babam gibiydi. Her zaman insanlarla sanki dünyanın en mükemmel insanı gibi konuşup onları muhteşem biri olduğuna ikna ediyordu. Ama insanlar sadece o yüzünü görüyordu. Hoşgörülü ve iyi niyetli yanını. Ben ve annem o yönünü asla göremiyorduk. Onun maskesi sadece insanlara karşıydı. Bu sayede bütün akrabalar babamı bir melek olarak biliyorlardı. Bizim ise çok şanslı olduğumuzu. "Ne şans ama" sesli söylediğimin farkına varınca gülmeye başladım. Yalnız olduğuma ilk defa sevinmiştim. Gözlerimi yavaşça açtım. Gözyaşlarım görüş açımı engelliyordu. Elimin tersiyle gözyaşlarımı sildim. Yanımda hissettiğim hareketlilikle yalnız olmadığımın farkına vardım. Bu adam ne zamandan beri burda oturuyordu. Hemen bankın en ucuna kaydım. Korkuyordum. Gecenin bir yarısıydı ve tek başımaydım. Genelde burası ıssız olduğu için gelirdim. Ama pişmanlığın vücudumun her zerresine yayılışını hissediyordum. Göz ucuyla adamı incelemeye başladım. Uzun boyu yüzünden çok dikkat çekmemek için yüzüne bakamadım. Tepeden tırnağa simsiyahtı. Sadece elleri çıplaktı ve kocamandı. Damarları çok belirgindi. İstemsizce ürktüm. Garip bir cesaretle yüzüne baktım keskin yüz hatları daha çok korkmama sebep oldu. Çatık kaşları, soluk dudaklarıyla ürperdim. Ne kadar korkutucu bir adamdı. Put gibi sadece karşıya bakıyordu. Gözleri milim oynamıyordu. Ayaklanmaya başlayacağını anladığım anda önüme döndüm. Gittiğini görünce daha yeni farkına vardığım nefesimi serbest bıraktım. İri yarı bir adamdı. Sırtı ve omuzları gerçek olamayacak kadar geniş ve yapılıydı. Hala adamı seyrettiğime inanamıyordum. Ama gözlerimi çekmek istemiyordum. Başımı sağa sola sallayıp önüme döndüm. Ayağa kalktım. Bugünlük terapi benim için yeterliydi. Kulağımı sağır eden silah sesleriyle dizlerim titredi. Kalbim her ateş sesinde sanki deliniyordu. Korkudan dişlerimi ve yumruklarımı sıktım. Silah sesleri kesildiğinde o tarafa döndüm. Az önceki adam yerde yatıyordu. Başında 2 tane adam ve siyah bir araba vardı. Nefesim kesildi hemen ağacın arkasına saklandım. Gitmeye hazırlanmaya başladıklarında adamların yüzlerine bakmaya çalıştım. Yan profilden de olsa çok net görebiliyordum. Arabanın plakasını beynime kazıdım. Araba gözden kaybolunca yerde kanlar içinde yatan adama koşmaya başladım. Dehşete kapıldım. Dizlerimin üzerine çöktüm başını kucağıma aldım. "Beni duyabiliyor musun?" "Lütfen uyan" hıçkırıklarımın arasından bir ümit uyanması için yalvarıyordum. Ellerimin arasında ki hareketsiz beden bir türlü gözlerini açmıyordu. Çalan telefon sesiyle hıçkırıklarımı susturmaya çalıştım. Ses adamdan geliyordu. Hemen ceplerini karıştırmaya başladım. Sonunda telefonu bulduğumda hemen açtım. "A-Alo lütfen yardım edin o-onu vurdular. K-kan her yer k-kan" sonlara doğru sesim yüksek çıkmıştı. "Geliyoruz" duyduğum kelime çaresiz bedenime ilaç gibi gelmişti. Yerde yatan adama tekrar döndüm. Nefes alıyor mu diye kontrol etmek için dudaklarına kulağımı yaklaştırdım. Sıcak nefesi kulağıma ulaştığında tüylerim diken diken oldu. Şükürler olsun yaşıyor. Biraz da olsa rahatlamıştım. Üzerimdeki hırkamı boynumdaki şalımı çıkarıp yaralarına baskı uygulamaya çalıştım. Kan kaybetmesini engellemeliydim. "Patron" "Patroooon!" seslerin geldiği yöne döndüm. "Burdayız!" titrek sesimle bağırdım. Adamlar beni görür görmez koşmaya başladılar. Hemen arkalarından sayamacağım kadar adam ve araba gelmişti. Yanlarında ambulansta getirmişlerdi. Ama garip bir şekilde sirenleri çalmıyordu. Ambulans ekipleri bize doğru yaklaştı. Baskı yaptığım yerlere kadın ellerini yerleştirdi. Kollarımın ağrısını kendime doğru çekince anlamıştım. Kucağımdaki bedenin havalanmasıyla boşluğa düştüm. Dört kişi zor taşıyorlardı. Yerde oturmuş etrafımda olanları seyrediyordum. Donmuştum. Üzerimdeki şoku atlatamıyordum. "Hangi şerefsiz yaptı bunu!" duyduğum sesin sahibine baktım. Uzun boylu iri yarı bıyıklı gri saçlı bir adamdı. Karşısındaki orduya talimatlar yağdırıyordu. Sedyedeki bedene son kez baktım. Söylemeliydim gördüğüm her şeyi söylemeliydim. "Gördüm onları. Plaklarını her şeyi gördüm" adam hızla bana döndü. "Ne duruyorsunuz lan ben size kızı arabaya yerleştirin demedim mi!" iki tane adamın kollarımdan tutup arabaya yerleştirmesiyle bağırmaya başladım. "Bırakın beni! Nereye götürüyorsunuz!" ama umurlarında bile değildi. Ben sadece onlara yardım etmek istiyordum. Arabada dört adam birde ben vardım. Sürekli soru soruyordum ama ağızlarını bile açmıyorlardı. Bunlar nasıl insanlardı böyle. Hiç mi bişeyi merak etmezler. Hiç mi bişeyi sormazlar. Boş boş suratıma bakıyorlardı. Sinirlerim iyice bozulmuştu. Ağlamamak için kendimi zor tutuyordum. Annem nasıl merak ediyordur beni. Telefonumu bile almışlardı. Pislikler. Kollarımı bağlayıp arkama yaslandım. Ne kadar çırpınırsam çırpınayım boşunaydı. Mağara adamlarından farksızlardı. Arabanın durmasıyla adamlar hızla indiler. Benide kolumdan tutup kaldırdılar sağolsunlar. Ambulansı tekrar görünce şok oldum. Burası hastane bile değildi. Ambulansın burda ne işi vardı. Etrafıma baktığımda kocaman ev ve etrafta bir sürü adamdan başka bir şey yoktu. Yanımdaki izbandud kolumdan çekiştirmeye başladı. Düşmemek için arkasından koşuyordum. Durduğu anda dengemi sağlamaya çalıştım. "Abi kızı ne yapalım?" kalın sesinden dedikleri zor anlaşılıyordu. Orda gördüğüm gri saçlı adam tekrar karşımdaydı. "Ulan gerizekalı kızın burda ne işi var!" bu adam neden her seferinde bağırıyordu. "Abi bize bişey demedin. Bizde arkandan geldik." çekinerek cevap veriyordu. "İyi bok yedin! Çabuk yedek eve götürün!" benim hakkımda karar alınıyordu fakat bana sorulmuyordu bile. Sertçe elimi çektim. Normalde olsa asla kurtaramazsın elimi. Yediği azardan dolayı dalgın olması işime yaramıştı. Tam ağzımı açıp bağıracağım sırada "Acilen 0Rh+ kana ihtiyacımız var!" hemşirenin tedirgin sesiyle herkes ona döndü. "Ulan elinizde yok muydu!" kızcağızda benim gibi korkmuştu. "Vardı fakat şu an ameliyatta ve çok kan kaybediyor" gri saçlı bir anda arkasını döndü. "Çabuk 0Rh+ kan grubu olan buraya gelsin!" hiçkimseden ses çıkmıyordu. Benim kan grubumda 0Rh+ bir anda gri saçlıya doğru hareket ettim. Kolumdan tutulmasıyla geri yerime döndüm. "Kimse yok mu laan!" sesi yükseldikçe daha çok korkuyordum ve sinirleniyordum. Hemen dudaklarımı araladım "Ben varım ama kolumu bırakmıyor." bütün gözler bana döndü. Gri saçlı adam şaşırmıştı. Hemşire bana doğru yaklaştı "hadi hemen kanı yetiştirmemiz gerek" başımı olumlu anlamda sallayıp kızı takip etmeye başladım. Arkamda bana şok içinde bakan bir avuç adam bıraktım. Hemşire Sedyeye uzanmamı istedi. Başımı olumlu anlamda salladım. Kolumu sıyırdım. "O adama ne olacak? Kim bu insanlar?" meraklı bakışlarımı kıza çevirdim. Kız ise bana endişeli gözlerle bakıyordu. Hızla bana yaklaştı. Sanki gizli bir iş çeviriyormuş gibi davranıyordu. "Sen bu adamların kim olduğunu bilmiyor musun?" başımı olumsuz anlamda salladım. Kızın omuzları düştü. "Nasıl düştün ellerine?" bende tıpkı onun gibi fısıltıyla konuştum. "Ben sadece vurulan adama yardım ettim." kız dudağını dişledi. "Hayatında hiç birine yardım ettiğin için pişman oldun mu eğer olmadıysan çok ama çok pişman olacaksın. Ahh be kızım genceciksin çok güzelsin." dediklerinden hiçbir şey anlamıyordum. "Bu adamlar hayatında görebileceğin en tehlikeli en korkunç insanlar. İnsan demeye bin şahit ister. Bıraksaydın ölseydi oracıkta." şok içinde kıza baktım. Neler söylüyordu böyle. "Eğer içerideki adamı yaşatamazsak. Buradaki tüm doktorlar hemşireler ölür. Sende dahil." ağzından dökülen her kelime kanımı donduruyordu. Onlarca insanın hayatı tek bir cana bağlıydı. Gözümden akan yaşa engel olamadım. Yazık günah değil mi bunca insana her birinin ailesi var. Hepsinin bekleyeni yolunu gözleyeni var. Kızın kollarını bana sarmasıyla gözyaşlarım şiddetlendi. O kadar çok ihtiyacım vardı ki. Sadece benim değil onunda ihtiyacı vardı. Sıkı sıkı sarıldık birbirimize. İki yabancıydık ama korkumuz ve endişemiz kardeşti. Kollarımız ayrıldığında. "Bol bol dua et olur mu evde çocuklarım bensiz yapamazlar." hıçkırıklarının arasından zar zor konuşuyordu. Başımı olumlu anlamda salladım. Kanımı alıp odadan çıktı. Çaresizce dua etmeye başladım. Tek yapabileceğim şey buydu. ............ Duyduğum seslerle gözlerimi araladım. Sanki bayram varmışçasına sevinç nidaları vardı. Yattığım sedyeden doğruldum. Kapıya ulaştığımda. Sertçe açıldı. Karşımda gördüğüm kanımı alan hemşire bir anda bana sarıldı. "Yaşıyor yaşıyor kurtulduk!" hemen kollarımı sardım. Kahkaha atıyorduk. "Şükürler olsun" diye bağırıyordum. Kapıda beliren gri saçlı adamı görmemle gülüşüm soldu. Donuk ve duygusuzca bakıyordu. Kollarımı çözdüm. Kızda bişeyler olduğunu anlamış gibi hemen arkasını döndü. Dönmesiyle yüzü kireç gibi oldu. "Hemşire burada kalacaksın. Patrona sen bakacaksın" kız duyduğu şey karşısında koşarak adamın ayaklarına kapandı. "Nolursunuz beni seçmeyin bırakın gideyim yalvarırım beni çocuklarımdan ayırmayın lütfen" gördüklerim karşısında kalbim paramparça oldu. Bu bir annenin yalvarışıydı. Kalbim sıkışıyordu. Adam ise duygusuzca karşısına bakıyordu. Kızcağızın feryatlarını duymuyordu bile. Hiç düşünmeden adamın karşısına dikildim. Gözlerimi gözlerine sabitledim. Dudaklarımı araladım. "Ben bakarım" dedim. Bölüm sonu..

editor-pick
Dreame-Editor's pick

bc

Secretly Rejected My Alpha Mate

read
36.0K
bc

Claimed by my Brother’s Best Friends

read
821.2K
bc

The Luna He Rejected (Extended version)

read
615.5K
bc

The Lone Alpha

read
125.6K
bc

His Unavailable Wife: Sir, You've Lost Me

read
10.7K
bc

Bad Boy Biker

read
8.8K
bc

The CEO'S Plaything

read
19.5K

Scan code to download app

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook