Part48

1295 Words

Azad, o elin ağırlığını tanıyordu. Gözleri kan çanağı gibiydi ama sustu. Dişlerini sıktı, yumruğunu cebine gömdü. Berzan bir an sessiz kaldı. Sonra başını çevirip çalışanlara baktı: “Alın şu bohçaları,” dedi. Sesi buz gibiydi. İki hizmetli hemen koştu. Bohçaları saygıyla ama hüzünle içeri taşımaya başladılar. Berzan bir adım öne çıktı. Adamların gözlerine tekrar dikti bakışlarını. “Gidin o Yekta’ya söyleyin,” dedi. “Biz… istediğimizi öyle ya da böyle alırız. Haberi olsun.” Sesi ne bağırıyordu, ne fısıldıyordu… Ama taş duvarları sarsan bir kudretle döküldü dudaklarından. O anda herkes anladı ki… bu mesele burada kapanmaz. Bu, daha başlangıçtı. Yekta… Berzan Ağa’nın ne demek olduğunu çok yakında öğrenecekti. Adamlar bohçaları bıraktıktan sonra selam verip başları eğik şekild

Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD