Berzan başını iki yana sallayıp gözlerini Nazar’a çevirdi. “Bir şey yok. Ama benim içim rahat etsin istiyorum.” Nazar, onun gözlerindeki endişeyi, kor gibi içini yakan korkuyu görüp sustu. Başını hafifçe salladı. “Tamam,” dedi yumuşak bir sesle. Masanın etrafında kahkahalar, küçük şakalaşmalar sürüyordu. İnci, Reyhan’la birlikte zeytinleri ayıklamaya çalışıyor, Gülseren Hanım da “Bırakın çocuğu rahat yesin,” diyerek araya giriyordu. Bir sabahın, bir sofranın huzuru… Belki de uzun zaman sonra bu kadar sıcaktı. Kahvaltı bittikten sonra Berzan, Nazar’ın elinden tuttu. “Hadi gidelim güzelim,” dedi. Nazar, yanında yürüyen adama bakarken içinden, “İşte bu adam,” diye geçirdi. Kızgın, gururlu ama bir o kadar da yüreği sevmeye açık. Ve onun yüreği… Artık içindeki küçük kalp için de çarpıyor

