Mira, hapishanenin soğuk duvarları arasında ilerlerken, aklındaki sorular bir çığlık gibi yankılanıyordu. Burası hakkında bildiği her şey kesinlik kazanıyordu ama tek bir fark vardı: Kael. O, burada olmamalıydı. Hiç var olmamış olması gereken bir adam, Mira’nın planlarının tam ortasına düşmüştü.
Ancak düşünmek için vakti yoktu. Hapishane müdürü Vernon’un gözleri üzerindeydi.
**Şüphe Korkudan Daha Tehlikelidir**
Vernon, sert bakışlarla Mira’yı göz hapsine almaya başlamıştı. Hapishanedeki düzene aykırı bir hareketi olmamasına rağmen, Mira onun farklı bir şeyler sezdiğini hissediyordu.
Görünmez zincirlerle sarmalanmışçasına hapsolmuş hissediyordu Mira. Gözleri, Vernon’un odasının hemen önünde duran silahlı gardiyanlara kaydı. Bir hareketiyle onu içeri çağırabilirdi ve Mira'nın sakladığı gerçekler açığa çıkabilirdi.
Akşam yemeği sırasında Vernon’un sert sesi duyuldu.
“Mira.”
Bütün salon sustu. Kael, uzaktan onu izliyordu ama herhangi bir hareket yapmadı.
Mira nefesini tutarak Vernon’a yaklaştı.
“Buraya alışabildin mi?” Vernon’un sesi her zamanki gibi soğuktu ama içinde gizli bir ima vardı. “Beni ilgilendiren bir şey var. Gel benimle.”
**Gizli Sorgulama**
Vernon’un ofisi, hapishanenin geri kalanından farklıydı. Tertemiz, düzenli ve duvarlarında kimsenin ne olduğunu bilmediği haritalar vardı. Mira içeri girdiğinde, Vernon onu gözleriyle tarttı.
“Buraya gelmeden önce neredeydin?” diye sordu.
Mira, soğukkanlılığını koruyarak omuz silkti. “Oradan oraya sürükleniyordum. Bir isyanda yakalandım.”
Vernon’un gözleri kısıldı. “Peki Kael’i nereden tanıyorsun?”
Buz gibi bir sessizlik çöktü. Mira’nın kalbi bir anlığına durdu ama yüz ifadesi değişmedi.
“Kael mi?” diye sordu umursamaz bir tonla. “Kimseyi tanımıyorum.”
Vernon hafifçe güldü ama gözlerindeki soğukluk geçmedi. “Burada kimse yalan söyleyemez, Mira. Seni izliyorum.”
Mira’nın boğazı kurudu ama kendini topladı. Çaresiz olmadığını biliyordu.
**Kael ve Mira: Güç Dengesi Değişiyor**
Mira hücresine döndüğünde Kael onu bekliyordu. Kapının kenarında duruyordu, gözleri karanlık bir derinliğe sahipti.
“Vernon’un seni çağırdığını duydum.” dedi, sesi alaycıydı. “Bakalım ne kadar dayanabileceksin.”
Mira, gözlerini kısarak ona yaklaştı. “Sadece ben mi? Ya sen Kael?”
Kael’in ifadesi sertleşti. Mira devam etti.
“Senin burada olmaman gerekiyordu. Ama buradasın. Ve Vernon senin de peşinden gelecek.”
Kael hafifçe güldü ama bu kahkaha sinir bozucuydu. “Beni tehdit mi ediyorsun?”
Mira, Kael’in gözlerinin içine baktı. “Tehdit etmiyorum. Sadece gerçekle yüzleşmeni sağlıyorum. Sen de bu oyunun bir parçasısın. Ve benden daha az güvendesin.”
Kael’in yüzü gölgelenirken, hapishanede aniden bir alarm çaldı.
**Kontrolden Çıkan Deneyler**
Mira ve Kael hızla koğuşların koridoruna çıktı. Bağırışlar, ayak sesleri yankılanıyordu. Bir mahkum, sanki insanlıktan çıkmışçasına diğerlerine saldırıyordu.
Gözleri kanlıydı. Damarları belirgin bir şekilde morarmıştı.
“Deneyler yan etkisini göstermeye başladı.” dedi Kael, Mira’nın yanına yaklaşarak.
Mira ise yumruklarını sıktı. Artık buradan kaçmak yetmeyecekti. Bu yerin gerçeklerini ortaya çıkarmak zorundaydı.
Ama önce hayatta kalmalıydılar.
Devam edecek…