Mehir'den...
Üstüme giydiğim siyah elbiseye aynadan baktım. Siyah sade bir elbise sayılabilirdi. Kadife bir kumaşı vardı. Uçlarında mavi püskülleri vardı. Dizimden 1,5 karış üstünde bitiyordu. Göğüs dekoltesi vardı. Askısızdı.
Bakışlarım makyajıma kaydı. Göz kalemiyle hafif bir eyeliner çekmiştim. Hafifçe sim sürmüştüm. Dudaklarıma da hafif dudağımın renginin bir tık koyusu olan bir ruj sürmüştüm. Tabi rimel de sürmüştüm.
Güzel olduğuma emin olduktan sonra hızla kenardaki topuklularımı giydim. Son kez kendimi süzmüştüm. Sıkı bir şekilde toplamıştım saçımı.
Hazır olduğumdan emin olduktan sonra odamdan çıkıp aşağıya doğru adımladım. Topuk sesleri ile bana dönen 4 erkekle gülümsedim.
Süleyman baba babamı dürtükleyip " Aldık biz bu kızı. " dediğinde kıkırdadım. Ama Süleyman babanın Ömer'e dönüp " Kedi olalı bir fare tuttun lan. Bu kız sana nasıl baktı anlamıyorum. Ama iyiki bakmış. Başkası seni almazdı" diye söylendi.
Bu haline abim gülüp " Bende anlamıyorum. Abicim sen nasıl baktın bu salağa ya? " diye söylendi.
Ben gülümserken gelip beni anlımdan öptü. Geri çekilirken gözlerini yüzümden ayırmadı. " Ay parçam benim. " diye mırıldandı.
Bu dediği ile gülümsedim. Abim geri çekilirken babam bana yaklaştı. " Sana aldım. Senin yanında sönük kalacak ama... " diyip sustuğunda ona baktım. Elindeki kutuyu bana bakarak yavaşça açtı.
Pırlanta safir bir setti. Çiçek, yaprak dal şekline benziyordu. Kocaman gülümsedim. " Çok güzel baba. " dedim.
Babam bana gülümserken arkamı döndüm. Babam kutuyu abime uzatırken önce gerdanlığı çıkarttı. Saçımı havaya kaldırırken babam gerdanlığı taktı. Ona döndüm. Babam bu sefer bilekliği taktı. Yüzüğü bilerek takmayıp içinde bıraktı. Küpeleri de bana uzattığında kulağımdakileri çıkarıp onları taktım.
Gülümseyerek kafamı kaldırdığımda bana hayranlıkla bakan Ömer ile göz göze geldim. Bana bakıp gülümserken gözlerimi abime çevirdim. Kafasını duvara çevirmiş duvarı inceliyordu. Bu haline kıkırdadım. Babam bize bakıp " Hadi biz gidelim Mete. Ömer ile Mehir de arkamızdan gelirler. " dedi.
Abim hızla kafasını bize çevirip " Benimle gelebilir Mehir. Yanım boş. Niye Ömer ile gitsin ki? " dedi.
Süleyman baba abimin omzuna vurup " Çünkü kız kardeşini aldık biz Metecim. O bir Eryiğit sayılır. Hükümdar değil. " diyip sırıttı.
Ömer babasına bakarak " Beni mi destekliyorsun Mete'yi mi anlamıyorum. Bir benim bir Mete'nin tarafındasın. " diye söylendi.
Ömer öflerken benim yanıma geldi ve elini belime attı. Bu yaptığı ile ben kocaman gülümserken abim söylenmeye başladı. Süleyman baba abimin ensesinden tutarak çekiştirirken babam da bize bakmadan arkalarından ilerledi.
Ömer'e baktım. " Ayıp oluyor onlarada. " diye mırıldandım.
Ömer ise gülüp " Baban ve babam normal karşılıyor. Mete ise... " diyip duraksadı. Sonra hafifçe gülümseyip " Galiba ben pna asıl ayıbı kardeşim diyip kardeşine aşık olarak yaptım. " dediğinde sırıttım. Galiba haklıydı. Bir tık yani...
Ömer belimdeki eliyle beni kendine çekerken diğer elini boynum ve yanağımın arasına koydu. " Ama pişman değilim. Yine olsa yine sana aşık olurum. " dedi. Kafamı eline doğru eğdim yavaşça.
" Yaaa. Ömerrr. " dedim cilveyle. Bu halime Ömer güldü.
" Bunu hiç konuşmadık ama sen ne zaman bana aşık oldun küçük hanım? " dediğimde kaşlarım çatıldı.
" Küçük hanım? Öyle mi Ömer Bey? Sana küçük hanım olmadığımı kantladığımı sanıyordum. " dedim imayla.
İmamla Ömer'in gözleri koyulaşırken tutuşu sertleşti. Dudağıma sert bir öpücük kondururken " Ben bu küçük hanıma vurgunum ama. " dedi boğuk bir sesle.
Dudağımı ısırarak güldüm. Ömer'in dudağına doğru uzanırken içeri giren Cahit ile geri çekildim. " Ömer Bey, Mete Bey aradı ve o evden çıksınlar beni oraya getirmesinler dedi efendim. " dediğinde kıkırdadım. Ömer ise ağzının içinde küfrediyordu.
Gülerek Ömer'in koluna girdim. " Gidelim hadi aşkım. Bekletmeyelim abimi. " dedim.
Ömer " Gidelim bakalım. " diye mırıldanarak evden çıktı. Kapımı açıp binmem için beklerken gülümseyerek yavaşça oturdum.
Ömer kapımı kapatıp yanıma geçti. Kapıyı açıp sürücü kapısını açtı sonra duraksayıp Cahit abiye dönerek " İçeri bir tek sen ve 2 adamı ayarla. Almazlar herkesi. " dedi ve koltuğa bindi. Arabayı çalıştırırken gergin olduğu belliydi. Bizim verdiğimiz bir davet olmadığı için muhtemelen içeri adam sokmamıza bile izin vermeyebilirlerdi. Lider aileyi öldürmek için en iyi yol. Adamlarının olmadığı bir alanda birer kurşun.
Ömer yola odaklıyken yerimde hareketlenip Ömer'in yanağını okşadım. Anlık bakışları bana döndü. Sonra ise hemen geri yola odaklandı. Huysuz bir sesle " Hayatım dikkatimi dağıtıyorsun. " diye söylendi. Bu dediğine güldüm.
" Ama birtanem ' A ' desem senin dikkatin dağılıyor. " diye söylendim.
Ömer ise bana bakmadan " Dikkatimi dağıtan ' A ' diyenin sen olması bebeğim. " diye söylendi. Bunun ile gülümsedim. Olduğum yerden Ömer'e doğru uzandım. Yanağını öpeceğim zaman bana dönen Ömer ile dudaklarım dudaklarına değdi. Ben şaşkınlıkla donarken Ömer alt dudağımı ısırıp önüne döndü. Ben ise olduğum yerde kalmıştım.
Yavaşça yerime otururken " Haksızlık bu. " diye mırıldandım.
Ömer'in yandan sırıtışını gördüğümde koluna vurup " Önüne bak. Bu şekilde ölürsem seni affetmem bak. Araba kazası çok klasik. Daha ses getiren bir ölüm olmalı benimki. " diye söylendim.
Ömer kızgınlıkla bana bakıp sert bir sesle " Ölüm deme bana Mehir. Ölmeyeceksin. Birlikte buruşup torunlarımızı göreceğiz daha. " dedi.
Dudak büzdüm. Ömer ise birkaç saniye kendini sakinleştirmek için uğraştı. Yüzünü sıvazlayıp daha yumuşak bir sesle " Hâla benim ani öpmelerime alışamaman üzüyor beni Mehir. Alışıp karşılık vermen lazım ay ışığım. " diye söylendi.
Bu haline güldüm. " Ama Ömer sen de hep tehlikeli yerlerde öpüyorsun. Odamda birden öpsün karşılık verip şaşırmam. " dedim.
Ömer gülümserken davet yerinin kapısının önünde durdu. Kemerini açıp arabadan inerken arka arabanın da kapısı açıldı.
Benim kapım ise bir görevli tarafından açılırken çantam ile göğüs dekoltemi kapatarak indim arabadan. Girişe ilerlerken görevlilerden biri arabayı almıştı. Cahit abi ile 2 adam yanımıza geldiğinde Ömer içeri doğru adımladı.
Yandaki adamlardan biri Ömer'i durdurup " Efendim içeri onları alamayız. " diyerek Cahit abileri işaret etti.
Ömer adamı süzüp " Sen yeni misin? " diye sordu. Ne alaka Ömer?
Görevli adam onu onaylayıp " Evet efendim. " dedi.
Görevliye bakıp " Sen kime izin vermiyorsun acaba? Ben Mehir Hükümdar. Eminim abim ve babamda içeri korumayla girmişlerdir. " dedim tek kaşımı kaldırarak.
" Evet efendim abiniz ve babanız korumayla girdi. " diye mırıldandı.
Bu dediği ile ona bakıp yalancı bir tebessüm attım. " İyi o zaman bende girebilirim. " diyerek Ömer'in kolundan çakmadan onu da çekiştirerek içeri adımladım. Arkamızdan Cahit abilerde girerken Ömer'in güldüğünü duydum.
' Seni gidi mini mafya. Bize mi özeniyorsun sen? " diye sordu eğlenen bir sesle.
Salona girerken başımı dikleştirip " Arada bir size özeniyorum valla. Özellikle kendinizi tanıtıp izin verilmeyen şeyleri elde ettiğinizde. " dedim.
Ömer güldü. Babaların yanına adımlarken hızlıca Cahit abiye dönüp " Bize yakın bir yere yerleşin. Ve etrafı inceleyin. En ufak bir olay istemiyorum. " dedi.
Cahit abi onaylarken biz çoktan babamların yanına varmıştık. Etrafı süzerken gözüme Timur, Kemal abi ve Çekiç bi dikkatimi çekti. Çekiç Süleyman babamın adamıydı. Etrafımızdaki masalara geçip etrafımızı resmen çevrelemişlerdi.
Babam saçımı öperek " Ay parçam benim. " diye mırıldandı. Bu dediği ile sırıtıp göğsüne sokuldum. Seviyordum bu koca adamı be.
" Baba yeraltına sizin gibi girmek istesem ya da girsem ne düşünürdün? " diye sordum.
Diğerleri bu sorum ile bana dönerken babam gülümseyip " Destek olurdum. Her durumda arkanda olurdum ay parçam. Ama girmeni istemezdim. " dedi.
• Her fırsatı değerlendiren Ömer?
• Ömer ve libidosunu tanıyan Mete?
• Mehir'e her durumda destek olan Kurban?
• Kimin tarafında olacağına karar veremeyen Süleyman?