Karşılaşma

1400 Words
"Zehra yada barış ikinizden biriniz bana burda ne oluyor açıklayabilir mi?" dedi. Leyla teyzenin sorusundan sonra bendeki şaşkınlık yerine telaşa verdi sanki basılmış gibi hissettim. Ben bu duyguyla baş etmeye çalışırken adının barış olduğunu öğrendiğim kişi gözlerini aralayıp şaşkınca bir bana birde leyla teyzeye bakıyordu. Bense üzerimdeki şaşkınlığı atıp hemen kendimi savunmaya başladım. " Leyla teyze bak evet garip görünüyor olabilir ama ben bu adamı tanımıyorum. Ha eğer tanısam da bu eve hatta odama almam." Açıklamam yeterli gelmediğini düşünüyordum. Gözlerimi kapattıp sağ elimi alnıma koydum. Sol elimlede konuşmamı destekleyici el kol hareketleri yapıyordum. Ben o kadar kendimi açıklamaya odaklanmıştım ki leyla teyzenin barış denilen kişiye baktığını farkettim bende ona baktığımda göz göze geldik. Onun birşey açıklamaması beni sinir etmişti. Bense tekrardan konuşmayı sürdürdüm. Bu sefer leyla teyze yine bana döndü. "Ben ezanla kalktım odamı topladım namazımı kıldım. Rabbime içimi dökerken seccadenin üzerinde uyumuşum. Bu adamın geldiğinden hiç haberim olmadı. Uykum hafiftir ama farketmedim inanki ben almadım içeriye onu tanımıyorum bile" Leyla teyze yanıma yaklaşıp bana sarıldı. "Kızım bende seni kahvaltıya çağıracaktım kapıdan seslendim duymayınca içeriye girdim. Yatağa yaklaşınca barışı görünce şaşırdım sadece sende yerde yatıyordun sana birşey oldu sandım." "Bir şeyim yok leyloşum sadece sedcade de uyuya kalmışım." O sırada barışta konuşmaya başladı. "Leyla teyze kusura bakma böyle bir durumla karşına çıkmak hiç istemezdim. Ben egemenle sabah ezanından sonra eve geldik sana sürpriz yapma niyetindeydik. Çok erken olunca egemen biraz uyumamız için beni bu odaya getirdi ve dinlenmemi istedi kendide odasina geçti. Ben çok yorgun olduğum için hanımefendiyi fark etmedim. Oda da biri kalıyormuş gibi de olmayınca biri olduğunu düşünmedim. Başımın ağrısı artınca da hemen uyumak istemiştim o yüzden dikkatli davranmadım kusura bakmayın. İkinizden de özür dilerim. " Barış koşmaya devam ederken ona baktım ve onunla göz göze geldik bu onunla ikinci göz göze gelişimizdi. İkimizde mağduriyet yaşıyorduk ve ikimizde birbirimize birşey diyebilecek durumda değildik. Tam biz durumları toparlamaya çalışırken egemen odaya daldı. " Lan oğlum kalk hadi karnım acıktı annem uyanmıştır sürpriz yapalım da karnımızı doyuralım"dedi. Bizi görünce bir şaşırdı. Sonra bize doğru geldi ve leyla teyzeye sarıldı. "Oy annelerin sultanı ben sana sürpriz yapayım derken sen bana yaptın ya sürprizi" deyip güldü. Leyla teyze bizi unutup egemenle hasret giderdi. Sonra leyla teyze bizi hatırlamış olacak ki egemenin kulağını çekerken şunları dedi. "Oğlum bak senin yüzünden ne hallere düştüler çocuklar. Keşke önce haber verseydinde böyle ikiside mahçup olmasalardı." dedi. Leyla teyzenin dediklerinden sonra beni farketti sonra da barışa baktı. Kaş göz yaptı benden için kim bu diye. Barış ise hep bunlar senin yüzünden bakışı attı. Ardından egemen annesine dönüp "Anne noluyor burda benim ne suçum var şimdi" "Oğlum zehra nın odasına barışı yollamışsın barış zehrayı farketmemiş kızın yatağında uyumuş zehrada seccade içi geçmiş oda barışı farketmemiş. Ben geldim ikisini görünce şaşırdım onlar benim sesime uyandılar. Kendilerini ifade etmeye çalıştılar. Yani bunların hepsi senin şu sürpriz yapma sevdan yüzünden oldu. " dedi. Egemen bana dönüp elini uzattı. Bense ona sinirli olduğum için elimi uzatmadım. Egemenin eli havada kalırken havada kalan elini boynuna götürdü ve şöyle dedi. "Kusura bakmayın zehra hanım ben oda da sizin kaldığınızdan haberim yoktu. Bilsem barışa başka odaya gönderirdim. Tekrardan kusura bakmayın." dedi. "Sorun değil ege şuan kimsede suç yok o yüzden bunu yaşanmamış kabul edelim" Barış ve egemen benim egemene ege dememe şaşırırken. Leyla teyze onların soru dolu düşüncelerine cevap oldu. "Oğlum ne zehra hanımı bu bizim zehra orta okuldan arkadaşın hani kemal amcayın kızı olan zehra" Barış ve egemen bana bakınırken ege birden eskileri hatırlamanın heyecanıyla bana sarılmak için yaklaştığı sırada "Biricik biricik ikicik ikicik demek sensin ha" Derken geri çekilmem ile durdu. Hiç istifini bozmadan "Oo Biricik ikicik hanım hiç değişmezsin sanıyordum meğer ne çok değişmişsin vallahi yolda görsem tanımam. Kız ne ara böyle güzelleştin de bakayım" dedi. "Ben değiştim değiştimde sen hiç değişmemişsin. Hala aynı çocuk gibisin ege, senin yuzunden leyloş sultana basılmış gibi hissettim. Yetmiyormuş gibi barış beyide zor durumda bıraktın. Ah şu senin düşünmeden yaptıkların çocukkende böyleydin senin yüzünden hep kavga etmek zorunda kalırdım." "Hiçte bile dövdüğün çocukların hepsinden sende gıcık alırdın. Beni bahane edip kendini masum gösterme" Leyla teyze ile barış egemenle bana şaşkınlık la bakarken biz ise kendimizi kaptırmıştık. Leyla teyze en son dayanamayıp araya girdi. "Tamam çocuklar tamam yine başlamayın. Lafa daldık kahvaltıyı unuttuk hadi toparlanında kahvaltıya geçelim. Kahvaltıdan sonra konuşursunuz" dedi. Ardından egemene dönüp "Barışı yan taraftaki odaya yerleştir. Zehra buraya yerlesti zaten onun düzeni bozmayalım" dedi Ardından barışa bakıp gülümseyip elini yanağına koydu. O an farkettmiş olacak ki leyla teyzeye sarıldı. Ardından bana dönüp "kızım olanlar için kusura bakma çarşafları değiştirmek istersen yatağın altındaki bölmede temiz nevresim takımı var."dedi. " Ne kusuru sultanım burda kimsenin suçu yok" diyip gülümsedim. Leyla teyze odadan çıkınca egemen " Biricik tekrardan kusura bakma."dedi "Sorun değil ege hadi çıkında hazırlanayım aşağıda görüşürüz bir ifadeni alalım diyorum" "Mesleki deformasyon bu olsa gerek ifade falan almalar neyse tamam aşağıda kim kimin ifadesini alacak görelim." Ardından barışa dönüp. "Hadi çantanı al da gel hemen yan taraf zaten." dedi Ve barışı beklemeden çıktı. Barış ise çantasını alıp çıkacakken bana döndü birşey diyecek gibi oldu ama vazgeçti zaten aramuzda garip bir sessizlik ve çekim vardı ve bu durum bana garip gelmişti. Ben içsel dünyadaki konuşmayı bitirdiğimde tekrar ona baktım o ise hala bana bakıyordu bu bizim 3 cü göz göze gelişimiz di sonra odadan çıktı ve ben oda da yanlız kaldım. Herkesin çıkmasının ardından duvardaki saate baktım yeni 08:32 yi gösteriyordu ilk günden karargaha geç gidecektim aslında göreve pazartesi geçecektim ama ben erkenden alışmak için gidiyordum zaten bizim işlerin hiç zaman tanımı yoktu. Hemen elimi yüzümü yıkamak için banyoya gittim. Geri dönüp üzerimi değiştiirip üniformamı giydim. daha sonra nevresimleri çıkarttım. Çıkartırken farklı bir koku vardı sanırım bu onun kokusuydu. Onun kokusu ve benim kokum karıştığı için daha farklı bir koku olmuştu. Bu beni neden bu kadar etkiledi anlamamıştım. Bu düşünceleri boşverip çıkardığım nevresimi koltuğa koydum ve yeni nevresimi serdim. Ardından gelen maillere baktım işim bitince aşağıya inmek için bilgisayarı kapatıp kalktım. Aynadan kendime baktım ve Son düzeltmeleri yaptıktan sonra şalımı yaptım. Düzgün olduğunu kanaat getirdikten sonra odaya son kez birşey var mı birşey unutmuşmuyum diye baktım. Telefonumu cüzdanımı aldıktan sonra Gidecekken koltuktaki çarşaflar gözüme ilişti ve aklıma saatler önceki olanlar doldu. İkimizde mağdurduk ama insan nasıl kalmak için girdiği odaya tam bakmaz ki. Sonra bakışları aklıma geldi gerçekten şaşkındı ve ben bunun kesinlikle doğru olduğunu biliyordum. Daha sonra çarşafı kucağıma alındım yine o baharatlı koku ciğerlerime doldu. Daha sonra odadan çıktım adımlarımı çamaşır odasına yönlendirirken yan odadan adını yeni öğrendiğim barış çıktı. Üzerinde siyah kot pantolon ve üst tarafında ise beyaz bir tişört ve üzerinde düğmeleri açık bırakılmış lacivert gömlek vardı.biraz dalgın gibiydi beni ilk başta fark etmedi. Beni gördüğünde ise gözlerin de sabah ki gördüğüm bir ışık vardı. Biraz sonra ise o ela gözlere şaşkınlık belirdi. Neden şaşırdığını merak etmistim. Sonra farkındalık gelmiş gibi baş selamı ile "Günaydın" dedi. Bende aynı baş selamı ile "Günaydın" dedim. Elimdeki çarşafları görünce yüzü düştü sanki, yada bana öyle geldi. Başka bir şey demesine firsat vermeden çamaşır odasına gittim. İşimi bitirip aşağıya indim. Ege çoktan masaya oturmuş masadaki börekten yemeye başlamıştı. Leyla teyze "Oğlum çocuklarımın gelmesini beklemedin bari onlarada bırak börekten." dedi. Ege hiç oralı bile olmadan yemeye devam ediyordu gözlerim bu sefer leyloş sultanın arkasındaki barış a kaydı. Sanki üzgün gibi bakıyordu. Omuzları düşüktü. Leyloş sultan sırtı kapıya dönük oturduğu için barışı görmüyordu. Tabi barışta benim ona baktığımı bilmiyordu. Leyloş sultanın tekrar seslenmesi üzerine barış leyloş sultanın arkasından boynuna sarıldı. "Oğlum bırak artık şu böreği çocuklarıma bırakmadın." Lafını bitirirken boynundaki ellerin sahibine "Ah deli oğlan yine beni korkuttun." Diyerek güldü. Bende ne kadar zamanım kalmış diye saate bakmıştım. Saat 09:00 du çokta vaktimin kalmadığını görünce hemen bu güzel manzarayı es geçerek hızlıca masaya oturdum. Tabağıma kahvaltılıklardan koydum ve hızlı hızlı yemeye başladım. Üstümde gözlerin olduğunu hissedince " Bakmayın bana öyle geç kalıyorum." dedim. "Kızım sen yinede yavaş ye boğulacaksın." Tam egemen birşey diyecekti. "Sakın ağzını açayım deme hep senin yüzünden geç kalıyorum." O esnada bana mahçup bir şekilde barışla göz göze geldim. Egemen hemen kendini savundu. "Yahu nereden bileyim senin burda olduğunu. Hem sen ne zaman geldin. Senin en son ankarada olduğunu duymuştum babamdan." "Sorularını sonraya sakla cidden geç kaldım. Bugün idman yaptırmam gerek. Hadi ben çıktım akşama görüşürüz." Masadan kalktığımda dalgın bir şekilde kahvaltısı yapan barışa baktım. "Tanışmamız biraz olaylı oldu. İstersen akşama yeni karşılaşıyor gibi yapalim." dedim Barış teklifim karşısında şaşırsada sevinmisti. Gülümseyerek "Olur çok sevinirim. O zaman akşama karşılaşmak üzere" dedi. Bende gülümseyerek mutfaktan çıktım. Ayakkabılarımı giyip beni bekleyen yarucu gün için evden ayrıldım. ________________________
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD