2. Bölüm

2319 Words
Kızın gittiği yere bakarken omzuma konan elle irkildim . Arkama baktığımda bütün birlik bana bakıyordu . Kendimi toparlayıp " Halkın güvenliğini alın . Akşam toplantı düzenlicez . Hiç birinizin gecikmemesini istiyorum . " dedim . Hepsi kafasını sallarken hızla halkın yanına gidip hasarları not aldım ve halkı sakinleştirdim . Sarayın yanına gittiğimde sarayı inceledim eskiden olan yıkılmış sarayı bırakmıştım . Onun yerine siyah , gri ve beyazdan yapılmış bir saray vardı . Beyaz sarayın üstüne ince siyah ve gri işlemeler çok güzel duruyordu . Sarayın içine girip odama giderken bana bakan ve selam veren kişilere bende kafa selamı veriyordum . Derin nefes verip odamdaki gri koltuğa oturduğumda bacaklarım ağrıyordu . Nedenini az çok bilirken kafamı geri yasladım . Halk alışmıştı ama yıllar sonra ilk defa bu kadar büyük bir saldırının olması onları endişelendirmişti . Onları sakinleştirmek çok uzun zamanımı almıştı . Ayrıca sakinleştirir sakinleştirmezde odama gelip dosyaları düzenlemiş ve hasar için bir şeyler düşünmeye çalışmıştım . Toplantıda asıl konuşmak istediğim konu kalkanın içindeki başka bir grup olan kalan 3 hatbenin halkıydı . Ama bugünki bana saldıranla sayının 3 ten 4 e çıktığını anlamıştım . İnsan krallığının , krallığı görememesi ve girememesi için özel bir kalkan vardı . Kalkan içeri girişi engellediği gibi çıkışı da engelliyordu . Bu yüzden halkta çıkamıyordu. Sadece benim izin verdiğim kişiler yanında birlikten bir kişiyle çıkabiliyordu . Birliğin de çıkması için üzerinde özel bir büyü olan anahtarlar dağıtmıştım. Benim de anahtarım vardı ama büyüyü ben yaptığım için ben istersem anahtarsız da girebilirdim . Ayrıca krallık işleriyle o kadar kafamı yoruyordum ki çoğu gece doğru dürüst bir uyku çekemezdim . Uyuduğumda da zaten rüyalarımın çoğu geçmişte yaşadığım savaş zamanıyla ilgili olurdu . O yüzden düzgün dinlenemezdim ama belki şimdi görmem umuduyla biraz da olsa dinlenmek amacıyla toplantı saatine kadar uyumaya karar verdim . Boynumu sağa sola çevirip rahatlattıktan sonra kafamı geri yaslayarak gözlerimi kapadım . Saniyesinde uyku ele geçirmeye başlarken hâla aklımdaki şey halkın güvenliğiydi . Kapının açılma sesiyle uyuma taklidi yaparken bir yandan da etrafı dinliyordum . Gelenin umursamaz , dikkat etmez , kendine güvenen ve hızlı yaklaşımından Jake olduğunu anlamıştım . O bana dokunmadan gözümü açtığımda bana sadece üstten boş bakışlarını atıyordu . Alice , Astrid ve Jake odama izinsiz girebilen tek kişiler olduğu için alışıktılar birden gözlerimi açmama . Onlar da biliyorlardı en ufak sese direk uyandığımı . Beni hızla doğrultup " Luna toplantı 5 dakikaya başlayacak . Acele etmen lazım. Tabi senin mükemmel abin senin yorgunluktan uyuduğunu hissettiği için gelip seni uyandırdı . Tebrik et bakayım " dediğinde hızla ayaklandım . Ben nasıl o kadar uyumuştum ya . Ama valla mükemmel uyumuşum . Rüya da görmedim zaten . Hızla giyinme dolabıma gidip yeşil olan ama abartı durmayan bir elbise giydim . Elbisemle uyumlu , asil durmamı sağlayan ve elbisemle uyumlu tacımı takıp çeki düzen verdim kendime . Giyinme odasından odama geçtiğimde Jake çıkan sesle beni süzerken dudakları kıvrıldı . Bu beğendiğinin göstergesiydi . Yanına gidip yanağından öptükten sonra masamdaki dosyaları aldım . Jake ile birlikte odadan çıkıp toplantı odasına giderken " Bir tanesin Jake çok sağ ol . " dediğimde saçını savurmuştu . Olmayan saçını . Bu hareketiyle kıkırdarken o da beni izlemişti . Tabi bu yüzündeki gülümsemesi gülen bir kaç askeri duyana kadar sürmüştü . Kim saçı uzun olmayan bir erkeğin saçını savurur gibi yapmasına gülmezdi ki . Bu yüzden ben Jake in onlara kızmasına izin vermeden çekiştirmiştim . Koridorda bizi gören askerler selam verirken bizde onlara küçük bir baş selamı veriyorduk . Toplantı odasına geldiğimde kendimi bir süzdüm . Düzgün olduğuma karar verdikten sonra kapıyı açıp içeri girdim . Beni gören birlik ayağa kalkarken hepsine tebessüm edip kafamla oturmalarını istedim . Ricamla birlikte herkes otururken ben baş köşeye oturdum . Jake te hemen sol yanıma Astrid in karşısına geçti . Herkese bir bakış attıktan sonra " Buraya sizi toplamamın nedeni uzun zaman sonra böyle büyük bir saldırı yapmaları . Bununla ilgili bir bilgisi ya da bir fikri olan var mı ? " dediğimde herkes durdu . Herkes düşünürken bende olanları düşünüyordum . O kız benim yaşındaydı ve saldırısı krallığa karşı değildi . Bizzat bana yapılan bir saldırıydı . Gözlerindeki nefreti görmüştüm ama aklıma sadece ailesinden birine zarar vermiş olabileceğim gelmişti . Bu fikri düşünmek istemesemde cevap bu olmalıydı. İsteyerek zarar vermediğimi emindim . Büyük ihtimalle krallığa yaptıkları savaşta öldürdüklerimden olmalıydı . Robert in sesiyle ona döndüm . " Luna bunun sebebini bilmiyorum . Ayrıca hâla saklandıkları yer ile ilgili bir şey bulamadım maalesef . Bağımsızlar iyi saklanmışlar . Birden ortadan kayboluyorlar . " dediğinde kafamı salladım . Bağımsızlar halkın ve bizim hatsen grubuna verdiğimiz isimdi . Onlarla ilgili birinin bilgisi varsa bu kesin Robert olmalıydı . Her fırsatta onlarla ilgili bir ipucu veya bir bilgi öğrenmeye çalışıyordu . Takip ediyordu . Takip etmeye çalışıyordu en azından . Olabildiğince takip edip yerlerini bulmaya çalışıyordu . Kimseden ses çıkmayınca " O zaman bunun üstüne düşünün . Diğer bir konu halkın hasarları . Bence krallığından karşılanmalı ve evlerinde zarar olanlar ise evleri tamir edilene kadar sarayda kalmalılar . " dediğimde Brian ve Fiona beni onaylamıştı . Brian ve Fiona ikisi de tolkuçtu . Yani hayvanlarla konuşabiliyorlardı . Brian sarı saçlı ve mavi gözlüyken Fiona siyah saçlı ve mavi gözlüydü . İkisi sevgiliydi ve çok tatlıydılar . Brian ın arkasında gördüğüm sungunuyla gülümsemem arttı . Sarı tüyleri ve mavi gözleriyle oldukça tatlı gözüküyordu . Hepsinin arkasında ruhçeleri vardı . Benim arkamda ise Hardy vardı . Fionanın arkasında değilde direk omzundaydı çöntü . Fiona gibi simsiyahtı . Mavi gözleri vardı . Çöntler örümcek gibi gözüken Ve avlarını özel bir sıvı salgılayarak bilinçlerini kaybetmelerini sağlayan hayvanlardı . Avları bilincini kaybedince ördüğü ağa çekilip yapışmalarını sağlarlardı . Ruhçelerine özellik aktarıyorlardı . Diğerleride bir süre düşündükten sonra kabul ettiler . Akıllarında soru işareti kalmaması için " Konuşulmasını istediğiniz bir konu var mı ? " diye sordum . Direk elini kaldıran kişilerle şaşkınca baktım . Kendime gelip hafif kıkırdayarak " Bugünü mü beklediniz lan . " dediğimde Astrid , Alice ve Jake kıkırdarken ; Robert , Sean ve Adelina gülüyorlardı . Paul , Brian ve Fiona ise sadece gülümsemekle yetinmişti . Adelina ya dönüp " Söyle bakalım Adel " dediğimde kafasını salladı . Adelina bir taziydi . Ruhçesi ise bir medifti . Adelina pembe saçlı ve mavi gözlüydü . Tabi haliyle medifte pembe yünlü ve mavi gözlüydü bu yüzden . Şefkatli ve endişeli bir sesle " Majesteleri kalkanın hâla olması " dediğinde kaşlarımı çattım . O da bunu gördüğünde yanlış anlamaya açık olduğunu anlayıp açıklamaya kalktı . " Yani sizi güçsüz düşürüyor . Kalkanın gücüne bir kaç kişi daha verelim . Kalkana saldırı olsa sizin canınız acıyor . " dediğinde herkes aynı şeyi düşünür gibi kafasını sallamıştı . Amy ondan sonra dikkatleri üzerine toplamak için ayağa kalktı . Amy bir hatbendi . Bu yüzden siyah saçları ve siyah gözleri vardı . Arkasında gördüğüm sulin de onun gibiydi . Sulinler insanları ve hayvanları ya da bizim gibi olan ongileri ve ongiloları ısırınca ruhlarını emiyor , yaşam enerjilerini alıyordu . Ama maalesef bir tek hatben ve hitbenlere akratabiliyorlardı aldığı yaşam enerjisini . Onun dışında özellik aktaramazlardı . Amy dikkatleri üzerine toplayarak " Majesteleri dediklerimin hiçbirini umursamayacaksınız . " dediğinde ağzımı açtım karşı çıkmak için ama benim konuşmama izin vermeyerek " Majesteleri sizi tanıyoruz . Ayrıca bahsettiğim şey sizin bizim düşüncelerimizi umursamamanız değil . Bahsettiğim şey kendinizi umursamamanız . " dediğinde ağzımı kapatıp kafamı yere eğerek dudağımı ısırmıştım . Bir süre sonra kafamı kaldırıp hepsinin yüzüne baktım . Hepsine hitaben " Biliyorum ama başka bir hitben ya da hatben devamlı bir yerden yaşam enerjisi alıp yapamaz . " dediğimde Amy kafasını sallayıp " Bari bana da hak ver . Sana bişey olursa direk düşmesin kalkan . " dediğinde durdum . Bu mantıklıydı . Amy e dönüp " Ben bunun için sizi 2-3 hafta idare edicek bir küre yaparım . O arada da siz de ne yapacağınızı düşünürsünüz . Halkı farklı bir yere taşımak ya da yeniden saklamak , ben ölmediysem beni kurtarmak gibi . " dediğimde kafalarını sallamışlardı . Hepsine başka bir şey var mı der gibi beklentiyle baktığımda Paul " Majesteleri bence insan krallığına bir denetim düzenleyelim . Ne durumda oldukları , bizi hâla arayıp aramamaları ile ilgili " dediğinde kafamı sallamıştım . Diğerlerinden de onaylayan mırıltılar çıktığında gülümsedim . " Haklısın bu işten Jake , sen ve Alice sorumlu . Gidin , gezin öğrenin . " dediğimde kafalarını salladılar . Paul bir taziydi . Adelina nın abisiydi . Çok güzel hançer kullanırdı . Kumral yeşil gözlüydü . Ruhçesi negindi . Neginler ışığı yutup , etrafı karartıyor ve karşıdakine geçici körlük veren canlılardı . Genelde bir el boyutunda olurlardı . Mavi tenlilerdi . Derin bir nefes aldım verdikten sonra " Benim aklımda bir fikir var . Asker olmak isteyen öğrencileri 5 er li bir şekilde her gün bir grup olmak üzere 7 grup seçip kalkanın dışında eğitim verelim . Yetenekli olanlardan 35 kişi seçelim . Her gün bir grup . Her grubun 1 lideri olsun birlikten . Özel eğitim alsınlar . Bizzat bizden . Bizden sonraki halkta yer edinecek üst rütbeli askerler . Zamanı gelirse herkes kendi grubundan yerine birini seçer. " dediğimde herkes sessizleşmişti . Düşüncelerini tartıyorlardı . Neredeyse hiç düşünmeden bana güvendiği için ilk Jake ayağa kalkıp " Ben varım dememe gerek yok diye düşünüyorum " diyip bana göz kırptı . Ona minnettar bir şekilde baktığımda güven verircesine güldü . Ondan sonra Astrid kafasını kaldırıp ayağa kalkarak parlayan gözlerle " Ben varım . " dedi . Onun arkasından Alice aya kalkıp " Bende varım " dediğinde gülümsedim . Fiona aynı şekilde büyük bir gülümsemeyle ayağa kalkıp kafasını salladığında güldüm . Robert da kalktığında gülümsemem arttı . Amy de ayağa kalktığında sadece bir kişi kalmıştı . Herkesin gözlerinin içine bakıp bende ayağa kalktım . Hepsi bana bakarken " Bende kendime bir grup seçicem . Belki benden sonra gelicek bir kraliçe veya kral olur . " dediğimde kafalarını sallamışlardı . Amy e dönüp " Git halka duyur . Yetenekli ve isteyen kişilerden seçim olucak 1 hafta sonra sarayda . Halkta bu seçimde yer alıcak . Çocukların hızını , gücünü , zekasını denetleyeceğimizi ayrıca çocuğun iyi olduğu bir alanda yapıcağı bir gösteri zamanı da olucak . Bunu duyur isteyen kişiler seçim gününün sabahına kadar zamanının olduğunu ve sana adını yazdırması gerektiğini söyle . " dediğimde kafasını sallayarak " Emredersiniz majesteleri " demişti . Hepsine bakıp " Başka bir şey " dediğimde Jake " Luna uzun zamandır daha doğrusu taç giyme töreninden beri kalkanın dışına çıkmadın . 1-2 günlüğüne çık dolaş . Orayı gör . " dediğinde ona baktım . Hiç düşünmeden kafamı sallayarak reddedip " Jake olmaz krallığı bırakamam . " dediğimde bu sefer Adelina söze atlayarak " Biz ne işe yarıyoruz majesteleri . Size iyi gelicek bu . Emin olun . Hafifleyeceksiniz . Sadece 2 gün . Alice ve Astrid seninle gelirken biz de krallığa bakarız . " dediğinde bir durdum . Yıllardır dışarıyı görmüyordum . Her gün burada saatlerce durup halkı kontrol ediyor , bağımsızları kontrol ediyorduk . Halkı gittikçe ayağa kalkındırıp güçlendiriyordum krallığı . Olası bir savaşta hiç kimseye bir şey olmasın diye yer altı sığınakları yaptırıyordum . Biraz hava alıp rahatlamak mantıklı gelmişti . Böylece dinlenirdim de . Kafamı masadan kaldırıp " Tamam kabul ediyorum . Hazırlanıcam 2 gün için ama tek olucam . " dediğimde bütün birlik ayağa kalkıp itiraz etmeye başladı . Hızlıca masaya vurup " Biraz uzaklaşmamı siz istediniz . Kendimi koruyabilirim . Merak etmeyin " dediğimde hepsi sinirli bir şekilde bakıyorlardı . " Hazırlanmaya gidiyorum . " dediğimde kapıya ilerlemiştim bile . Arkamı dönüp " Brian atımı hazırla " dediğimde kafasını sallayıp benimle birlikte çıkmıştı . Odama gittiğimde üstüme halk giysilerimi giyindim . Daha çok halk gibi değilde kadın savaşçılardan biriymişim gibi görünüyordum . Kafamda zarif bir taç vardı . Bu beni bir asilmiş gibi gösteriyordu . Özel işlemeli kılıcımı ve hançerimi alıp üstüne taktım . En son kılıca dönüşen özel yüzüğümü de taktığımda aynadan yeniden kendimi süzdüm . Üstüme siyah düz pelerinlerimden birini alıp dışarı çıktığımda bir sürü asker vardı en önlerde de birlik beni bekliyordu . Gülümsediğimde Brian siyah atım Alvin i getirmişti . " Burası size emanet " dediğimde hepsi önümde eğilmişti . Bende onların önünde hafif eğilip hızlıca atıma çıkıp ilerletmeye başladım. Çıkış kapısına geldiğimde durdum . Hafif nefesimi tutup bir süre bekledim . Kendimi hazır hissettiğimde kapıya ilerleyip ellerimi kaldırıp kapıyı açmak için büyü yaptığımda saçlarımın siyahlaştığını gözlerimin de içten dışa doğru karardığını hissediyordum . Kalkanı kara büyüyle yaptığım için açıp kapatırken saçlarım ve gözlerim simsiyah oluyordu . Kapı açıldığında yavaşça ilerledik . Yıllar sonra dışarı çıkıcak olmak beni heyecanlandırıyordu . Dışarı çıktığımda kapıyı tutmayı bırakıp kapanmasını sağladığımda saçım ve gözlerim eski rengine döndü . Arkamı dönüp baktığımda krallık gözükmüyordu . Yıkılmış eski krallığımız gözüküyordu . Yıkılmış krallığa bakıp burukça gülümsedim . Krallığı iyi bir yere getirmiştim . Çok uğraşmıştım ve sonunda başarmıştım . Basenleri hâla bütün bağımsızları öldürmediğim için pişman oluyordum . Çünkü krallığın huzurunu bozuyorlardı . Ama sonra vazgeçiyordum . Onları değiştirebilirdim . İntikamdan vazgeçirebilirdim . Düşüncelerimden sıyrılmak için kafamı silkelediğimde Alvin kafasını bana çevirdi . Onun bu haline gülüp etrafı incelemeye başladım . Her yerin bembeyaz olması beni gülümsetti . Kalkanın içinde de şuan kıştı . Ama kalkanın dışında olmanın nasıl olduğunu nasıl hissettirdiği anlatamazdım . Kelimeler yetmezdi . Kendimi eskisi gibi özgür hissediyordum . Alvin i hızlandırıp koşturduğumda yüzüme değen hava beni daha da mutlu yapıyordu . Sanki genç bir kız olarak ailemin baskısından kaçmışımda özgürce dolaşıyormuş gibi hissetmiştim . Ve bu o kadar güzel bir histi ki . Ne kadar kraliçe olup istediklerimi yapabiliyor olsamda hep bir düşünce içerisindeydim . Bunu yaparsam krallığa ne olur ? Halk ne der ? Birlik onay verir mi ? Ama şimdi. Bu baya iyi gelmişti . Arada bir yapmam güzel olurdu . Yeterince uzaklaştığımızı düşününce Alvin den indim . Kafamı açmıyordum çünkü beyaz saçım beni belli ederdi . Alvin i bir ağaca bağlayıp devam ettiğimde işlerden gelen seslerle durup oraya ilerlemeye başladım . Bir elim pelerinin kafasında bir elim kılıcımda yavaşça yaklaşıyordum . Gördüğüm şeyle olduğum yerde kalırken etrafı süzdüm . Bir olay olsa yakalanır mıyım diye ?
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD