Korhan Bey hastaneden çıkalı birkaç gün olmuştu. Sağlığına kavuşmuştu belki ama içindeki huzursuzluk, kalp atışlarındaki ritim gibi inişli çıkışlıydı. Doktorları ona “mutlaka sakin bir ortam” tembih etmişti. Fakat ev, ona dingin bir liman olmaktan çok uzak, dalgalı bir deniz gibiydi. Melike evin içinde hep temkinliydi. Sanki bastığı her yer bir mayın tarlasıydı. Özellikle Billur’un gözleri, nereye gitse ensesinde yankılanan bir nefes gibiydi. Her bakışı, her konuşması diken gibi batıyordu. Korhan Bey, pencerenin önünde oturmuş, elindeki çayı karıştırmadan soğumaya bırakmıştı. Yandaki odadan karısının kendi kendine söylendiğini duydu. "Melike son günlerde biraz fazla havalandı.. Sürekli Kaan'la konuşmalar... Biraz fazla yakın değiller mi? Erman'dan daha yeni ayrıldı. İnsan biraz kıçının ü

