Bu söyleyeceklerimi aklından çıkarmamaya çalış; AY AKŞAMDAN IŞIKTIR.
İbo Abimizden dinliyoruz ?
****
5 YIL ÖNCE - İNFAZ
"Bu görevi yerine getirdikten sonra tamamen bizden bağımsız çalışacaksın. Artık Türkiye'nin en çok arananları arasındasın ve bizimle irtibatta olman tehlikeli olur. Bu görevde yakalanıp hapise atılacaksın ordan sonrası malum. İnfaz emrin, aileye teslim ve sonrası kapanış. Birkaç hafta sonra olayın üstü her zaman ki gibi kapanır o zaman harekete geçersin."
Adel, Müdür Erdinç'i onaylamış ve yapacağı görevin detaylarını okumaya başlanmıştı. Kaçıracağı adam devlet adamlarından biriydi ve çerez niyetine bir görevdi.
"Davette tüm ülkelerden gelenler olacağı için üst düzey güvenlik olacak. İçeri nasıl gireceğin tamamen senin hayal dünyana ve yeteneğine kalmış. "
Müdür'ün dedikleriyle kafasını dosyadan hafifçe kaldırıp kaş altından ona baktı.
"Dışarıdan bir gözüm olsun yeterli."
"Emre'yi ayarlarız."
"Hayır. Duvar dibinde oturan kızıl kafayı istiyorum."
Erdinç nedenini anlamasa bile sorma gereği duymamış ve telefondan alt kattakileri aramış Beliz'in gelmesini söylemişti. Erdinç kendi işleriyle ilgilenirken, Adel dosyada bulunan herkesi ayrıntıyla inceliyordu. Bu işin sonunda hapse atılacak ve orda infaz edilecekti. Sonra ki görevlerin ise çorap söküğü gibi geleceğinden emindi.
Bir kaç dakika sonra gözlüklü, kendisiyle fazla ilgilenmediği her halinden belli olan kadın içeriye girmişti. Çok güzeldi. En azından Adel için öyleydi. Kızıl saçları, okyanusu andıran mavi gözleri, dolgun dudakları,ince beli ve ufak tefek boyuyla bu binada ki herkese taş çıkartırdı.
(Çok güzelsin hatun kişi) (kim olduğunu unuttum. Bilen bilmeyen yazara söylesin pilisss)
"Beni çağırmışsınız efendim."
"Gel Beliz, geç otur şöyle."
Beliz gözlüklerini düzelttikten sonra Müdür'ün gösterdiği masaya oturmuş ellerini bacaklarının üstünde birleştirmişti. Bu kadının namını duymuştu ve şimdi çekinmemek elde değildi.
"Beliz, Adel'in kim olduğunu biliyorsun zaten tanıtmama gerek yok. Hafta sonu verilen davette onun dışarıda ki gözün olmanı istiyorum. Davetin yapılacağı salonun 2 sokak arkasında ki arabada olacaksın. Ve onun anlatacağı planlara uyacaksın. Şimdi ikinizde gidin ve hazırlanın. Yarından sonra görevin bitene kadar görüşmeyeceğiz Adel. Kendine iyi bak."
Adel ayağa kalkıp Müdür'ün uzattığı eli sıktıktan sonra Beliz'le beraber odadan çıkmıştı. Merdivenlerden inerken görenler birbirlerine bakıyor ve Adel'in yanında ki Beliz'in gizemini çözmeye çalışıyorlardı. Biliyorlardi ki merkezde ki en gözde bilgi işlemci Emre'ydi fakat bu görevde onun yerini Beliz almıştı.
"Eşyalarını topla aşağıda bekliyorum."
Beliz hızla kafa salladıktan sonra kimseye bakmadan masasına gidip bilgisayarını toplamış ve gerekli diğer malzemeleri de aldıktan sonra yine kimseyle konuşmadan Adel'in yanına inmişti. Adel söndürdüğü sigarasını çöpe attıktan sonra sürücü koltuğuna oturmuş ve Beliz'in yanına oturmasıyla merkezden ayrılmıştı.
"Sana uğrayıp gerekli eşyalarını alacağız daha sonra bana geçeceğiz uygun mu.?"
Beliz sadece kafa sallamıştı fakat bu cevap Adel için yeterli değildi.
"Konuşarak anlaşmayı tercih ederim."
"Uygun Adel hanım."
"Hanımlı beyli konuşmayı sevmem. Senin hanımın değil iş arkadaşınım. Sadece Adel, seninde sadece Beliz olduğun gibi."
Beliz şaşkınlıkla yanında ki kadına dönmüş ve göz göze geldikleri anda dışarıya bakmaya devam etmişti. Onun böyle davranacağını düşünmemişti. Ofiste ki diğerleri gibi dışlayacağını sanmıştı fakat büyük yanılgı içerisindeydi. Adel kime nasıl davranmasını gerektiği çok güzel bir şekilde öğrenmişti ve Beliz kötü davranılacak bir kadın değildi. Kalbinin güzelliği gözlerine yansımış olan bu kadına kötü davranırsa taşa dönerdi. En azından kendi düşüncesi bu yöndeydi.
Yarım saatin ardından Beliz'in evine gelmişler ve Adel beklediğini söyleyerek onu eve yollamıştı. Beliz ise fazla bekletmemek için çantasına ne bulduysa tıkıştırmış ve ilaç dolabında ki ilaçlarını da alıp hızlıca evden ayrılmıştı. Aşağı indiğinde hızlıca araca binerek çantasını ve diğer bilgisayarını zaptetmeye çalışıyordu. Adel onu bu haline hafifçe gülümsemiş ve çantalarını elinden alarak arka koltuğa koymuştu.
"Rahat ol kızıl, seni yemeyeceğim."
"Te..teşekkür ederim."
Kızıl kendi halinde takılırken,Adel'de bildiği yoldan evine sürüyordu. Yolda markete uğramış ve bir kaç günlük yiyecek satın almışlardı. Bu işi Beliz yaptığı için oldukça gergindi fakat Adel kendisinden beklenmedik şekilde çok sabırlı davranıyordu. Beliz'in nasıl biri olduğunu bir kaç görüşte anlamıştı. İçine kapanık ve kendisini beğenmiş bir kaç göt yüzünden dışlanmış çok zeki bir kadındı. Adel'de bunu ortaya çıkartacaktı. O yüzden sabırlı davranmak en baş kuralıydı ve bunu ilk günden çok güzel şekilde yapıyordu. Eve geldiklerinde Adel market poşetlerini alırken, Beliz kendi eşyalarını almış ve onun için hazırlanan odaya yerleşmişti. Daha doğrusu tek boş o oda olduğu için, hazır olan odaya yerleşti desek daha doğru olurdu.
******
2 gündür beraber olan iki kadın oldukça iyi anlaşmışlardı. Beliz hala çekingen davranmaya devam ediyor fakat işini titizlikle yapıyordu. Adel ise onun bu çekingen halleriyle hem eğleniyor hemde rahat olması için elinden geleni yapıyordu.
"Yemek şirketinde çalışıyorsun artık. Cumartesi günü sende onların arasında olacaksın. Sipariş verdiğim kahverengi peruk ve yeşil ve diğer istediğin numaralı lensler yarın elimizde olur, dişleri de bugün halledeceğim. "
"Süpersin. Yemek hazır. Bu sefer de domates soslu makarna yaptım. Dün kıymalıydı, bence epey farklı bir menü oldu."
Beliz başını eğip güldükten sonra kafasını sallamış ve Adel'in peşinden mutfağa girmişti. Domates soslu makarna ve salata. 2 gündür bunları yeseler bile Beliz asla şikayetçi olmuyordu. Her yemekten sonra bulaşıkları Adel'e bırakmadan kendisi hallediyor ve yemek için teşekkürünü bu şekilde ediyordu. İlk gün her yemekten sonra teşekkür ettiği için Adel bunu yasaklamıştı ve oda böyle bir çözüm yolu bulmuştu.
İkili salona geçmiş ve işleri halletmenin rahatlığı ile oturmuşlardı. Beliz geldiği günden beri aklında olan soruyu sormak için kıvranıyor, Adel ise onun bu hallerine bıyık altından gülüyordu. Daha fazla onun bu durumda olmasına kıyamamış ve sonunda konuşmuştu.
"Hadi ne soracaksan sor artık. "
Beliz gözlüğünü düzelttikten sonra ovuşturduğu ellerini rahat bırakıp Adel'e döndü.
"Neden beni istediğini sormak istiyorum. Emre'nin daha iyi olduğunu herkes bilir. O senin daha çok işine yarardı. "
Adel elinde ki kumandayı sehpanın üzerine bıraktıktan sonra oturuşunu düzeltmiş ve Beliz'e dönmüştü.
"Emre daha iyi değil sadece kendisini pazarlamayı çok iyi biliyor. Ne demişler ucuz malın alıcısı çok olur. Oda o hesaptan. Kendinin reklamını iyi yaparsan 1 kuruşken paha biçilemez olursun. O paha biçilmez hale gelmek için çok toto yalamış belli, ama sen doğuştan öylesin. "
Son kelimesinden sonra göz kırpmış ve onu şaşkın haliyle bırakıp mutfağa geçmişti. Beliz ise kendisini öven kadının şaşkınlığından hala kurtulamamıştı. İlk defa biri onun hakkında böyle düşünüyordu ve düşünen kişide herkesin diline olan Adel Atay'dı. Efsanenin Kızı.
"Kahve yapıyorum, sende film bulsan iyi edersin. Mümkünse bol kan, vahşet içersin."
"Bakıyorum hemen."
******
DAVET GÜNÜ
"Ses birkiii deneme." (Birkiyi bilere öyle yazdım. Taşlamayın.)
Beliz'in bağırmasıyla, Adel diğerlerine çaktırmamak için surat ifadesini bozmamış ve eline tutuşturulan patatesleri kesmeye devam etmişti.
"Kulağımı siktiğine göre bence net."
Beliz artık Adel'le konuşuyorken gerilmiyor artık o nasılsa öyle davranıyordu. Çok uzun zamandır beraber değillerdi fakat birbirlerine alışmaları çokta uzun sürmemişti.
"Kalemimiz salona giriş yaptı. Yanında 4 yakın koruması ve 4te sivil var. Şuanda bir iş adamıyla konuşuyor, hazırlansan iyi edersin."
Adel bir şey söylemeden gizlice mutfaktan ayrılmış ve bildiği yoldan zemin katta ki elektrik dairesine girmişti. Köşeye gizlediği çantasını alıp, üzerindekileri hızlıca çıkardıktan sonra çantada ki elbisesini giydi. Kırışmadığı için dualar ederken, örülü olan peruk saçını hızlıca toplamış ve ensesinde şekilsiz bir topuz olarak bırakmıştı. Çantadan ruju ve allığı çıkarıp onlarıda sürdükten sonra Beliz'in zorla sıkıştırdığı parfümlede banyosunu yapmıştı. Çantanın içine aşçı kıyafetlerini yerleştirip tekrardan kenarı sıkıştırdıktan sonra odadan çıkmıştı.
5 dakikanın sonunda salona girmiş ve eline aldığı beyaz şarabıyla ortalıkta süzülmeye başlamıştı bile. 15 dakika sonra burası filmleri aratmayacak şekilde karışacak ve Adel'in peşine yüzlerce insan düşecekti. Zorlu bir süreç onu bekliyordu fakat o halinden memnundu.
"Beyaz bir insana bu kadar mı yakışır yahu."
Kulaklıktan duyduğu Beliz'in sesiyle şarabını içerken hafifçe gülümsedi.
"Birazdan kırmızı olmazsa iyidir."
Beliz gülse bile tedirgindi. Kulaklığın diğer ucunda ki kadın için endişeleniyordu. Bu akşam onun başına büyük bir iş gelecekti ve bunun olmasını istemiyordu fakat bu onun göreviydi onunda farkındaydı. Ülkesi için bu kadar büyük bir görevi kabul ettiğinden dolayı onunla sonuna kadar gurur duyuyordu.
"Kalem senin olduğun tarafta harekete geçmemen için bir neden yok. Başlayabilirsin."
Adel elinde ki bardağı masalardan birine bırakıp kalem müdürüne doğru ilerlemeye başladı. Bir kaç adım sonra önüne geçen adamla durmak zorunda kalmış ve yüzüne her zaman ki sahte gülümsemesini yerleştirmişti.
"Geldiğimden beri sizi izliyorum, kendi kendinize konuştuğunuzu farkedince yanınıza gelmek istedim"
Adel izlendiğinin farkındaydı fakat yanına gelecek kadar cesaretli olduğunu düşünmemişti. Fakat görüyordu ki yanılmıştı. Bu onun kitabında yer almaması gereken bir ayrıntıydı. Hataya yer yoktu fakat şuanda buna engel olamamıştı.
"Heyecanlandığım da sürekli bunu yaparım ve farkında olmam. "
Adam gülümsedikten sonra yanlarından geçen garsondan bir şarap daha almış ve karşısında ki tanımadığı kadına uzatmıştı.
"Sizi tanımama izin verin lütfen. Ben Eymen Ulutürk. "
Uzatılan eli büyük bir nezaketle sıkıp gülümsedi Adel. Karşısında ki adam dosyada bulunmadığına göre önem teşkil eden biri değildi ve onu tanımıyor oluşuda bunu kanıtlıyordu.
"Beliz Soylu, memnun oldum Eymen Bey."
'Resmen izinsiz kullanıldım. Şikayetçiyim hakim bey.'
Kulaklıktan gelen sese tepki vermemek için kendisini kasıyor ve Eymen'e odaklanmaya çalışıyordu.
"Ne işle meşgulsun Beliz.?"
"Gazeteceyim bugünde burada o yüzden bulunuyorum. Ya siz ne işle meşgulsünüz.?"
Eymen aldığı soruyla şaşırmıştı. Kendisi ünlü bir iş adamıydı ve genelde herkes onu tanırdı fakat anlaşılan Adel yani Beliz için bu geçerli değildi.
"İnşaat sektöründeyim."
'Ulutürk inşaat, 1968 yılında kuruldu ve kurucusu Hamdi Ulutürk. İnşaat sektörünün önde gelen isimlerinden. Karşında ki adamda onun oğlu. 10 yıldır işin başında o var.'
Adel, Beliz'in bilgilendirmesiyle rahatlamış ve sıktığı kaslarını gevşetmişti. Ne işle uğraştığını sorduğunda Eymen'in gözlerinde gördüğü şaşırmadan dolayı bir şeyler olduğunu anlamıştı.
"Ah Ulutürk inşaat değil mi.? Birden çıkaramadım kusura bakmayın. "
"Estağfurullah ne kusuru. Kim bilir kaç kişiyle tanışıyorsunuz, böyle olması çok normal."
Eymen cümlesine devam etmek üzereyken yanlarına gelen adamla susmak zorunda kalmış ve onun sorularını yanıtlamaya başlamıştı. Adel ise fırsattan istifade edip müsade alarak yanlarından ayrılmıştı.
Elinde ki çantasını bir yanda ki masaya bıraktıktan sonra kimseye çaktırmadan bacağında ki kılıftan tabancasını almış ve kalem müdürünün yanına ilerleyerek hızlıca onu rehin almıştı.
"Yaklaştığınız an sıkarım."
Bağırmasıyla etrafta ki korumalar tetikte olan parmaklarını çekmiş fakat silahlarını indirmemişlerdi. Adel geri geri yürürken aynı zamanda kalem müdürünü çekiştiriyor ve alnına dayadığı silahı hiç hareket ettirmiyordu.
Gözleri etrafı tararken az önce tanıştığı adamın üzerinde durmuş ve onun rahat tavrına anlam verememişti. Elleri cebinde hiç kıpırdamadan sadece gözlerinin içine bakıyordu.
Adel daha fazla zaman kaybetmeden çıkardığı curcunada kalem müdürünü salondan çıkarmış ve Beliz'in ayarladığı minibüse bindirmişti. Sürücü koltuğuna bindikten sonra hızlıca bulundunları alandan çıktı. Beliz ise bu anları heyecanla izlemiş, Adel'in oscar ödülüne layık oyunculuğuna hayran kalmıştı.
"Şehirde dolaşmaya başla. Polisler nereye konuşlanırsa oraya gidersin. Peşinde 4 araç var onları atlat ki dikkat çekmesin."
***
Adel uzun uğraşlar sonucu peşinde ki polisleri atlatmış ve direksiyonunu şehrin dışına çevirmişti.
Şehir girişleri ve çıkışları kapandığı için görüldüğü yerde yakalanma emri vardı ve o şuanda ayaklarında doğru kendisi gidiyordu. Kalem müdür ise arkada elleri bağlı bir şekilde oturuyor, başına gelecekleri bekliyordu.
"Kulaklığı çıkarıyorum. See you later kızıl kafa. "
"Çıktığında bekliyor olacağım.
"Biliyorum. O zamana kadar kendine iyi bak, lensleri çıkarma."
"Söz."
Adel başka bir şey demeden kulaklığı camdan dışarı fırlatmış ve ileride gördüğü polis araçlarına doğru sürmeye devam etmişti.
5 dakikanın ardından aracın etrafı onlarca polisle çevrilmiş ve lastiklere atıl yapılarak patlatılmıştı. Adel onların yüzünden duruyor gibi yaptı ve yine onların zoruyla arabadan inmişti.
"Haber yollayın. Adel Atay yakalandı."
*****
10 Gün Sonra
Son Dakika !!!
HAKKARİ/ ŞEMDİNLİ HUDUT TUGAY KOMUTANLIĞI'na yaptığı saldırı nedeniyle aranan zanlı yakalanmış ve hapse atılmıştı.
Adel Atay isimli şahıs bir çok önemli iş adamı ve devlet adamının bulunduğu davete gizlice girip Özel Kalem Müdür'ü Hasan Köklü'yü kaçırmıştı. Çok geçmeden yakalanan ve hapse atılan Adel Atay hapiste ki diğer suçlular tarafından darp edildi. Aldığımız habere göre Adel Atay hayata gözlerini yumdu.
(tekrar söylüyorum benden gazeteci olmaz. Teşekkürler.)
Adel yanında oturan Beliz'e dönüp gülümsedi.
"Her şey bitti, fakat hiçbir şey bitmedi daha yeni başlıyoruz."
******
Yav yine kıyamadım size yazdım şipşak bir bölüm. Geriye dönüp okumadım o yüzden yazım hatalarım varsa affola. Umarım beğenirsiniz çünkü bu kafayla fazla bir şey beklemeyiniz efenim. Ama yinede beğenin siz aldjsjsn
Yorumlarda buluşalım. Ben cevap vercek gücü kendimde bulunca cevap vereceğim hepinize.
Yıldızımız parlasın,
Seviliyorsunuz ♥️