Kahvaltı yaptığımızda üzerimizi giyip gezmek için dışarı çıktık. Bugün kaymak yerine biraz etrafı dolaşmak istemiştik. Buraya yakın bir yerde donmuş bir göl olduğunu ve üzerinde kızaklarla gezilebildiğini söylemişlerdi. Yerini bulabilirsek orayı görmek istiyorduk. Beyaz yolda ilerlerken Tanju’nun sürekli aynadan arka tarafa baktığını fark etmiştim. ‘’Sorun mu var?’’ diyerek bende arkaya baktım. ‘’Hayır.’’ dedi ama ses tonu farklı gelmişti. Telefonu çaldığında aracın ekranında 'Enes ağabeyim' yazısını görmüştüm. Çağrıyı cevapladığında, ‘’Ağabey bir dakika.’’ dedi ve telefonun arabayla bağlantısını kesip kulağına götürdü. Bir süre dinledikten sonra, ‘’Fark ettim.’’ dedi. ‘’Ayrı bir yol yok. Neredeler?’’ Ne konuştuklarını anlayamamıştım ama konuşması pek normal gelmiyordu. ‘’Halle

