Kehribar Gözler

2178 Words
Yavuzdan.. Ben Yavuz nam-ı diğer Küçük ağa.. Dedem ağaydı şimdi babam oturuyor onun ağalık postunda.. Ağalık dediysem eskisi gibi değil artık sadece aşiretler arasında düzensizlik olmaması için var olan ve toplantıların daha çok eğlence amaçlı düzenlendiği bir hal aldı... Ama eskiden çok can yakmış bu ağalar meclisi kan davası bitsin, kaçanlar öldürülmesin diye yapılan bedeller de galiba en can acıtanı... İkra yengem ve Amcamın evliliğinde berdel mesela ama pis aşıklar birbirlerine tüm Mardin'in dilinde aşkları.. Babamla annem aşk evliliği yapmış tam bir aşk çocuğuyum ve aşık olamadan asla evlenmem diyorum.. Üstelik aşık olmamda çok zor.. Çünkü çocukluğumdan beri İkra yengemin gözlerine hayranım hatta çocukluk hayalim di büyüyünce onunla evlenmek ama Amcamla evlendi günlerce küstüm ona.. Fırat amcam ve babam dünyanın en şanslı adamları bana göre... Büyük bir inşaat firmamız var.. Bende babamın izinden gidip İnşaat mühendisi oldum.. Mardin istanbul arası mekik dokuyan bir hayatım var bu aralar.. İstanbul'daki Şirketi Ayhan abi yönetiyor gerçekte ne kadar komik ise şirket sınırları içerisinde herkesin korkulu rüyası... Bu aralar büyük bir komleks için ihale hazırlığı var Allah istanbul ekibinin yardımcısı olsun kesin terör estiriyordur.. Projenin onaylanacağı gün babam İstanbul'a git bizim deli yine insanları haşat etmesin deyince sabahın köründe kendimi uçakta buldum... Sonrası trafik keşmekeşi gözünü sevdiğim memleketim böyle bir sıkıntı hiç yaşamıyoruz diye söylene söylene şirkete girdim.. Ne kadar bekar kız varsa hepsi ağzı bir karış açık beni izliyor farkındayım ama umurumda değil.. Bu düşüncelerle asansörden çıktığımda Ayhan abinin sesi koridoru inletiyordu.. Eyvah yine kime çattı bu adam. Adımlarımı hızlandırıp toplantı odasının kapısının önüne geldiğimde açılan kapı bana çarpan bir beden ve anında burnuma dolan ferah bir koku.. Kafasını kaldıran kız pardon deyip kenara çekildi ama ben transa girdim sanki. O nasıl göz Yârabbi kehribar rengi.. İstemsizce önüne geçtim diğer tarafa kaydı bende tekrar yolun kestim bir kaç kez daha aynı şey olunca.. Ellerini göğsüme dayayıp beni itekledi.. "Çekil de geçelim be..." Şiir gibiydi sesi... koşar adım gitti sadece arkasından baktım... Kimdi bu kehribar gözlü.. Odada aşağı yukarı gidip gelen Ayhan abi olmasa daha bakardım arkasından ama.. "Gel lan içeri.." diye bağırınca mecburen içeri girip kapıyı kapattım.. "Hayırdır abi bir sorun mu var ne bu öfke.." dediğim adam öyle bir baktı ki.. Sesizce masaya oturdum hele biraz sakinleşsin... On dakika daha dolandı tepemde.. Ben ise masada serili olan kağıt yığınına bakıyordum sadece mükemmel bir proje var karşımda tamam mühendisim ama çizgimden de anlıyorum sonuçta.. "Abi yeter artık otur yerine başım döndü.." dedim... Oturdu.. "Hayırdır ne bu öfke sabah sabah ortalığı yıkıyorsun" dedim.. "Oğlum bugün proje için gelecekler zaten gerginim sabah şirkete gelirken lavuğun biri arabanın önüne atladı eziyordum az daha Allah'tan bir şey olmadı.. Yetmedi projeyi sormak için mimarların odasına girdim az önce çıkan hanım masaya yatmış uyuyordu.. Sabaha kadar gece kulubü bar geziyorlar sonrada iş başında uyuyorlar.. Kovdum.. Sonrada buraya geldim hanım gitmediği gibi birde milleti toplamış başına anlatıyor bir şeyleri daha da sinirlendim burayı şarkılar söylediği türkü bar sanıyor galiba.." dedi... "Şey efendim aslında bir yanlış anlaşılma var." diyen Kerim.. Önce bana baktı Anlat.." dedi Ayhan abi.. "Biz projeyi tamamladık dün ama bazı eksik ve düzeltilmesi gereken yerler vardı Maral hanım sabaha kadar şirkette projenin eksiklerini tamamladı.. Bizi düzenlediği yerleri anlatmak için çağırdı tam gidecekti siz geldiniz.." dedi.. Ayhan abi şok olmuş bir halde bakıyordu.. "Nasıl ya bu kız sabaha kadar çalıştı mı?" dedim. "Evet çalıştı ve ödülü de kovulmak oldu üstelik yargısız bir infazla aşk olsun Ayhan bey kız Üniversite okurken kimseye muhtaç olmamak için şarkı söylemiş ne var bunda tüm zorluklara rağmen de Üniversiteyi birincilikle bitirmiş üstelik.." dedi emektar mimarımız Hatice abla... "Yani karşımdaki şaheser az önce giden kıza mı ait.." dedim.. "Aynen öyle Yavuz bey başkası olsa projeyi ya çöpe atar ya yırtardı ama bu kız büyük iş çok kişi evine ekmek götürecek dedi biliyor musunuz.." dedi. "Ayhan abi ne yap et o kızı geri getir.." dedim ve çıktım odadan.. Sonuç mu iş bizim. Ama mimarını kovduk iyi mi... O gün akşam Ayhan abi aradığını ama geri dönmek dediğini söyledi... Kimdi bu kız... Elimizde adından başka hiç birşey yok.. Maral KAYA.. Üniversitede hocalarından bir Ayhan abinin arkadaşıymış ve onun tavsiyesi ile başlamış altı aydır bizimle çalışıyormuş... Günlerce aklımdan çıkmadı öfkeli ama kırgın bakan kehribar gözler... İlk defa oluyor bu İkra yengemin gözleri gibisi yok Dünya üzerinde diyordum ama varmış üstelik daha da güzel.. Ayhan abi haftalarca uğraştı ama dönmedi.. Yaklaşık bir ay sonra Mimarımız Hatice abla Kehribar gözlünün Ayhan abi ile görüşmek için geldiğini söyledi.. Umarım tekrar bizimle çalışmayı kabul ettiğini söylemek için gelmiştir diyerek çıktım odamdan Ayhan abinin odasının önüne geldiğimde duyduğum sözler şok etkisi yaptı bende... Kız bizimle çalışsın diye başvuru yaptığı her yere hakkında olumsuz rapor vermiş.. Hele son söyledikleri Biraz daha iş bulamazsam tekrar şarkı söylemeye başlayacağım benim arkamda bir ailem yok.... Ne yani kimsesiz miydi... Hırsla odadan çıktı ve yine çarpıştık... Anlık olarak göz göze geldik iliklerime kadar titrediğini hissettim bir çift kehribar karşısında neydi bu... Arkasından baktım en az onun kadar da sinirliydim üstelik... Odaya girdiğimde Ayhan abi masasında ellerini başının arasına almış otururyordu.. Konuşulanları hiç duymamış gibi koltuklardan birine oturup.. "Hayırdır abi mimar kız az önce yerleri tekmeleyerek gidiyordu.." dedim.. "Hayır falan değil Yavuz çok büyük bir yanlış yaptım toparlayım dedikçe daha beter hal aldı.." dedi.. "Ne oldu ki?.." dedim.. "Ya kız bizle çalışmayı kabul etmedi biliyorsun bende başvuru yaptığı yerler bilgi istedikçe hakkında iyi şeyler söylemedim amacım geri dönmesini sağlamaktı ama..." dedi. "İyi şeyler söylemedim derken abi!.." dedim. "Yok yanlış anlama çizimleri iyi değildi deneme süresinden sonra gönderdik falan dedim... başvuruları hep geri çevrildi.." dedi.. "Eeee sonra.." dedim.. "Kızın bir ailesi bile yokmuş lan bir aydır işsiz bu kız hemde benim yüzünden.." dedi... Hiç bir şey söyleyemedim. Ağzını açsam karşımdaki büyük falan demem kendimi biliyorum... Zaten günlerdir aklımdan çıkmayan gözler yüzünden sinir sistemim allak bullak.. Tamam abi sen karışmıyorsun ben halledeceğim dedim... Üniversiteden arkadaşım Kürşatı aradım.. Babası bizim ve bazı şirketlerin taşeronluğunu yapıyordu.. Durumu anlattım ve kızı onlara yönlendireceğimi ama kendini tanıtırken küçük bir yalan söyleyeceğimi söyledim.. Küçük bir yalandı sadece Aras Eroğlu'nun oğlu olduğumu söylemeyip sadece şirkette mühendisim diyecektim... Hallederiz kardeşim dedi... İki gün sonra şirket Muharebesi'nden telefon numarasını alıp aradım.. Bir kaç çalıştan sonra açtı Kendimi tanıtmak için sadece Ak Er inşaatta çarptığın kişiyim dediğim anda "Ne var be ne istiyorsunuz benden.." diye çıkıştı bana.. Şirkette inşaat mühendisi olduğumu O gün istemeden Ayhan beyle konuştuklarını duyduğumu söyledim... "Bana ne be.." dedi oldukça aksi biri belli.. Üniversiteden bir arkadaşım büyük firmalara taşeronluk yapan bir şirketi olduğunu ve mimar aradıklarını söyledim.. "Kardeşim bu AkEr inşaat benim her başvurumda karşıma çıktı burada da çıkar.." dedi.. Kardeşim demese iyiydi ya neyse "Çıkmayacak çünkü Ayhan beyle kavga ettiğiniz için ayrıldığınızı ve size olan kininden öyle konuştuğunu söyledim yani referans istemeyecekler.." dedim.. "Neden? " diye sordu.. "Ne neden.." dedim.. "Neden bana yardım ediyorsunuz çıkarınız ne.." dedi.. "Bir çıkarım yok size haksızlık yapıldı üstelik geri dönmeniz içinde işi bulmanız engelleniyor o yüzden.." dedim.. "Tamam adresi verirseniz yarın giderim.." dedi.. "İsterseniz yanınızda gelebilirim.." dedim.. "Hayır gerek yok.." dedi.. Oldukça sert ve mesafeliydi konuşması... Tamam kendinize iyi bakın deyip kapattım telefonu... Telefonu kapattım kapatmasına da sesi hala kulaklarımda naif bir melodi gibi çınlıyor.. Üstelik kalbimde depar atıyor.. "Lan ne oluyor bana.." dedim kendi kendime.. Sahi be ne oluyordu bana... Sonra ki gün Kürşat işe başladı diye haber verdi.. Sıkı sıkı tembihledim benim kim olduğumu söylememesi için...Bir hafta sonra aradığımda Kürşat "Lan Ayhan abi bu kız nasıl elinden kaçırdı harika işler çıkaracak gibi.." dedi.. Bir ara uğramayı aklıma not ettim tam inşaat sezunundayız ve aşırı derecede yoğun çalışıyorum... İlk bulduğum fırsatta Kürşatın yanında aldım soluğu.. Geçiyordum uğradım ayağına belki görürdüm haftalardır bana uykuları haram eden kehribarları... Evet ne zaman gözümü kapatsam öfke ile harmanlanmış kırgın bakışlar gözümün önünde dans ediyordu... Kürşat ,Mert, Halil ve ben Üniversite tanışmış ve sıkı arkadaş olmuştuk.. İçimizde bir tek Halil evlendi.. Biz hala bekarız üstelik Mert ve Ben umutsuz vakalarız.. Mert aşırı çapkın ben ise Aşık olamıyorum... Kürşatta hayatımın aşkını buldum deyip geziyor bu aralar.. Abisinin şirketinde bilgisayara mühendisi bir kız varmış ama bizim oğlan kızdan nazlı açılamadı gitti.. Kahveleri içerken tıklanan kapı ile ikimizde aynı yöne baktık Açılan kapıdan giren Maral beni görünce şaşırdı.. Ben mi liseli ergenlerden hallice.. "Pardon Kürşat bey çizimlere bakalım demiştiniz onun için gelmiştim misafiriniz olduğunu bilmiyordum.." dedi.. Kısa bir an göz göze geldik... "Yabancı değil Maral hanım arkadaşım daha doğrusu seni bize tavsiye eden arkadaşım Yavuz.." dedi.. Kısa bir an bana bakan Maral başıyla selam verip "Hoşgeldiniz ve teşekkür ederim.." dedikten sonra Projeyi masanın üzerine bırakıp ben sonra gelirim dedikten sonra kehribarlarını bana çevirdi "tekrar teşekkür ederim.." dedi ve seri adımlarla odadan çıktı.. "Hadi gel şu çizime bakalım.." diyen Kürşatla masanın başına geçtim.. Ufak tefek pürüzler dışında harika bir tatil köyü projesi çizmiş... "Valla Ayhan bey dizlerini dövsün otursun.." diyen Kürşatla güldüm.. "Oğlum kız dehşet bir şey.. Çalışma azmini geçtin bir de ciddi anlatamam.." dedi... "Geçenlerde gelen bir şirket yetkilisini tokatladı düşün.." diyen arkadaşıma.. "Hakında ne biliyorsun.." dedim.. "Hiç bir şey adı dışında oğlum sen kefil oldun benim için yeterli.." dedi.. "Eyvallah kardeşim ben kaçar sende işine bak.." dedim.. "Görüşürüz.." diyen Kürşat.. "Off aklımdan tamamen çıkmış Cuma akşamı abimin doğum günü var davetlisin.." dedi.. "Ulan benim ne işim olur.." dedim.. "Hilalde davetli belki bana yardımcı olursun.." diyen Kürşata göz devirip çıktım.. Bulmuşsun işte hayatının aşkını... Konuşsana be adam... Yahu otuz yaşına geldin çoluk çocuğa karıştın bırak artık şu işleri... Kaan abinin doğum gününün yapılacağı türkü bara girerken aklımdan geçen tam da buydu... "Oooo Yavuz ağa seni böyle eğlencelerde uzun zamandır göremiyorduk duvara çöp sokmak lazım.." diyen Mertle sarıldık önce "Halil yok mu?" dedim.. "Karısı göndermemiş demeyi çok isterdim ama geldi adam.." dedi.. "Ulan senin derdin ne bir türlü anlamıyorum adam evli mutlu çocuklu.." dedim.. "Benlik iş değil arkadaş ben hercai bir arıyım tüm çiçekleri tatmam lazım.." diyen bu adamla biz nasıl arkadaş olduk hala aklım almıyor.. Serseri mayın gibi ne zaman patlayacak belli değil... Sıkıldım oldum olası koca koca insanların doğum günü kutlamasına anlam veremem zaten... Kaan abiyle Kürşata görünüp bir an önce şu sıkıcı partiden ayrılmak en doğrusu olacak galiba... Elindeki bardakta olan kehribar renkteki içecek yine o gözleri düşürdü aklıma tek yudumda içtiğim sıvı boğazımda yakıcı bir tat bırakırken.. "İşte geldi.." diyen Kürşatla bakışlarımı girişe çevirdim... Kalabalık bir gurup vardı.. "Hangisi be kaç tane kız var.." dedim.. "Şu arkası dönük kıvırcık saçlı olan.." dedi... Kız elini havaya kaldırıp birine el sallayınca ister istemez o yöne baktık.. Maral hafif bir tebessümle kızın yanına doğru adımladı ve sarıldılar... "Bunlar nereden tanışıyor ki!.." diyen Kürşata dönüp "ben nerden bileyim oğlum.." dedim.. Hilal denen kızla kol kola giren Maral bizim yanımıza gelirken Orta yaşlarda bir adam Maralın önüne geçti sarıldılar... istemsizce yumruklarımı sıktım neydi şimdi bu ya da kimdi o adam.... "Merhaba Kaan bey nice güzel yaşlar.." diyen kız "Siz nasılsınız Kürşat bey.." dedi.. "Teşekkür ederim Hilal hanım hoş geldiniz.." dedi. iki kardeş birden "Hoşbuldum şey arkadaşımla geldim ama.." diyen kıza Kürşat "sorun değil Maral hanım hoşgeldiniz.." dedi.. "Hoşbuldum da siz burada.." deyince "Doğum günü çocuğu abim olur buyrun oturun.." dedi ama Hilal biz arkadaşların yanına geçelim görüşürüz dedi.. Tam gideceklerken Az önce Maralın sarıldığı adam yanlarına geldi.. "Maral kızım uzun zamandır gelmiyorsun sesine hasret kaldık bu gece bize bir şeyler söylesende kulaklarımızın pası silinse.." dedi "Çok yorgunum Ahmet amca başka zaman.." diyen Marala "Hadi be kızım sen şimdi bir gider altı ay gelmezsin.." diyen adamın omuzuna elini koyan Maral "Israr etme amcacım patronum burada.." dedi bu kez... "Mevzu ney.." diye lafa girdi Kaan.. "Efendim Maral üniversitede okurken burada türkü söylerdi sesi çok güzeldir hazır denk geldi söyle dedim ama patronları buradaymış.." diyen adamla Kürşat lafa girdi "bizim için sorun değil Maral hanım söyleyebilirsin hatta söylemelisin bence sonra bizim çocuğun kalbi fena kırılır.." diye abisini gösterdi.. Masada ki herkes gülerken.. Maral sadece "bakarız.." dedi... Kızlar yanımızdan ayrılır ayrılmaz Mert'in sözleri Balyoz gibi indi tepeme.. "Ney lan bu böyle Adı Maral kendi ceylan..." dedi "Mert diline sahip çık.." dedi Kürşat... Yarım saat durur kalkarım dediğim partiden ayrılmaya hiç niyetim yok.. Sebebi tabiki de Maral.. Şimdiye kadar hiç bir kıza karşı hissetmediğim bir şeyler var içimde ve bu beni aşırı derecede korkutuyor... İlerleyen saatlerde ortaya gelen pasta kesildi ve hediyeleri takdim edildi doğum günü çocuğuna.. Maral "Kusura bakmayın Hilal'in emrivakisi ile elim boş geldim.." deyince "Sende bize bir parkı söyle o zaman dedi Kürşat.. Ulan Kürşat.. Kabul etme kabul etme içimden hep aynı şeyi tekrarlar kendi.. Peki tamam deyip mikrofona doğru adımladı.. ve az sonra salondaki tüm uğultu kesildi... Gün dönüyor durmaksızın Seneler geçiyor farkındamısın Bu ateş düştüğü yeri nasılda yakar Kimi aynaya bakar bakar kimi seyre durur galibaa Yıkılır dünyalar... İki göz bir araya gelebilse Kelimeler anlamını bitirse Olmayacak dua değil bu Birileri he dese Pencereme bu gece ay düşse... Zaman durdu sanki dünyadan soyutlandım.. Kulaklarımsa su gibi sakinleştirici bir ses.. Karşımda duru güzelliği ile Maral.. Biten müzikle kopan alkış ve arsında bir daha diye bağıran bir topluluk.. "Teşekkür ederim.." deyip sahneden inecekken Kaan abi yanına gidip bir şeyler söyledi.. Hafifi bir tebessüm edip başını olur dercesine salladıktan sonra yeniden mikrofonun başına geçti.. "Yapma be kızım yapma be Kehribar gözlüm in artık şu sahneden.." diyen iç sesim aslında kaç gündür kendi içimde çözemediğim sorunun cevabını vermişti.. Aşık oluyorum hemde çocukluğumda ki saçma salak bir bağlanma değil kördüğüm gibi Bu ateş düştüğü yeri çok pis yakacak kavuracak şimdiden belli...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD