2. BÖLÜM "El Mahkum"

815 Words
2.BÖLÜM “El Mahkum" Hızla yatağın diğer tarafından dolanarak kaçtım. Beni kovalamaya kalktı. Köşede duran bibloyu elime aldığım gibi kafasına geçirdiğimde baygınlık geçirdi ve yere düşerek bayıldı. Nefes nefeseydim. Telefonumu ve kalın kaşe kabanımı üzerime geçirdiğim gibi aşağı inecekken gözlerimi yumdum. Mantıklı olmak zorundaydım. Annemi ve kız kardeşimi burada bırakamazdım. Hızla onların odasına gittim. Işığı açarak bağırdım. “Kalkın gidiyoruz,” dediğimde nefesim ciğerlerime yetmiyordu. “Ne oluyor ya?” dedi kız kardeşim. “Hemen kalkın!” dedim tekrar bağırarak. “Metin Bey bana saldırdı,” dediğimde annem hızla ayağa kalktı. “Ne diyorsun kızım sen? Nasıl oldu bu?” “Şimdi sırası değil! Hemen bavullarımızı alıp çıkmalıyız!” dedim. “Nereye gideceğiz abla? Gidecek yerimiz mi var?” “Yolda düşüneceğim! Siz hemen eşyalarınızı alın aşağıya inin. Bende bavulumu alıp aşağıya ineceğim!” dediğimde annem Nalan ve kız kardeşim Mira hızla toparlanıyorlardı. Üzerlerine kabanlarını geçirirken bende hızla odaya gittim. Yerde baygın yatan Metin’in yüzüne baktım. Hızla bavulları toparladığım gibi fermuarı çektim. Merdivenlerden aşağıya indim. Kapıyı açıp dışarı çıktım. Annem ve kız kardeşim bahçe kapısının dışındalardı. Hızlıca taksi çağırdım. Binerek oradan uzaklaştık. “Nereye gidiyoruz abla?” dedim. “Çalışmaya başladığım yere. Borç isteyeceğim,” dediğimde dolu olan gözlerimi camdan dışarıya çevirdim. Kendimi o kadar sıkışmış ve yalnız hissediyordum ki, başka şansım yoktu. Adamın sabah bana yaptığı ahlaksız teklifi hala unutamıyordum. Muhtemelen bir benzeriyle karşılaşacaktım ama başka çarem yoktu. Derin bir iç çekerken annem ve kardeşim çaresizlikten suskunlardı. Sadece benim yapacaklarıma odaklılardı. Çalışmaya başlayacağım villanın yakınlarına geldiğimizde taksiciye döndüm. “Burada inelim.” “Abla buradan in cin geçmez. Sizi bekleyeyim istersen,” dedi. “Olur. Köşede bekleyin,” dediğimde kardeşim ve annem bavullarını aşağıya indirdiklerinde annem kolumu yakaladı. “Kız sen nerede çalışmaya başladın? Bu villalar çok büyük. Kimin nesi bu insanlar! Kapılarında bir yığın adam var!” Sadece susup annemin gözlerine baktım. “Korkma Nalan Sarı. Kızın ne yaptığını biliyor,” dedim kendimden emin sesimle. Ne yaptığımı bildiğim falan yoktu. Adımlarımı hızla villanın olduğu caddeye ilerlettim. Yokuşu tırmandım. Kapıdaki korumalar beni görünce tanımış, geçmem için kenara çekilmişlerdi. Hızlı adımlarla içeri girdim. Kapıyı hafifçe tıklatarak bir süre açılmasını bekledim. Kerem Bey kapıyı açtı. Sert bakışlarını yüzüme dikti. Üzerinde eşofmanları vardı. “Hayırdır dadı? Daha çalışma saatinin başlamasına iki saat var,” dediğinde yutkundum. Sabahın beşinde adamın kapısına dayanmıştım. “Kerem Bey sizinle konuşmam gerek. Kusura bakmayın.” Kapıyı sonuna kadar açtı. İçeri geçmemi bekledi. Çalışma odasını eliyle gösterdiğinde onu takip ederek ilerledim. Konuya nasıl gireceğimi düşünmeye çalışırken Kerem Bey masasının ardında olan geniş sandalyeye yayıldı. “Dinliyorum. Sabahın beşinde beni uyandırdığınız konu nedir?” Ağzımı bile açamadım ve karşısında susup kaldım. “Sabaha kadar seni mi bekleyeceğiz?” dedi hafifçe kaşlarını çatarak. “Ödememi önceden alabilme imkanım var mı? Paraya sıkıştım,” dedim sakince. “Ne kadar?” dedi. “On beş milyon,” dediğinde kaşları hafifçe havaya kalktı. “Para dağıtan hayır kurumu gibi mi görünüyorum?” “Hayır,” dedim sıkıntılı biçimde. “Bakın bu paraya gerçekten ihtiyacım var. Mecbur olmasam bu saatte gelmezdim,” dediğimde konuşmakta zorlanıyordum. Metin şerefsizinin üstüme çullanmaya çalışması gözlerimin önünden gitmiyordu. Hayatın beni düşürdüğü durum karşısında öfkeliydim. “Bence mecbur değilsin. Senin gibi çok kadınlar gördüm, zenginleri yolmanın peşinde. Her kadına para saçsaydık, malımız mı kalırdı?” dedi ciddi tavırla. “Oluru yok mu?” dedim son şansımı deneyerek. “Var,” dedi ve duraksadı. “Sabah ki teklifimi kabul edebilirsin,” dedi Kerem Bey. Ellerimi yumruk yapıp sadece sustum. “Parayı hemen almam lazım, acil.” “Anlaşmayı kabul edersen, ön ödeme alırsın ama,” dedi ve duraksadı. “Seninle bir gece için bu meblağ çok yüksek. O kadar etmezsin,” dedi alaylı ifadeyle. “Benimle bir gece…” dedim dişlerimin arasında tekrar ederek. Yumruklarımı sıktım. O evi eğer kaybedersek ne annemi ne de kardeşimi bir yere yerleştirebilirdim. Tüm düzenleri kaymıştı. Daha fazla dibe batmayı kaldıramazlardı. “Teklifin nedir?” dedim dolu gözlerle bakarak. “Bir yıl boyunca malım olacaksın. Nereye çağırırsam geleceksin, ne istersem yapacaksın, ne dersem peki diyeceksin.” Kendinden emin biçimde konuşuyordu. Geniş omuzlarını geriye doğru dikleştirdiğinde gözlerimin içine uzun süre baktı. Keskin bakışlarındaki ifade ciddiydi. Başka şansım yoktu. “Tamam,” diyebildim zorlukla.. Annem ve kardeşim için elimdeki son kozu da oynuyordum. Kendi bedenimi… Kerem Bey eline küçük not kâğıdı aldı. Hızla numara yazıp bana doğru uzattı. “Bir yıl Serin… Bir yıl boyunca istediğim her zaman,” dediğinde zorlukla yutkundum. “Ne istersem, ne zaman istersem…” Dudaklarım kup kuru oldu. Titreyen ellerimi gizlemek için ardıma aldım lakin başarabildiğimden emin değildim. “Anladım,” diyebildim zorlukla. Başımı hafifçe öne eğdiğimde utancımdan gözlerimi yere devirdim. “Sabah tam saatinde burada ol. Kıraç erken kalkar,” demesiyle başımla onayladım. Hızla odanın kapısını açarak dışarı çıktım. Düşüncelerim yaptıklarıma isyan ediyordu lakin aklım hemen numarayı arayarak para işlerini halletmem gerektiğini söylüyordu. Villadan dışarıya dolu gözlerle çıktığımda derin nefesler alıp verdim. Yaşadıklarım çok fazlaydı. Elimde tuttuğum kâğıt benim satılık olan bedenime biçilen meblağ, ruhuma biçilen bedeldi.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD