1.BÖLÜM:EFNAN AKSA YILDIRIM

1329 Words
Stefan Zweıg Mecburiyet isimli kitabının son sayfasında ilgimi çeken cümle şu'ydu; Dışarıda edebi bir dünya vardı;çıldırmış insanlar tarafından yaratılmış acının el süremediği bir dünyaydı bu ve sonsuz gökyüzünün altında ki sonsuz yıldız onun için parlıyordu.Ben belki yıldızdım fakat gökyüzümü kaybetmiştim.Gökyüzüm olmadan benim hiçbir değerim yoktu.Yıldız bendim.Gökyüzü ise annem.12 Kasım sabahı yitirmiştim onu.12 Kasım sabahı annemi kaybetmişti.Ve bu onu kaybedişimin üzerinden geçen 10 yıl demekti.Koskoca 10 yıl. Annemsiz bir on yıl.Anne nefesti,Anne huzurdu,Anne candı,Anne sevgiydi,Anne sıkıca sarılmak,ağız dolusu gülmek,hiç utanmadan hıçkıra hıçkıra ağlamaktı.10 yıldır bu duygularımın hepsini kaybetmiştim.Elimde ki kitabı komodinin üzerine bıraktım.Bir kitap daha bitmişti.Bir kitap daha beynime saplanmış orada asılı kalmıştı.Bu hayatta ki tek dostum kitaplardı.Zaten başka da kimsem yoktu.Ha bir de abim vardı.Kitaplarım ve abim. Ayağa kalkıp usulca pencereye doğru ilerledim.Aşağıdan gelen kahkaha sesleri her seferinde kalbime bir bıçak gibi saplanıyordu.Pencereyi açıp camın önünde ki küçük bölmeye geçtim.Burası o kadar küçük bir kısımdı ki sadece ayakta dikilebiliyordum ama seviyordum da burayı.En azından sesleri buraya odamda ki kadar net gelmiyordu.Ellerimle sıkıca korkuluklara tutundum.Eylül çoktan gitmiş sıra ekime gelmişti.Sonrasında en sevmediğim ay.Kasım. Annemi benden alan Kasım.Hayatımı çalan Kasım.Ailemizi dağıtan Kasım.Gözlerimden akan yaşları sildim.Aşağıdan gelen müzik sesleri yükselmeye başladı.Gözlerimi sıkıca yumdum.Annem nefret ederdi oysa ki böyle partilerden.Hiç sevmezdi böyle şatafatlı eğlenceleri.O daha çok sadelikten yanaydı.Sevdiği arkadaşlarıyla bir olmaktan hoş sohbet edebilmekten yanaydı.Acıyla gülümsedim.Annem.Güzel annem.Beni burada tek başıma bırakıp gitmişti.Kollarımı korkuluklara yaslayıp aşağıya eğildim.Derin nefesler alıyordum.Gözümden akan yaşlar bir bir aşağı düşüyordu.Sessizce durdum.Her gece yaptığım gibi sessizce düşündüm.Gözlerim zemindeydi.Balkon sayılamayacak kadar küçük bölmede durmuş öylece aşağı bakıyordum.Odam evin arka tarafındaydı.Karanlık tarafında.İstenmeyen tarafında.Sevilmeyen tarafında.En dışta.O yüzden pek ışık yoktu burada.Ben de istememiştim zaten.Böyle iyiydi.Sadece ben vardım en azından.Zaten ön tarafın parlak ışıkları yansıyordu .Başka aydınlatmaya gerek kalmıyordu .Bahçeye açılan cam kapı açıldı.Gözlerim dikkatle o tarafa kaydı.İki kişi bu tarafa doğru geliyorlardı.Ellerinde ki kadehleri kafalarına dikip sertçe yere fırlattılar.Camın kırılma sesiyle gözlerimi yumdum.Onlarsa bunu pek umursamamış keyifle kahkaha atmışlardı.Karanlıkta ki siületler arkalarından vuran ışıkla netleştiğinde tanıdık simalara baktım. Biri üvey kardeşim Pelin.Diğeri ise onun sınıf arkadaşı Bartu.Gözlerim ikisinin üzerindeydi.Pelin üzerinde ki mini elbiseye aldırış etmeden kendini çimlerin üzerine attı.Eteği olabildiğince sıyrılmıştı ama o bunu pek umursamışa benzemiyordu.Çimlerin üzerinde kollarını iki yana açmış keyifle yatıyordu. Bartu onun tepesinde dikilip gülümseyerek ona baktı. ''Bekle beni burada ama sakın kımıldama.'' Pelin kafasını salladığında Bartu koşarak içeri gitti.Gözlerim hala Pelin'deydi .Onunla oldukça farklı insanlardık.En büyük farkımız belki de giyinişlerimiz olabilirdi.Ben kapalıydım o açık.Ben ne kadar sessiz isem o bi o kadar çılgındı.Benim hiç arkadaşım yoktu mesela ama Pelin belki de bütün Ankarayı tanıyordu.Ben nefret ederdim partilerden bir işi yaramayan toplantılardan ama Pelin ve annesi bayılırlardı böyle şeylere.Bartu koşarak geri döndüğünde beni görmemeleri için sırtımı duvara yasladım.Pelin hala aynı pozisyondaydı. Bartu Pelinin tepesinde dikildi.Elinde ki şişenin kapağını açtı.Önce kendisi kafasına dikti ardından yavaş yavaş Pelinin üzerine dökmeye başladı.Pelin kahkaha atmaya başladığında kaşlarımı çattım. Bartu yavaş yavaş elinde ki şişenin içinde ki içki olduğunu tahmin ettiğim fakat tam olarak adını bilmediğim şeyi Pelinin üzerine yavaşça döktü.Sonra şişeyi tekrar kafasına dikti.Pelin elini Bartu'ya doğru uzattı.Bartu Pelinin elini tutup Pelinin hemen yanına oturdu.Pelini kendine doğru çekti.Yakınlaşmalarından duyduğum rahatsızlıkla arkamı döndüm.Gözlerimi sıkıca yumdum.İçeriye girmek istiyordum fakat bunu yapmak için balkonun kenarına basıp pencereye tırmanmam gerekiyordu fakat beni görmelerinden de korkuyordum.Olduğum yere çömeldim.Utanıyordum.Eminim ki yanaklarım kıpkırmızı olmuştu.Bazen insan kendi yapamadığı bir davranıştan dolayı utanabiliyordu. Bazen başkalarının davranışları bizim yüzümüzü kızartabiliyordu. Pelin ve Bartu'dan kahkahalar gelmeye başladığında korkuluklara tutunup onlara baktım.El ele tutuşmuş içeri giriyorlardı.Derin bir nefes bıraktım.Hızla balkonun kenarına ayağımı koyup pencereden içeri süzüldüm.Üstümü sirkelediğim de üzerimde hissettiğim bakışlarla arkamı döndüm. Abim tam karşımda durmuş kaşları çatık bir halde bana bakıyordu. ''Abi'' diye mırıldandım.Beni birkaç kez daha balkon adını verdiğim o küçük bölmede yakalamış ve kızmıştı ek ve bir daha oraya çıkmamamı istemişti.Ama tahmin edersiniz ki ben defalarca çıkmıştım oraya ve yine tahmin edersinizki defalarca da abimden azar yemiştim bu konuda.O bana sürekli çıkma diye kızsa da ben çıkıyordum çünkü ben sadece orada nefes alabiliyordum.Ben sadece orada yaşayabiliyordum.Sadece orada yaşadığımı hissedebiliyordum. ''Aksa sana kaç defa oraya çıkma demem gerekiyor?'' Başımı önüme eğdim.Kendimi garip bir şekilde suçlu hissediyordum.Derin bir nefes aldım.Korkarak ona doğru baktım. Abimin kalbi her ne kadar pamuk gibi olsa da sinirlenince o pamuk kalbinden pek eser kalmazdı.Ne yazık ki... ''Özür dilerim '' diye mırıldandım.Korkarak ona baktım.Kaşları hala çatık duruyordu.Minik adımlarla ona doğru yaklaştım.Ne kadar etkili olurdu bilmiyorum ama yavru kedi bakışlarımı atmaya başladım.Dudağımı büzüştürdüm. Benim bu dünyada ki tek varlığım abimdi ve ben onu da kaybedersem mahvolurdum. ''Sadece hava almak istedim.'' Bir iki adım geri gitti.Elini havaya kaldırdı.Olduğum yerde durdum.Dediğim gibi sinirlenince pamuk kalbi ortadan kayboluyordu ve bu beni korkutuyordu.Zaten onun kalbi sadece bana karşı pamuk gibiydi diğer insanların yanında çok ciddi duruşlu biri olabiliyordu.Hatta bazen onun bana karşı ola ilgisini ve tavrını gören insanlar şaşıp kalabiliyordu. ''Sinirliyim Aksa!'' Gülümsedim.İşaret parmağımla kaşlarını gösterdim.Kaşları bitişmiş ve tek kaş halini almıştı.Usulca kafamı salladım.O ne kadar sinirli olsa da ne kadar öfkeli olsa da dayanmayacağı tek bir şey vardı ki o da bendim.Keza benim içinde aynı şeyler geçerliydi.Hayat önüme ne çıkarırsa çıkarsın  benim yolum da yurdumda daima abim olacaktı.O ve ben asla ayrılmayacaktım. ''Kaşlarından belli oluyor.'' Saçlarını karıştırdı.Öfkeliydi bunu biliyordum.Burnundan soluyordu adeta.Dudaklarımı sıkıca birbirine bastırdım.Derin bir nefes aldım.Ellerimi kenetledim olduğum yerde usul usul sallanmaya başladım. Abim hala dik dik bana bakıyordu.Dudaklarımı öne büzüştürdüm. Abime s,tatlı kız rolünü oynamaya çalışıyordum. ''Neden aşağı gelmedin Aksa?En azından gelip bir hoş geldin deseydin misafirlere.Sonra dışarı çıkar hava alırdın.'' Omuz silktim.Evde ne zaman bir parti ya da ne bileyim toplantı adını verdikleri ama iş dışında ya da dernek dışında her şeyi konuştukları o saçma buluşma olsa abim odama gelir aynı sözleri söylerdi.En azından bir hoş geldin de Aksa!Hoşlanmıyordum.Aşağıdaki insanların hiçbirinden hoşlanmıyordum.Hiçbiri samimi gelmiyordu bana.Hepsinin üstten bakışları vardı ya da ben öyle hissediyordum.Sanki hepsi bana bakarken yüzlerini buruşturuyordu. ''Abi aşağıda ki insanlardan hoşlanmadığımı biliyorsun lütfen her seferinde yanı şeyleri söyleme!'' Abim yanaklarını şişirip ofladı.İstemsizce gözlerim doldu.Bu hayatta en korktuğum iki şeyden biri abimin benden sıkılmasıydı ikincisi ise dünyada ki bütün kitapları okumaktı ki bu da biraz zor gözüküyordu. Abime doğru sokuldum. ' 'Özür dilerim. Bir daha ki sefere iner en azından bir hoş geldiniz derim.'' Sıkıca doladım kollarımı beline. Abime alttan bir bakış attım gülümseyerek bana bakıyordu.işaret parmağımı çenesinde ki küçük gamzesine bastırıp gülümsedim.Yanında rahat ve özgür hissedebildiğim tek insan abimdi. Ben sadece onun yanında Aksa idim.Sadece annemin yanında Efnan idim.Bu arada sizinle tanışmadık değil mi?Ben Efnan Aksa Yıldırım.24 yaşındayım özel bir üniversitede belki de bu hayattaki tek seçimim ve en doğru seçimim olan özel eğitim öğretmenliği bölümünü okuyorum.Bir abim ve bir kız kardeşim var fakat kız kardeşim üvey.Annem Humeyra Yıldırımı 14 yaşımda oldukça acı bir şekilde kaybettim. Zaten acı olan ölümün kendisi değil miydi?Annemi kaybettiğim gün kendimi de kaybettim.Sanki hayattaki tüm neşem kaybolmuştu.Belki çok mutlu bir aile değildik belki çok huzurlu bir aile değildik belki dışarıdan insanların imrendiği bir aile olamamıştık fakat annem abim ve ben çok iyi bir üçlüydük.Aslında biz babamsız bir aileydik.O sadece figürandı.Klasik babaydı.Sabah işe giden akşam eve gelip çocuklarına okul nasıldı diye soran onun dışında yüzüme bakmayan bir baba.Klasik babalar böyle olmaz mıydı?Yoksa sadece benim babam mı böyleydi.Galiba sadece benim babam böyleydi. Bahtiyar Yıldırım. Ankara'nın en büyük şirketlerinden biri olan Yıldırım Holding asli üyesi ve kurucu başkanı idi. Humeyra Yıldırım.Annem ise öyle çok zengin bir ailenin üyesi değildi babamın zıttına daha mütevazi ve kendi yağında kavrulan bir ailenin üyesiydi ki o aile benim hayalimdi.Çocukluğumdan beri hep annemin ailesi gibi bir aileye sahip olmak istemiştim.Hep babamın dedem gibi olmasını ummuştum ama hiçbir zaman öyle olmamıştı.Ama yine de babamdı o benim. Kızsa da,bağırsa çağırsa da babamdı o benim.Annemin en büyük aşkı abimin idolü benimse babamdı.Sadece babamdı.Ona başka bir sıfat vermek istemiyordum.Ona başka bir sıfat verip omuzlarında ki yükü arttırmak istemiyordum.Zaten babalık bile ona ağır geliyorken hayatımın başka önemli bir köşesine onu oturtmak galiba haksızlık olurdu.O yüzden o sadece babamdı.Sadece babam.Başka hiçbir şey değildi benim hayatımda.Her kızın kahramanı babası olurdu ama benim kahramanım annemdi.Her kızın ilk aşkı babası olurdu ama benim ilk aşkım abimdi. Bu iki insan bu dünyada bana verilen en büyük armağandı.Belkide bu dünyada ki tutunabileceğim tek dal...Ve ben onların varlığıyla o dalda yaşayan taze bir yaprak.Gün gelecek sert bir rüzgar esecek tıpkı annemi götürdüğü gibi beni de bir gün o daldan ayıracaktı.Bense sadece uçacaktım. Uçacaktım.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD