Emily Jenkins kalem adıyla E.Lockhart'ın Yalancılar isimli kitabının ilk sayfasında ilgimi çeken cümle şuydu;Aşırı önlemler;alınmasını gerektirecek kadar ,fena halde aşık.
AŞK
Aşk,benim için küçükken annemin okuduğu masallardan ibaretti.Ha bir de annemin babama duyduğu ve aşk simini verdiği ki bana göre saplantı ya da bağımlılık ismini verdiğim bir tür uyuşturulma biçimiydi.İnsanın kalbi başka bir insanla uyuşturuluyor ve bir anda ondan başka bir şeyi göremiyor,düşünemiyor,hissedemiyordun ki bu annemden edindiğim gözlemdi.Zaten etrafımda başka gözlemleyebilcek arkadaşım ya da aşık olduğunu düşündüğüm bir insan yoktu.Ben aşkı sadece kitaplarda okumuş,sadece kitaplarda yaşamıştım.Belki de kitapları bu kadar çok sevmemin bir sebebi de beni gerçeklikten alıp içine sürüklemesiydi. Bir anda bulunduğum ortamdan uzaklaşıp derin bir duygu deryasının içine veya acımasız bir katilin peşine ya da hasta bir adamın yalnızlığına ortak edebiliyordu beni ki bunlar sadece basit örneklerdi.Hiç aşık olmamıştım kardeşim Pelinin aksine.O herkese aşık olabilme özelliğine sahipti.Yani en azından ben öyle tahmin ediyordum çünkü lisedeyken aynı sınıftaydık ve sürekli arkadaşlarına birilerine olan sonsuz aşkını anlatır eve gelince odasında yüksek sesle aşk şarkıları dinlerdi.Benim aksime daha rahat ve gamsız biriydi.Yanlış anlamayın gamsız kısmında ona kötü bir şey demek istemiyordum.Bazen benim de gamsız olmak istediğim anlar oluyordu mesela yüzüme çoğu zaman bakmayan babamın benden bir şey istediğinde hemen yapmam buna güzel bir örnek olabilirdi.Biliyorum baban o senin tabi yapacaksın diyorsunuz belki ama istediği şeyler üvey annemin istekleri idi ve onun istemesi beni her ne kadar incitse de kırmamak adına yapıyordum burda ki gamsızlık ise aynı şeyi Pelinden istediğinde Pelin onu umursamıyordu bile çoğu zaman.Belki biraz kötü bir örnek alınması gereken davranıştı fakat bazen bazı kötü davranışlar insanların gözünde daha hoş görünebiliyordu.Tıpkı babamın Pelin onu umursamadığın da Peline gülümsemesi ve daha fazla ilgi göstermesi gibi...Kapım tıklatıldığın da ayağa kalktım.
''Gel''
Evimizin belki en eski insanı olan Zehra Teyze içeri girdi.Annemin en yakın arkadaşı olurdu aynı zaman da Zehra Teyze.Annemin sırdaşı,arkadaşı,dostuydu.Bizim de anne yarımız gibiydi.Annem gittiğinden beri benimle çok ilgilenmişti ta ki Asude gelip de aramıza kara kedi gibi girene kadar.
''Aksa Hanım kahvaltı hazır.''
Kafamı salladım.Asudenin en yıkılmaz kurallarından biri de buydu belki.Evin içinde çalışanlarla hanımlı beyli konuşmak ve çalışanların da bize öyle hitap etmesi gerekiyordu.Bu çok sinir bozucuydu.Ben çocukluğumdan beri tanıdığım Zehra Teyzeye nasıl hanım derdim o benim teyzemdi.Belki öz değildi ama teyzemdi.
''Zehra Teyze bana hanım demene gerek yok.''
Zehra Teyze bana bakıp gülümsedi.Onunda zoruna gidiyor olmalıydı ama elden bir şey gelmeyince de gelmiyordu ne yazık ki.O bu evde bir çalışandı sonuçta ben bile evin kızı olduğum halde bir şey yapamuyorsam o hiçbir şey yapmazdı.Çünkü burası onun ekmek teknesiydi.
''Asude Hanım böyle emretti.''
Bir şey dememe müsaade etmeden dışarı çıktığında kednimi yatağıma bıraktım.Asude hanım üvey annemdi.Babamın ikinci eşi.Annemin zıttı.Her anlamda zıttı.En basitinden annem evimizde çalışan insanalra abla,abi diye hitap ederdi ve hiçbir zaman onaardan hanım,bey gibi kelimeler kullanmasını istemezdi.Annem insanalrın içinde ki sınıf varlığına olabildiğince karşı çıkar ve bu durumdan kaynaklanana rahatsızlığını her ortamda belli ederdi.Bende annemin kızı olarak bu duruma oldukça karşıydım.Zehra Teyzede sürekli bana hanım dememsini söylesem de onu ikna edemiyor ve sürekli yanı cevabı alıyordum.Asude Hanım böyle emretti.Asude Hanım böyle emretti.Asude Hanım böyle emretti.Bu cümle canımı yaktı.Emretmek.Bu dünyanın kanunu buydu galiba;EmretmekBirileri birilerinden sürekli bir şeyler istiyordu fakat bunu tatlı dille değilde emrederek istiyorlardı.Asude Hanımda çoğu zaman emreden kesimde bulunuyordu.Asude Hanım yani Pelinin annesi ki Peln annesinin kopyasıydı adeta.Annesine o kadar çok benziyordu ki bu benzerlik yetmezmiş gibi annesini de fazlasıyla örnek alıyordu.Bbamın evleneceği haberini ilk duyduğumda olağanca gücümle karşı çıkmıştım ama bunun sonucunda aldığım cevap yüzüme inen sert bir tokat olmuştu.O tokat babama başka sıfatlar yüklememem gerektiğini öğretmişti bana.O tokat annemin öldüğü gerçeğiyle bir kez daha yüzleştirmişti beni.O tokat yüzüme değil kalbime inmişti o gece.O tokat beni kendime getirip kanuğuma çekilmemi sağlamıştı.Bazen gerçekler bir tokatla bazen bir kuru sözle bazense şiddetle açığa çıkardı.Benim yüzleşmekten kokrtuğum gerçeklerim o gece kalbime inen tokatla ortaya çıkmıştı.Derin düşüncelerden sıyırlıp aynada kendime baktım.Üzerimde kahve tonlarında bir elbise vardı onun üzerine de krem bir şal takmıştım.Elbise giymeye bayılırdım fakat kışın geliyor olması beni elbiseleirmle vedalaşalmaya zorluyordu.Odama son kez bakıp toplu olduğuna karar verdikten sonra minik adımlarla aşağı kata indim.Herkes çoktan sofraya oturmuş kahvaltıya başlamıştı bile.Sessizce abimin yanında ki yerimi aldım.
''Afiyet olsun ''
diye mırıldandım. Abim bana dönüp gülümsedi.Bu bizim klasik bir sofra rutimizdi. Birincisi sofraya en geç ben otururdum elbette ki bunu bilerek yapmıyorum.En son ben çağrıldığım için haliyle de en geç ben iniyordum.İkincisi ise abimin tabağımı doldurmasıydı. Hem de tıka basa.
''Günaydın güzelim.''
Ona baktım.Belki her sabah bu sofra da onun yüzünü görmesem bu evde bir dakika daha durmazdım Abim benim hayata tutunma sebebimdi. Abim olmasa bir dakika daha bu evde durmadım.Ha gidecek yerin var mı diye sorsanız yoktu ama bu evde durmaktansa dışarı da yatmayı yeğlerdim.Emin,im ki abim de öyle hissediyordu.Bu ev ,bu insanlar,bu duvarlar insanın üzerine üzerine geliyordu sanki..
''Günaydın abi!''
Abim her sabah yaptığı gibi tabağıma kahvaltılıkları doldurmaya başladı gülümseyerek onu izledim.Bakışları beni buldu.Çok yakışıklı bir yüze sahipti hatta bazenleri şaşırıyordum nasıl bu kadar yakışıklı olabiliyor diye.Ben çok sıradan bir yüze sahipken o olağanüstü bir yakışıklılığa sahipti.
''Bu tabak bitecek Aksa!''
Kafamı salladım. Abimin doldurduğu tabağıma gülümseyerek baktım.Aslında pek iştahlı bir insan değildim fakat sabahları abimi kırmamak adına tabağımın hepsini siler süpürürdüm. Abim her sabah tabağımı doldururdu bende keyifle mideye indirirdim.
''Abiiiiiiiiii''
Pelinin uzattığı abi kelimesinden tiksindiğimi hissettim bir anda.Elinde ki tabağı abime doğru uzatmış yüzüne değişik bir şekil vermiş abime bakıyordu. Abim ona bakıp gülümsedi.
Damarlarımda ki kanın çekildiğini ya da kasıldığını hissettim.O benim abimdi ve sadece benim tabağımı doldururdu.Pelinden o an ,için nefret ettim.Sonra yaptığım şeyin ne kadar çocukça olduğunu düşündüm..Pelinde abimin kardeşiydi ve elbette onunda tabağını doldurabilirdi.
''Kıskanç kedi''
diye mırıldanıp onun tabağını da en az benimki kadar doldurdu.O an biliyorum yanlış bir şeydi akat aşırı kıskandım ve öfkelendim.O bizim kardeşimizdi biliyorum ama abimin onun tabağını doldurmasını onunla ilgilenmesini istemiyordum.Onunla ilgilenen bir çok insan vardı zaten benimse sadece abim vardı onu da elimden alırsa kimsem kalmazdı.
''Kıskanç bir kediyim ben''
dedi ve babama bakıp gülümsedi.Daha acısı ise babamın ona gönderdiği sıcak gülümseme idi. Gözlerimi hızla onlardan çekip tabağıma odakladım.
''Zehra Hanım''
Üvey annemin yüksek desibelli sesi ile bakışlarım onu buldu.Zehra Teyze elini önlüğüne silerek koşar adımlarla yanımıza geldi.
Bakışlarım bir üvey annemde bir de Zehra Teyzedeydi. Dudaklarımı sıkıca birbiirne bastırdım.Elimde ki çatalı sıktım.İşte bu andan nefret ediyordum.Asudeden de nefret ediyordum orası ayrı ama bu andan ayrı bir nefret ediyordum.
''Neredesiniz siz Zehra Hanım.Çabuk Aksa'nın portakal suyunu getirin.''
Bakışları bana kaydığında gülümsedi.Bu kadından nefret ettiğimi söylemiştim değil mi?Bu kadın bizim yuvamızı bozan ailemizi dağıtan kadındı.Bu evde yapayalnız kalmama sağlayan kadındı,annemin ölmesine sebep olan kadındı.Her şey bu kadının suçuydu ve her şey onun yüzünden olmuştu.
''Afiyet olsun tatlım.''
Başımı salladım.Bu kadını bir türlü çözemiyordum.Bakışları bas bas senden nefret ediyorum diye bağırsa da dili her zaman bana karşı yumuşaktı.Ama biliyordum ki çok ama çok uyanık bir kadındı.Hemde fazlasıyla uyanık bir kadın..
''Hayatım hak vermişsindir artık bana.Dün gece de servis çok aksadı lütfen yeni birilerini alalım.''
Gözlerim büyüdü.Elim havada asılı kaldı.Korkarak babama baktım.Zehra teyze portakal suyumu önüme bırakıp bana gülümsediğinde gözlerim doldu.
''Zehra Teyze yıllardır bizimle çalışıyor.Şimdiye kadar hiçbir sıkıntı çıkmadı ve bundan sonra da çıkacağını düşünmüyorum.Lütfen bu fikri aklınızdan çıkarın.Bu eve güvenilir insanlar lazım Zehra Teyze ve ekibinden daha güvenilir insanlar bulamayız.''
Abim üvey annemize değil de babama bakarak konuşmuştu fakat benim gözlerim üvey annemdeydi.Yüzü kasılsa da gülümsemeye devam etti.İşte benim abim diye geçirdim içimden.Aslına bakarsanız o pek Asudeyle zıtlaşmazdı hatta şöyle söyleyeyim o pek Asude'yle muhatap olmazdı.Asude de ondan korktuğundan mıdır yoksa çekindiğinden miidir bilinmez abime pek bulaşmaz gerekmediği sürece ona laf atmazdı.
''Çok haklısın Akıncığım. Güvenilirlik konusunda bende seninle aynı fikirdeyim fakat Zehra Hanım yaşından dolayı ekibini pek iyi yönetemiyor bak dün gece nasıl karıştı ortalık?''
Pelin kafasını telefonundan kaldırdı.Ve Pelin size daha öncede bahsettiğim baba bir anne ayrı olan kardeşim.Pelini hala çözememiştim.Çocukluğumuz beraber geçmişti,pek beraber büyümemiştik ama Pelin bana karşı hep soğuk ve mesafeliydi.Yakın olduğumuz zamanlar ya da çocukken birlikte oyunlar oynadığımız zamanlar Asude hemen yanımıza gelir Pelini kolundan çekiştirip odasına götürdü zaten o gün bir daha da Pelini görmezdim.Bence bu yüzden,annesinden korktuğu için bana karşı soğuk ve mesafeliydi.
''Noldu ki dün gece?''
Annesi ona ters ters baktığında hızla uğraşına geri döndü.Pelin hakkında bildiğim en net şey annesinden gerçekten çok korktuğuydu. Ne yapmıştı da u kadar korkutmuştu kızı bilmiyorum ama Pelin ondan korkuyordu ve annesine yaranmak içinde her şeyi yapıyordu ama büyük bir hata yapıyordu bunun farkında mıydı bilmiyorum ama hata yapıyordu çünkü Asude tehlikeli bir kadındı ve tehlikeli insanlardan daima uzak durulması gerekirdi.
''Herhangi bir organizasyon düzenleyeceğimiz zaman günü birlik birilerini ayarlarız.Daha çok insan bize yardım ederse sıkıntı çıkacağını sanmıyorum.''
Umutla babama baktım.O ise bir eşine bir de oğluna baktı.Babam,Mehmet Bahtiyar Yıldırım.Babam ,babasından çocukken de gençken de çok dayak yemiş bu yüzden de çok evden kaçmış.Babam bize şimdiye kadar bir fiske dahi vurmamıştır ama keşke vursa dedirtecek kadar da ilgisiz olmuştur hep.Hele bana karşı her zaman soğuk ve mesafeliydi. Abimle ne azından iş konusunda da olsun konuşuyor,onun görüşlerini alıyor kimi zaman onu takdir bile ediyordu.
''Asude,Zehra çok uzun yıllardır bizimle çalışıyor hayatım Akının dediği gibi ondan daha güvenil,r birini bulamayız.''
Üvey annem neşeyle kahkaha attı burada kahkaha atmasına sebep olan herhangi bir konu yoktu fakat o kahkaha atmayı seçmişti garipsesem de Zehra Teyze ve ekibinin burada kalıyor olması bana bu sabahlık yetmişti.Tabağımı bitirip portakal suyumu kafama diktim.Masanın yanında ayakta dikilen Zehra Teyzeye baktım.
''Ellerine sağlık Zehra Teyze hepsi çok lezzetliydi.''
Zehra Teyze bana bakıp gülümsedi.Gülümsemesi tıpkı annneminki gibi sıcacıktı.İç ısıtan bir gülümseme.Zehra Teyzenin bir de kızı vardı Humeyra Abla.Zehra Teyze kızına annemin adını koymuştu. Humeyra Ablaya ne zaman baksam aklıma hep annem gelirdi ve bundan dolayı çok mutlu olurdum aban annemi hatırlatan bir insan.O da tıpkı adını aldığı gibi temiz kalpliydi.
''Afiyet olsun kızım.''
Üvey annem kibarca boğazını temizlediğine gözlerim ona kaydı.İşte başlıyoruz.Asude benim mutlu olmamı çekemeyen bir insandı bence.Babamın ve abimin yanında bana çok sıcak davranırdı ama ben bakışlarından anlardım ki o tehlikeliydi ve benden de hiç haz etmiyordu.
''Ama ne diye anlaştık biz sizinle.Teyze ve kızım kelimeleri kullanmayacaktık hani Zehra Hanım''
Son sözlerinde bakışları Zehra teyzeye kaydı.Zehra Teyze başını öne eğdi. Nefret ediyordum hem Asude'den hem de kendimden.Zehra Teyze benim yüzümden Asude den azar yemişti.Oysa ki onun hiçbir suçu yoktu.Ben de tıpkı annem gibi insanlar arasında ki sınıf farklılıklarına karşıydım.Hanım ve bey gibi ifadeler bizi karşımızda ki kişiden üstün yapmazdı ya da karşmızdakini bizden üstün yapmazdı.
''Özür dilerim Asude Hanım.''
Adeta burnumdan soluyordum.Öfkeyle üvey anneme döndüğümde elimde hissettiğim parmaklarla duraksadım. Abime baktığımda başını olumsuzca salladı. Derin bir nefes aldım.Gözlerim üvey annemi bulduğunda göz göze geldik.Sağ elini öne doğru savurdu.
''Tekrar dene tatlım.''
Derin bir nefes aldım.Bakışlarım babama kaydığında dikkatle bana baktığını gördüm.Gözlerimi sıkıca birbrine bastırdım.Zehra Teyzeye döndüm.Kibarca gülümsedim.Oysa ki ağlamak istiyordum,hıçkıra hıçkıra ağlamak istiyordum.Hazmedemiyordum,zor geliyordu.
''Ellerinize sağlık Zehra Hanım.Hepsi çok lezzetliydi.^''