Esmer

1024 Words
Yaklaşık yarım saattir kıpırtısız onu izlememe rağmen hala kağıtlara bakıyordu. İnsan bir rahatsız olur, beli falan ağrır ama yok beyefendi hala kağıtları çevirip çevirip inceliyordu. Biran içimde kağıtlara bakma istediği oluşsa da henüz kafamı seviyordum. Zira Gecehan büyük ihtimalle kafamı kırardı. Yarım saat içinde ikinci kez derin iç çekişime bu sefer göz yummayan Gecehan beni dik dik bakmakla ödüllendirdi. Somurtup yine iç çektiğimde kağıtları masaya bırakıp arkasına yaslanmıştı. Tek kaşını kaldırıp beni incelemeye başladığında, bu seferde kağıtlara baksa daha iyi olurdu diye düşünmeden edemedim. "Eee Esmer, sıkılmaya devam mı?" Dediğinde kafamı yana eğdim. "Son kez söylemek istiyorum, ben esmer değilim. Gördüğün üzere gayette kumralım." Dediğime gözünü bile kırpmadan alayla cevap verdi. "Beyin kıtı olduğunun yanına birde renk körü olduğunu da eklemelisin. Feci halde esmersin, Esmer." Gözlerindeki alaycıl pırıltılar diğer renkleri satışa çıkarmama neden oluyordu. Renkli gözlü dediklerinde aklıma gelen ilk renkler mavi ve yeşil oluyordu. Diğerleri "araba motoruu mu?" demeyin, renkli göz deyince direkt olarak aklıma mavi ve yeşil geliyor, evet. Ama Gecehan'ın gözleri o kadar güzeldi ki, sanki siyah bilyeler gibiydi gözleri. Uzun kirpikleri gözlerinin üzerinden süzülüyordu, nefis. Onu incelemeyi kesebildiğimde dediği şeyleri kafamda süzüp cevap vermeye çalıştım. "Sen bana beyin kıtı mı dedin az önce?" Elini çenesine koydu. "Duyabiliyor." Diye teşhis koyduğunda lafı bana koymasaydı gülebilirdim bile. Sinirle solusa da oluşmasına yetmişti. Ben tam ona cevap verecekken zil çaldı. Gecehan hemen doğruldu ve belindeki silahı çıkardı. Bir dakika silah mı?! Ağzım bir "o" şeklini alsa da Gecehan'ın sözlerini duymamla yerimden doğruldum. "Odana geç ve kapıyı kilitle. Ne olursa olsun odadan asla çıkma." Direkt odaya geçip kapıyı kilitlememe rağmen içimde bir huzursuzluk baş göstermişti. En sonunda merakıma yenik düştüğümde kapıyı yavaşça araladım. Başımı hafif ileri doğru uzattığımda görmeyi beklediğim manzara daha çok birkaç mafya kılıklı herifin Gecehan'ı sıkıştırıp dövebileceği gibi bir ihtimal beynimi kemirmişti. Ki bu manzaranın hayalimdeki manzarayla uzaktan yakından alakası yoktu. Salondaki çift kişilik koltuğun üstünde Gecehan oturuyordu.Ve... Gecehan'ın üstünde ise sarışın bir kız?!! Tam karşılarında ki tekli koltuğa oturduğumu ilk Gecehan görse de hiç rahatsız olmamış gibi yayvan oturuşuna devam etti. Kızsa Gecehan'ın yanaklarını öpüp saçlarını karıştırıyordu. Bir kıskançlık alevi bedenimi yakarken, kızın yerinde olmak istediğimi fark ettiğimde o alevin Gecehan'ı yakmadığını farkına varmıştım bile. Kız en sonunda beni fark etmiş gibi doğruldu ve Gecehan'ın yanına oturdu. Kız beni izlerken Gecehan'ın eli kızın bel boşluğuna gitti. Kaçamak bir bakış atmak istesem de Gecehan'ın yüzündeki ifade ona bir süre daha bakmama neden oldu. Ne düşündüğünü çözemesem de yanındaki kıza rağmen direkt benim gözlerime bakması içimde heyecan kıpırtıları oluşmasına yetmişti. "Gecehan bu çocuk da kim?" Kızın bana çocuk diye hitap etmesi sinir katsayımı zirveye taşısa da bende Gecehan'ın cevabını merak ettiğim için direkt gözlerim, o karanlık, sert ve delici gözleriyle buluştu. Ne yazık ki verecek bir cevabım yoktu. "Bu çocuk, bir süre misafirim olacak Ece." Demek sarışın sürtüğün ismi Ece.Tamda sürtüklere yakışacak bir isim. Tamam,pekala sürtüklere yakışacak isim listem yok ama olsaydı ilk isim Ece olurdu. Aslında ismi ne olursa olsun sürtük sıfatını Gecehan'ın üstünde oturarak almıştı zaten. Kızın altın saçları omuzlarına kadar iniyordu. Gözleri o kadar güzel bir maviydi ki kıskanmadan edemedim. Üzerine giydiği buz mavisi elbise dizlerinin üzerinde bitiyordu. Gösterişli ve benim asla böyle bir elbise giyemeyeceğim kadar da dekoltesi vardı. Gögüs dekoltesi göze o kadar çok batıyordu ki Gecehan'ın nasıl hala benim gözlerime bakıyor olduğunu düşünmeden edemedim. "Misafir derken?" Kızın gözleri üzerimde engerek yılanı misali dolanıyordu. Gecehan cevap vermek istemiyor gibi omuzlarını silkti sadece. Bunu yaparken o kadar tatlı bir görüntüye sahipti ki biran nefesim kesildi. Kız sanki bunu fark etmemiş gibiydi. Onu biran sarsmak istedim. Şuan belinde duran elin farkında mısın?! Bu yakışıklı çocuğun senin olduğunu bilmene rağmen hiç şükrettin mi?!! Kafamda fır dönen hislerin ve düşüncelerimin çarpışmasına az bir vakit kalmıştı. "Ben sizi yalnız bırakayım. " deyip yerimden doğrulduğumda Gecehan'ın sert sesi beni durdurdu. "Otur." Ona ters ters baktım. "Yalnız kalmaya ihtiyacınız varmış gibi." dediğimde sinirle soludu."Otur dedim!" diye bağırdığında yerimden sıçradım. Söylene söylene yerime oturduğumda Gecehan biran bile gözlerini benden ayırmamıştı. Sessiz ortamı bozmak adına gönderilmiş bir -melek- diyeceğimi düşünmediniz herhalde? Evet sessiz ortamı bozmak için gönderilmiş cehennem zebanisi Ece namıdiğer sürtük konuştu. "Şunu bir odaya falan kilitlesem de dışarıda biraz eğlensek? Belki..." Ellerini Gecehan'ın kaslı bedenine koydu. Yani görmedim de kaslı olduğu tişörtünden bile fışkıran teninden anlaşılmıyor değildi. "Şu dediğin kız sana birazdan dalacak da neyse..." diye kendi kendime mırıldanmalarımı kız duymasa da Gecehan'ın gözlerindeki alaycıl pırıltılar onun duyduğunun kanıtıydı. "Hayır hayatım..." dedi Gecehan bana nispet yapar gibi. "Ben burada gayet eğleniyorum." "Eğlenmek için başka planlarım var." Kızın muzip bakışlarından anladığım kadarıyla benim nazik hayal dünyam için fazla +18di. Gecehan'ın da Ece'ye aynı muzip tavırla bakması, içimde bilmediğim duyguları birer birer yıktı. "Ece inan bana bende o eğlence planları yapmak için sabırsızlanıyorum ama misafirimize ayıp olacak." Ayıp derken bana bakmıştı ama gözlerindeki alaycıl pırıltılar kaybolmak bilmiyordu.O pırıltılar karanlık kuytularına birer ışık gibiydi. "Misafir mi?" diye kendini hatırlatan Ece, Gecehan'ın saçlarıyla oynamaya başlasa da Gecehan sertçe geri itti elini ama Ece bunu umursuyormuş gibi görünmüyordu. "Misafir, esir ne dersen de! Sana bir şeyi bir kez söylerim." Ece, Gecehan'ın bu çıkışına yine aldırmayacak diye düşünsem de rengi atınca gülümsedim. Resmen iki sevgilinin(?) atışmalarını dinliyordum. "Garabet karılar gibi gülümseme Esmer." Gecehan gözlerini benim üstüme dikse de, Ece yine dikkatini dağıtmıştı. Lanet olası kız! "Buraya gelmemin sebebi yalnızca eğlenmek değil. Sana bir şey söylemek için buradayım." Yandan yandan da başıyla beni işaret ediyordu. Gecehan bana baktı. Bende ona. Bana başıyla verdiği işareti garip hareketlerle devam ettirdiğimde gülümsemesini bastırmaya çalışır gibi dudaklarını birbirine bastırdı. Oha! Biri beni öldürmeli! Öldürmeli ki ben Gecehan'ın iki gamzesine mezar yerimi garantileyeyim!1!1 Evet iki tane belediye çukuru gibi gamzeleri vardı!! Ona hayran hayran bakmamı sözleriyle bölse de hala gülecek gibi bir hali vardı. "Odana git, Esmer." Diretmeyip ayaklandım. Zaten onların bu vıcık sevgi gösterilerini daha fazla izlemek istemiyordum. Yavaş adımlarla odama doğru gittiğimde Ece'nin ona söyleyeceğini düşünmeye başladım. Aniden durunca kolona toplasam da acıyla inlememi durduramadım. Kolonun arkasına geçip yüzümü ovuştururken Gecehan'ın ciddiyetle Ece'ye baktığını gördüm."Anlat." dedi sert sesiyle. Bu arada ben hiç vicdan azabı çekmiyorum. Yani, Ece bu boru mu? Yalnız bırakmamak gerek. Ece derin bir nefes aldı. Söylediği şey karşısında Gecehan'ın kol kasları öyle bir gerildi ki gözlerime inanamadım.Gözleri eriyen gece bulutlarına benzerken, çenesini sıktığı dişlerin arasından uzun bir soluk bıraktı. "Rodos burada."
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD