Seksi Sapık

1586 Words
"Rodos burada." Bu laf sanki Gecehan'ın tüm sinirlerini zorluyormuş gibiydi. Aniden ayağa kalkınca Ece gibi bende irkildim. "Ve tim bunu bana şimdi mi haber veriyor?!" Tim ne ayak be?1!! Ece sanki karşısında bir tank yokmuş gibi davranıyordu ama görebildiğim kadarıyla beti bembeyazdı. "Bende yeni öğrendim Gecehan.Senin kızı konuşturamadığını biliyorlar. İşi Rodos'a devredecekler." Bu sözlere sinirle gerilen kollarından belirli bir tepki gelebilmişti. Elini beline götürdü ve göremeyeceğim kadar hızlı bir şekilde silahın namlusunu Ece'nin alnının çatısına dayadı. Ece mümkünmüş gibi daha da beyazlarken benim ağzımdan bir çığlık kopmuştu. Ağzım açıldığı anda çıkan sesle Gecehan sakin sakin bana döndü, öfke saçan gözleri benim üzerimde çok fazla oyalanmadı. "Onlara söyle Ece, Gecehan Araz asla bir işini yarım bırakmadı! Rodos'u bu işe bulaştırmayacaklar!! Kız benimle." Tüm evi sarsan öfkesi, deprem etkisi yaratıyordu. Gecehan, Ece'nin üzerindeki silahı yavaş hareketlerle çekti. Buradan bile Ece'nin derin bir "Oh" çektiğini görebilmiştim. Gecehan o kadar hızlı yanıma gelmişti ki ben hala Ece'ye bakıyordum. Silah görünürlerde yoktu. Elini omzuma koyunca ona baktım. Daha doğrusu gözlerine. O kadar sakin konuşmaya başladı ki az önce öfkeden zangır zangır titrememi sağlayan adam o değilmiş gibiydi. "Birdaha konuşmalarımı gizlice dinlersen, bu sefer o silah senin alnında olur.Tek bir farkla; bu sefer tetiği çekerim." Gözleri tepkimi ölçmeye çalışıyordu.Biran üzerimden ayırmadı o güzel karanlıklarını. Yüzümün bembeyaz olmasına, titremem de eklenince Gecehan istediği etkiyi yapmış gibi tekrar koltuğa yöneldi. Durduğum yerden ona bakarken, onun aksine ben bağırarak konuşmaya başladım. "Çek tetiği Gecehan! Ben zaten yaşamıyorum ki!" Sözlerim üzerine bana döndü. Buğulu gözlerim gözlerine kilitlenince bir teselli aradım."Sen yaşıyorsun Sehrin, baksana ne güzel gülümsüyorsun." Hayır, Gecehan bunları söyleyebilecek son kişi bile değildi. Sinirli adımlarını tam önümde durdurdu. "Gerçekten Sehrin, haklısın.Sen yaşamıyorsun. Seni kaçırdığımın üçüncü günü ama seni soran tek bir kişi bile yok." Gözlerim hemen onu buldu. Titrek nefesimin arasından sessizce sordum; "Hiç kimse mi?" Gözlerinden bir acıma duygusu geçtiğini gördüm, o kadar çabuk gelip gitmişti ki emin olamadım. "Hiç kimse. Annen, baban, arkadaşların. Tek bir kişi bile seni merak etmedi. Aslında bu işime geliyor. Polislerle uğraşmak ek bir iş olurdu." Sakin sesi altında huzuru aradım. Gözlerim yaşlarla dolarken kafamı eğdim. "Hiç kimse." diye tekrarladığım da gözyaşlarım akmadıkları için şikayetçi olur gibi gözlerime batıyordu. Alnıma soğuk bir şey dayanınca gözlerimi kaldırdım. Gecehan silahı alnıma dayamıştı. "Burada seni vursam. " Silahın emniyetini açtı. "Hiç kimsenin haberi olmaz. Belki bir-iki ay sonra işi düşen biri seni aradığında bulunursun." Soğuk metal alnımdan inince başımı yere eğdim. Küçük ellerim Gecehan'ın silah tuttuğu elini buldu ve tekrar alnıma yasladı. Başım yere eğikken gözlerim kapandı."3 ay." dedim titrek bir sesle.İçimde fırtınalar kopardığının haberi bile yoktu Gecehan Araz'ın. "Neden bahsediyorsun Esmer?" Dikleştim. Ama gözlerim hala kapalıydı. "Annem ve babam toplantı için buraya dönecekler. 3 ay sonra. O zaman bulunurum." Gözlerimi açtım ve onun karanlıklarına sabitledim. "Çek tetiği Gecehan!" Hala sakin sakin bakması beni çıldırtma noktasının zirvesine taşımıştı. "Çekeyim tetiği, öyle mi?" Kafamı olumlu anlamda salladım. "Çek." "Tetiği çekeyim öyle mi Esmer? Tetiği çekeyim ve berbat hayatından kurtul, ha?" Gözlerinde belirmeye başlayan, bana eriyen gece bulutlarını hatırlatan öfkesi buram buram burnuma doldu. Tekrar konuşmaya başladığında öfke sesine de yansımıştı. "Çok kolay, bak tetiğe bastığım gibi yere yığılacaksın. Bedenin saniyelerce acıdan kıvrandıktan sonra ruhunu teslim edecek. Sadece tetiğe basmam yeterli, sanki boş bir çuvalmışçasına yere yığılacaksın." Gözlerim öfkeden köpüren adamın tüm yüz hatlarını ezberlemek istiyordu. Aynı zamanda sarf ettiği sözlere kulak tıkamak... Sözleri beni tüm benliğimle sarssa da sadece gözlerinin varlığı bile içimde yıkılmış her şeyi tekrar inşa ediyordu. Ben gecenin varlığından korkarken, geceyi hatırlatan her rengi hayatımdan çıkarmış olan ben; amansızca bir karanlığa vurulmuştum. Gecehan korktuğum her şeyin vücut bulmuş haliydi. Peki o zaman ben neden onun yanında hiçbir yerde bulamadığım rahatlığı buluyordum? Ellerini omuzlarıma koyduğunda gerçek hayata döndüm. "Senin tek düşündüğün şey; ölmek! Ama bir şeyi hiç hesaba katmadın Esmer. Tahmin et? Ben senin öldüğünü görmek istemiyorum." Son sözlerini söylerken sanki kendi kendine soru soruyormuş gibi çıkmıştı sesi. ****** "Gecehan sanırım bunu yapamayacağım." "Sana bunu yapar mısın diye sormadım. Yapacaksın dedim." Pekala şöyle bir açıklama yapma gereği duyuyorum. Gecehan, bir bara gidecekti. Tabii peşindeki Ece ile birlikte. Bana da "Güzelim, sende hazırlan. Senide götürmek istiyorum. Senin yanımda olmana ihtiyacım var." dememişti. Yani biz Gecehandan bahsediyoruz. Onun böyle bir şey diyebileceğini düşünen var mı? Eheuehejhe, hayal gücünüz çok genişmiş. Hayır, Gecehan aynen şöyle dedi :"Kalk git giyin. Ece'nin kıyafetlerinden giy. Bir aptallık yapıp kaçacağın ihtimalini düşünerek kızların bacaklarını rahatça kesemem." Ardında boş boş bakan bir Sehrin Sehra bırakarak gülümsedi ve gitti. Bu arada az daha ismimi unutur gibi olduğumu da eklemem gerek. Çocuk her "Esmer" dediğinde kafamı ona çevrilir halde buluyordum. Gerçi uzun kirpiklerinin çevrelediği karanlığı vaad eden gözlerini sürekli izliyordum ama bu bir bahane sayılamaz sanırım. Şimdi de Ece'nin elbise diye adlandırdığı fakat 'elbise' sıfatını hak etmeyen elbiseyi giymiştim. Ki kendimi çıplak hissediyordum. Rock-bar olduğunu söylese de orada ne halt edeceğimizi ne yazık ki henüz bilmiyordum. "Gecehan siz gidin. Ben kaçmam, bak söz veriyorum." Bu elbiseyle değil dışarı şuan Gecehan sapığının önüne bile çıkmam. Gögüs dekoltesi o kadar fazlaydı ki kısalığından endişelenmemi engelliyordu. Gecehan kapının önünde durmuş dışarı çıkmamı bekliyordu ama ne yazık ki daha çok beklerdi. Düzgün bir fiziğe sahibim, bacaklarımda uzun, tamam elbise yakışmıştı ama çok çok çok fazla açıktı. Benim en fazla açık giydiğim şey şorttu. "1 dakika içinde çıkmazsan içeriye gireceğim Esmer. Ne kadar kötü olabilir ki? Alışıksındır sen." Gözlerimi sıkıca kapattım, bu manyak kesin girerdi içeri. Kapının kolunun aşağı doğru inmesi de kanıtlamış oluyordu ama ben çığırınca homurdanma sesi kulağıma ilişti. "Sakın açma! Şuan çıplağım." Böyle desem girmezdi. "Bak şimdi kesin giriyorum içeri." dedi ve direkt girdi içeri. Ben ağzım bir karış halde ona bakarken bağırarak konuşmaya çalıştım."Seni asalak! Ya gerçekten çıplak olsaydım?! Sapık." Dudakları alaycı gülümsemesini takınırken beni baştan aşağı öyle bir bakışla süzdü ki, kızarmadan edemedim. Gözleri bacaklarımda oyalanırken "Bak şimdi daha rahat kesebiliyorum bacaklarını." deyince ben yine aynı ifadeyi takındım :Ağzım bir karış açık halimi yani. "Ne tür bir sapıksın sen?" Sırıttı. "Seksi bir sapık." Gözlerimi devirdim.Verecek cevabım yoktu çünkü.Haklı çocuk. "Ve ayrıca çıplak olmadığını da biliyordum." Gözlerimi yine devirdim. He, he ondan dememek için kendimi tutmayı başardım. Bir anda hemen dibimde bitti. Öyle ki nefesi yanaklarıma değiyordu. "Ne çok göz deviriyorsun öyle?" Tek kaşını havaya kaldırdı. Kaşını kaldırdığı yere dokundum. "Cidden tek kaşını nasıl kaldırıyorsun?" Ona baktığımda gözlerini kapattığını gördüm. Elimi yavaşça geri çeksem de neden gözlerini kapattığına anlam veremedim. Gözlerini açtığında alaycıl pırıltıları göremedim. Farklı bir şey vardı gözlerinde. Alaycıl değil, korku değil, acı değil. Neydi bu gözlerindeki? Arzu. Bir adım geri attığımda o da kendine gelmiş gibi, geldiği kapıdan hızlı adımlarla çıktı. Çıkmadan önce "5 dakika içinde aşağıda ol." demişti, sesi boğuktu. Gecehan'ın gözlerindeki duyguyu yanlış anladın Esmer. Evet, kesinlikle yanlış anl...Hay senin! Esmer ne!! Sehrin evet Sehrin. ******** Araba yolculuğu sessiz sedasız geçmişti. Ece'nin giydiği kırmızı elbiseye yine ağzım açık bir şekilde baksam da Gecehan'ın gözleri biran bile kaymamıştı Ece'ye. Yolcu koltuğuna Ece geçmiş, beni de arkaya sepetlemişlerdi. Nihayet Gecehan arabayı durdurduğunda saat 23.20 idi. Karanlık izbe bir sokaktan geçerek Mercedes'ini park alanına parketmişti. Tam karşıda yine siyah renkte bir bina vardı. Gecehan önden ilerlemeye başlayınca Ece hemen onun koluna girdi. Bense... Bende hayatında hiç topuklu ayakkabı giymeyen biri olarak paytak adımlarla arabadan indim. Gecehan ve Ece çoktan kapının girişinde durmuş beni bekliyorlardı. Arabadan indiğimde Gecehan arabayı kilitledi. Işıklar yanınca gözlerimi kıssam da Gecehan bana tuhaf, çözemediğim bir bakışla bakıyordu. Ben yavaş yavaş düşmemeye çalışarak yürümeye çalışsam da küçük adımlar atıyordum. Gecehan, Ece'nin kolunu ittirip bana doğru yürümeye başladığında kalbim hızlandı. Siyah deri ceketin altına V yakalı gri bir tişört giymişti. Azıcık görünen esmer tenindeki kaslar bana göz kırpıyordu sanki. Onun altına da siyah bir kot giymişti. Siyah botları pantolonun içindeydi. Nefes kesici. "Tam bir baş belasısın." Elini belime koydu ve yürümeme yardım etti. Yapmacık bir gülümsemeyle ona baktım. "Seksi bir baş belası." Sırıttı. Bana yan yan baktı."Topuklu ayakkabı giyiyorsun ama hala başın omuzlarıma gelmiyor. Ne kadar küçüksün sen öyle?" Sinirle homurdandım. "Ben küçük değilim sen fazla uzunsun.Boyun kaç senin sahi?" "1.92." Başım omuzlarına anca geliyordu. "Yuh be!" Gözleri gözlerimde oyalandı."Birde bana kısa diyorsun. Dev olan sensin." Dudak büktüm. "Hayır Esmer, cüce olan sensin." Gözlerimi kıstım.Sırıttı ve burnumu sıktı. "Evde panda beslemek istiyordum ama gerek kalmadı." dediğinde ise şaşkınlığım artsa da gülmeden edemedim. Ece kapının önünde bizi bekliyordu. Vardığımızda sinirle bana baktı."Yürüyemiyorsan ne diye giydin ki!" diye cırladığında kulaklarımı tıkadım. Sadece omuz silkse de, Gecehan kapıyı açınca Ece içeri girmek zorunda kaldı. Kapıyı benim içinde açık bırakınca memnuniyetle içeri girdim. "Siktir." Sessizce kendi kendime fısıldasan da Gecehan'ın sırıtışından duyduğunu anladım. Rock-bar. Evet, yüksek sesli müzik, her yerde yiyişen iğrenç çiftler ve en kötüsü içki,sigara kokuları. Korkuyla Gecehan'a baktım.Ben buradan sağ çıkarsam şanslıyım. Gecehan'ın yüzü ciddi bir ifade aldı. "Ece ile ben koltuklarda olacağız. Sende gidip barmenin olduğu yere oturuyorsun." "Ne?!Beni yalnız bırakamazsın!" fırladığım da ciddi ifadesini korudu. "İkile şimdi." Beni kafasıyla bar taburelerine yönlendirince tıpış tıpış gidip oturdum. Barmen iğrenç bir gülümsemeyle bana doğru eğildi. "Ne içersin güzelim?" "Su?" dedim sorar gibi. Sırıttı ve bardağa su olmadığı kesin olan bir şey koydu. Bir yudum aldığımda tadı iğrenç geldi. Barmen bana doğru eğildi ve sarı dişlerini göstererek konuştu. "Jack Daniels güzelim. Sana yakıştı." Bana içki vermişti. Evet, hayatımda hiç içki içmeme rağmen ilk kez içiyordum. Ve garanti olan tek şey gecenin sonunda sarhoş olacağımdı. ********* Saat 02.45'i gösterdiğinde ben anlamsızca kıkırdamaya devam ediyordum. Başımı bar tezgahına yasladım ve gözlerimi kapadım. Ağzımdan hıçkırıklar kaçıyordu. Mayhoş bir ifade ile gözlerimi açınca karşımda bir çift yeşil göz belirdi. Ben korkuyla geri çekilirken tabureden düşme tehlikesi atlattım. Atlattım çünkü yeşil gözlü çocuk beni tutmuştu. Kolları sert fakat nazik bir şekilde belimi sarmıştı. Kumral saçları alnına düşmüştü. Yan bir gülümseme takındı."Dikkat et." dedi gülme havasında. "Teşek-kür (hıçkırık) ler." Bana gülümsedi ve elini uzattı. "Ben Rodos."
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD