Konsolosluğa gitmeden 2 gün önce..
Fıratla buluşmak için evden çıktım. Babam eve dönemden geri gelmeliydim. Üniversiteyi bitirdikten sonra hele ki sözden sonra babam evden çıkmamı istemiyordu. Buz mavisi vucudu sım sıkı saran kotumu, gold topuklu sandeletimi ve mavi salaş gömleğimi giyip nar çiçeği renginde olan Mercedes üstü açık Cabrio’ma bindim ve direk mezun olduğum üniversiteye gittim. Kafeteryada Fırat beni bekliyordu. Ailem Fıratla görüşmeme engel olmuyorlardı, çünkü ailecek onlari tanıyorduk ve biz çocukluk arkadaşıydık. Aslında kardeş demeliyiz. Biz ikimiz sırt sırt verip birlikte büyüdük. Fırat da bende mimarlik okuduk ve o şuan benimde hayalim olan yüksek lisansını yapıyor, ben ise ‘okudun işte ne gerek var yüksek lisansa’ diyen babam tarafimdan engellenmiştim. Aslında babam okumama karşı değildi de bu manyak Yusufla olan merasimimiz yüzünden buna izin vermedi. İki kahve aldık ve dolu dolu geçen dört senemiz de olduğu gibi kendimizi cam kenarı sandalyelerimize attık. oturduğumuz masada başladık durum değerlendirmesi yapmaya. Konu her ne kadar oradan buradan olsada birden bire aklımdan geçenleri dilime döktüm.
“Fırat ben evlenmek istemiyorum. Yusuftan hatta bu adadan kaçmak istiyorum. Herşey üzerime üzerime geliyor, kimse umursamıyor günden güne eriyorum. Hala aklım almıyor! Babam beni nasıl verdi.” Gözlerim doldu yine, ağlamak nedir bilmeyen ben üç haftadır ağlayıp duruyordum.
“Rana bak ne yapsak da etsek de babanı ikna etmemiz çok zor. Çok üznünüm ama kabul etmek zorunda kalacaksın.” dedi. Adım gibi biliyorum Fırat da istemiyordu ama maalesef babam elimizi kolumuzu bağlamıştı. Hüzünle bakışlarımızı elimizde tuttuğumu kahve bardaklarına çevirdik ve derin bir sessizliğe gömüldük. O sırada Fıratın telefonu çaldi ve Amerika da ki kuzeni Rozalin ile sohbete başladılar. Telefonu kapatınca Fırat siyah gözlerinde taşıdığı heyecanla bana baktı. “Sana birşey diyeceğim ama çok çılgınca.”dedi ne söyleyeceğini çok merak etmiştim ve heyecanla,
“Anlat çabuk.”dedim.
“Amerikaya kaçsana” dedi. Ağzımdaki kahveyi resmen Fıratın yüzüne püskkürttüm. boğazıma kaçan kahve damlalarını öksürerek boğazımdan çıkardığım da zorlukla nefeslerini kontrol altına aldım ve
“Saçmala Fırat ben köyden okula zor geldim sende Amerika diyorsun.” dedim.
“Bak amcam orada yaşıyor. Hem o hayalinide gerçekleştirmişgdsgg f olursun. Yüksek lisansını yaparsın, hem burada biraz durulur. Baban ne kadar ciddi olduğunu anlar ve bu evlilikten vazgeçer” dedi. Biran duraksadım kafamdaki ihitmalleri saydım, kaçsam babam beni kesin öldürür. Kaçmasam Yusufun karısı olacağıma zaten ben ölürüm!
“ Fırat peki tamam desemde bu çok zor ve çetrefilli bir iş vizesi, pasaportu, uçak bileti oradaki okul, nasıl olacak.” dedim. O sırada arkamızda ne kadar zamandır durduğunu bilmediğimiz Ömer hocamız bize seslendi. Ve odasına çağırdı. apar topar Fıratla toparlanıp hocamızın ofisine geçtik
“Gelin bakalım kafeteryada konuştuklarınızı duydum demek yüksek lisans icin ABD’ye gideceksin.” dedi
“ Evet hocam ama hala düşünüyoruz. “ dedim. Bilgisayarında bir kaç şey yaptı ve bana dönüp
“Senin icin için Newyork School’a başvuru yaptım. Referans olarak da okuldan dereceli mezun belgelerini ve ada çapındaki yarışma derecelerini ekledim okuldan refarans giderse seni davet ederler ve okul ücretinde bayağı indirim yaparlar.” dedi.
Ya ben napsam hocamın ayaklarına kapanıp teşekkür mü, etsem ona sıkı sıkı sarılsam mı?
“Hocam çok teşekkür ederim. Beni çok mutlu ettiniz.” dedim
“Tamam hadi git vize için başvur bakalim.” dedi. Ömer hocam her zaman benim ile özel olarak ilgilenmiş ve kariyerimde akademisyen olarak tamamlamak istediğimi bildiği için bana hep destek olmuştu. şimdi ise bu yaptığı ile bana resmen kurtuluş olmuştu.
Hocamın odasından çıktık. Ve heyecanla Fırata baktım,
“Kardeşim merak etme hemen vizeye gidip başvurunu yap, bende uçak bileti için sana yardımcı olacağım. Sonrada uçustan birgün önce amcama söylerim oda seni orada bekler.” dedi. Sıkı sıkı boynuna sarıldım “iyi ki varsın kardeşim” dedim.
Hemen Rozalini aradı tekrar “ Kuzen ne zaman doğuma girecek olsam arıyorsun.” Dedi. Hep birlikte kahkaha attık
“ Kuzen bu arkadaşım Rana, Amerikaya eğitim için gelecek o benim kardeşim yani seninde kardeşin, onunla ilgilenirsin dimi “dedi
“ Ooo kuzen o iş bende sen merak etme merhaba canım ben Rozalin şuan doğuma giriyorum Fırat sana numaramı versin sonra konuşalim.” Diyip alal acele telefonu kapattı.