3. BÖLÜM

898 Words
3. hafta sonra... Yusuf askere gideli 3 hafta oldu. Ve ben heyecanla vize onay mailini bekliyorum ve beklenen an vizem onaylanmış. Korkmaya başladım, kalbim güm güm atıyor ya Rabbim sonunda oldu! Elime geçen fırsatı değerlendirmeliyim. Hemen Fırata msj attm ve yatağıma uzandım. Şöyle bir odama baktım kitaplarıma, projelerime.. Sabahlara kadar çalışıp hasta da olsam asla vazgeçmeden, aksatmadan bitirdiğim eğitimimi üzgünüm Yusuf bunu senin için heba edemem! Annemin sesiyle kendi iç sesimle olan kavgamı bırakıp annemin yanına geçtim. İki kahve yapıp oturduk. “Kızım baban bu akşam Adana’ya gidecek ordaki fabrika sözleşmede sorun çıkartmış” dedi. “ Ve beni sıkı sıkı tembihledi Yusuf asker, Rana çok dışarı çıkmasın diye “ Ya anne hapis miyim ben ? ” diye sitem ettim. “ Zaten onunla evlenince hapis hayatı yaşayacağım bari son günlerimi rahat yaşayayım” dedim. Annem uzgun gözlerle bana baktı. “Yapma kızım, nikahta keramet vardır derler, neden biraz ılıman bakmıyorsun?” dedi. “ Ne ılımanı anne ben ona karşı olsa olsam kutup olurum” dedim. “ Anne yarın Fıratlarla buluşacağız” dedim. Kem küm etsede kabul etti. Ertesi gün erken saatlerde Fıratla buluşup vizemi çıktı aldım. Sonra bilet acentasına gidip ilk uçuş için bilet baktık. Biletçi Fıratın arkadaşıydı ve bize 2 gün sonraya bilet ayarladı .3 aktarmali da olsa bulmuştuk ya o sorun değildi. Ödemeyi Fırat yaptı ve çıktık. “Kardeşim bak, herşey tamam amcama da söyledim. Bileti ödedim ki senin aldiğini anlamasınlar.” 2 gün sonra ben sabah 3 gibi köye gelirim, mahalleye giremem ama caminin orda seni beklerim. Sende gelirsin uçuş 5 de rahatça yetişiriz.” dedi. Arabımza doğru giderken Ömer hocam aradı “ Rana hemen bana kimliğinin fotoğrafını at kızım” dedi. “ Tamam hocam” diyip attım. 2 dakika sonra beni tekrar aradı. “Rana okul kayıdını yaptım, evrakları sana mail olarak attım. Bunlarla gidip direk okula giriş yapabilirsin “ dedi. “Hocam size nasıl tesekkür etsem” dedim. Mahçupca.. “Orada başarıyla mezun olup yanıma geleceksin ve hemen birlikte akademik yolumuza devam edeceğiz” dedi ve telefonlarımızı kapattık evimize doğru yol aldık. 2 gün sonra... Daha önceden hazırlayıp özenle yatağımın altına sakladığım valizime son kez göz attım sırt çantama evraklarımı koydum. Yanıma sadece nakit alabilirdim onuda annemin benim için sakladığı 25 tane tüm altını bozdurup koydum. Artık saat 00:00 a geliyordu. Herkes uyumuştu. Birden kapım açıldı ve içeri annem girdi. Yüreğim ağzıma geldi. “Anne” dedim kısık sesle.. “Güzel kızım, demek o kadar cok istemiyorsun Yusufu” dedi başımı eğdim, annem herşeyi anlamıştı. Beni.. Kaçacağımı ve gideceğimi.. Tabii kaçarmıydı Fatma sultandan. Ama birşeyi yanlış anlamıştı. O da okumaya değil başka birine kaçtığımı sanmış. Kadıncağızı zorla ikna ettim. Okul belgelerimi gösterdiğim de anca rahatladı. Sonra annem çocuk Amerika da mı ? dedi. “Anne ne çocuğu ya okul diyorum okul!” Ve sonra anneme dönüp, “Ondan nefret ediyorum anne ve asla onun karısı olamam! Bu yüzden ben, gitmem lazım lütfen anla beni” dedim “ Bu zamana kadar hep özverili oldun Türkiye de okul kazandın, ama baban yüzünden gitmedin. Abilerinin kısknaçlıklarına, babanın baskısına boyun eğdin ve diklenmedin. Bu sefer kendin için bir adım atıyorsun ve ben seni destekliyorum” dedi. Şaşkınca anneme baktım ve cebinden 2 deste 100 lük dolar çıkardı. “Oha anne bu ne?”dedim hayretle, “ Gün paraları” dedi gülerek. “Al bunları seni bir süre idare eder ve eğer paraya ihtiyacın olursa Fırata söyle ben onunla sana yollarım” dedi. “Anne sen nerden..” diyemeden, “Valizini ve evraklarını gördüm ,sana da bir tek Fırat yardım ederdi.” dedi. Haklıydı böyle bir çılgınlıkta bir tek Fırat arkamda dururdu. “ Ne zaman gideceksin?” “2 saat sonra çıkıcağım ,camiinin orada Fırat alacak” dedim. Kadıncağızın gözleri doldu elleri titremeye başladı “O kadar erken mi?” dedi. Annemle sarıldık, iki saat boyunca öylece kaldık. Kokusunu çektim içime. Anne en çok senden ayrılacağım koyuyor bana, nasıl özlemine dayanacağım annem.. Saat 3 yaklaşınca annem valizimi aldı, bende çantamı ve yavaşca evden çıktık. Allahtan babam hala Adana daydı da daha rahattım ama abilerim evdeydiler. Sesizce evden çıkıp camiye doğru yürümeye başladık. Fırat çoktan gelmiş, beni bekliyordu. Annemi görünce şaşırsada kısa sürede toparlanıp yanımıza geldi. “Fatma teyzecim..” Annemle sarıldık ve en son artık baş örtüsünü aldım yanıma. Ona sarılır hasret gidermeye çalışırdım. “Hadi git kızım ve beni merak etme. Ben, sen iyi oldukça iyiyim Allaha emanet olasın ciğerparem” dedi. Aglayarak. Ve ağlaya ağlaya arabaya bindim. Fırat yavaşca arabanın yönünü değişip uzaklaşmaya başladık. Ama benim başım arkaya dönük anneme bakıyordum. Havalimamına varana kadar ağladım. Ne kadar zor bir bilinmezliğe doğru gidiyordum kim bilir. Hiç tanımadığım bir ülke ve insanları.. Arabayı park edip, sırt çantamı taktım, başımada şapka. Elimede valizi aldım. Yavaş yavaş yürümeye başladık. İçeri girip pasaport kontrolünden geçip valizimi verdim. Geri dönüp Fırata sıkı sıkı sarıldım. “ Herşey güzel olacak kardeşim. Ben, senin her zaman yanındayım “dedi. “Kardeşim, senden tek ricam annemin yanında ol, onu çok zor günler bekliyor ve biliyorsun şekeri var. Ara sıra dışarı çıkart ve beni ara lütfen” dedim. Ve o bana bakıp, “Hadi yolun açık olsun Allaha emanet olasın kardeşim” dedi. Ona el sallayarak ve ağlamaya devam ederek içeri girdim. Uçağa doğru yürümeye başladım. Herşeyimle ilgilenen arkadaşıma ne kadar minnet borçluyum. Orada bana ev ve beni karşılayacak güzel insanlar ayarlamıştı.. Ona bu borcumu nasıl öderdim bilmiyorum. İyi ki arkadaşım dostum olmuşsun, iyiki o taşı başına atıp kafanı yarmışım. Üzgünüm ama bu sayede sımsıkı dost kardeş olduk.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD