3 arktarmaklı 24 saatlik süren lanet yolculuğum bitmişti ve ben İstabula vardıktan sonra Fırata mesaj atıp sim kartımı çıkartıp atmıştım. Gersi ise uzun bir yolculuk olmuştu ve bende bitmiştim. Nihayet kendi kararımla bir adım attım, neredeyse çığlık atıp sevinçten bağıracaktım ki aklıma asıl soru geldi ben evden çıkalı 24 saat olmuştu. Yokluğumu fark ettiklerinde ne oldu? Annem nasıl? Ahh annecim..
John F. Kennedy havalimanına indik valizlerimi alıp Rozalini beklemeye başladım. Ama aklımda hala annemdeydi, birde Fatih abim kesin çok endişe etmiştir ve korkmustur. Ben kendi iç dünyamla cebelleşirken Rozalinini gördüm hemşire üniformasıyla elinde de soy adım yazan bi kağıt tutuyordu. Yanına gelip gülümsedim
“Merhaba canım “ dedim. O ise heyecanla bana sarıldı kırık Türkçesiyle “Hoşgeldin kızzz gel sana bir sarılayım ne güzelsin sen böyle” dedi. Yürürken
“ Aç mısın birşeyler alalım mı? gerçi annem yemeğe bekliyor” dedi.
“ Açım ama midem bulanıyor, bir kahve alabilir miyiz” dedim. Sonra havalimanında çıkmaya başladık, o sırada sim kart geldi aklıma hemen bir mağazadan turst sim kartı aldık sonrada filtre kahveleride alip ve arabaya yürdük. Hemen Fırata yeni numaramla mesaj attım . Herşey, herkes o kadar farklı ki kendimi fanustaki balık gibi hissediyordum. Ağzım açık şekilde yoldan geçerken herşeye bakıyordum. Rozalin bana bakıp kahkaha attı ,
“ Canım şaşırma kısa süre sonra alışırsın sende” dedi. Telefonuma gelen msj sesiyle irkildim Fırattandı,
“ Burası çok karıştı, sakın sosyal medyaya girme”
“Peki annem nasıl?”
“ Annenin şekeri çıktı ama şuan iyi. Adanın heryerinde seni arıyorlar polisler abinler. Ama merak etme hiç bir iz bulamadılar. Havalimanına bugün bakacaklar, onuda İstanbul aktarmali gittiğin için seni orada zannedecekler. Amerika kimsenin aklına gelmez rahat ol. Ben sana msj atmadan bana msj atma abinlerle birlikte seni arıyorum burda ” dedi. Bütün hevesim enerjim herşeyim biranda yerle bir oldu. Evet ben kaçmıştım ama arkamda, enkaz anne ve endişeden ölen bir baba ve abilerimi bırakmıştım. Lanet olsun! Nasıl dalmışsam
Rozalinin seslenişlerini duymamışım en son kolum dokunuca ona döndüm. “Kusura bakma canım dalmışım. Burası çok büyük birden korktum ben nasıl buraya adapte olacağım” dedim.
“ Biz varız canım hiç endişe etme 1 aya kalmaz alışırsın öğrenirsin merak etme” dedi. Sonra biraz kendime geldim ve ağzım açık devasa gökdeleneri ve binaları inceliyordum. O nasıl yüksek öyle gökdelenlerin ucu bulutların arasındaydı. Birgün benimde çizdiğim binalarimı inşaa edeceklerdi.
Bir saatin sonunda eve vardık. Evleri Newjersey deydi. Dil okuluda ordaydı. Arabadan indik ama sersem gibiyim. Jetlag olmuştum, zaman kavramım kaymıştı.
Merhaba Newjorsey! Merhaba Cerry Will! Merhaba yeni hayatım. Burası Türk mahallesiydi, evler kocaman arsalara genişce yapılmıştı. Rozalinlerin evide kocaman, beyaz gri ahşaptan yapılmış iki katli bir evdi. Arabadan indik ve bizi kapıda Hamide teyze ve eşi Şükrü amca karşıladı. Hamide teyze klasik Türk kadını, orta boylu hafif etine dolgun tam bir Anadolu annesiydi. Şükrü amca ise oldukca uzun boylu yaşına göre oldukça dinç bir adamdı. Hamide teyzeye sarıldım annem gibi kucakladı beni, gözlerim doldu hemen.
“Hoşgeldin kızım”
“ Hoşbulduk Hamide teyzem” dedim. Sükrü amcada
“Hoşgeldin kızım” dedi
“ Arat Berat“ diye seslenince içerden 17 18 yaşlarında iki tane ikiz erkek çocuğu çıktı.
“Buyur baba” dediler “Rana ablanızın valizini alın ablanızın odasına çıkartın” dedi. Sonra bize dönerek
“Hadi sofraya geç kizim birşeyler ye ve yat anca kendine gelirsin” sofraya geçtik ben çorbamı kaşıklarken Hamide teyze
“ Melek ne zaman gelecek Şükrü efendi “ dedi.
“ Kenanla hesaplara bakıyorlar birazdan gelir “dedi. Ve o an kapı çaldı ve Melek olduğunu düşündüğüm kişi içeri girdi ve sofraya selam vererek oturdu. Bana döndü.
“ Sen Rana olmalısın. Hoşgeldin canım ben Melek “dedi.
“Hoşbuldum abla bende Rana” dedim. Kısa süren yemekten sonra izin isteyerek yukarıya çıktım Rozalin de nöbetten gelmişti. Duş alıp onun yanındaki yatağa uzandım şuan saçımı, başımı tarayacak halde bile değildim. Rahat kocaman yatağa uzandım.. Oh bee.. dünya varmış diyip gözlerimi yumdum. Sabah telefonumun alarm sesiyle zorla kalktım. Rozalin fırladı hemen “ben işe gidiyorum” dedi ve evden çıktı. Bende hazırlandım ve aşağıya indim Hamide teyze kahvaltı hazırlıyordu.
“Erkencisin kızım rahat mi edemedin yoksa” dedi. "Günaydın Hamide teyzem, çok rahat bi uyku uyudum. Merak etme ben hep erken kalkarım alışkanlık" dedim ve ona kahvaltı için yardım ettim. Masa hazır olunca herkes masaya geçti ve Şükrü amca bana
“ Kızım seni Melek bugün okula bırakacak işin bittiğinde de Rozalinle haberleşin o gelip seni alacak iyice alışana kadar tek başına gidip gelme. Büyük yer burası mazallah” dedi.
“ Tamam Şükrü amca” dedim
“ Evin anahtarını bugün verecekler evi temizleyip eksiklerini belirleriz. 2 güne kalmaz evine geçersin. Burda kalsan daha iyi olmaz mı kızım” dedi
“ Şükrü amcacım herşey için size cok minnetarım ama düzenizi bozmak istemem, ev benim için iyi bir seçenek” dedim ve Melek
“Hadi tatlım, hazırsan seni bırakyım bende işe geçeceğim” dedi.
“ Hazırım abla çantamı alıp geliyorum” dedim ve evden cıktık. Arabaya bindik Melek abla,
” Canım bunlar bizim ailenin telefon numaraları herkesi kaydet bugün seni Rozalin alacak” dedi. Ve kısa sürede okulun önüne vardık. Teşekkür ederek indim arabadan. İşte üçüncü en büyük adımı atıyorum. İçeri girdim ve evraklarımı verip işlemlerimi onayladılar. Elime bir sınav takvimi verdiler dereceme göre sınıflandırılacakmışım. Kolej çıkışlıyım üniversiteyide İngilizce okudum ama neden hiç bir kelimeyi anlayamıyorum panik mi? Yaptım. Görevli kızın suratına bakıyorum öylece off bir bu eksikti. Alışacağım mecbur. Sınav 2 gün sonraydı, sınavdan sonra ay başı ise yeni sınıflar açılacakmış. Okulu gezeyim bari diyerek dolaşmaya başladım. Odaları, koferans salonlarını, kafetreyasını felan inceledim. Sonra Rozaline msj atmıştım oda ‘1 saate işim biter’ dedi. bende ona "benimde
işim bitti ben çıkıyorum biraz caddede dolaşacağım’ dedim oda bana bir konum attı
‘Byrası okuluna yakın orada buluşalım ’ dedi. Konumu açıp baktım. Konuma göre yürüyor bir yanda da okulu halletiğime göre sırada ev ve yarı zamanlı işim kalmıştı onuda halledersem sorun kalmıyor diye yapacaklarımı düşünüyordum . O an bir caddeye çıktım bizim İstanbuldaki İstiklal Caddesi halt etmiş yanında burada yüzbinlerce insan vardı. Kalabalıktan zorla sıyrılıp bir ara sokağa girdim kaykay yapan çocuklar sardı etrafımı ve ben daha ne olduğunu anlamadan elimdeki telefonu kaptıkları gibi gittiler!