Okulun kapısında onlarca insan duyuru panosuna bakıyordu, sınav sonuçları açıklanmış. Heyecanla listeleri kontrol ettim. Sonuçları “basit, orta ve zor “ dereceleri ile sonuçlanmıştı. Benim adımda zor listesindeydi. Sınavımın kötü geçtiğini düşünmüştüm ama gramerimin o kadar iyi olduğu bir gerçekti. Ben kolej çıkışlıydım ve bölümümü de İngilizce okumuştum. Ama konuşmada Amerikaya geildiğimden beri sıkıntı yaşıyordum. Sınıfımı öğrendikten sonra oraya geçtim ve oturdum. Yanıma iki kız yaklaştı merhabalaştık. Biri Amerikan İtalyan melezi Mishel diğeri Güney Koreli Anna. Mishel tam bir İtalyan afetiydi, yanık tekn koyu saçları vardı. Anna ise bembeyaz ve çok zayı narin bir kızdı. Kayıt yaptırdıklarında okulun sosyal medya platformunda tanışmışlar. Ve ikiside bir ara Türkiye’ye gelmişler. Hocalarında sınfa girişiyle derslerimiz hızla başladı hepimizi konuşmaya yönlendirecek şekilde plan yapmışlar.
Ara sıra sokakta ve iş yerimde Kenan ile karşılaşıyordum. Baş selamı ile birbirimizi geçiştiriyorduk, çünki ben hala onu gördükçe utanıyordum. Onu gözlemlediğim kadar ile etrafına karşı yardım sever ve düşünceliydi. Ne kadar içten davransada insanları kendisinden bir adım uzakta tutacak mesafeyi hissettiriyordu. İş yerimden çıkıp evime vardığımda kapıda Rozalin ile karşılaştım. Beni görünce,
“ Nasılsın bebek” dedi omuzuma vurarak.
Abi bu kız nasıl güzel böyle, çimen yeşili gözler sağlıklı omuzlarında biten koyu renk saçlar ve fit bir vücudu vardı. Resmen ona bakmaktan gözlerimi alamıyordum.
“Hoşgeldin canım hadi içeri girelim” dedim.
“Kahve “ dedim gülümseyerek.
“Tabiki” dedi.
Kıpır kıpırdı yerinde duramıyor.
“Sen hayırdır” dedim imalı imali.
“Ay tamam daha fazla tutamayacağım”
“Anlatsana kız, çok meraklandım”
“Geçenlerde Kenan abi beni aradı. Bir kız arkadaşım zor durumda bir kaç parça kıyfet verebilir misin dedi. Bende tamam diyip istediklerini bir poşete koydum kaoıya giderken abla sordu bende Kenan abinin geleceğini söyleyince, poşeti elimden aldı ve ona verdi. Oda poşeti alıp gitti. Sonra poşette ne olduğunu sorunca durumu anlattım ablam çok üzüldü. Ablam bunu duyunca paramparça oldu. Bilirsin işte Kenan abiye ilgisi vardı. Tüm geceyi ağlayarak geçirdi.”
Artık aklımdaki yapboz parçaları yerine oturunca durumu anladım. Aptalsın kızım sen, Kenan Şükrü amca için ideal güvenilir bir damat adayıydı. Ve en önemlisi Meleğin ona ilgisi vardı. Ah Melek ablacım benim salaklığım yüzündne kötü bir gece geçirmişti.
“Babam hep Kenan abiyi çok sevdi ve güvendi. Ablamla evlenmesini düşündü hep” dedi.
“Hayırlısı olsun canım “ dedim tebessüm etmeye çalışarak. O sırada aklıma Kenanın benim için Rozalinden aldığı kıyafetler geldi onları hemen ortadan kaldırmam lazımdı. Kıyafetlerin benim için olduğunu öğrenirlerse çok üzülürlerdi. Bende bu duruma düşmek istemiyordum.
İki hafta sonra..
Zaman artık benim için hızlı geçmeye başlamıştı. Hemen hemen herşeye adapte olmuştum. Markette genel bir alışverişe çıkmıştım. Alışveriş yaparken Kenan ile karşılaştım,
“Aaa merhaba” dedim.
“Merhaba Rana “ dedi.
“Nasılsın alıştın mı ?”
“Evet evet alıştım, baksana alışverişe bile tek geliyorum artık” dedim gülerek.
“ İyi sevindim senin için” dedi. O sırada gözüm market sepetine takıldı, konserve yaprak sarması almış. Muhtemelen anne yemekleri özlüyor. Birden,
“Kenan” dedim. Bana baktı.
“Sana olan borcumu nasıl öderim diye düşünüyordumda, buldum sana bir akşam yemeği hazırlamaya karar verdim. Ev yemeği olacak.”
“ Zahmet etme Rana, gerek yok idare ediyorum ben “ dedi.
“Yok yok olmaz sen bana telefon numaranı ver ben hazırladığımda sana haber veririm seninde müsait olduğunda sana getiririm” dedim. Jetonumun köşeli olduğunu biliyordumda bu kadarda değil! Delirdin mi kızım sen adamdan telefon numarasını mı istiyorsun. Anlık şok yaşadık ikimizde.
“ Tamam , al bakalım” dedi ve telefonunu uzattı. Numaramı girip çaldırdım ve kaydettim. Utançtan yanaklarım kızardı. Alal acele vedlaşıp uzaklaştım. Ertesi sabah ilk iş Kenana mesaj attım,
‘ bu akşam müsaitsen yemek getireceğim, 20:00 da uygun musun?’ yazıp yolladım.
‘ Tamam’ dedi. Soğuk nevale, iki kelime yazsa ölür zaten. Neyse hemen yemek yapmaya başladım. Mantı, yaprak sarması ve karnı yarık yaptım. Bir güzel paketledim. Evimi de toplayıp artık saatin gelmesini bekledim. Sekize doğru yemeklerimi alıp yola çıktım. Evine yaklaşırken endişelenmeye başladım acaba yanlış mı yapıyorum, bu yaptığımı farklı yorumlar mı? Ben sadece teşekkür etmek istemiştim. Aklımda ki düşünceleri kışkışladım ve hevesle zilini çaldım ve bekledim. Bir daha çaldım. Bir daha.. açan olmadı.
Bu sefer aradım onuda açmadı mesaj çektim. Onada cevap vermedi. Kafam allak bullak olmuştu. Yanlıştı bu yaptığım dimi ? belkide en iyisi buydu diyip çantamdaki not defterimden bir kağıt yırttım. Üzerine “ Yaşadığım en zor zamanlarında ban yardım ettiğin için sana çok minnetarım. Herşey için çok teşekkür ederim.. Afiyet olsun Rana” yazıp yemekleri kapısını üzerine bıraktım notuda üzerine yapıştırdım. Hüsrana uğramıştım resmen. Bir hevesle geldiğim bu yolu üzgün bir şekilde aheste aheste yürüyordum. Madem gelmeyecektin neden tamam dedin. Saçma salak düşüncelere dalıp yürüken mantıklı yanım devreye girdi ve ‘ sen buraya okumaya ve o manyak Yusuf ile evlenmemek için geldin. Kendine gel ve hedefine odaklan. Yemeğide yaptın teşekkürde etmiş sayılırsın işte oldu da bitti’. Evime iyice yaklaşınca cebimdeki anahtarları çıkardım. Kapımda biri vardı tanıdık biri ama kim?
“Excuse me?” dedim. Ve o bana yarı tanıdık yarı yabancı gelen adam yavaşca dönünce kimliğine kavuştu.
“Abii!!” dedim hayretle. Dona kaldım, abim olmasını hiç beklemiyordum. Beni nasıl eli ile koymuş gibi buldu ki? Ve en önemlisi ben şimdi ne yapacaktım? Panik vücudumda dalga dalga yayılmaya başlayınca bir adım geri attım. Abimin gözlerindeki endişeyi ve özlemi görebiliyordum. Kollarını açtı,
“Güzelim” dedi. Buz tutmuş vücudum çözülmeye başladı ve ben koşarak ona sarıldım. Nasıl özlemişim abicanımı. Sıkı sıkı sarıldık birbirimize başımı öptü ve,
“Hadi içeri girelim canım” dedi. Anahtarı deliğne zor geçirdim çünkü heyecandan titriyordum. Işıkları yaktım ve içeri girdik. Ama ben tek kelime bile edemiyordum. Mantıklı yanım devreye girdi ‘işte şimdi bittin Rana abin seni götürecek herşey buraya kadarmış’ dedi gözlerim dolarak abime baktım. Zorla koltuğa oturdum o ise evi gezmeye başladı mutfağa geçip dolabamı baktı. Muhtemelen birşeler yiyip yemediğimi kontrol diyordu. Sonra birden bana döndü, sakin bir tonda,
“ Ne yaptığının farkında mısın? Seni bulamayınca mahvolduk. Heryerde seni aradık. Bulamadığımız heran için endişeden öldük. Ya başına kötü birşey geldiyse ve biz sana yetişediysek diye harap olduk. Rana nasıl böyle arkasını düşünmeden bir şey yaparsın! Hemde bana söylemeden. Hiç mi güvenmedin bana Allah aşkına” dedi gözleri dolmuştu. Ağzımı açıp cevap veremiyordum sesim kaybolmuştu sanki çaresizlik boğazımda bir düğüm olmuştu.
“ Buraya neden geldin?” dedi. Zorlada olsa sesimi bulup,
“Yusuf ile evlenme istemiyordum. Hayallerimi biliyorsun abi. O pislikle evlenip onun evine kapatılacaktım ve onun insafına kalacaktım. Ben bunu istemiyorum abi ne olur anla beni” dedim
“ Yusufun askerden dönemsine ne kaldı? Peki onlara verilen sözler ne olacak” ayağa fırladım.
“Ne sözü abi? O sözü siz verdiniz. Ben değil!” off off içimde biriken herşeyi bir çırpıda söylemiştim. Abimle uzun süre tartıştıktan sonra, abim durdu ve ayağa kalktı.
“Buraya geldiğimi kimse bilmiyor. Havalimanı kayıtlarında oraya Fıratla geldiğini görünce oda daha fazla saklayamadı ve bana burada olduğunu söyledi. Kalk hadi toparlan bir saate taksigelecek ve ikimiz döneceğiz”dedi.
Ayağa fırladım korkuyla,
“Abi hayır lütfen. Yapamam dönersem babam hemen Yusufla evlendirir beni ölürüm anlıyor musun? “ dizlerimin üzerine çoktüm.
“Hayali bile çıldırmama yetiyorken ben o iğrenç adamla evlenmem!” Hıçkırarak ağlamaya başladım.
“Abi yalvarırım nolursun kıyma bana, götürme beni” sözlerim yüreğine vurdu abimin, kollarımdan tutarak beni ayağa kaldırdı. Ve sıkı sıkı sarıldı bana.
“Burda kalmama izin ver yalvarırım abi. Babamdan habersiz evlendiğinde herşeyi göze alarak senin yanında oldum. Seni o kadar çok seviyorum ki şahitin bile ben oldum. Ne olur görmezden gel beni sanki hiç bulmamışsın gibi yap nolur abi.” Diye yalvardım.
“Rana kır çiçeğim aklımı kaçırdım anlıyormusun? Sana birşey oldu sandım seni kaybettiğimi düündüm.”
“ Abi evime bak, bana bak. Ben okula kayıt oldum işe bile girdim. Nolur abi” dedim. Son çırpınışlarımdı bunlar. Boğuluyordum resmen tükenmiştim artık. Abimle savaşacak gücüm kalmamıştı. Ağlamaya devam ediyordum. Sarıldı ve kulağıma eğilip,
“Peki” dedi.
“ Babam burada olduğunu bulana kadar kal. Ama babam seni bulursa elimden birşey gelmez sende itiraz etmeden geleceksin o zaman” dedi. Duyduklarıma inanamayarak abime baktım, ağlamaktan yana gözlerimi açıp abime baktım.
“Babamın dikkatini Avrupaya cekceğim. Bir sürede orada oyalanırız. Sende hergün bana mesaj atıp iyi olduğunu bildireksin. Anlaştık mı?” dedi. Dışarıdan korna sesi gelince taksini geldiğini anladık. Kolları arasında dışarı çıktık, bana baktı,
“Seni değil kalbimi burada bırakıyorum Ranam. Kendine çok dikkat et, kimseye inanma”dedi. Sesinden endişe akıyordu. Saçlarımdan öpüp taksiye bindi ve gitti. Ağlamaktan öyle yorgun düşmüştüm ki zorla içeri girdim. Bir bardak su içip telefonuma baktım Kenan dan hala bir geri dönüş yoktu. Yaşadıklarımın ağırlığı ile ışıkları kapatıp odama çıktım. Kalbim deli gibi çarpıyordu ve yatağıma uzanıp uyumayı bekledim.