Olayın üzerinden 3 hafta geçmişti. Yaşananlar her yere yayılmıştı. Ateş Ağa'nın bir kadına sahip çıkamadığını konuşuluyordu her yerde. Üstelik bir de kendi eliyle nikahlamıştı karısını.
Kimileri Ateş Ağa'yı haksız buluyor, kimseyi dinlemeden vuracaktı o namussuzları diyor. Hatta gizli gizli onunla buluşmak için bu nikahı yaptırdığını söyleyenlerde vardı. Ama kimse Kadimlerin yüzlerine konuşmaz, hep arkalarından söylerlerdi laflarını.
Ama haklı bulanlar da vardı elbet. İyi yapmıştı Ateş Ağa. Şimdi onlar uğraşsınlar bakalım namussuzla. Kolaymıymış başkasının namusuna göz dikmek.
Mardin de bitmez olaylar. Bugün Mardin, gene bir ilke şahit olacaktı. Xaras Konağı'nda yaşananlar sadece 2 aşireti değil, herkesi etkileyecekti.
ANKA
Xaras Konağı
Mardin yine kabus gibi bir gün yaşıyor. Yusuf yanında kızkardeşim Asmin'in elini sıkıca tutmuş avluya girdi. Birden onları öyle görünce ne yapacağımı bilemedim. Kaynanam "Geldiniz mi oğul" dedi. Yusuf "Geldik ana geldik. Konaktaki herkese söyleyesin, Asmin bundan sonra benim karımdır. Ona göre davransınlar, üzmesinler hanımağamı" dedi.
"Ne dersin sen Ağam? Kardeşim nasıl senin karın olur" dedim. Kaynanam "Oğluma daha bir çocuk bile veremedin, bu kısır halinle bir de hesap mı sorarsın? Dua et, bu güne kadar seni tuttuk konakta. Artık gitme vaktin geldi" diye bağırdı. Sanki ben istedim kısır olmayı, Allah vermedi çocuk. Napim, benim suçum mu? Kardeşime baktım, olanları anlamaya çalışıyordum. Nefessiz kaldım, olduğum yere çöktüm.
Yusuf cebinden çıkardığı kağıdı önüme attı "İmzala şunu" dedi. Kağıtta yazanlara baktım, boşanma kağıdıydı. Kocam beni boşayacaktı. Çektiğim tüm acılar boşanamıydı yani. Asmin "Yusufla birbirimizi seviyoruz, kusura bakma abla" dedi. Kusura bakma, kocamla el ele karşıma geliyor ve sadece kusura bakma abla diyor. İnsan ihanet ettiğine abi der mi?
O an kapıdan Afran abim girdi. Abim bu olanlara izin vermez, Asmin'i almaya geldi kesin. Afran abim yanına geldi ve eğildi "İmzalamadın mı daha. Çok işim var senin keyfini bekleyemem" dedi. Ben afallamış şekilde abime bakıyordum sadece. "Abi, ne dersin sen? Yusuf, Asmin'i bana kuma getirecek" dedim. Abim "Ne kuma getirmesi bilmez misin berdelle evlilikte biri kuma getirirse diğeri de getirir. Nurcan'ın üzerine nasıl getiririm kuma" dedi. Ben halen anlamıyordum. Asmin kuma olmayacaksa, ne olacak?
Asmin "Anlamadın değil mi? Bir insan nasıl bu kadar aptal olabilir şaşırıyorum doğrusu. Yusuf seni boşuyor. Hem dinen, hem de resmen. Benimle evlenecek. Benimle evli olduğu için de berdel bozulmayacak" dedi. Buna inanmadım, inanamam. Abim birden saçlarımı tuttu "İmzala lan şu siktiğimin kağıdını. Seni beklicek değilim" dedi. İmzalamadım, abim yüzüme tokat attı "İmzala dedim sana. Yoksa elimden ölün çıkar. İmzala" diye bağırdı.
Ağzımdan kan geliyordu. Çarem yoktu, biliyorum acıması yoktur abimin. 4 yıl önce de berdel için acımamıştı. Şimdi de acımaz, öldürürdü beni kesin. İmzaladığım kağıdı Yusuf aldı "2 güne hallederim, sonra da düğünümüzü yaparız güzelim" dedi Asmin'e.
Düğün, düğün mü? Birde düğün mü yapacaktı ona. Abim karısı istedi diye düğün yapmıştı. Ama bana berdel gelinisin diye düğün yapılmamıştı. Bu muydu bana reva görülen? Artık söyleyecek sözüm yok. Abim kolumdam tutup beni çekiştirmeye başladı. Yusuf "Dur" deyip karşıma geçti ve "Boşol, boşol, boşol. Şimdi gidebilirsin" dedi.
Eşyalarımı almak istedim ama ona da kaynanam "Herşey Xaraslarındır. Çocuk doğurdun da mı hak istersin.? Hiçbirşey de hakkın yoktur" dedi. Zaten nikahımda da 1 gr altın mehir etmişlerdi. Ailemde berdeldir diye susmuşlardı. Abim ise konak vermişti yengeme. Feda olsun sevdiğime demişti.
Abim kolumdan tuttuğu gibi beni arabaya attı "Kes sesini, zırlama lan. Dua et sen Asmin' e dua" dedi. Dua mı, bakakaldım abime. "Ne nersin abi. Kardeşim kuma gelmiş. Bir de dua mı edicem" dedim. "Nurcan yılını doldurmadan verdi oğlumu kucağıma. Sense bırak erkek evlat, hamile bile kalamadın. Asmin olmasa kuma almak zorunda kalacaktım. Nurcan'a ne derdim düşündün mü hiç? Düşünmedin tabii neden düşüneceksin ki. Sen yat keyfine bak " dedi. "Ne keyfine bakması. Ben senin canın için berdel olmadım mı? Direndim de nikahtan önce zorla koy..." lafımı bitiremeden abim direksiyonu kırıp durdu.
Çenemi tutup "O siktiğim çeneni bir daha açarsan, oğlumun başına yemin olsun seni gebertirim" diye bağırdı. Korkudan konuşamadım. " Anladın mı beni susacaksın Anka. Susacaksın" gözlerime delirmiş gibi bakıyordu. Ben de sustum. Hep olduğu gibi o gün olduğu gibi. Arabayı çalıştırıp konağa, asıl cehennemime sürdü.
............
Acem Konağı
Konağın avlusuna atıldı Anka. Dizleri kanıyor, hissediyordu bunu. Yengesi yüzünde gülümsemeyle yanına gelip Anka'nın tiksinerek "Bir türlü kurtulamadım senden. Doğru düzgün karılık yapmayı bilem beceremedin. Gene başıma kaldın" dedi. Anka "Senin kızın yüzünden bu haldeyim" dedi. Yüzüne sert bir tokat attı Berfin hanımağa "Senin haddine midir kızımın adını ağzına almak" diyip saçlarından tutup yere çarptı zavallı Anka'yı.
Afran'ın karısı Nurcan ile Cemil'in karısı Ayşe yanlarına geldi. Nurcan "Hala konuşuyor, suçsuzmuş gibi. Aşirete torun mu verdin de çemkirirsin anama. Abin kuma mı getirseydi üstüme senin dölsüzlüğün yüzünde" diye söylenip oturdu kaynanasının yanına. Ayşe de yanına oturup "Bırakın şunu ana. Zaten ne kadar kalabilecek ki konakta. Babam tez elden verir birine gene rahat rahat keyif eder. Bu sefer hangi zavallının yuvasını yıkacak acaba" diyerekten güldü. Sanki evli adamla oynaşıp, yuva yıkan kendisiymiş gibi konuşuyordu herkes.
Anka "Ne evlenmesi ben daha bugün boşandım. Sizin yüzünüzden o adama katlandım yıllarca. Şimdi yine istemediğim biriyle evlendirecekler ha. Kimbilir amcam hangi ağaya kuma diye satacak beni bu sefer" diye düşünüp, gür bir kahkaha attı. Ama öyle bir gülüyordu ki, tüm Mardin duydu acı feryadını.
Nergis, Anka'nın yanına eğilip "Bir de güler utanmadan. Kardeşim senin yüzünden ikinci kadın gibi evlendi. Karnında bebeğiyle neler hisseder, ne acılar çeker bilir misin? Hiç düşündün mü zavallı kardeşim senin gibi biri yüzünden ne hakaretler işitece? Neden düşünesin ki" diyip doğruldu.
Anka duyduklarını anlamaya çalışıyordu. Karnında bebeğiyle, karnında bebeğiyle. Sadece bu sözleri tekrarlıyordu. Karnında bebeğiyle. "Kocamdan, kocamdan hamile mi" dedi. Nergis biranda saçından tutup kafasını yere çarptı "Ne kocası lan. Ne kocası. Kardeşimin kocası o, kardeşimin. Bu kadar mı utanmazsın mısın? Adam evlendi, evlendi.Halen kocam diyorsun utanmadan bir de" dedi.
Tüm konak halkı nefeslerini tutmuş olanları izliyordu. Berfin hanımağa ise gururla kızına bakıyordu. Hakettiğini gibi davranmıştı kızı, yosmanın dölüne diye iç geçirip mutlu oldu. Korumalara Anka'yı kaldırıp depoya atmalarını emretti.
Anka üstü başı kirlenmiş, yüzü kan içinde depoya hapsedildi. Elleri yerde, başını öne eğmiş mırıldanıyordu "Yaşamadan ölmeyin, yaşamadan ölmeyin. Bana yaşattıklarınızı yaşamadan ölmeyin. Allah'ım sen biliyorsun çektiklerimi. Sen sor hesabını, benim dermanım kalmadı. Al canımı artık, al da anamla babama kavuşayım artık" diye ağlıyordu.
ANKA
Elimin üstüne birşey çıktı. Çığlık atıp, duvara doğru sürünerek gittim. Sırtımı duvara dayayıp, elimi başıma götürdüm. Başım kanıyordu, sanırım kafamı yere vurduğunda oldu. Farelerin sesini duyabiliyordum. Etrafta dolaşıyorlardı. Alışkındım ben, az kapatmamışlardı buraya beni.
Beklemenin alemi yok, sabaha kadar kimsenin gelmeyeceğini biliyorum. Aklımda hala bebek vardı. Kocamın beni aldattığına inanamıştım. Şimdi bebeği olacaktı. Hem de başka bir kadından, kuzenimden.
Bir insan nasıl böyle birşey yapardı. Kuzeninin kocasıyla. Düşünmek istemiyorum. Ne zamandır birliktelerdi. Hayır düşünme Anka. Kaç aylıktı, sana düşünme demedim mi? Düşünme işte.
Çocuğum olmadığından hep laf söylerdi bana. Kusurluyum, eksiğim diye az dövmedi ben. Ben mi istedim sanki kısır olmayı. Allah böyle yaratmış. Elden ne gelir.
Yere yatıp, iki büklüm oldum. Olacakları düşünüyordum, amcam acımazdı bana. Para diye satacaktı beni gene. İlkine de oğlu için satmamış mıydı? Oysa ben kardeşinin emanetiydim ona.