GÜVEN
Hastaneden sonucu aldıktan sonra Yaren'i mahzenden çıkardım. Akşam sofraya oturduğumuzda Yaren de geldi. Alaca "Bu kadının ne işi var burada" dedi. Yaren " Güven'in karısıyım, bu sofra da oturmak benim hakkım" dedi. Yeşim "Orospuya ba k, halen konuşur" dedi. Yaren "Bebeğimin babasının Güven olduğunu hepiniz duydunuz. Ben de bu konağın geliniyim. Karnımda veliahtınız var Dicle Hanım. Alaca dan fazla hakkım vardır bu sofraya oturmaya" dedi. Alaca, Yaren'e saldıracağı sırada kolundan tuttum ve odaya çıkardım. Alaca "Benimle nasıl böyle konuşunur duymaz mısın" diye bağırdı. "Alaca ne söyledim ben? Doğuma kadar idare et, sonrası zaten yok. Tamam hata ettim, onunla yatarak. Ama bebeğimiz için sakin ol lütfen" dedim. "Konağın hanımı gibi ortalarda salınırken napim, kenarda oturayım mı suçlu gibi" dedi. "Sana kenara çekil diyen mi oldu kadın. Tavrını koy, ama bebeğe zarar verme. O bize lazım. Babam erkek torunu olmadan ağalığı vermeyecek unuttun mu" dedim. Alaca "Nasıl unutabilirim, anan sürekli hatırlatır" dedi. "Tamam işte sana baskı yapmayacak artık. Onunla da konuştum. Bebeğin ikimizin olacağını bilir. Sen sadece biraz sabret. Onun kışkırtmalarına gelme. Sen benim resmi nikahlı karımsın, hanımağa gibi davran biraz" dedim. Alaca bana baktı sadece. Biraz düşündü ve kafasını salladı. Sonra da tek kelime etmeden odadan çıktı.
O günün üzerinden 1 hafta geçti. Yaren'in odasının önüne kaç kere geldim. Ama hiç giremedim. Bugünde geldim, bu sefer girecektim. Kapıyı açıp içeriye girdim. Oda boştu. Banyodan su sesi geliyordu. Belli duş alıyordu. Ben de koltuğa oturup beklemeye başladım. Banyodan çıktığında üzerinde el kadar bir havlu vardı. Kalçalarını kapatmıyordu bile. Beni fark etmedi. Dolaba dönüp, iç çamaşırlarını aldı. Yaren "Daha ne kadar izliceksin" dedi. "Fark etmedin sanıyordum" dedim ve ayağa kalkıp yanına gittim ve elimi karnına sardım.
Elimle karnını ovmaya başladım. "Çok güzel kokuyorsun, özlemişim" dedim. "1 hafta sonra mı aklına geldi kokum" dedi. "Aklımdan hiç çıkmadın ki. Ama durumları biliyorsun, gelemedim" dedim. Boynuna sulu bir öpücük kondurdum. Hemen kendini salmaya başladı. Dokunuşlarıma asla dayanamaz. "Şimdi niye geldin o zaman" diye sordu. Bir elimi aşağıya indirip, baldırını okşadım. Kulak memesini ağzıma aldığımda kesik kesik nefes almaya başladı. Kulağını dişlerim arasına aldım "Güven" diye inledi. Elim kadınlığına varmıştı bile. Parmaklarımı dudaklarında gezdirdim, tepe noktasına daireler çizmeye başladım. Kendini iyice göğsüme bastırdı. Boynunu öpmeye devam ediyordum. O ise sadece adımı inliyordu. Parmağım daha da aşağılara indi. Deliğine gelince "Hadi, dayanamıyorum. Sok artık" diye fısıldadı. 2 parmağımı birden içine soktum. "Ohhhh" artık konuşamıyordu bile.
Birden kendime çevirdim. Duvara dayayıp, duvarla arama sıkıştırdım. Hemen kalçasına elimi attım. Kucağıma aldığım gibi bacaklarını belime sardı. Sikim demir gibi olmuş, pantalonumu yırtacaktı neredeyse. Alttan ufak ufak vurmaya başladım. Yaren iyice kendini kaybetmişti. Öyle bir açlıkla öpüyordu ki dudaklarımı resmen morarmışlardı. Belinden havluyu atıp, yatağa götürdüm. Ahh, bu memeleri ne kadar emsemde doyamıyorum onlara. Dizlerimin üzerine durup, hemen pantalonumu ve boxerımı çıkardım. Sikimi görünce gülümsedi "Sok hadi" diye inliyordu. Bende sertçe bir anda içine girdim. "Ahhh, çok güzelsin lan. Sikeyim, beni ne hale getirdin" dedim. Öyle hızlı sokup çıkarıyordum ki, artık neredeyse nefeslerimiz kesildi. Sonunda ikimiz de boşaldığımızda kendimi yanına attım. İkimizinde konuşacak mecali kalmamıştı. Elimle karnını okşamaya başladım. "Çok sert değildim değil mi güzelim. Bebeğe zarar gelsin istemeyiz" dedim. "Merak etme olmaz birşey. Hem unuttun mu Pusat'a hamileyken, daha sertlerini yapmıştık" dedi. Hatırlıyordum, oğluna hazırladığı oda da banyoda nasıl da sikmiştim onu. Bir türlü doyamıyorum bu kadına. Beni resmen esir etmişti kendine.
Odanın camında bir karaltı gördüm. Alaca'ydı bu, anladım. Aslında severek evlenmemiştim onunla. Anam ağa kızıdır, ağa olduğunda arkanda durur dedi. Aklıma girdi, zaten sevdiğim de yoktu. Bende he dedim. Keşke demez olaydım. Düğünde gördüm Yaren'i. O da yeni evlenmişti. 1 sene olmamıştı, hamileydi. Lan hamilelik bu kadar mı yakışırdı bir kadına. Gözümü alamadım ondan. Takı da gözgöze geldik. Tebrik etti, o an nasıl sertleştim anlatamam. Üstünü parçalayıp sikmek istedim, ama ama işte. Düğünden sonra bile aklımdan çıkmadı. Gerdekte koynumda Alaca değil Yaren vardı sanki, öyle siktim Alaca'yı. Nasıl siktim ben bile şaştırdım, Alaca 2 gün zor yürüdü.
Yaren' e baktığımda uyumuştu bile. İşleri nasıl düzelteceğimi iyi düşünmem lazım. Alaca'nın babası Antep'in en büyük ağasıydır. Bunca sene o yüzden kuma almamıştım. Zaten Yaren de vardı, ne yapacaktım kumayı değil mi? Koynuma almak istediğim tek kadındı Yaren. Şimdiye öğrenmişlerdir zaten, kapıma dayanırlar. Alaca'nın oğlu olmaması iyi oldu aslında. Onları ancak böyle sustururdum. Buralarda kadın oğlan doğuramazsa, kuma almak haktır. Ailesi ne kadar büyük olursa olsun karşı çıkamaz. Ama Yarenle önceden ilişkim olduğunu öğrendiklerinde sorun çıkaracaklar biliyorum. Alaca'nın daha çocuğu olmaz. Bundan susacaklar, mecbur susucaklar. Şimdi içim rahatlamıştı işte. Gözlerimi kapatıp, uykunun kollarına bıraktım kendimi.
Sabah kapının vurulmasıyla uyandım. Yaren panikle bana bakıyordu. "Ne oluyor sabah sabah ya" dedi. Kapıdan annem "Oğlum kalk, Alaca'nın abisi geldi. Bacısını götürecekmiş" dedi. Almaya mı, hem de benim karımı. Yataktan fırladığım gibi kalktım kapıyı açtım. Ben gösteririm karımı almak ne demekmiş. Annem kolumdan tuttu "Oğlum bu halde mi inersin aşağıya" dedi. Baktım, hakkaten üstümde sadece bir boxer var. Gittim, giyindim, indim aşağıya.
Alaca yanında kızlarımla avlunun ortasında durur. "Ne olur Ahmet Ağa? Sabahın köründe konak basmakta nedir" dedim. Ahmet Ağa "Ne olduğunu sen söylüceksin Güven. Bacımın üzerine kuma getirmekte ne demek olur" dedi. Öldürecekmiş gibi konuşuyordu. "Kaç sene oldu bir erkek evlat veremedi bana kardeşin. Sen de bilirsin, kuma almak hakkımdır. Senelerdir anam başımın etini yer. Ama Alaca üzülmesin diye almadım. Olmuyor işte çocuğu. Ne yapim, soyumu soysuz mu bırakayım" dedim. Sözlerimin haklılığını biliyordu. "Kuma hakkındın bilirim, bilirim de bacımı aldatmakta mı hakkındır? Ateş Ağa'nın karısıyla birlikteymişsin. Koca Kadim aşiretini düşman ettin bize" dedi Ahmet Ağa. "Derdin ne senin? Bacını aldatmam mı, yoksa Kadimleri düşman etmem mi" dedim. Sustu kaldı, diyecek sözü yoktu, biliyordum. Ahmet Ağa "Bacımı burada bırakmam. Antep'e gelecek benimle. Burada kalmasına izin vermem" dedi. "Bacın, nikahta kumaya izin vermiştir. Daha ne konuşursun? Olay çıkarmaya geldiysen boşuna uğraşırsın. Karımın yeri benim yanımdır. İstersen dene bakalım, dene de bu konaktan cesedini nasıl çıkarıyorum" diyip silahımı elime aldım. Alaca abisinin elini tuttu "Kocam doğru söyler abi. Ben izin verdim kuma almasına. Zaten olmaz artık bebem bilirsin. Kuma gelecekti elbet. Kocam yıllarca benim için bekledi. Hem gebedir, kocamın soyudur. Nasıl bırakıp gideyim kocamı, kızlarımı. Bilmez misin dönersem olacakları? Şimdi değilse bile elbet vereceksiniz beni birine. Başkasına kuma olmaktansa, kumaya razı gelip kocamla kalırım" dedi. Ahmet Ağa diyecek söz bulamadı. Eline silahını aldı "Eğer ki, bacım o kadın yüzünden üzülür, zulüm görürse, bil ki o vakit beni Alaca bile durduramaz" dedi. Kardeşiyle biraz yalnız konuşmak için misafir odadına çıktılar. Sonra da çekip gitti zaten.