Bazı Gidişler

2222 Words
Siyah, lüks araba otelin giriş kapısında durduğunda Luca kapısını açıp uzun bacağını dışarı atarak indi arabadan. Patronlarının geldiğini gören çalışanlar kendilerine çeki düzen verirken, Luca ciddi ifadesi ile çevresinde göz gezdireren müdür odasına ilerledi. İçeri girdiğinde Meri' yi yerinde bulamazken onun arkasından gelen bir çalışana 20 dakika sonra Meri ile görüşmek istediğini söyledi. Odasına girip bileğinde rahatsızlık yaratan saatini çıkarıp masaya attı ve odadaki telefonu kullanarak odasına soğuk bir içecek söyleyip kapattı. Yaz sezonu fazlasıyla sıcak geçiyordu. Odasındaki soğukluk sıcaktan bunalan bedeni için iyi gelirken üzerindeki gömleği değiştirmek üzere odasında bulunan bir diğer küçük odaya geçti. Bu oda onun dinlenmesi için dizayn edilmiş ve onun için küçük bir dolapta yerleştirilmişti. Üzerindeki gömleği çıkarırıken aklına Eva' nın odasında bıraktığı ceketi geldi. Elbette onu unutmamıştı, tam tersi bilerek orada bırakmıştı ki oraya bir kez daha gitmek için bir nedeni olsun. Gömleğinin düğmelerini açarken haline gülmeden edemedi. Bir kadını görmek için çevirdiği oyunlara inanamıyordu. Oysa hayatı boyunca asla böyle bir şeye gerek duymamıştı, hayatına giren tüm kadınlar kendi ayağı ile ona gelmiş zamanı gelince de hayatından çıkıp gitmişti. Gömleğini kollarından sıyırırken odasının açılan kapısının sesin duydu. İstediği soğuk içeceği getirmiş olmalıydılar. Terli gömleğini bir kenara atarken küçük dolaba ilerledi ve kapağını açıp içinden beyaz bir gömlek alıp kapağı kapattı. Askısında bulunan gömleğin askısını çıkarıp yatağın üzerine atarken aralık olan kapısına yaklaşan adım sesleri ile hareketleri durdu. Gelenin bir kadın olduğu zeminde yankılanan topuk sesinden anlaşılıyordu. Nitekim saniyeler içinde kapıda, elinde istediği içecek ile beliren Jessica ile tahmininde yanılmadı. Jessica' yı beklemediği için kaşları çatılan Luca bedeninde gezinen aç bakışları umursamadı. Bu kadının doymak bilmez tutkusuna şahit olmuştu. "Ne işin var burada?" Genç kadın özlediği bedende iyice göz gezdirip bakışlarını yukarı kaldırdı. Luca' nın soğuk ve sert bakışları her zaman onu korkutsa da bu ona ayrı bir zevk veriyordu. "Seni özledim sevgilim." diyerek kapı önünden ayrılıp elindeki bardağı duvara yapışık olan masaya bırakarak Luca' ya doğru adımladı. Jessica kollarını boynuna dolayıp ona gereğinden fazla yakınlaşırken hâlâ ifadesinden bir ödün vermemiş ve onun buraya gelme nedenini sorguluyordu. Canına mı susamıştı bu kadın? Haftalar önce net bir şekilde bir daha görüşmek istemediğini belirtmişti, tekrar görüşecek cesareti nereden buluyordu? Luca gibi bir adamın önünde böyle hareketler ile onu etkileyebileceğini düşünmüyordu herhalde. Zamanında onu deli eden bu bedeni artık arzulamadığına emindi, uzun süredir tüm arzusu başka bir yönde yoğunlaşmıştı. "Seni özledim Luca." Nefesini boynuna doğru üfkeyen kadın sabrını zorlamak dışında başka bir şey yapmıyordu. Boynuna dolanmış kolları hafif sert bir şekilde sıkıp onu kendinden uzaklaştırdı. "Sana bir soru sordum Jess, ne işin var burada?" Tıpkı Luca gibi genç kadında ciddileşmişti şimdi. "Söyledim ya, seni özledim. Bir telefon açıp artık görüşmek istemediğini söyleyerek benden ayrılmak kolay mı sanıyorsun. Ben diğer kadınlara benzemem Luca, beni bir kenara atamazsın." "Seni bir kenara attığım yok Jess, zaten birgün biteceğini sende biliyordun. Senden hiçbir şey saklamadım, seninle görüşürken başka kadınların olduğunu bilerek geldin bana ve ben gayet düzgün bir şekilde artık görüşmeyeceğimizi bildirdim. Sorun ne? Yoksa yeterince yaşadığına mı karar verdin?" derken sesi giderek tehlikeli bir hâl almıştı. Jessica bedeninde gezinmeye başlayan korkuyu belli etmemeye çalışarak kısa eteğinin uçlarını sıktı. "Biri mi var?" dedi bakışlarını onu ürküten bakışlardan çekmemeye çalışarak. "Sadece ben değil, kimseyle görüşmüyorsun artık. Biri var." Luca ona yeterince vakit ayırdığını düşünerek burnunda sert bir nefes çekti. Arkasını dönüp yatağa bıraktığı gömleğini eline alırken sesi buz gibiydi. "Çıkarken kapıyı çek Jess, mutlu yaşa. Bensiz!" Böyle bir durumu kabullenemeyen kadın öfkesine kapılıp Luca' nın koluna yapıştı. "Beni böyle başından atamazsın, mahvederim seni!" Bir anlık hatayla Luca' yı tehdit eden kadın ona kilitlenen bakışların giderek öfkeden kararmasını izledi ve elini çekip bir adım uzaklaştı. Luca çenesini sıkarken yavaşça kasçdının üzerine yürüdü. "Beni mi? Luca Guerra' yı mı tehdit ediyorsun? Ne yaparsın Jess? Kocana mı şikayet edersin? Hadi durma yap! Yap ve sokaklarda bir böcek gibi süründüğünü keyifle izleyeyim." derken kadını duvara yapıştırmış ve hemen yanındaki masanın kenarında bulunan küçük çağrı düğmesine bastı. "Luca...ben..." Bir kez daha ona dokunmak için uzanan kadının bileğini bu sefer sert bir şekilde tutup ona dokunmasına engel oldu. Buna bir kez izin vermiş olması bir daha vereceği anlamına gelmiyordu. "Sakın! Bir kez daha buraya ya da benim bulunduğum her hangi bir yere gelirsen... seni buna pişman ederim." Genç kadın korkudan titreyen dudaklarını bir kez daha araladığında, Luca tuttuğu bileği aşağıya çekip peşinde sürüklediği kadın ile birlikte kapıyı açıp ofis odasına geçti. Odasının ortasında bileğinden tuttuğu kadın ile birlikte olduğu yerde donup kalırken ona bakan bir çift şaşkın göz ile bakışıyordu. Eva' nın şaşkınlıktan büyüyen gözleri yarı çıplak Luca ve yanındaki kadın arasında gidip gelirken hemen aşağıya indirdi bakışlarını. Elindeki poşeti hemen yere bırakıp doğruldu. "Ben...kusura bakmayın...ses gelmeyince...Neyse, tekrar kusura bakmayın." Eva yeterince rezil olduğunu düşünerek arkasını döndü ve odayı terk etmek için kapı koluna uzandı. Zaten buraya gelmek başlı başına bir hataydı. Kapı kolunu indirip kapıyı aralarken, "Dur orada!" diyen gür sesle adımları durdu. Luca Eva' nın odasında olmasonın şaşkınlığını üzerinden attığında nasıl böyle bir duruma düştüğüne inanamıyordu. Ağzından sesli bir küfür çıkarken hâlâ bileğini tuttuğu kadına döndü. "Bir daha yüzünü görmeyeceğim! Anladın mı Jass, yoksa daha ayrıntılı anlatmamı mı istersin." Genç kadın korkuyla yutkunup başını hızlıca sallayarak onayladı. Eğer konuşursa sesinin çıkamayacağından emindi. Hangi cesaretle böyle bir adama kafa tutmuştu ki? Her zaman ki gibi güzelliğine güvenmiş ve yanlış bir adım atmıştı. Luca genç kadının bileğini son kez sıkıp onu öne doğru itti. Kapıya doğru iki dengesiz adım atan kadın hızla toparlanıp aynı hızla Eva' nın açtığı kapıdan kaçıp gitti. Luca emindi ki artık ne Jessica ne de diğerleri böyle bir şey yapmaya cesaret edemeyecekti. Deein bir nefes alıp sakinleşmeye çalışırken bakışları sakinliğinin asıl kaynağına döndü. Şimdi daha iyi hissediyordu, üstelik onun sözünü dilemesi hoşuna gitmişti, garip bir şekilde egosunu okşamıştı bu hareket. Hayatına giren diğer kadınlarda yaşamadığı bir şeydi bu. "Hoş geldin Eva, otur lütfen." dedi, ona karşı kullandığı her zaman ki yumuşak ses tonu ile. Eva şaşkınlığını üzerinden atmış, şimdi tek istediği bu odadan çıkıp gitmekti. Niyetinin oturmak olmadığını söylemek için bakışlarını yerden kaldırmadan arkasını döndüğünde, görüş açısına giren bir çift ayakkabı ile istemsizce kaldırdı başını. Boyu Luca' dan kısa olduğu için başını kaldırdığında onun yüzü ile değil, hafif tüylü geniş göğsü ile karşılaştı. Ancak içinde büyüyen korku, utancının önüne geçmişti. Luca, Eva' nın başını kaldırır kaldırmaz ondan uzaklaşmasına bir anlam veremezken gözlerinde gördüğü korku ve endişe çenesinin kasılmasına neden olmuştu. Hâlâ korkuyordu ondan. Ama korkmayacaktı artık, bugünden sonra korkmaması gerektiğini anlayacaktı. Bakışlarını ondan kaçıran kadının üzerine doğru giderken onun ileri doğru attığı bir adımda Eva geriye doğru iki adım atıyordu. Sonunda odanın açık kapısına varan Luca hafifçe gülümseyip açık kapıyı kapattı ve kilitleyip anahtarı cebine attı. Kapının kilit sesi ile bakışları Luca ve kapalı kapı arasında gidip gelen Eva' nın nefesleri hızlanırken elleri titremeye başlamıştı. "Ne yapıyorsun? Aç kapıyı!" dedi son gücünü kullanırken. Luca, "Benden korkuyor musun?" diye sordu, cevabını bildiği soruyu. "Aç kapıyı...lütfen." Eva' nın sesi artık titrek çıkıyor, bakışları kaçacak bir yer arıyordu. Luca, masasına yaklaşan kadının üzerine giderken onun gözlerinde büyüyen korkuya şahit oldu. "Korkma benden Eva." Eva geri geri adım atarken hızlanan kalbinin göğsündeki baskısı canını yakıyordu. Masanın arkasına geçerken daha fazla gidecek yerinin olmadığını biliyordu. "Ge...gelme" dedi bir kez daha nefes nefese. Luca, masasının arkasında, kitaplığının hemen önünde duran kadının önünde durduğunda, onun giderek solan yüzü ilk kez yanlış yaptığını düşündürttü ancak vazgeçmedi. Elini kaldırıp Eva' nın kollarını tuttuğunda onun bedenindeki titreme fazlasıyla hissediliyordu. "Sakin ol, sakin ol. Nefes al." dedi yatıştırıcı sesi ile. "Sana hiçbir şey yapmayacağım Eva, korkma benden, sana asla zarar vermem. Sakinleş, hadi." derken elinin altındaki yumuşak teni okşadı tüy gibi hafif dokunuşlarla. Luca' nın ona bir şey yapmayacağını elbette biliyordu, ancak duygularına engel olamıyordu Eva, yapamıyordu bunu. "Biliyorum." diye fısıldadı acıyla. Acısı, aciz kalan ruhunaydı. "Güzel." dedi Luca, sesi daha iyi çıkıyordu, bunu duymak güzeldi. "Hadi sakinleş, sadece beni gördüğünde gözlerinde oluşan korkuyu bir daha görmek istemiyorum. Bak bana." dedi başını eğip Eva ile yüz yüze gelmeye çalışarak. Eva az öncekinin aksine daha iyi olduğunu hissederek yere indirdiği bakışlarını kalrıdırıp üzerine eğilen Luca ile göz göze geldi. Bu yakınlık korkularını bir kez daha gün yüzüne çıkarırken başını geriye çekerek aralarına mesafe koydu. "Baktım." dedi kısık sesi ile. Luca, Eva' nın ondan uzaklaşma çabasını anladığı için sadece ona gülümsemeye devam etti. "Korkma benden, elinde olmadan korksan bile korkularının üstesinden gelmeye çalış. Sen güçlü bir kadınsın." dedi inanarak. Eva yutkunup başını salladı. "Tamam, bırak kolumu artık." dedi tekrar bakışlarını yere indirirken. Luca, Eva' nın sesinin daha iyi çıkması ile bu sefer daha geniş gülümseyip ellerini çekti. Ancak Eva bakışlarını tekrar ondan kaçırdığında gülümsemesi soldu, bu hoşuna gitmemişti. "Neden bakmıyorsun bana?" Eva bir adım yana kaydı. "Üzerinde bir şey yok." Luca başını eğdiğinde hâlâ çıplak olan bedenine baktı. "Farkında değildim, kusura bakma. Jassica bir anda odama girdiğinde üzerimi değiştiriyordum." Eva yana doğru kayarak rafların önünden kurtulup Luca' nın arkasına geçti ve bir kaç adım geriledi. "Her neyse, ben buraya ofisimde unuttuğun ceketin için geldim. Bıraktığıma göre...iyi günler." diyerek arkasını döndü ve kapı koluna uzandı. "Eva..." Eva kapıyı açıp başını çevirdi. "Efendim." Luca cebine attığı anahtarı çıkarıp Eva' ya attı. Eva anahtarı havada yakalarken, Luca onun yüzünün aldığı ifadenin keyfini çıkarıyordu. "Buraya 2 günlüğüne geldim. Gitmeden önce seninle bir kez daha görüşebilir miyiz?" Eva kısa bir süre düşünüp başıyla onayladı Lucayı. Otelden çıkıp evine döndüğünde yemek masasında oturan Jack ile karşılaştı. "Eva, sonunda geldin. Hadi yemeğe gel." Eva hazır olan masaya baktığında canının hiçbir şey istemediğini düşündü. "Sen ye, ben biraz uyuyup dinlenmek istiyorum. Daha sonra yerim." diyerek merdivenlerden odasına çıktı. Çantasını odanın hemen girişine bırakıp yorgun bedenini yatağa bıraktı. Her yönden fazlasıyla bitkin hissediyordu kendini. Bir süre gözlerini kapatarak dinlenmeye çalışan Eva kısa süre uykuya dalmıştı ki, derin uykusundan kulağına gelen telefonunun sesi ile uyandı. Yataktan doğruluğunda bir süre gözlerinin karanlığa alışmasını bekledikten sonra kalkıp çantasına ilerledi ve telefonunu aldı. Saatin gece yarısı olduğunu fark ederek Biricik' ten gelen aramayı yanıtladı. "Alo." dedi uykulu ve hâlâ bitkin çıkan sesiyle. "Eva! Eva bana yardım et, ne yapacağımı bilmiyorum." diyerek sessiz ancak panik dolu bir sesle konuştu Biricik. "Ne oldu?" "Doruk," dedi gözleri kapıya kayarken, sanki her an açılıp onunla yüz yüze gelecekmiş gibi. "beni sevdiğini söyledi. Üstelik öptü de." "Şaka yapıyorsun." diyen Eva' nın sesi daha canlı çıkmıştı, son günlerde yaşadığı sıkıntılı dönemin içinde böyle bir haber ilaç gibi gelmişti hastalıklı ruhuna. "Hayır hayır, eminim, söyledi. Seni seviyorum dedi, hemde uyandığımda benim yatağımdaydı." "Senin yatağında ne işi vardı?" "Bilmem." "Ne demek bilmem Biricik, sen uyurken gizlice yanına mı yattı? Ayrıca bir dakika ya, ne zaman oldu bu olay?" "Dün gece." "Ne oldu peki dün gece? Yanına yatmasına nasıl izin verdin? Hem ondan önce ne konuştunuz?" Eva merak ettiği soruları yanıtlarken Biricik' in zihnindeki karanlık kısımlar gün yüzüne çıkmaya başlamıştı. Bir eli kulağındaki telefonu tutarken diğer eli ağrımaya başlayan başındaydı. Zihni dün gece yaşananları bir sıraya dizdiğinde Biricik karşı karşıya kaldığı gerçekle utançtan yerin dibine girmek üzereydi. "Kahretsin ya, kahretsin. Eva, bittim ben, rezil oldum adama." "Ne yaptın?" diyen Eva' nın sesi gelecek olan cevaptan korkar gibiydi. Sağı solu belli olmuyordu Biricik' in, her şeyi yapmış olabilirdi. "Bayıldım ya, lanet olsun ki heyecandan bayıldım." diye konuşan Biricik' in sesi ağlamaklı çıkmıştı. "Ne yapacağım ben şimdi? Adam içerde, yatağımda yatıyor." "Yıllarca bunu beklemedin mi sen, daha ne duruyorsun." "Bilmiyorum." Kapısı çalındığında bakışları o tarafa döndü.'Hanımefendi ziyaretçiniz var.' diye telefonda yükselen sesi duymuştu Biricik. "Neredesin sen?" "Evdeyim." diyen Eva' nın sesi az önceki canlılığını yitirmişti. " Seni sonra arayacağım Biricik ve cesur ol, ya da olmaya çalış." "Peki, görüşürüz Eva." Eva telefonunu kapattığında yataktan kalkıp odasının kapısını açtı ve Anna ile yüz yüze geldi. "Ne oldu Anna, kim geldi bu saatte?" "Bay Guerra geldi efendim, sizinle görüşmek istediğini söyledi." Eva onun bu saatte evinin önünde ne aradığını düşünmemeye çalışarak çıktı odadan. Önemli bir şey olmalıydı. Merdivenlerden inerken arkasından gelen Anna' ya döndü. "Nerede şimdi?" "Bahçede efendim." Eva başını ağır ağır salladı. "Peki, sen odana çekilebilirsin Anna. İyi geceler." "İyi geceler efendim." Anna yanından ayrıldığında Eva evininnkapısını açıp bahçeye adım attı. Bakışları önce evinin önüne park edilmiş arabalara ve bu arabaların önünde bekleyen adamlara kaydı. Luca gibi bir adamdan daha azı beklenemezdi ancak neden bu saatte, bu kadar adamla buradaydı bilemedi. Bahçenin köşesinde, onun ektiği güllerin yanında dikilen adama yaklaştı. "Bay Guerra." Luca bakışlarını güllerden çekip arkasını döndü. Bakışları Eva' yı baştan aşağıya incelerken onun eve gelir gelmez uyuduğunu anladı. Dağılmış saçlar ve akmış bir makyaj...yine güzel, çok güzel diye geçirdi içinden. "Rahatsız etmedim umarım." Eva başını sallarken kollarını birbirine bağladı. "Bu saatte ziyaretinizi neye borçluyuz?" Luca sıkıntılı bir nefes alıp bir adım yaklaştı ona. "Acil bir işim çıktı, bu gece dönmem gerekiyor." "Anladım. İyi yolculuklar." Luca ay ışığının altında teni bir yıldız gibi parlayan kadından bakışlarını çekemedi. İtalya' da büyük bir karmaşa vardı ve ne kadar kalacağı belli değildi. Ellerini pantolununun cebine koydu ve bakışlarını onu bekleyen adamalrda gezdirip tekrar Eva' ya çevirdi. "Sanırım...uzun süre burada olamayacağım Eva." derken onunla göz göze gelmek için çabalıyordu. "Lütfen ben gelene kadar korkularının üstesinden gelmiş ol, tedavini aksatma, kendine çok iyi bak, çünkü daha fazla sana uzak kalabileceğimi düşünmüyorum." dedi kararlı bir şekilde. Eva duydukları ile bakışlarını kaldırıp Luca ile göz göze geldi. Bu adam ne dediğinin farkında mıydı? İlk kez dudaklarında alaycı bir gülümseme oluştu. İstediği kadar ona yaklaşmaya çalışabilirdi, eline geçen sadece parçalanmış bir ruh olacaktı. Fazlası değil. Eva' nın dudaklarındaki gülümseme Luca' nın hoşuna gitmemişti, ancak onu tanımıyordu Eva, neler yapabileceğini bilmiyordu. Hoşuna gitmeyen şey ise buradan, ondan uzaklaşmaktı. Keşke onu da yanında, evine götürebilseydi. Derin bir nefes alıp ceplerinde olan ellerinden birini çıkarıp elindeki çikolata paketini ona uzattı. "Hava sıcak, biraz erimiş olmalı."
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD