İtalya...

1362 Words
Verda dan.. "Okulda düzenlenen yarışmada birinci oldum ve İtalya'da eğitim hakkı kazandım..." Akşam yemeği yerken söylediğim şey sanki bir cümle değilde bomba misali düştü masaya.. Abim "Ne İtalyası be otur oturduğun yerde karala kağıtlarını.." Annem "Sen ve yarışma kazanmak mümkün değil buradan kaçmak için uyduracak başka bir yalan bulamadın mı.." derken Babam "Başlatma İtalya'ya filan burada okumak neyine yetmiyor ha birde başka ülkede okuman için mi masraf yapayım.." dedi... Masraf ben ailemin gözünde sadece boşa harcanan paramıyım yani içimde bir yerler kırılmadı paramparça oldu sanki.. Birde hiç bir işe yaramayan ama kendini dünyanın merkezi zanneden abimin "Haklısın baba.." diye onaylaması.. Bir sonun başlangıcı gibiydi sanki... Benim değil bu masa bu evde hiç yerim yokmuş daha doğrusu olmamış gibi hissettiğim anlar çoktu ama o an yaşadıklarım hissettmekten ziyade bir kabulleniş oldu.. Aklıma okuduğum bir cümle geldi.. Noktayı cümlenin sonuna değil tereddüt ettiğin yere koyacaksın... Ve kendi kafamda noktayı koyup hayatıma yeni bir parağrafla devam etmeye karar verdim.. Gideceğim ne pahasına olursa olsun İtalya'ya gideceğim.. Belki büyük bir hata yapıyorum ama ceremesini çekmeye hazırım dedim kendi kendime... O gece sabahında okula giderken babam "Kabul etmediğini söyleyeceksin.." dedi kesin bir dille sadece kafamı salladım.. Kabul ettim bile kendi içimde.. Okula gider gitmez ilk işim... Funda hocamın yanına gidip Kabul ettiğimi hatta çok istediğimi ama ailemin karşı çıktığını buna rağmen gitmek istediğimi söyledim.. Hocam elini omuzuma koyup.. Halledeceğiz dediğinde ilk defa kendim için bir şeyler yapıyor olmanın huzuru ve mutluluğuyla tanıştım... İki hafta sonra hocam elinde uçak bileti ile gelip yarın sabah on da İtalya yolcususun dedi.. Bulutlar ünlü üzerinde hissetim kendimi.. Mantıklı tarafım Ey özgürlük diye haykırırken duyusal tarafım ya başaramazsak diye haykırıyordu avaz avaz.. Gülümser dadım.. Çocukluğumun anne şefkati olan kadın biliyor bir tek gideceğimi O'na anlattığım zaman.. "Git kızım dedi git ve kurtar kendini.." Evet burs alacağım ama İtalya şartlarında ihtiyaçlarıma yetecek mi bilmiyorum.. İngilizcem çok iyi ama İtalyanca öğrenmem gerek nasıl bir yol izleyeceğim hiç bilmiyorum... "Valizlerini havaalanına ben getiririm.. Babanlar sana bir kuruş bile gödermeyecek ama ben buradayım aramaktan çekinme sakın.." diyen Gülümser dadıma sıkıca sarıldım anne şefkati ne diye sorsalar bana Gülümser dadım derim öyle sıcak öyle samimi öyle sevgi dolu bakan gözleri var.. O sabah bana sadece ev olan ama yuva olmayan, ebeveyn olup anne baba olamayan büyüklerime bir veda bile etmeden çıktım evden kimbilir bir daha ne zaman dönerim ya da dönebilir miyim bilmeden... Şöför beni okula bıraktı ben taksiye atlayıp alana gittim.. Gülümser dadım havaalanı girişinde yanında iki tane valizle bekliyordu beni... Hepi topu iki valiz yirmi yılımı içine doldurduğum.. Ve sadece işi beni büyütmek olan kadındı arkamda bıraktığım... Gidiyorum gökyüzündeki karanlığa ve yağmurlu havaya inat güneşli bir gelecek inşaa etmek için delice bir cesaretle gidiyorum.. Ey şehri İstanbul sende bulamadığımı belki çok uzaklarda bulurum diye masmavi denizi'ne bir damla gözyaşımı bırakıp gidiyorum... Ben Verda Doğan... Bu güne kadar ailemin ailemin benden esirgesin özgürlüğümü kazanmak için, bana dayattıkları hayatı kendi istediğim gibi yaşamak, kendi kanatlarımla uçmak için.. Benden bir gülüşü esirgeyen herkese bir veda dahi etmeden.. Küllerimden yeniden doğmak için gidiyorum.. Arkamda gözü yaşlı dadımı bırakmanın hüznü her adımda hayallerime birazcık daha yaklasmanın sevinciyle gidiyorum... Bir birini tutmaz düşüncelerle boğuşmam inişe geçtiğimiz anonsu ile son bulurken oturduğum yerde toparlanıp kemerimi taktım.. Uçak Milano semalarında yavaş yavaş alçalırken.. Dilini dahi bilmediğim bu ülkede ne yapacağım korkusu bir çığ gibi büyümeye başladı içimde.. Valizleri mi alıp çıkışa doğru ağır adımlarla yürürken bir kaç adımda bir durup etrafa bakınıyordum beni almaya gelecek olan kişiyi görmek için... "Kızım Verda yabancı bir ülkede olduğunu unutma.." iç sesim kendi kendine konuşurken az ileride elinde adımın yazılı olduğu kartla sağa sola bakınan genç bir kız gördüm.. O'da gelen yolcuları inceliyordu dikkatle.. Hızlı adımlarla yanına yaklaşıp umarım İngilizce biliyordur diye düşünerek.. "Merhaba ben Verda Doğan.." dedim.. Ama karşımdaki kız çokta bozuk olmayan bir Türkçe ile "Merhaba bayan Verda ben ben Laura bayan Victoria'nın hem asistanı hem de siz Türklerin dediği gibi söyleyeyim kuzeni.." dedi.. "Memnun oldum.." dedim dilimizi bilmesine şaşırarak.. Türkçe konuşacak birilerinin olması çok güzel... Buyrun Victoria sizi bekliyor deyip çıkışa doğru yürüyecekken yanımıza gelen genç bir adam valizimi aldı.. Bindiğimiz son model araba Milano sokaklarında ilerlerken hem etrafı seyrettim hemde Laura ile soru cevap şeklinde konuştuk.. Yaklaşık bir saat süren yolculuğumuz büyük bir malikane nin bahçesinde bittiğinde şaşkınlıkla Laura ya baktım... "Victoria seni evinde karşılamak istedi hadi inelim beklemekten hoşlanmaz.." diyen Laura arabadan inerken bende O'nu takip ettim... Kapısında içeri giridiğim malikanenin salonu görkem ihtişam gösteriş kelimelerinin tam karşılığı gibiydi ama bir o kadarda sade döşenmiş... Asil evet tam karşılığı bu galiba.. Ve o şaanın ortasında tüm asaleti ile bayan Victoria tam karşımda gülümseyerek bana "Hoşgeldin Verda.." dedi hem de düzgün bir Türkçe ile.. "Hoşbuldum.." dedim elimden geldiğince sakin tutmaya çalıştığım sesimle... "Otursana.." gösterdiği koltuğa otururken.. "Şaşırma bu kadar Verda benim anneannem Türk ve bizimle kendi anadili ile konuşurdu bu yüzden Türkçem çok iyidir.." diye açıklama yapan kadına gülümsedim.. Beklemediğim kadar sıcak olan karşılama beni daha da rahatlatırken Bayan Victoria... "Katıldığın yarışma çok özeldi benim için.. Anneannem geçen yıl vefat etti ve ölmeden önce bu yarışmayı düzenlememi istemişti benden o sebeple sende çok özelsin bil ama sakın şımarma. " dedi.. "Şımarmam merak etmeyin Bayan Victoria.." dedim.. Tahminen otuz beş yaş üzerinde olan kadına.. "Hocan durumdan bahsetti kalacak yer sorun değil zaten bursta vereceğiz hatta eğitimin boyunca beğendiğimiz parçalar olursa ki olacak eminim yüzdelik pay alacaksın.." duyduklarıma inanamadım... "Ama senden bir isteğim var burası modanın kalbi İtalyan erkekleri de malum manken gibi ama çok çapkın ve acımasızlar kalbine dikkat et olur mu.." dedi.. Güldüm... "Gülme çok güzel kızsın ve peşine düşecek sana kur yapacak çok erkek var hatta biri birazdan burada olacak.." Bayan Victoria daha sözünü bitirmiştir ki içeri Vay anasını avradını dedirten birisi girdi.. "Victoria selam güzelim.." diyerek bize yaklaşan adam ki Apollon'un hayat bulmuş hali sanırım. Beni görünce "Aman tanrım bu da kim böyle.." dedi.. "Önce gözlerine sonrada sözlerine sahip ol Martin.. Verda benim öğrencim düzenlediğim yarışmada birinci olan tasarımcı ve seni bir daha uyarmam. " diyen Victoria ile ellerini teslim olur gibi havaya kaldıran adam.. "Tamam bebek sakın ol.." deyip bana döndü ve "Hoş geldin Verda ben bu huysuzum kardeşi Martino. " diyerek elini uzatan adama tedirgin bir şekilde uzattım elimi.. Sıcak hatta çok sıcak bir karşılama oldu benim için.. Akşam üzeri kalacağım aparta geçtiğinde ilk defa kendi kararımla hareket etmenin mutluluğu vardı ama yinede içimde bir yerlerde tuhaf bir tedirginlik var sanki bir yerlerden abim veya babam çıkacak ve beni gerisin geri götürecek.. Acaba öğrenince nasıl tepki verdiler öğrenmenin tek yolu dadımı aramak deyip saatlerdir elime almadığım telefonu çantamdan çıkarıp açtım anında bildirim sesleri.. Annem ayrı babam ayrı mesaj atmış senin gibi evladımız yok diye ama en çok abimin attığı mesaj canımı yaktı.. "Orospu.." yazmış.. sadece.. Neredeyse gömlek değiştirir gibi sevgili değiştiren abim bana Orospu yazmış.. Bir gün karşısına çıkıp ben orospu değilim hiç te olmadım diyecek kadar ömür ver Allahım bana diye dua ettim içimden.. Kaya'dan... Tüm planlanım allak bullak oldu Verda denilen kızın İtalya'ya gidişi ile.. Ama kaçarı yok O intikam alınacak.. Dağhan denilen şerefsizin kardeşime yaşattıklarının hesabı sorulacak.. Yalçın denilen o adam müsveddesi kardeşimin ölümüne sebep olan oğlunu korumanın bedelini çok ağır ödeyecek çook... Kazım'ı Verda denilen kızla aynı uçakla gönderdim İtalya'ya göge gibi peşinde kızın ruhu bile duymadan atrığı adımı bana rapor ediyor.. Bende bir an önce İtalya'ya gidip şu Verda denilen kızla güzel bir karşılaşma planlıyorum.. Asudemin ölümüne sebep olan herkes çok daha beter bir acıyla yanacak... Cebimde titreyen telefon ile daldığım düşüncelerden sıyrıldım.. Söyle telefonun diğer ucunda şehri İstanbul'un en azılı adamı olan Seyfo var.. Kaya kuş kafese girdi öyle bir batağa soktum ki ne mal ne mülk hiç bir şeyi kalmayacak diyen adama Benden haber bekle dedim sadece... Fazla bekleyemem dedi... Üç bilemedin dört ay Seyfo bekle diyorsam bekle yarın İtalya'ya gidiyorum sana ne dersen O'nu yapacakaın yoksa olacaklardan ben sorumlu değilim deyip kapattım telefonu.. İşte şimdi başlıyor.. Öyle bir intikam alacağım ki sadece Yalçın ve oğlu değil kanının bulaştığı herkes yanacak.. Ben Mert Kaya Aladağ.. Masum kardeşimi merdiven altı bir yerde kendine doktor diyen bir insan müsveddesinin yaptığı kürtaj da kaybeden, için dışı kardeşine bunu yapan şerefsize kin ve nefretle dolu gözünü kan bürümüş acılı bir ağabeyim.. İçimde ki ateş öyle büyük ki kendimi nasıl bir ateşin içine attığımın farkına varsığımda herşey için çok ama çok geç olacak mı birlikte yaşayıp öğreneceğiz...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD