2.Boran Bozkurt

1051 Words
Boran'dan; Şirketten çıkıp arabaya bindiğim sırada arkamdan seslenen Fırat'a döndüm. "Abi akşam bizim mekana gideceğiz değil mi?" Fırat dayımın oğluydu ve aynı yaştaydık.Kendisi benim aksime evli ve iki çocuk babasıydı. "Duruma göre haber veririm sana." Yanıma geldiğinde duraksadı. "Konağa mı gidiyorsun?" Kaşlarım çatıldığı sırada ona baktım. "Hayırdır lan?Ne bu hesap sormalar?" Fırat tepkimle güldü. "Ne dedik lan!Yine sinirlerin tepende senin!Halamın kız meselesi mi yine?" "Aynen amınakoyim.Sorma bana bir şey!" Fırat sinirle arbasına binen adamın ardından güldü yine.Halası onu fena zorluyor olmalıydı.Tüm konağın baskısı ve aşiretin evlenmesini istemesini başarı ile bertaraf etmişti Boran ama artık bu baskılar iyice artmıştı.Bunda otuz iki yaşına girmesinin etkisi büyüktü elbette. Onun neden evliliğe bu kadar soğuk olduğunu bilmiyordu Fırat ama eğer halasını birazcık tanıyorsa bu aralar kuzeninin başı bağlanırdı. Telefonu çalınca pantolonunun cebinden çıkarıp açtı. "Efendim gülüm?" ... "Geliyorum, şimdi çıktım şirketten.Var mı bir isteğin?" .... Duyduklarıyla dudağına konan arsız gülüşten sonra mırıldandı genç adam. "Hmm!Demek öyle.Bunu evde daha detaylı konuşalım gülüm." *** Boran arabayı konağın önüne park etti.Mardin'in en gösterişli konaklarından biriydi Bozkurt Konağı.İki yana açılan büyük avlu kapısıyla içeri girdi.Her zaman çatık olan kaşlarının altında ki koyu renk gözleri avluda oturan annesine kaydı. "Hoşgelmişsin aslan oğlum." Annesi Mukadder sultan oturduğu yerden kalkıp toparlak bedeniyle oğluna yaklaştı. Tam bir anadolu kadınıydı Mukkader hanım.Güçlü, sarsılmaz ve merhametli. "Hoşbulduk ana." "Aç mısın?Erken geldin bugün." "Yok bizim mekana gideceğiz Fırat'la." Annesi gülümseyerek ilk göz ağrısı olan oğluna baktı.Kocasını yıllar önce kaybetmişti.Tutunduğu dalları tek oğlu olan Boran ve kızı Leyla idi.Ağası, biricik oğlunun tek bir kusuru vardı. O da bir türlü evlenmemek. Onlarca kız göstermişti ona ama inatçı oğlu hiç birine bakmamış, üstüne annesine kızmıştı tanımadığı kızların fotoğraflarını aldığı için. "Oğlum hele gelesin bir,mühim bir şey diyeceğim sana." "Ana!Başlama yine!" "Hatırım için Boran!Hiç mi analık hakkım yok sende?" Dişlerimi sıkarak avluda ki büyük oturma alanına ilerledim.Eğer oturmazsam anam analık hakkından girer,bana verdiği sütünden çıkardı ve günlerce lafını yapardı.Bu aralar da kafasını Şanlıların kızına takmıştı.İstemediğimi anlamıyordu malesef.Üstelik kız kendisinden çok küçüktü. Oturarak yanına yanaşan anasına baktı. Yine başlamıştı mesaisi. "Bugün çarşıda kızın anasını gördüm.Sen he dersen hemen gider isteriz oğlum.Ağızları sıcaktı,verecekler kızı. Hem sana vermeyecekler de kime verecekler!" "Ana kız çok küçük!Olmaz diyorum!" Mukadder hanım ikna etmeye çalıştığı oğlunun çatık kaşlarına bakarak konuşmasına devam etti. "Neresi küçük oğlum.Ben onun yaşındayken kardeşine hamileydim." Oğlunun sert bakışları aniden kendisine dönünce yerinde kımıldandı zavallı kadın. "Yapma Boran'ım,gel kabul et bu kızı.Yaşın kaç oldu hâlâ evlenmedin.Millet konuşmaya başladı artık.Üzüntüden gözüme uyku girmiyor benim oğlum.Gözüm açık mı gideyim istiyorsun bu dünyadan?" Boran içinde kaldığı duruma içinden küfürler savururken hâlâ onu ikna etmeye çalışan annesinin sesi geliyordu yanından.Artık ezberlediği bu sözleri duymak onun için bir şey ifade etmiyordu.Oturduğu yerden ayaklanacağı sırada annesi hemen koluna sarılıp onu zorlukla tekrar oturtmuştu. "Dur hele bir kaçma!Kızı göstereceğim sana.Bak bir Leyla gösterdiydi sabah,ben anlamıyorum şu meretten." Elinde ki akıllı telefonu oğlunun eline tutuşturup umutla bakmasını bekledi. "Ana!" "Boran!Sütümü helal etmem sana!" Boran duyduğu şeyle dişlerini sıkarak annesine baktı.Tehdit ettiği şeyi kulağı duyuyor muydu?İyice çığırından çıkmıştı bu kadın. Sinirle açtığı telefonun fotoğraf galerisine girdi.İlk başta bir fotoğraf vardı.Parmağıyla dokunup açılmasını çatık kaşlarla bekledi. "Heh budur işte!Şanlıların kızı.Maşallah pek güzeldir değil mi Boran'ım?" Ekrana göz ucuyla baktı.Güzeldi kız.Çok güzeldi.Siyah saçlarını arkaya atmış, kapkara gözleri ve beyaz teniyle kameraya kocaman gülümsemişti. Kucağında tuttuğu kediye baktı.Gerçekten çocuk diye geçirdi içinden. "Ne dersin?Olur değil?" "Olmaz ana!Çoluk çocuk bakamam ben bu yaştan sonra! Ayağa kalkarak annesinin telefonu yanına bıraktı ve büyük konak kapısına ilerlerledi.Arkasında ki bağıran annesinin sesini umursamadı adam. "Olacak Boran!Ben de bu kızı bu konağa gelin getirmezsem bana da Mukadder demesinler!" Annesi son zamanlar da bu ısrarlarını çok daha fazla sürdürüyordu ama Boran da kararından vazgeçecek değildi. Hazırlanıp Fırat'a ve Mehmet'e haber verdikten sonra çıkmıştı konaktan Boran. Dakikalar sonra tanıdık mekanın önünde park edip indi lüks aracından. Kapıda onu gören çalışanlar kafalarını saygı ile eğmişlerdi. "Hoşgeldiniz ağam." Kafasıyla onaylayıp içeri girdi.Gözleri Fırat ve yakın arkadaşını aradı.Onları ileride cam kenarında bir masada gördüğünde onlara doğru ilerledi ve ikisiyle de selamlaşıp oturdu. "Hoşgeldin Boran'ım." Eyvallah der gibi kafasını salladıktan sonra mekan sahibinin geldiğini gören ustabaşı onların masasına yürüdü. "Şeref verdiniz ağam.Her zamankinden getiriyorum?" "Aynen abi.Var mı bir yaramazlık?" "Yok çok şükür ağam.Her şey yolundadır.Sağolasın." Yanlarından ayrılan ustabaşı ile masadakilere döndü Boran. "Daha geç bekliyorduk seni ağam." Mehmet'in sorusu ile Boran kaşlarını çattı.Fırat hemen atılarak konuştu. "Halamdan kaçmıştır o." İkisi Boran'ın haline alttan alttan güldü.Mevzudan haberdardı Mehmet'te. Boran çattığı kaşları ile kuzenine baktı. 'Siktirme belanı!" Evlilik konusunu uzatmadan başka mevzulardan konuşan üçlü gelen Mardin usulü yemekleri afiyetle yediler. "Yok abi ya,yanaşmıyor adamlar.." ... "E sizin başka bi-..." ... Boran konuşulan konudan koparak bugün fotoğrafını gördüğü kızı düşündü.Elinde ki sigarayı içine çekerken kızın gülüşü düştü zihnine. Kaşları çatılırken neden şimdi o küçük kızı düşündüğünü sorguladı.Kendi kendine kızarak önünde ki çayı eline aldı. Bardağı dudağına götürürken yan masadan gelen sesle kaşları çatılmıştı. "Evet oğlum!Anamlar haber salacaklar.Bu hafta isteyeceğiz Arin'i.Bozkurtlarlardan hâlâ ses çıkmadığına göre istemeyecekler.Beklemenin bir anlamı yok." Duyduğu şey ile elinde ki bardağı sertçe önünde ki masaya bıraktı.Çıkan ses ile masadakiler ona dönmüştü.Çatık kaşları ve sıktığı dişlerini gördüklerinde merakla sordular. "Ne oldu?" Fırat'ın sorusu ile ayağa kalktı. "Yok bir şey!Ben kalkıyorum." Neden sinirlendiğini anlamıyordu Boran.Ona neydi şimdi Arin denilen küçük kızdan.Hepsi anası yüzündendi.O kadar söylemişti ki artık bilinç altına işlemişti kız.Yoksa başka bir sebebi olamazdı. Arkasını dönerek az önce konuşan ikiliye baktı.Konuşan çocuğu öldürecekmiş gibi olan bakışlarına engel olarak çıktı mekandan.Neden böyle olduğunu anlamıyordu Boran. Mekandan çıktığında arabasına bindi ve gece yarısını geçen saatle konağa sürmeye başladı. Kırmızı ışıkta durduğunda zihnine düşen fotoğrafla bir küfür savurdu. "Sikeyim ya!Ne oluyor!" Anası şimdiye kadar onlarca kız göstermişti kendisine ama hiç birine göz ucuyla bile bakmamıştı.Belki de anası kendisine büyü yapmıştı en sonunda.Başka bir açıklaması olamazdı çünkü. Neden şimdi bu kızın yüzü aklına düşüp duruyordu geceden beri? Konağa geldiğinde annesinin uyumadığını görmüştü Boran. "Niye uyumadın sen ana?" Annesi oldukça durgun görünüyordu. "Uyku tutmadı Boran'ım." Anasının haline üzülen adam kolunu onun omuzuna attı. "Ana.Yapma böyle,git uyu gözünü seveyim." "Nasıl uyuyayım oğlum?Boşver sen beni hem.Birtanecik oğlum var.Mardin'in en büyük ağası, ona istediğim gibi bir gelin getirememişim, düğün yapamamışım, torun hasretiyle öleceğim.Kabul ettim artık.Canın sağolsun oğlum." Boran annesinin söyledikleri şaşırdı.Gerçekten ona baskı yapmaktan vaz mı geçmişti?Anasının durgun ve üzgün yüzüne bakıp yutkundu.Sonra ise bir anda ağzından dökülen sözlerinin önüne geçemeden ayağa kalkıp annesinden uzaklaştı. "Tamam ana!Haber sal, yarın gidelim Şanlı Konağına." Kendisi daha söylediği şeylerin şaşkınlığını yaşayamadan arkasında kalan anasının gülüşünden bir haberdi. Mukadder hanımın yaptığının işe yaramasıyla içinden attığı zafer kahkahalarından haberi yoktu Boran'ın.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD