1.Arin

1092 Words
Arin;Ateş parçası *** Kucağımda ki kedimle sindiğim cam kenarında düşüncelere dalmıştım. Az önce salonda konuşulan şeyler kafamın içerisinde dolanıp duruyordu. Beynime ağır gelen düşünceleri susturmak istiyordum ama malesef bu mümkün görünmüyordu.Kara gözlerim camda ki yansımama düştü.Gözlerimde korku vardı.Ve daha nice ismini bulamadığım duygular. Ben Arin. On sekiz yaşında,yaşıtlarımın yaptığı gibi okumak ya da hayatım hakkında gelecek planları kurabilecekken az önce babam tarafından Mardin'in en soylu ailelerinden birinin beni oğullarına istediğini öğrenmiştim.Yaşımın küçük olması-ki on sekiz yaş buralarda gayet uygun bir evlenme yaşıydı-ya da hala çocuk gibi olmam kimsenin umrunda değildi sanırım. Evlenmenin tanımını bile tam anlamı ile bilmiyorum ve ne yaşayacağımın bilinmezliği beni korkutuyordu.Eğer kabul etmezsem duyacağım laflar şimdiden beni korkutuyordu.Çünkü herkesin hayranı olduğu,kızların görünce hakkında onlarca hayaller kurduğu Bozkurtların en büyük oğulları ile evlenmeyi kabul etmemek delilik olurdu.O aşirete gelin gitmek isteyen onlarca kız tanıyordum ama ben hiç kendim için düşünmemiştim.Aklımın ucundan bile geçmezdi bu. Boran Bozkurt. Bakışlarıyla insanın içini üşüten koca bir buz kütlesiydi.Onu sadece bir kaç kez gittiğimiz düğünlerde uzaktan görmüştüm.Hiç kimse ile ilgilenmediğini hele ki kadınlardan nefret ettiğini biliyordum.Hakkında bildiğim şeyler çok ama çok sınırlıydı.Bu yaşına kadar evlenmemesi insanların onun hakkında konuşmasına sebep oluyordu. O otuz iki yaşındaydı. Aramızda ki kocaman yaş farkını görmüyorlar mıydı gerçekten? Üstelik O buzdu ben ise ateş.O her şeyden ve herkesten nefret ederken ben büyüdüğü yere rağmen içi hayat dolu bir kızdım.Birbirimize asla uygun değildik ama iki aşiretin büyükleri uygun görmüşlerdi sanırım.Ve o nasıl kabul etmişti şaşırmıştım.Otuz iki yaşına kadar evlenmeyen adamın fikrini ne değiştirmişti ki? Şuan da bile kulaklarımda çınlayan laf az önce babamın ağzından çıkmıştı tam olarak. 'Yarın Bozkurtlar hayırlı bir iş için bize gelecekler.' Kapı arasında duyduğum kelimelerle kendimi odama atmıştım ve her zaman oturduğum köşeme sığınmıştım. Küçüklüğümden beri içinde olduğum pembe dünyam bir cümle ile karanlığa bürünmüştü sanki. Büyümeyi sevmemiştim.Pembe dünyamdan çıkmak istemiyordum.Ben sadece ait olduğum bu odada kalmak ve kucağımda ki can dostumla birlikte yaşamak istiyordum.Evlilik planlarımın arasında yoktu. Tırşik kucağımdan atlayarak yere dört ayak üstünde düştüğünde onun kadar şanslı olmayı istemiştim içimden. "Nereye?" Miyavlayarak odanın kapısına gittiğinde kapıyı aşırmasıyla çişinin geldiğini anladım.Ayağa kalarak ona kapıyı açtım ve odadan hızla çıkmasını izledim. Bana doğru gelen kız kardeşimi gördüğümde o ayaklarına dolanan Tırşik'le küçük bir çığlık atarak zıplayarak yana kaçmıştı.Haline gülerek söylenmesini dinledim.Kedilerden korkuyordu kendisi. "Ay yine nereden çıktın sen?Abla bağla şu kedini ya!" Söylediklerine göz devirirken o odadan içeri girdi.Kapıyı kapatırken aynı zamanda konuşmuştum. "Köpek mi bu Lorin?" "Öf aman." Pembe renk yatak örtüsünün kapladığı yatağıma otururken benim gözlerimin bir benzeri olan gözlerini dikkatli bir şekilde bana dikti.Tepkilerimi izliyordu sanırım. "Ne bakıyorsun öyle?" "Aşağıda konuşulanları duyduğunu biliyorum.Boşuna saklamaya çalışma benden." Benden bir yaş küçük olması aramızda ki her şeyi birbirimize anlatmamıza engel değildi.Onunla kardeşten çok arkadaş gibiydik. "Duydum.Üstelik saklamıyorum, sadece....ne hissedeceğimi bilmiyorum Lorin." Yanına oturduğum da bedeni hafifçe bana dönmüştü.Gözlerine baktığımda bana anlayışlı gözlerle baktığını gördüm.Bazen onun benim ablam benim ise küçük kardeşi olduğunu hissediyordum ve şimdi de o anlardan birindeydim.Üç kardeştik biz.Evli bir abim vardı ve hep birlikte bu koca konakta yaşıyorduk.Tıpkı dizilerde gördüğünüz o konaklarda evet.Lorin olmasaydı ne yapardım bilmiyordum.Hayatımız boyunca çok fazla anı birlikte paylaşmış kavga eden küçük kardeşlerin aksine bir gün bile kavga etmemiştik.Ondan ayrılmak istemiyordum.Gözlerimin içine bakarak konuştu. "İstemiyor musun?" Konu benim isteyip istememem değildi ki.Konu aşiretim de o kadar kız varken bu büyük kararı bana vermelerindeydi.Eğer kabul etmezsem ve Bozkurtları geri çevirirsem üzerime binecek olan büyük yükü taşıyamazdım.Mardin'in en büyük aşiretlerinden biriydi Bozkurt aşireti ve onları geri çevirmek demek hem bizim açımızdan hem de aşiretimiz açısından iyi karşılanmazdı. Lorin ne düşündüğümü biliyormuş gibi tekrar konuştu. "İnsanların ne söylediğini umursama abla.Eğer sen istemezsen babam seni asla vermez biliyorsun değil mi?" "Biliyorum.Ama eğer kabul etmezsem aşiretin babama neler söyleyeceğini de biliyorum...Ben ne düşüneceğimi şaşırdım ya." Alt dudağını ısırarak bana üzgünce baktı. "Üstelik adam otuz iki yaşında.Aramızda kaç yaş var.Olacak iş mi yani?" Lorin gözlerinde ki yaramaz parıltılarla olduğu yerde dikleşti hızla. "Adamın hakkını yeme şimdi Arin.Taş gibi vallahi çarpılacaksın." Konuyu değiştirince ben de Arin olmuştum.Bu tür konularda bana Arin diye sesleniyordu. "Ben diyorum ki adam biraz zorlasa benim yaşımda çocuğu olacak sen ne diyorsun Allah aşkına." Kaşlarını çatarak yüzünü buruşturdu söylediğime. "Ne olmuş yani.Hem hiç göstermiyor yaşını vallahi.Gören en fazla yirmi beş der." Lorin'in amacı neydi anlamamıştım ama bizim onunla yan yana gelmemiz bile absürt dururdu.Onun kocaman bedeniyle benim bir altmışlık boyum arasında bir insan boyu mesafe vardı neredeyse. Üstelik ben neden şimdi ikimizi yan yana düşünmüştüm ki?Sinirle yanımda ki kız kardeşime döndüm. "Konumuz bu mu yani?..Ne yapacağım ben yarın ya?" İfadesi ciddileşirken elimi tuttu. "Senin yapacağın bir şey yok.Her şey belli olacak yarın ama sakın başkaları ne der diye yanlış kararlar verme abla.Senin mutluluğun her şeyden daha önemli." Derin ve içli bir nefes alarak yere sabitlenen bakışlarımla öylece kaldım. Az sonra kapıdan gelen minik tıkırtıyla Lorin hızla ayağa kalktı. "Geldi yine şerefsiz!Tut onu, ben öyle çıkayım tamam mı?" Haline gülerek ayağa kalktım ve kapıyı açarak Tırşik'i öperek kucağıma aldım. "Oğlum!Gel bak kim var burada.Saldır bakayım!" Tırşik küçük bedeni ile masum masum bana bakarken Lorin'in bağırışı odayı doldurdu. "Arin!" *** Gün tüm ihtişamı ve aydınlığı ile odama doğarken bütün gece uyuyamadığım için acıyan gözlerimle yatakta ki örtüyü kafama kadar çektim.Deli gibi uykum vardı ama destursuzca açılan kapımla bunun mümkün olmadığını anladım. "Arin!Uyan kız!Sanki beni istemeye gelecekler,götünde pireler uçuyor bunun!" "Anne!Uyuyacağım!Çıkar mısın?" Kafamda ki örtü çekilirken karşımda annemi gördüm. "Ben mi dedim gelip beni isteyin diye? Gelmesinler!" Annem elinde ki örtüyü kenara bırakırken yatağa oturdu. "Olur mu öyle şey kızım?Adetimiz öyle ki istemeye gelecekler.Nesi yanlıştır bunun?" "Ben istemiyorsam peki?Zorla mı vereceksiniz beni?" Elini yanağıma atarken şefkatli gözleriyle bana baktı.Başında ki beyaz eşarbı, yüzünde ki yaşanmışlıklardan oluşan bir kaç kırışıklık ve alnının ortasında ki deq'i sakin gözlerle izledim.Yüz hatlarımı aldığım annem sakince konuştu. "Seni istemediğin birine verir miyim ben hiç?Ama daha hiç konuşmadın adamla,birbirinizi görmediniz.Belki konuşup anlaşacaksınız?" Yüzüm düşerken kafamı kucağımda ki ellerime eğdim. "Hadi kalk bir kaç lokma ye.Akşama kadar bir sürü işimiz var." Ayağa kalktığında gözleri yatağımın aşağı tarafında uyuyan Tırşik'e değdi. Kafasını iki yana sallayarak odadan çıkan annemden sonra oflayarak kendimi geriye bıraktım. Artık tek umudum adamın beni beğenmemesi ve isteme olmadan gitmeleriydi. *** Akşamın nasıl geldiğini anlamadan kendimi hazırlanırken bulmuştum.Üzerime mavi tonlarında bir elbise giymiş uzun saçlarımı hafifçe şekillendirip salık bırakmıştım.Yüzüme pek bir şey yapmak istememiş ama kırmızı bir ruj ve hafif bir maskara sürmeden de geçememiştim.Ne de olsa ben Şanlı aşiretinin kızıydım.İstemeye istemeye yaptığım hazırlıkla aşağı indiğimde gördüğüm hazırlıklarla derin bir nefes aldım.Bütün gün yapılan onca şey sadece bir kaç saat oturmak için gelen insanlar içindi.Her şey Şanlı aşiretine yakışır şekilde yapılmıştı. Beni gören Lorin bana doğru geldiği sırada konuştu. "Çok güzel olmuşsun." Ona hafifçe gülümsediğimde duyduğumuz araba sesleri ile birbirimize baktık. Söylediği şey kalbimin korku ile çarpmasına sebep oldu. "Geldiler."
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD