3.Bölüm

1373 Words
Hepinize iyi okumalar dilerim. Oy yorumları unutmayın. Kanlı doğum günü Bazı insanlar vardır çok sert, çok gaddar gibi gözükür. Ama içi öyle degildir. Bende onlardan biriyim. İyi yönlerimi göstermek istemiyorum kimseye kimse beni sevmesin istiyorum aynı zamanda da herkes beni sevsin istiyorum... Ben içimdeki iyi olan tüm duygularımı bastırıp kötü duygularımı ortaya çıkarmaya çalışıyorum. Eğer öyle yapmazsam kaybeden ben olurum. Ama ne yazık ki kaybetmeyi seven biri değilim. Eski günleri çok özlüyorum. Bazen kafama sıkayım herşey bitsin diyorum ama sonra o gün geliyo aklıma. Annemin öldüğü o gün... Annemin öldüğü günü hatırladıkca ölmekten vazgeçip ona bunu yapandan da yaptırandan da annemin intikamını almak istiyorum. Gözümü açtım ve etrafa baktım odamdaydım. Kolumda serum bağlıydı. Akşam olmuş, etraf çok karanlık değildi ay ışığı odamı aydınlatıyodu. Yatağımın yanında, sandalyenin üzerinde uyumuş olan egitmenimi gördüm. Bütün gün başımda beklemiş olamazdı değilmi? Eğer bütünğün başımda beklediyse çok şaşırırım. Çünkü egitmenim işlerini aksatmayı sevmeyen birisidir. Ve bugün bizim okulun diğer binasında bi toplantı olacaktı. Egitmenim o toplantıya gidecekti. Benim başımda beklediyse toplantıya gidememiştir. Çok garip, neden benim başımda bekledi işine gitmedi sonuçta ben sadece onun öğrencisiyim. Kafam bu aralar çok doluydu. Geçen olan saldırı ve dışarı çıkma yasağı bunlar hakında bir sürü soru var. Yattığım yerden doğruldum. Kolumdaki serumu çıkartıp ayağa kalktım. Duvarlar üstüme üstüme geldiği için bahçeye çıkmam lazımdı. Çok halsiz, yorgun ve üzgün hissediyorum kendimi. Herzamankinden daha yavaş yürüyordum. Asansörün gelmesini bekledim. Geldi ve asansöre bindim asansörün kapısı tam kapancaktıki Emir bindi. "Gece sonunda uyandın iyimisin ne işin var burada senin dinlenmen gerek" sesi endişeliydi ve beklemediğim bir şey yaptı. Bana sıkı sıkı sarıldı. Bende ona sarılmak istedim. Tam ellerimi kaldırdım sarılcaktım ki aklıma küçükken okuldan çıkıp anneme sarıldığım günler geldi. Yapamadım Emir'e sarılmak istememe rağmen sarılamadım. Dayanamayıp Emir'i ittirdim. "Emir ben iyiyim korkmana gerek yok odada sıkıldım hava almak için bahçeye çıkıcam ve bana bir daha sarılma sevmiyorum böyle şeyleri" dedim yumuşak bir sesle. Aslında çok ihtiyacım vardı birine sarılmaya. Birine sarılıp saatlerce ağlıyasım vardı. "Tamam özür dilerim unuttum bi an senin böyle şeyleri sevmediğini" Kim bana sarılırsa sarılsın böyle bi tepki vereceğimi biliyodu ama biraz kırıldı. "Tamam özür dilemene gerek yok ayrıca sadece bayıldım vurulmadım ne çok abarttın" dedim gülümseyerek. "Sen bizim için çok değerlisin senin tırnağının ucuna zarar gelse üzülürüz biz" sesi biraz hüzünlüydü. "Sen nereye gidiyorsun emir?" "Sana bakmaya geliyordum sonra seni asansöre binerken gördüm yanına geldim" sonunda sesi eskisi gibi çıkıyodu. "Tamam benim iyi olduğumu gördügüne göre artık odana gidip dinlenebilirsin" "Yok seni yanlız bırakmak istemiyorum nereye gidiyosan bende geliyim" "Gerek yok canım ben giderim" dedim yumuşak bi sesle. "Of tamam git gece bende odama gidiyim ne vardı bende gelseydim" İstediği şeyi yapmayınca hemen tirip at tabi. "Ya emirim söz sonra senle birlikte yürüyüşe gideriz hem ben dışarda oturup hava alıp gelcem" dedim az önceki yumuşak ses tonumla.Böyle yumuşak ses tonu gülümsemek falan bana yakışmıyordu. "Tamam sen söz verdiysen tutarsın o yüzden sana inanıyorum gidip yatayım bari" Hemen ikna oldu çok şükür. "Aynen öyle ben söz verirsem tutarım sen git güzelce uyu hadi sana iyi geceler Emir'im" dedim ve açılan asansörün kapısından çıktım. Emir arkamdan bişeyler söyledi ama anlamadım ama iyi geceler falan diyodur. Bahçede korumalar dışında kimse yoktu. Bi banka oturdum. Kafamı havaya kaldırıp gökyüzünü izledim. Saate bakmak için telefonumu cebimden çıkardım. Saat birdi. Gözüm buğünün tarihine kaydı. 3 Mayıs büğün çağrı'nın doğumgünüydü. Mayıs ayında bile olduğumuzu yeni öğrendim. Çağrıyla tanıştıgımızdan beri doğumğününü kutlamayı sevmez benim gibi ama ben herseferinde doğumğününü kutlarım. Doğumğününü kutlayan insanlara genelde tepki gösterir kızardı. Ama bana hiç kızmadı. Sabah kimsenin olmadığı biryere gidip doğumğününü kutluyacağım. Telefonum çalmaya başladı. "Alo gece nerdesin?"sesi endişeliydi. "Bahçedeyim endişelenmenize gerek yok" "Niye haber vermiyosun uyandığında?" "Çok güzel uyuyordunuz uyandırmaya kıyamadım" "Dışarda durma içeri gel hemen.Hava soğuk" "Tamam geliyorum"dedim ve telefonu kapattım. Odama çıkmak için bu sefer asansör yerine merdivenleri kulandım. Kendimi iyi hissediyodum.Hızlıca çıkıp odamın kapısının önüne geldim. Anahtarı yanıma almamıştım. Kapıyı çaldım. Egitmenim kapıyı açtı. "Gece anahtarını ve silahını neden yanına almıyosun?"dedi kapıyı kapatırken. "Aklıma gelmedi hem siz odadasınız zaten ne gerek var anahtarı yanıma almaya" Yatağımın üstüne oturdum. "Tamam ama sen zaten genelde yanına almıyosun anahtarını"yatağımın üstüne tam karşıma oturdu. "Ne gerek var bizimkilerin hepsinde benim odanın anahtarları var" "Tamam Gece sen haklısın ısrar etmiyceğim"dedi odamdaki koltuğa otururken. "Ben neden bayılmışım?"dedim düşünceli ve meraklı ses tonuyla. "Gece bu aralar hiç düzgün beslenmedin nadiren yemek yiyiyorsun. Bunlar zaten bayılman için bi sebep ama Doktor'un söyledigine göre seni üzecek bişey olmuş ve buda eklenince vücudun dayanamamış"Geçmiş yine peşimi bırakmadı. Bayılmama sebep oldu. Geçmişimi elimden alanın geleceğinide ben alacağım. "Acıkmadığım için yemek yemiyorum. Acıksam zaten yerim ayrıca beni üzen birşeyde yok. Beni kimse üzemez"Hasas bir kalbim vardı. Herkes kırabilirdi. Ama belli etmiyordum kırıldığımı. Bu yüzden de sorun olmuyordu. "Gece yapma herkesi bu dediğine inandırabilirsin ama beni inandıramazsın" "Siz bilirsiniz ister inanın ister inanmayın size kalmış" "Gece yapma" "Neyi yapmayım"dedim kaşlarımı çatarak. "Benden yaralarını acılarını gizlemeye çalışma benim yanımda kendin gibi davran gece" "Benim yaram falan yok ayrıca ben herzaman kendim gibi davranıyorum sizin kafanızda nasıl bi gece kurdunuz bilmiyorum ama ben o gece olamam" sesimi biraz yükselttim. "Gece sakin olu-" "Odamdan çıkarmısınız dinlenmem gerek yorgunum" "Tamam dinlen sen.Yarın eğitim yok" dedi kapıya doğru ilerlerken. "Tamam" dedim ve kapıyı çekip odadan gittiği an derin bi nefes aldım. Açık olan yatağıma girdim ve uyumak için gözlerimi kapadım. Gözlerimi açtığımda etraf aydınlıktı. Saate baktım öğlen olmuştu. Önceden hiç bu kadar uyumazdım. Yataktan kalkıp dolabımın karşısına geçtim.Siyah,mini,dar bir etek giydim. Üzerime sade, beyaz kısakollu bir crop giydim. Üzerime ise kot bir ceket aldım.Siyah düz bir bot giydim.  Saçıma açık bıraktım. Siyah bi çanta aldım içene telefonumu ve anahtarımı katıp odadan çıktım. Egitmenlerin katına çıktım. Onların yemekhanesine girdim bu saate burada olması lazımdı. İçeri girdim ve bütün gözler bana döndü bianda Egitmenimin olduğu masaya doğru ilerledim. Egitmenim ayağa kaktı ve bana doğru gelmeye başladı. "Gece senin burada ne işin var buraya çıkmanız yasak" Dedi tam karşımda dururken. "Buraya çıkmanın yasak olduğunu biliyorum önemli bişey olmasa gelmezdim" "Ne oldu bi yerin mi ağrıyor" sesi endişeli çıkıyodu. "Yok öyle bişey değil benimle biryere kadar gelirmisiniz?" dedim sesimi inceterek. "Tamam gel burada daha fazla durma" dedi ve elimden tutarak asansörün olduğu yöne doğru ilelerledik.Herkes bize bakıyodu. "Acaba artık elimi bıraksanızmı?"dedim asansörün yanına gelince. "Tamam bırakırım" "Ee ne olduğunu doğru düzgün anlatıcakmısın?" "Hayır anlatmayacağım" dedim omuzlarımı silkerken. "Anlatmıyosan gelmiyorum" "Nereye gitcegimizi çok iyi biliyosunuz" "Evet biliyorum seninle uğraşmak hoşuma gidiyor" "Benim hoşuma gitmiyor" Asansöre bindik. "Senin dinlenmen lazım bu sefer gitmeyelim" "Ben gayet iyiyim o yüzden gidiyoruz"asansörden indik ve arabaya gidene kadar hiç konuşmadık. Arabaya bindik gitcegimiz yere gelene kadar yine hiç konuşmadık.Konuşacak çok şeyimiz vardı aslında ama biz susmayı tercih ediyorduk. Bu sessizliği garip gelmiyodu artık çünkü her sene doğumğününde böyle sessizleşiyor. Ama doğumğününü kutluyacağımız yere gelince eski haline geri geliyor. Yarım saatlik yolculuk sonunda geldik. Biz buraya her sene gece 12 de gelirdik. Kimse yokluğumuzu anlamazdı. Büyük bi agaç bu agacın dallarından sarkan ışıklar, altında masa ve sandalye kimsenin olmadığı sadece ikimizin olduğu bir yer. Yılar önce birisiyle anlaşmıştım. Hersene 3 Mayıs'ta burayı bu hale getirir, pasta falan alır düzenlerdi. Bana birşey olsa bile hersene burası böyle olacak.Arabadan indik. Burada kimse yoktu. Isız bir yerdi. Bir ormanın içindeydi. Arabayla girilebilecek bir yerdi tabi. Birbirine karşılıklı duran iki ağaç vardı. Onların hemen yanında yine tam karşılıklı duran iki ağaç daha. O ağaçların her dalında renkli led ışıklar vardı.Ağaçların ortadında yuvarlak bir masa. Üzerinde tam Çağrının sevdiği gibi çikolatalı pasta, kurabiyeler ve bir kaç çeşit daha yemek vardı. Ormanın sadece o kısmı aydınlık olurdu geceleri. Tabi şimdi gündüz olduğu için ledler pek bir işe yaramıyordu. Çağrıyla masanın yanına gittik. Pastanın üzerindeki mumları yaktım. "Hadi mumları üfle"dedim tebessüm ederek. "Beraber üfleyelim mi?" "Hayır bu senin doğumgünün sen üfleyeceksin"dedim yanında dururken. "Tamam" dedi ve üfledi.Tam karşısına geçtim. "Bugün 3 Mayıs"dedim gözleri gözlerimde gezinirken. "Evet" "Senin doğumğünün" "Evet Gece" "Doğumğünün kutlu olsun iyiki doğmuşsun, iyiki karşıma çıktın" "Teşekkür ederim Gece ama sende iyiki doğmuşsun"dedi gülümseyerek ve sarıldı. O bana sarılınca kendimi çok güvende ve çok huzurlu hissettim. Annem öldükten sonra ilk defa birine isteyerek sarıldım. Biz sarılırken bi silah sesi duydum. Hemen sonra sırtımda bi acı hissettim. Sırtımdan kanlar akmaya başladı. 🥺🥺 Kıyamam Gece'me ya tam kendini güvende hisseti ve vuruldu. Ay şunalık bölümler sade gidiyor ama 7.bölümde ve ondan sonraki bölümlerde sizi çok güzel şeyler bekliyor. Özelliklede Çağrı ve Gece sahnelerine düşmemek elde değill. Sizleri çokkk seviyorum sonraki bölümde görüşmek üzereee❤
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD