Sevgili günlük
ANGEL
29/04/2013
Sevgili günlük,
Bugün hayatımın en güzel başlayan ama en bok şekilde biten günü oldu.
Okula artık gidebileceğimi sanmıyorum. Rezil oldum.
Dünyanın hatta evrenin en yakışıklı çocuğu karşısında resmen yerin dibine girdim.
Tanrım kurtar beni burdan diye içimden bile bağırdım.
Tamam, Şimdi olayı anlatıyorum.
Sabah annemin sesiyle uyandım. ‘Angel hadi uyan geç kalacaksın okula’ diye alt kattan bağırıyordu.
Okula gitmek zaten istemiyorum biliyorsun. Her gün beni görmezden gelen yada gördüklerinde dalga geçen insanlarla dolu okula kim gitmek ister ki?
Sadece biraz kiloluyum ve bu onların benimle dalga geçmesi için yeterli bir sebep.
Neyse ki en iyi iki arkadaşım Nancy ve Jackson var. Onlar olmasa benim için her gün bu okul tam bir işkence yuvası.
Sabah üzerime olabilecek en uygun kıyafeti bulmaya çalışıyordum. Üzerime giyebileceğim bir şey bulmak benim için aşırı zor. Koca popomu ve memelerimi kapatan bir şey bulmak bu dolabın içinde İMKANSIZ!!
Sonra üzerime kırmızı bir tshit geçirdim. Arkasında ufak bir domates resmi vardı. Uzun kızıl saçlarımla arkasını örttüm. Altıma gri bir eşofman giydim.
Gözlüklerimi gözüme taktım ve beyaz ayakkabılarımı da ayağıma geçirdiğimde artık hazırdım.
Aşağı inip annemin hazırladığı nefis kahvaltıdan yedim. Küçük kardeşim masanın başında bana bir zeytin fırlatırken hava da yakaladım. 3 yaşındaki küçük kardeşim adı Max benim aksime siyah saçlı ve siyah gözlüdür. Ben babama benziyorum. Kızıl saçlarım ve kehribar rengi gözlerim var.
Ben, Max’in yaşındayken babam öldü. Yıllar sonra annem Max’in babası Liam ile evlendi ve Max’i dünyaya getirdiler.
Max, ben masada kahvaltı yaparken diğer zeytini fırlattığında arkası bize dönük mutfak tezgahında iş yapan annemin poposuna geldi. Annem sinirle bana bakıp ‘Angel’ diye bağırdı.
Max’i parmağımla işaret edip ‘onun suçu’ dedim. Annemin öfkeli bakışları Mac’e yönelirken Max kıkırdıyordu. Neyse ki annem öyle şefkatli bir kadın ki kızması saniyeler içinde kahkahaya dönüşebiliyordu.
Nancy , her gün olduğu gibi bugünde evimin önüne gelerek kornaya bastı. Bunu duydum ve yerimden kalktım. Annemi öptüm daha sonra Max’e bir öpücük verip ona dil çıkarttım o da bana dil çıkarttı.
Kapıdan çıkarken kıkırdıyordum. Nancy’nin arabasında arka koltuğa yerleştim. Jackson önde oturuyordu.
‘Günaydınn’ diye bağırdım.
Jackson ‘ah bu kız ve sabah ki neşesi beni benden alıyor’ diye homurdandı.
Nancy ‘Günaydın güzellik’ diyip gaza bastı.
Kısa süre sonra okula vardık.
İlk dersimiz bedendi. Bu dersi çok sevmiyordum. Çünkü, bizi koşturmaktan zevk alan hatta bize spor adı altında değişik işkenceler yaptıran bir koçumuz vardı.
Okulun beden eğitimi dersi için ayrılmış olan kapalı spor salonuna girmeden önce kitaplarımı bırakmak için dolabıma uğradım.
O sırada okulun kapısından içeri Ethan girdi. Ethan, tam anlamıyla her genç kızın hayali. O kadar yakışıklı ki bence okuldaki sert müdiremiz bile ona aşık olabilir.
Ethan benim ilk ve umutsuz aşkım. Lisenin ilk günü onu gördüğüm an dondum ve kalakaldım. Kumral saçlı ve mavi gözlü, upuzun boyu var ve o harika kasları tanırım, resmen Yunan tanrısı olarak yaratılmış.
Her zaman Basketbol oynadığında üzerini saha da değiştirir ve sırf bunu izlemek için diğer okullardan kızlar gelir.
Düşünsene o evrenin en popüleri, en seksisi hatta en ateşlisi..
Bence erkekler bile dönüp ona bakıyor. Güldüğünde resmen bayılan bir kaç kız gördüm.
O içeri girirken yanında da çakma Barbie Penny girdi. Bu kıza uyuz oluyorum. Ethan ile takıldığı için değil. Kesinlikle onu hak etmediği için.
Penny tam bir sürtüktür.
Penny okulun önünde Ethanın koluna girip t shirtünden taşan mermerlerini koluna dayayınca gözlerimi devirdim ve dersime gitmek için kendimi toparladım. Nancy ‘Ethan ve onun çakma Barbiesi’ dedi.
Ona çakma Barbie diyorduk çünkü saçları normalde kahverengiydi. Ama sarıya boyuyordu.
Penny okulun en popüler ama en sürtük kızıydı. Yanında ki üç kızla dört kişilik bir Barbie takımıydı. Diğer kızlarda aşırı güzeldi. Hatta bir tanesi sessiz olan Pennyden daha güzeldi. Penny buna dayanamadığı için kıza zorbalık yaptığını biliyordum.
Gerçekten Ethan gibi birinin bununla ne işi vardı Ethan okulun en popüler insanıydı. Onunla takılan herkes onunla birlikte popüler oluyordu
Ethan okulda çok başarılı ve yardımseverdi. Öğretmelerin onun hakında övgüyle bahsetmesini duymayan zaten kalmamıştı.
Ethan ve Penny tam bir zıt kutuplardı.
Ben kafamı onlardan çevirdim ve Nancy ile birlikte okulun spor salonuna yürüdük. Bu derste Ethan ve onun çakma Barbiesi Penny’de vardı.
Koç içeri girip derse başladı ve bize ölüm koşusu yaptırmaya başladı. Göz ucuyla Ethan’a bakarak koşuyordum.
Bir kaç turdan sonra durduk şu anda terler içindeydim. Zaten sıranın sonunda kaldığım için yanımdan geçen tüm sınıftaki öğrenciler bana gülüyordu.
Muhtemelen şuan aşırı derece de yanaklarım kızarmıştı. Elimi göğsüme koydum diğer elimle de sıcaklayan yanaklarımı elimle havalandırıyordum.
Nancy yanıma gelmeden önce bir kaç kişi yanımdan geçip bana bakıp ‘şişko bir domatese benziyor’ gibi laflar ettiler.
Nancy onlara orta parmağını göstererek yanıma geldi. ‘Kalp krizi geçirmek üzereyim’ dedi. Sen mi ben mi? Zaten regl günüme yaklaşmıştım ve karnımda ağrılar başlamıştı. Üstelik bir de bu bitmek bilmeyen koşuyu yapmıştım.
Nancy’e ‘bence seni gören şu karşıda ki çocuklar kalp krizine daha çok yakınlar’ dedim. Sahanın karşısındaki erkekleri gözümle işaret ettim. Nancy koluma şakayla vurdu.
Nancy uzun esmer benim aksime gayet fit bir kız, yani bazen onun benimle neden arkadaş olduğunu anlayamayacağım kadar da güzel.
Annelerimiz arkadaş ve biz doğduğumuz andan beri yan yana olduğumuz için çok mutluyum.
Koç gelip dört ayrı gruba ayrılmamızı istedi. Bu gün basketbol oynayacaktık. Gerçekten harika!
Kızlar bir tarafta oynarken erkeklerde diğer tarafta oynuyorlardı. Sahanın kendi tarafımıza geçtik. Ben, Nancy ve iki kız bir gruptuk. Diğer grupta ise sahte Barbie ve yakın arkadaşları vardı.
Biz oynamaya başladığımız sırada Ethan sahanın öbür tarafında şov yapıyordu. Basketbolda çok iyi olduğunu herkes biliyordu. Okulun basketbol takımındaydı.
Onların maçlarının bittiği sıra da Ethan üzerini çıkartmaya başladı. Ben oynadığımız oyundan soyutlaştım.
Tam önümde bir festival vardı ve bende bunu kaçıramazdım.
O sırada ne olduysa birden top yüzüme güm diye geldi. Ben ağır çekimde yere düşüyordum. Siktir!
Gözlüğümün kırılma sesini duyduğumda artık çok geçti. Siktir! Siktir!
Sınıftaki herkes tepeme doğru gelirken Penny ve yanındaki herkesin güldüğünü duydum. Rezil oldum.
Nancy yanıma gelip diz çöktü ‘iyi misin?’ Diye sordu. ‘İyiyim, kalkmama yardım eder misin?’ Diye sordum.
Sol tarafımdan biri elini uzattı ‘sana yardım edeyim’ dedi. Dönüp baktığımda Ethanı gördüm. İnanamıyorum bana yardım etmeye gelmişti.
Ben inanmaz gözlerle ona bakıp farkında olmadan elini tuttum. Bir daha asla sağ elimi yıkamayacağım çünkü kutsal Ethan’nın elini tuttum.
Ethan elimden tutup kalkamama yardım ederken benim için her şey ağır çekimde gerçekleşiyordu. İlk defa ona bu kadar yakından bakma fırsatım olmuştu ve o yakından daha da harikaydı.
Arkamdan bir ses duyduğumda rezilliğim zirveye ulaşmıştı. ‘Tombul domates’ diye Penny bağırdı.
Beni kast ettiği belliydi ve herkes bu duruma gülmeye başladı.
Ethanın gözü önünde rezil oluyordum. Daha başıma neler gelebilir ki?
Ethan elimi bıraktığı sırada Penny yanıma geldi. Bağırarak ‘Kanıyorsun domates’ dedi ve eliyle arkamı gösterdi.
Ben şok içinde kalakaldım. Gerçekten bunu bağırarak söylemişti. Ethan’da dahil herkes duymuştu.
Siktir! Çifte siktir! Daha başıma neler gelebilir diye düşünürken daha da kötüsü olmuştu.
Sınıftaki herkes bana baktı ve benden iğrenerek uzaklaşmaya başladı. Ben koşarak herkesin içinden geçip tuvalete girdim.
Bu hayatımın en kötü günüydü. Diğer günler ise bu günün bir versiyonu oldu. Çünkü eskiden okulda çok fazla dikkat çekmezken şimdi herkes bana domates demek için sıraya giriyordu.
Penny ise en acımasızlarıydı.