Kahvaltıdan sonra elindeki gömleklerle bir köşede oturmuş durup dinlenmek nedir bilmeden yağan karı izliyordu Şükran. Ara ara içindeki sıkıntı nefes almasını engelliyor, iğne tutan eli ister istemez sıkışan kalbinin üzerine gidiyordu. Bir kez daha sıkışan kalbi nefes alış verişini tekletirken eli yine göğsünün üzerine gitmiş, gözlerini kapatarak sakinleşmeyi beklemişti. "Şükran." dedi bir ses. Gözlerini açtığında karşısında duran kocasını merakla yüzüne bakıyordu. "İyi misin?" diyerek yanına gelip oturduğu tekli koltuğun önüne diz çökerek karısının ellerini tuttu. Elindeki iğneyi koltuğun başına saplayıp kocasının ellerini elleriyle karşılayan Şükran gülümseyerek başını salladı. "Emin misin?" "İyiyim ben, merak etme, öyle gözüm karardı birden, o kadar." "Üzülmüyorsun değil mi? Bak, h

