{YAKICI ALKOL}

1608 Words
KİTAP KURGUSUNUN BOZULMAMASI İÇİN İLAHİ BAKIŞ AÇISI İLE YAZILMIŞTIR Kim olduğumuzu kimse hiçbir zaman bilmeyecek. Biz bile! Bu yüzden sonsuz bir kaybolmuşluk içinde sonsuz bir seyahatteyiz. Durmadan değişen ruh halimiz, durmadan değişen bedenimiz... Durmadan değişen düşüncelerimiz ve davranışlarımızla kendimizi bulmaya çalışıyoruz ve çoğumuz hala kaybolduğunun bile farkında değil. Belki de sorunumuz budur. Kaybolmanın ne demek olduğunu bilmediğimiz için hiç ruhumuzu armaya çıkmamışızdır. Peki siz kendisi fark etmeden kendini bulanlardan mısınız yoksa hala boşlukta savrulan ruhların bedenlerinden biri misiniz? Doğa ve Güney piste çıkmışlardı. Gözlerini ondan alamayan bir çok insanın bakışlarının altında müziğin ritmine kendini bırakan iki beden... Güney dans ederken kim olduğunu ve ne kadar nefret dolu olduğunu unutuyordu adeta. Doğa ise sanki küçükken hep giymek istediği o prenses kıyafetinin içinde, hayallerindeki sarayın en büyük odasında dans ediyormuş gibi hissediyordu. Bu kadar güzel olabileceklerini kimse düşünmüyordu. Barkın Doğa'nın yabaniliğiyle yoğurulmuş zarifliğine bakıyordu. Sanki orman kıyafeti her an üstünde olsa da onda gördüğü vahşilik bir kızıl derili prensesine ait olabilecek kadar asil ve yerindeydi. Tanıdığı diğer kızların mızmızlığını taşımıyordu bu kişi, diğer kızların korkularını barındırmıyordu ruhunda. Tırnaklarının kırılmasını dert etmeyecek oluşundan emindi Barkın. Bu düşünceler içinde ufak bir tebessüm etti. Bu tebessümü fark eden Aleyna ise onu dirseğiyle dürttü. " Ondan hoşlanmışa benziyorsun?" dedi Barkın'a göz kırparak. "Saçmalıyorsun! Pistteki birinden hoşlanan tek kişi sensin. Güney’e olan ilginin geçici olmadığını anlayacak kadar çok kızı üzdüm! " "Bu gece kibar olmanı bekliyordum oysaki... Hiç genel anlamda daha kibar biri olmayı düşündün mü Barkın?" "Denemeyi bile düşünmedim" dedi Barkın. Ondan kibar olmasını beklemeyen tek kişinin Doğa olduğunu fark etti. Buna rağmen sadece ona kibar davranıyordu. Bunun yanında Aleyna sayesinde fark ettiği bir diğer şey ise Doğa'dan gerçekten hoşlanıyor olabilme ihtimalinin içten içe gerçek olabileceğiydi... Kafasını iki yana sallayarak davetin verildiği salondan ayrılarak balkona attı kendini. Onun salondan ayrıldığını fark eden bir kişi vardı. Karan Sargın.. Vakit kaybetmeden o da Barkın'ın arkasından balkona doğru yöneldi ve giderken eline bir kadeh daha aldı. Barkın balkonun mermer korkuluklarına tutunarak öne doğru eğildi ve kalçasını geri attı. "Seni bu kadar geren şey nedir Barkın?" soruyu soran sesin sahibi Karan'dı. "An itibariyle varlığın Sargın!" "Hadi Güney benden nefret ediyor ama sen ? Senin sebebin ne Barkın Güzar?" Karan cümlesinin arkasından ayakkabılarının zemine her temas edişinde çıkarttığı sesle biraz daha yaklaştı. Elinde ki kadehi uzattı ve devam etti: "Yoksa onun gölgesi olarak görevini yerine mi getiriyorsun? Onun yaptığı her şeyi bizzat taklit mi ediyorsun?" Bu cümle birden keskin şekilde boynunun Karan'a doğru dönmesine sebep olmuştu. Bu hareket canını yaksa da yaşadığı acıdan daha keskin hissettiği başka bir duygu daha vardı içinde... Nefret... "Yakın arkadaş kavramın yok değil mi senin? Etrafındaki kimseye ufak bir saygın bile yok! Senin için onlar senin istediklerini yapan minicik küçük elemanların... Sen istersin ve onlar yapar! Asıl kim gölge gibi yaşıyor bilmek ister misin Karan Sargın?" Karan gülümseyerek başını 'tabi' der gibi yarım şekilde eğdi. "Sensin! Çünkü ancak bir gölge senin kadar duygusuz ve karanlık olabilir!" dedi Barkın ve hala uzatılan kadehin içindeki içkiyi tek bir dikişte içti. Boğazının yanması umurunda bile olmamıştı. Kadehi balkonun mermerlerine bıraktı ve Karan'ın omzuna son anda çarpmaktan sıyrılan omzuyla tekrar dansı izlemeye gitti. Karan'ın gülüşü birden yüzünden silindi ve o da elinde tuttuğu kadehteki içkisini tek bir dikişte içti. Çene kaslarının gerilmesi yüz hatlarını daha da keskin göstermişti. O sırada arkasından bir kız yaklaştı, yanına yaklaşan Rana’ya baktı ve gülümsedi. "İşini halettin mi? diye sordu. Rana ise kafasını olumlu şekilde sallayarak gülümsedi. Karan da gülümsedi ve yanına gelen Rana ile beraber içeriye gittiler. Dans bitmiş, insanlar masalarına geçmişlerdi. Güney, iyi bir izlenim bırakmak için Doğa'yı yanından ayırmıyordu. Belki de içten içe insanların ona kötü bir şey yapmaması için orada bulunan herkese babasından öğrendiği gibi göz dağı veriyordu. "Aleyna nerede?" diye sordu Barkın'a Doğa'yı masada yanına oturturken. "Ben balkondaydım, bilmiyorum nereye gittiğini görmedim." diye cevapladı Barkın. Güney ise balkondan içeriye girmekte olan Karan Sargın'ı ve yanındaki en sadık kızlarından olan Rana’yı gördü. İstemsiz şekilde yüzü buruşsa da Barkın onun ne gördüğünün farkına vardı ve sakin olması gerektiğini belirten şekilde kaşlarını kaldırdı. Karan, Güney'in oturduğu masaya geldiğinde Doğa'ya bakarak: "Güzel bir danstı! En yakın zamanda yenilemek dileğiyle!" dedi ve yürüyüp kendi masasına yol aldı. Güney duyduklarının etkisiyle Doğa'ya keskin ve yavaş bir bakış attı. Doğa ise çaresiz şekilde Barkın'a baktı. Tam o anda lavabodan dönen Aleyna, Güney'in surat ifadesine Doğa'ya olan bakışlarını fark edip sordu. "Yine ne oldu?" "Doğa Hanım, Karan Sargın ile dans etmiş!" dedi yumruğunu sıkıp masaya vururken. Doğa birden oturduğu yerde irkildi. Bunu kendi masasında oturup izleyen Karan ise tamamen zafer gülüşü sergiliyordu. "A-ama sen bana dedin ki seni dansa kaldıran olursa reddetme..." diyebildi Doğa. Kendince haklıydı da, eğer Güney ters bir şekilde tepki vermeye devam ederse ona karşı susmayacaktı da... "Karan'ın kim olduğunu bilmiyordu Güney, sakin ol!" dedi Barkın Doğa'yı korumak istercesine. Güney hala sinirli bakışlarını Doğa'nın üstünde tutsa da bunun kendi hatası olduğunu biliyordu. Doğa öyle ürkmüş ve afalladığını düşündüğü için endişelenmişti ki önündeki kadehin içinde ne olduğunu bilmeden koca bir yudum aldı ve yuttu. Bunun hemen arkasından ise gözleri tamamen doldu ve boğazını eliyle kavradı. "Sen delirdin mi ? Onu öyle dikmemelisin!" dedi Aleyna ve Doğa'nın yanına hızla ilerledi. Elini sırtına koydu ve elindeki kadehi aldı. "Nefes almalısın yoksa daha çok yanacak ama senden ricam dilini dışarı çıkıp ellerinle yelleme!" dedi Güney önüne dönerken. Doğa daha fazla sinirlendi ve kadehin içindeki geri kalan içkiyi de aynı şekilde dikti. Kendisini adeta gururundan tutulup hırpalanıyormuş gibi hissettiriyordu... "Sen hiç laf dinlemezsin değil mi ?" diye sordu Güney hayretler içinde Doğa'nın yüzüne bakarken. "Güney inatlaşmayı kes artık!" dedi Barkın ve Güney'in bakışlarının altında kaldı anında. "Nefes almaya çıkalım seninle balkona hadi gel!" dedi Aleyna. Doğa'da olumlu şekilde başını salladı ve Aleyna'nın yardımıyla masadan kalkarak balkona doğru yöneldi. Aleyna'nın kendisine iyi davranması Güney'e olan ilgisi yüzünden miydi yoksa gerçekten iyi biri miydi kestiremedi ancak Güney'in gözüne girmeye çalışsa kendisine kötü davranması gerektiğini düşündü. Sonuçta Güney Doğa'ya kötü davranıyor ve iyi davranan sevgilisine de pek iyi yaklaşmazdı. Birlikte balkona çıktıklarında ise Aleyna ona baktı ve omzunu sıvazladı. "Güney'i fazla dert etme. Adapte olması her zaman biraz zor oluyor. Bu hep böyleydi eminim zamanla seni kabullenecektir" dedi. "Barkın da seninle aynı şeyi söylüyor ama o her şeyin tam tersi şekilde davranıyor" dedi Doğa. Kırıldığını iliklerine kadar hissediyordu. Midesinin yandığını da hissediyordu ve belki hatta bulandığını. Eliyle istemsizce karnını tuttu ve derince yutkundu. Gözleri git gide daha da kırmızılaşıyordu. Aleyna bunu fazla geçmeden fark etti. Doğa'nın kusacağını anladığında ise onu balkondan aşağıda gövdesini sallandıracak şekilde sarkıttı. Doğa birden yukarıdan aşağıya bakmanın etkisiyle midesini boşaltmaya başladı. Aleyna bir eliyle onu sıkıca tutarken bir taraftan da Güney'i aramaya çabalıyordu. "Telefonun çalıyor" dedi Barkın masanın üstünde titreyen telefonu görünce. Arayanın Aleyna olduğunu görünce bir şeylerin ters gidebilme olasılığını hesaba katmanın etkisiyle yüzü buruşarak açtı telefonu. "Aleyna, söylemek istediğin bir şey varsa Doğa'yı orada bırakıp buraya gelirsin ve burada tartışırız kaba biri olduğum için..." dedi ancak telefondan gelen öğürme sesleriyle olduğu yerden birden kalktı. "Doğa birden kusmaya başladı buraya gelsen iyi olacak" diyen Aleyna'yı duyduğunda telefonu hızlıca kapattı. "Doğa birden kusmaya başlamış!" dedi Barkın'a ve hızlıca balkona doğru gitti. Bu durumu fark eden bir diğer kişi ise Karan'dı. Balkona yanına gelen kıza baktı ve gözleriyle hadi işaretini yaptı. Bakışmaları fark eden Barkın'ın gözleri önce Doğa'nın içtiği kadehe gitti ve kadehin dibindeki içkiyle tam olarak karışmamış toz parçalarını gördü. Hızla kadehi eline aldı ve balkona doğru yönelen Karan'ın kızlarından olan Açil'in önünü kesmeye gitti. Barkın Açil'e yetiştiğinde ise sertçe kolunu tuttu ve onu sürükleyerek salonda ücra bir köşeye götürdü. "Ne halt yedin sen!" diye sordu Barkın, Rana’nın kolunu sertçe sıkarak. "Ne saçmalıyorsun sen! Bırak kolumu! Avazım çıktığı kadar bağırırım!" "Denesene Rana! Bende bu kadehin dibindeki tozların sana ait olduğunu herkese söyleyeyim ve polislerin evine baskın yapmasını sağlayayım! Eminim babanın deposunda kilolara bulurlar! Cemiyet için yasak olduğu belli olan bir şeyin baban tarafından yapıldığını bilmek eminim pek iyi karşılanmaz!" Barkın'ın tehdidinden sonra Rana ürkmüş olmalı ki pes etti ve kolunu Barkın'dan sertçe kurtarıp salonun diğer köşesindeki Karan'ı gösterdi. "O istedi bende yaptım! Hesaplaşmanı onunla gör benimle değil! içindeki de bana ait değil ona ait!" dedi Rana ve telefonunun ekranını gösterdi. Video kısmı açıktı. "Onu kusarken video çekmemi ve sosyal medya da yaymamı da istedi ama sen engel oldun. Bunun için susmayacaktır eminim!" dedi ve Barkın'ın önünden çekilerek gitti. Barkın ise salonun ucundaki Karan'a bakıyordu. Karan o an Barkın'a kadeh kaldırdı ve gülümsedi. Barkın'ın sinirli surat ifadesi, Karan'ın umursamaz tavrını gördükçe hızla daha da belirginleşiyordu. Buna rağmen karşı taraftan bir mimik değişikliği alamıyor aksine bu sinir olma durumu Karan'ı daha mutlu ediyor gibi görünüyordu. Onunla bakışmayı bırakıp adımlarını balkona doğru ilerletti. "İlk defa alkol aldığı için mi böyle oluyor?" diye soran Güney'i gördü. Aleyna ise Güney'in sorusuna bilmiyorum diye cevap veriyordu. Doğa, kusmayı bırakmış, kendisini ayakta tutan Güney'in bedenine zar zor tutunuyordu. "Hayır" dedi Barkın bir hışımla muhabbete dahil olarak. Güney sorgulayan gözlerle Barkın'a bakınca Barkın kadehi gösterdi. "Açil Doğa'nın içkisine bir toz karıştırmış" dedi. Güney ve Aleyna gözlerini sonuna kadar açarak Barkın'a bakıyorlardı. Güney en sonunda olayın Karan ile olan bağlantısını anlamıştı ve tıslayarak konuştu. "Sargın!" dedi. Barkın'da ona gözlerini kapayıp açarak onay verdi. "Bakın olayın detaylarını sonra konuşmalıyız! Doğa'nın hastaneye gitmesi gerekiyor!" dedi Aleyna. "Hastane olmaz, onu eve götür Güney. Hastane de kanında ne bulacaklarını bilmiyoruz, bu şeyin ne olduğunu bilmiyoruz. Doktor bir arkadaşıma durumu anlatıp onu eve getireceğim!" dedi Barkın ve hızla yanlarından ayrıldı. “Peki anne ve babana ne söyleyeceğiz Güney!" dedi Aleyna. "Ona bardaklardakinin içki olduğunu bilmediğini ve hızlı içtiğini söyleriz! Bilmiyorum tamam mı? Sadece ona bir şey olmasını istemiyorum" dedi Güney ve Doğa'yı kucakladı. Balkonun merdivenlerinden dışarı da birisi var mı yok mu diye bakarak temkinli şekilde indi. Doğa'yı arabanın arka koltuğuna yatırırken yüzüne gelen saçlarını arkaya attı. "Bizim hayatımız için hem çok güçsüz hem de çok yabanisin..." dedi ve kapıyı kapattı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD