“Bayıldım buraya,” dedim. “Ben dememiş miydim!” Ashleigh AmBAR (artık adının böyle yazıldığını öğrenmiştim) adlı mekanın ışıklarla donatılmış verandasına doğru yanımdan geçip gitti. Saçlarım kano sonrası aldığım duştan hala nemliydi. Elbisemin askılarının güneş yanığıma süründüğü yerlerde omuzlarım sızlıyor, kol kaslarım ise içine ıslak beton karıştırılmış jöle gibi hissettiriyordu. Miles ile adanın etrafını dönmek bir yana, daha adaya bile varamadan artık bir santim bile ilerleyemeyeceğimi kabul etmek zorunda kalmıştım. İşte o an, günün en büyük hatasını yaptığımı fark ettim. Kıyıya geri dönecek tek bir damla bile enerjim kalmamıştı. Gücümü toplamak için her birkaç kürekte bir durmak zorunda kalmıştık. Bu sırada Miles ise geniş zikzaklar çizerek etrafımda dolanıp durmuştu. Gün doğumu

