Eve geleli yaklaşık 3 saat olmustu ama benim kulağimda hayla aynı sözler tekrarlaniyordu
"kürtaj süresi geçtiği için sizi kürtaj edemem "
Çok basit bir cümle gibi görünüyor ama benim hayatım anlamını taşıyordu benim için
İstemsizce elim karnıma gitti gözlerim dolmaya başladı ne yapacaktım ben şimdi benim bu hayatta kendim ve 5 arkadaşımdan başka kimsem yoktu kimden yardım isteyecektim sevdiğim veya istediğim bi iliskiden olsaydı belkide şu an mutluluktan ağliyordum gerçekten aşırı çaresizdim ne yapacağımı kime gideceğimi bilmiyorum.
Birden kapı çalınca düşüncelerimden arınıp kapıya baktım
Başak içeriye kafasını uzatarak
"erva gelebilirmiyim?"
Başımı sallayarak
"gel başak"
Başak hızla yanıma yaklaşıp
"Hadi ama ağlayıp sızlanarak kendini odalara kapatarak hiçbirşey elde edemezsin olan oldu birkere dönüşü yok bu yolun o senin bebeğin ve senin karninda artık gidip yağızla konusmayı dene eminim ki senin diğerleri gibi olmadiğini anlar"
Diyerek bana kocaman gülümsedi içten gülümsemesi buz gibi olan içimi ısıtmıstı bu kız gerçekten anne olmuştu hepimize sevecen tavrı yapıcı olması hep bi anneyi anımsatmıstı bana olmayan annemi!!
"hadi kalk ufaklıkta acıkmıştır şimdi ona iyi bakmamız gerekiyor"
Başağa dönüp
"siz yiyin benim canım hiç istemiyor "
Dedikten sonra tekrar uzandım yatağa başak kolumdan çekistirerek
"bence kalkmalısın alp şu an çok aç ve sende benim kadar iyi biliyorsunki normalde hep bozuk olan sinirleri açken 5 kat daha bozuk oluyor "
Oflayarak yataktan kalkarken başak da bana gülüyordu ayağımı sürüyerek iceriye girdiğimde geldiğimi ilk fark eden alp bana sitem edercesine
"nerdesin kızım ya sen yoksun diye bu iki cadaloz aç bıraktı bizi"
Başak,deniz ve erdem gülerken zeynep alpe şaşkınlıkla bakıyordu.
Başağın beni arkamdan itmesiyle masaya doğru yürüyüp oturdum
Herkes yemek yerken ben ve tabak sadece bakışıyorduk beni neden getirdilerki buraya ben odamda hayatı sorgulamaya devam edecektim.
Deniz bana bakıp
"Erva kendini toparlamalısın olmaması gereken birşey oldu haklısın şu an ne yapacağını düşünüyorsun ama bizi es geciyorsun biz her koşulda yanındayız ne olursa olsun toparla kendini biz neşeli ervayı istiyoruz"
Diğerleri de onaylarcasına mırıltılar çıkarıyorlardı.
Masadaki son konuşmalar olmuştu daha sonrasında kimse tek kelime dahi etmemiş çıkan tek sesler masadaki kaşık ve çatal sesleriydi sessiz geçen yemeğin ardından herkes masadan kalkmıs el çabukluğuyla masa toplanmıştı yardım etmek istesem de hepsi tarafindan rededilmiş salona gönderilmiştim.
Alp deniz ve erdem benimle salonda otururken zeynep ve başak kahve yapıyorlardı.
Herkes salonda toplanmış kahvesini içerken benim hamile olduğum gerekçesiyle elime bir bardak meyvesuyu verip susturmuşlardı
Hepimiz skût yemini etmiş gibi sessizliğimizi korurken sessizliği bozan erdem olmustu
"peki söylemeyi düşünüyormusun"
Bilmiyorum dercesine başımı sallarken bu sefer zeynep konustu
"Söylesende söylemesen de herzaman arkandayız biliyorsun ama bence gidip söylemen daha mantıklı en azından ileride çocuğuna bir açıklaman olur "
Başak'da zeynepi onaylayınca bunun mantıklı olduğuna karar vermiştim telefondan saate baktığımda akşam 9 a geliyordu ayağa kalktığımda hepsı bana sorarcasına bakıyordu
"Konuş diyen sizdiniz bende konuşmaya gidiyorum"
dediğimde hepsi birden ayaklanmıştı bu sefer sorma sırası bendeydi noluyor dercesine baktım hepsine erdem
"Seni bu durumda yalnız birakacağımızı düşünmüyorsundur bence bizde geliyoruz "
diyerek kapıya yöneldi hafifçe başımı sallayıp kapıya doğru yürümeye başladım
yarım saatin sonunda klübün önündeydik onlar iceriye girerken ben kapıdaki güvenliğe yaklaştım
"pardon ben yağız beyle görüşecektim"
adam bana üstten bir bakış atıp
"kim diyim"
adama şaşkınlıkla bakıp
"anlamadım "
"kimsin necisin kim diyim neye benziyor oradan bakınca her isteyen elini kolunu sallayıp girebiliyormu sanıyorsun sen "
"er- erva erva demirkaya "
diye kekeledim kulağındaki kulaklığa basıp erva demirkaya diye tekrarladı daha sonra kapıyı açıp üst katı gösterdi bana birşey demeden üst kata doğru yürüdüm merdivenleri cıktıktan sonra kapıda tekrar 2 adet zebellah vardı adamların boyu en az 2 metre simsiyah giyinmiş nereden buluyorlar bu adamları diye iç sesimle tartışırken iç sesime şu an sırası değil daha sonra uyarısını yapıp adamlara dönďüm
"abi şu an pek müsait değil şuraya oturun biraz misafiri çıkınca görüşürsünüz"
diyip deri koltuğu işaret etti birşey demeden geçip oturdum ve sessizce beklemeye başladım 45 dakika sonra içeriden sarışın bir cıtır gülerek cıktı ve arkasından yağız esmer teni kalın dolgun dudaklari simsiyah sacları ile kaslı vicudu üzerindeki siyah gömleği neredeyse patlatacaktı harbi yakışıklı adamdan yapmışım çocuğu bi anda o gece geldi aklima o dolgun dudaklarının tadı alev alev vicudu o elleri dokunduğu yeri yakıyordu resmen karnımda karıncalanma oluşmaya başlamıstı ah lanet olasıca hormonlar o düşunceleri aklımdan silip boş gözlerle ona bakıyordum adam yaklaşıp kulağına birşeyler fısıldayınca bana döndü sanki tanıyacakmiş gibi gözlerini kısıp baktıktan sonra eliyle bana gel işareti yapıp arkasını dönerek tekrar odasına girdi sıkıntıyla nefesimi verip pesine düştüm odasına girdikten sonra kapıyı dışarıdan kapattılar o otururken ben ayakta kalmayı tercih ettim bir süre bekledikten sonra " otursana" diyerek sandalyeyi gösterdi.
Oturup bir süre derin nefesler aldıktan sonra ona döndüm pürdikkat beni izliyordu derin bir nefes alıp dudağımı yaladıktan sonra tam konuşmak için ağzımı açmıştım ki konuşmaya başladı
"sabah uyandığımda yoktun bir daha cıkmazsın sanıyordum karşıma "
sözüñü bitirmesini bekleyip bu sefer ben konustum
"Doğrusu bende pek çıkacağımı sanmıyordum ama çok önemli birşey oldu"
bana başını sallayıp
"Noldu "
"Ben şey nasıl söyleyeceğimi bilmiyorum ama ben hamileyim"
bir anda gür kahkahası yayıldı odaya .....