5.Bölüm

2001 Words
✨Dertlerime derman oldun Kardeşten öte oldun Ailem oldun Aselim✨ ☆Ali'den Asel'e☆ . . . . "Anne" diye seslendi küçük çocuk annesi başındaki yazmayı düzelterek içeri girdi. "Ne var? yine ne istiyorsun sen acaba" diye sordu kadın mutlu hali ile. Suratı mutlu gibi gözükse de içi Acı çığlıklar atıyordu. Bu kötü halini ise oğluna yansıtmaktan utanmıyordu. "Anne bugün Raziye teyzelere gittim ya televizyonlarında bir program vardı orada çorba yapıyordu adı mercimek çorbası imiş bana yaparmısın lütfen anne yaramazlık yapmam söz lütfen yap anne lütfen " küçük yağız utana sıkıla söylemişti bu sözleri çünkü annesi her zaman kızacağını bildiği için korkuyordu. Ve haklıydı annesi gene kızacaktı. Ve kızmıştı da "Baş çavuşun eşeği mi var burada her boku istediğini söylüyorsun anca yatıyorsun baban 1 sen iki yeter artık be bıktım be sizden herşeyi istiyorsunuz zıkkımı yiyin ben burada sizin istediklerinizi yapmak için mi varım içmeyi ver soysuz! seni doğuracağıma taş doğursaydım pislik seni" Annesi gene kızmıştı. Küçük çocuk söz verdi büyüyünce mercimek çorbası kuracağına çocuk dünyanın tam olarak nasıl bir yer olmadığından haberi yokken kurduğu hayal di. Mercimek çorbası dünyası kuramasada bir mercimek çorbası dükkanı açabilirdi. En iyi mercimek çorbasına yapacağına söz verdi kendi kendine. Psikolog yağız onları dedikten sonra biraz utanmış ve eve gideceğimi söylemiştim. Ve kimseye bir şey demeden odama girmiştim herşey en son bıraktığım gibiydi. Odamın kapısı tıklatıldı. "Gelebilir Miyim asel" gelen aslı idi. "Gel canım" dedim "Ee noldu?" "Ne ne oldu kızım psikoloğu eve bırakıp gelcem diye çıktın yarım saat gelemedin. Yiyiştiniz mi kız " şimdi anlaşıldı. "Kuşu varmış kuş beni sevsin diye biraz onunla konuştum" dedim ona anlatsam mı anlatmasam mı bilemedim ama aslı iyi bir kız'dı mahalleye yardımlar yapar birinin işi olduğunda ilk o gider yardım ederdi. iiyi kızdı yani "Eee bu kadar mı?" Diye sordu. "Şey birde şey var" "Ney?" "Off kuş başta beni sevmedi en son şaşırdı kimseyi 'sevmez benim kuşlarım' dedi bende 'ben sevilmeye'cek biri değilim' dedi oda 'haklısın sevilmeye'cek biri değilsin' dedi aynen bunlar oldu sonra kalbim küt küt atmaya başladı utandım ve buraya geri geldim" çok hızlı anlatmıştım ama anlamıştı. "Vallaha mı" "Vallaha" "Aşkın ilk izleri oluşuyor" dedi ve sevinçle sarıldı lakin sorun vardı ben aşık değildim ki. "Aslı ben aşık değilim ki" "Değilsin ama olma ihtimalin var" dedi olmazdı ki. "Olma ihtimali olsa bile olmaz aslı" dedim üzülmüştüm kimse çocuğu olmayan birini istemezdi. "Niye kızım ikinizde yakışıyor sunuz" ah be aslı çocuğum olmayacağını bilsen yine konuşurmuydun? "Neyse ne kapatalım konuyu" dedim konuyu eş geçerek. "Kalk hadi bir çorba yap götür çocuk hasta hadi hadi" eli ile hafif hafif ittirmeye başladı beni. "Kim hasta ya?" Diye sordum. "Psikolog işte yani eniştem" diyip güldü. "Aslı!" Diye uyardım. "Hadi kalk çorba yap" niye ben yapıyorum ya. "Aslı neden ben yapacağım?" Diye sordum."çocuk benim flörtüm mü Asel?" "Kızım iyi misin biz flört değiliz" dedim olamadık. "He he Asel hadi kalk bir mercimek çorbası yap ondan sonra o büyük beyaz çukur tabağa koy üstüne toz biberle bir sos yanına kimyon ve limon koy isterse onları atar" aslında bir bakımdan haklıydı adam hastay dı. "Ee kapıyı kim açacak" diye sordum "Ev sahibi değilmisiniz vardır sizde yedek anahtar" haklıydı. Aslı ile konuştuk tan sonra aslı evde işi olduğunu söyleyip gitmiş bana yeni telefon numarasını vermişti olaylardan haberdar olmak için ben ise aslının dediği gibi mercimek çorbası yapmış hepsini ayarlamış ve kapının yanındaki anahtarlık tan anahtar alıp evden çıkıyordum. Biz aslı ile konuşurken abimle çiçek de dışarıya çıkmış. Ben psikoloğum yağız bey'e çorba yapmış bulunmaktayım. Kapıyı açıp içeriye seslendim. "Benim" diye bağırdım eminim benim desem kolaylık la duyardı salak Asel. "Anladım" nasıl anlamıştı ki?. "Nasıl anladın yaa" salona girerken bunu söylemiştim. "Kolundan" Salona girdiğimde İlk yüzüme ardından elimdeki tepsiye baktı. Şaşırdığı herhalinden belliydi. "Çorba mı yaptın?" Şaşkınlığı sesine yansımıştı. "Evet mercimek çorbası severmisin" diye sordum "Severim hemde çok severim" sanırım en sevdiği çorba idi. " Eh iyi o zaman" dedim en azından sevdiği bir çorbayı yapmıştım. "Bana mı yaptın" sesi değişik çıkmıştı. Sanırım bir anısı vardı belkide başka bir şeydir. "Evet sana yaptım anlaman lazım dı aslında" dedim "Teşekkür ederim zahmet etmişsin sehpaya koy ben içerim" dedi Çorbayı sehpaya koydum lakin bir sorun vardı. Adamın hem ayağı hem kolu kırıktı. Sehpadan geri alıp uzandığı koltuğa yaklaştım "Biraz dikleşip yana kayarmısın" "Tabi" diyerek dikleşti. Bende oturunca kaşığı çorbaya batırıp ona uzattım. Çorba hala sıcaktı ama üflemeden verdim çorbayı ağzına ve yuttu ardından ondan "ımm harika olmuş" dedi. "Ben yaptım olacak bir zahmet" dedim ve güldüm oda güldü kaşığı tekrar çorbaya batırıp ona uzattım uzatırken ona yakınlaştığımı fark etmemişdim ve suratlarımız birbirimize çok yakındı. Ilık nefesini suratım da hissediyordum. Yaklaştık ça yaklaşıyorduk. Dudaklarımız birbirimize değmek üzereydi. "AAAAAAA BASTIM BASILDIK" arkadan gelen bağırma sesi ile birden psikolog yağız dan çekildim ve üstüme sıcak çorba döküldü. "Aaa yandım" bu sefer bendim". "Ece orada duracağına yardım etsene ne bekliyorsun" Ece denilen kız elimden tutup sürükledi sanırım banyo idi birden suyu açıp fişkiyeyi üstüme tuttu. Buz gibi su ile dondum. "Aa çok soğuk çek" soğuk baştan aşağı titremeye başladım. Fişkiyeyi üstümden çekip kapattı yanması neyseki geçti. Ama bembeyazdı tenimde iz kalacağına adım kadar eminim. "Şey ben çok özür dilerim abimle öpüştüğünüzü görünce şaşırdım yani bir hödük ile sen yani sen derken bembeyaz tenin yeşil gözlerinden kırmızı kıvırcık saçlarınla sen ve hödük abim anlatabildim mi çok utandım yaa" "Ece yeter saçmaladığın hem kızı yaktın birde çenen ile kafasını" psikolog yağız içeriden bağırarak bunları söyledi sanırım abi kardeş ilişkileri bizimkinden farklıydı. "Eh hadi içeri girelim hödük kesecek beni" "Duyuyorum Ece seni!" "Şuan ayağını kullanamıyorsun yoksa diyemezdim oh olsun sana" "Ayağa kalkayım bir o zaman görüşeceğiz Ece hanım" "Eh bizde içeriye geçelim" bunu bana demişti çünkü yanında tek ben vardım. "Peki" ıslak halim le sessizce kedi mırıltısı gibi mırıldandım. Salona geçtiğimiz de tekli koltuk değneği ile yürümeye çalışan psikolog yağız'ı gördük. "Sonunda geldiniz" diye hayıflandı psikolog yağız. "Geldik dağ hödüğüm" Ece'nin böyle demesi gülmeme neden olmuştu. "Gül Gül son gülen iyi güler Asel hanım" psikolog yağız gülmeme karşıt bunları söyledi. Haklıydı çok gülmemek lazım sonra bol bol ağlarım. "Eh ben gideyim artık" ıslak ıslak adamın karşısında durmak istemem. "Peki yenge git sen" ne yengemi ne ara yenge oldum ben yaa. "Yenge derken?" Diye sordum sesim içime kaçmıştı kahretsin. "İşte dudak dudağa idiniz öpüşecektiniz böyle o senin dudağını emecekti sen onun ama ben bastım diye bağırınca yakalandık diye korktun çorbayı üstüne döktün hatta resmen abimin üstüne yatmıştın ya o yengem" bu kız ayarsızdı. Söyledikleri beni çok utandırdı. Ama haklıydı neredeyse psikoloğum ile öpüşüyordum "Ece bir ayağa kalkayım o zaman görüşeceğiz" Ece sırıtırken yüzünü korku aldı. Psikolog yağız ardından bana döndü. "Lütfen kusura bakma Ece çok ayarsız ve dengesiz nerede ne konuşalacağını bilmiyor eh birde küçükken kafasının içinden beynini aldıkları için bu yüzden böyle" utansamda gülmemi engelleyemedim. "Eee ben gitsem iyi olacak ıslak ıslak durmiyim" dedim "Peki görüşürüz" "Görüşürmüyüz?" "Ne" "Yok birşey görüşürüz" dediklerinden bir şey anlamasamda bir şey demedim evden çıktım. Ve eve gelince direk odama geçip üstümü değiştirdim mersin sıcağında su iyi gelmiş ti ama anlık bir şok yaşadım. Şok yaşadıklarım dan biri ise az kalsın psikoloğumla dudak dudağa olmamız dı. Ali'den; Meleğim yani Asel gittikten sonra herşey çok değişti tam 7 ay boyunca dava ile uğraştım hemde Leyla ile. Leyla çok farklı idi bana sanki yıllardır kimsesizliğimi unutturan birisi idi. Kimsesizliğimin kimsesi olmuştu o. Asel ve çiçek yokken simsiyah idim bir tek Asel ve çiçeğe beyaz idim. Şimdi ise isminin anlamı gibi simsiyah saçlı bir leyla'ya bembeyaz olmuştum. "Şey daldınız" leyla'nın sesi ile düşüncelerimden arınıp yüzüne baktım. Kapkara gözlerine kaşlarına. "Pardon aklıma kız kardeşim geldi'de evden habersiz çıkmıştım merak etmiştir" İyiki habersiz çıkmışım kıza ne diyecektim seni düşünüp daldım mı mal Ali. "Anladım" naif sesi ile konuşması ardından dudaklarından dökülen hafif tebessüm ile yine kendimden geçtim. "Aslında ben size bir şey demek için çağırdım" kötü bir seymi olmuştu o piç adam mı musallat olmuş tu gene. "Tabi de" "Şey Kürşat gece gene geldi yangın merdiveninden aşağı depoya indim gece kilitledim uzun süre sonra arabasının gidişini duyup çıktım çok korktum çocuklarda korktu" piç herif gene gelmiş!. Kapıya diktiğim sivil polisler ne yapıyor du acaba!. "Kalk hadi topla eşyalarını gidiyoruz" dedim aklıma gelen şeyi yapma zamanı idi. "Beni ona mı vereceksin gelmem asla katiyen gelmem sokakta kalırım gelmem!" Yanlış anlamıştı. "Hayır bana gidiyoruz" dedim onun bağıran sesinin aksine sakince bunları söyledim. "Ama-" sözünü kesip konuşmaya başladım. "Ama sı naması yok Leyla bu herif'den en güzel benim yanımda korunursun bina polis dolu binada polis var alt katımızda avukat peki burada kim var" diye söylendim. "Peki ben eşyaları toplayayım" diyerek içeri geçti. Ben ise daha yayılarak oturdum bir kaç dakika sonra elinde araba ile -9 yaşında bir çocuk girdi içeriye. "Merhaba ufaklık" diye seslendim ama cevap vermedi her geldiğimde 2 çocuk ile konuşmaya çalışsam da asla pas vermiyorlar. "Gene mi konuşmayacaksın" diye sordum cevap alamadım. Ama bana yaklaşık elinde bir kağıt uzattı. Kimsin sen sürekli buraya geliyorsun Çocuğun yazısı gayet güzeldi ama beni tanımak istemedikleri için konuşmuyorlardı. "Annenin bir arkadaşıyım çocuk" "Arkadaşlar kötü dür sende kötüsün" 7 ay içinde ilk defa konuştu benimle. "Ben kötü değilim hem arkadaşlar kadar güzel bir şey yoktur" "Arkadaş diyorsun kardeşim diyen insanlar gerçek dosttur yani sen kötüsün" bu çocuk çok mu bilmiş? "Sen her kardeşim diyen kişiye inanırmısın" diye sordum. "İnanmam" "O niye o" "Her kardeşim diyen iyi olsaydı dedem kardeşine annemi vermezdi" Çocuğun dediği şeyler ile içimde birşeylerin kanadığını hissettim küçücük çocuk neler ile savaşıyor du bu yaşında. "Bak gel otur konuşalım biraz" Çocuk yanıma gelip oturdu. "Adın ne senin" diye sordum. "Yiğit benim adım yiğit gibi delikanlıyım annem öyle der" bu dedikerine güldüm annesini koruyacağını her şekilde ima ediyor. "Tanıştığıma memnun oldum yiğit Ali bende deli Ali" dedim gülerek. "Deli Ali mi" sanırım beni deli sanmıştı. "Evet biliyormusun küçükken bana deli Ali derler idi ama okulun en zekisi bendim" "Bende zekiyim hep derslerimden pek iyi alıyorum öğretmenim en güzel kitap okuyan madalyası taktı bana ama babam'da aferin dedi zeki oğlum dedi ama onun demesi ile ultra zeki olmadım" bunları demesi ile gülümsedim ona. "Aferin sana bende küçükken madalya alırdım benim kız kardeşleriminde madalyası var hele kız kardeşim asel'in ödül kupaları var" dedim "Gerçekten mi hangi dallardan ödül kupası almış" diye hevesle sordu. "Yüzme var satranç var koşu yarışında kazandığı var" "Gerçekten mi çok zeki olmalı sende şanslı olmalısın" "Neden şanslıyım" diye sordum. "Kız kardeşin var keşke benimde olsa ama benim mehmet kardeşim var o benden tam tamına 22 dakika sonra doğmuş ama kız olsaydı keşke" "Çok mu isterdin kız kardeşin olmasını" diye sordum. "Evet çok isterdim" "Kız kardeşin olmasa bile artık bir sürü abin ve ablan olacak" dedim . "Ama aynı kandan değiliz" "Kardeş olmak için aynı kandan olmaya gerek yok. Bende Asel ile aynı kandan değilim ama biz birlikte büyüdük ben ona abi oldum o bana kardeş oldu" dedim sanırım en büyük şansım asel'i küçüklüğünü bilmek yağmurlu bir gece'de yurdun kapısına bırakmış ailesi gece gece bütün yurdu uyandırmış'dı en son temizlikçi ablanın yanına gidip onu sevdiğim de susmuştu. Bir ara baya yakın olsakda aramıza mesafe girmiş ama abi kardeş olduğumuzu unutmamıştık. Asel küçükken her zaman ki gibi bana yani abisinin kollarına gelmiş eve abisinin kollarında sakinleşmişti. Ve şimdiki gibi yine benim kollarımda sakinleşmişti. "Gerçekten mi" diye sordu "Gerçekten ve haklısın Asel'in abisi olduğum için çok şanslıyım. "Ben geldim Mehmet uyuyo-" bizi görmesi ile şaşırdı bende şaşkındım çünkü yiğit bana sarılıyordu. Çok geçmeden bende ona kollarımı sardım. "Ee hazırsan siz çıkmayın bekleyin kapıda beni Mehmet'i kucağıma alıp geleyim" içeri geçip uyuyan Mehmet'i kucağıma aldım. Ve hep birlikte aşağı indik. Onlar 7 ay boyunca sadece market ve bir kaç şey için aşağı inmişlerdi. Ve ben ise biraz yolu uzatıp sahil kısmından gitmeye karar verdim. Trafik her zaman ki gibi sakindi. Zaten Mersin'in yolları genişti Mehmet uyuduğu için sahil'i göremedi ama yiğit çok beğendiği gözlerinden okunuyordu. Yolda markete uğrayıp bir kaç şey alıp geri yola koyulduk bu sırada Mehmet uyanmıştı suratında benim burada ne işim var gibi ifade vardı. En sonunda mahalleye giriş yaptık. Binada asansör olmadığı için 7.ci kata kadar merdiven çıktık mersin sıcağında bu hayli zor olmuştu. En son kapıyı çaldım evden çıkarken anahtarı unutmuştum. Kapıyı Asel açtı lakin bir sorun vardı. Asel ağlıyordu. Ve hemen bana sarıldı. Küçük kızımı kim üzmüştü. Üzen kişiyi bulduğumda öldürmekten beter etmezsem benimde adım Ali olmasın.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD