15.bölüm

926 Words
Parmaklarım telefonun klavyesinin üzerinde belli süreliğine oyalansa da çekmedim. Benim hiçbir şey için acelem yoktu. Ne eve çarçabuk varayım acelesi vardı ne de eve hemen varayım kanepe de kös kös oturayım derdi sarıyordu. Çocukları içim rahat bir şekilde teslim etmiş ve onlardan başka bir telaşem de yoktu. Derslerine de çalışsınlar ya da evde kendileri tekrar yapma zamanları olmasa bile ilk 2 saat neler öğrendikse onları ilk tekrar ettiriyordum. Yani aslına bakarsanız akşamından oturup ders listesi oluşturayım gibi derdim bile yoktu. Ev ile okul arası 10 dakika ya var ya yoktu. Diyarbakır'ı hiç gezme fırsatım olmamıştı. Yavuz'un hemen göreve gideceği ise bu aklımda bile olmadığından gezmeyi geçe bırakıyor ve bende buraları onunla birlikte gezmek istiyordum. O bana gezdirsin istiyordum. Açıkçası o olmadığı için benimde içimden gelmiyordu bir yerlere gitmek ve gezmek. Burada sevgili bulmak zordu. Evli çiftler vardı. Ne yalan söyleyim bende buna benzer bir birlikteliğim olmasını istiyordum. Daha yaşım çok genç olmasına ve buraya gelmeden önce 30 yaşımdan önce evlenmem diyen ben şimdi evlilik için daha sıcak bakıyor ve neden olmasın diyordum. Yavuz zaten böyle görevlere gidecek olursa ben evli olduğumuzu da onunla anlamazdım. Sevgili eş arası onunla ilerlerdik. Kendi düşündüklerime kendim kıkırdadım. Komikti. İyice yalnızlıktan kafayı sıyırmaya başlamıştım. Daha babamın şehit düştüğü yere bile vakit bulup gitmemişken sanırım Diyarbakır maceram çok umduğum gibi de gitmiyordu. Eve girince güzel bir duşun ardından yemek yapmak için dolaptaki atıştırmalıklardan çıkardım. Yavuz her gün ailelerin geçimlerinden sorumlu askeri erzak diye elleri dolu bir şekilde gönderiyordu. Üstelik içerisinde tatlısından tuzlusuna kadar her bir şeyi aldırıyordu. Yavuz ile konuşsam aldırma diyecektim de ulaşılamıyordu. Asker ise emir deyip getiriyordu. Tüm gönderilenler bana fazlaydı ve bende israf olmasın diye okula götürüp öğrencilere dağıtıyordum. Derslerinde çok gayret gösteren öğrencilerime özellikle istediği şeyleri hediye ediyordum. Bu onların çalışmaları konusunda gayret etmelerini sağlarken açıkçası bazen bende erzağın içinde ne geldi diye merak ediyordum. Geçenlerde çok hoş bir çikolata paketine sarılmış ve içinden oyun hamurları çıkmıştı. Aman bir şeyden de bayımızın haberi olmasındı. Diğer hafta onlardan bir sürü gelmişti. Öğrencilerimin her birine dağıtmak için onlardan da bana yalnızca bir tane kalabilmişti. Yavuz'un ince düşünmesi yok muydu her geçen gün kalbimi fethetmeyi başarıyordu. Ya böyle birliktelik mi olur derken o sınıf atlıyordu. Biz diğer sevgili ya da aşıklar gibi birbirimizle vakit geçirmiyorduk. Onunla yakınlaşarak değil de geçirmediğimiz zamanın acısı oluyor ve yokluğunda birbirimizi daha iyi tanıyorduk. Mesela ben Yavuz'un her erkeğin yapmaktan keyif aldığı ama onun yapmadığı bir şeyi bu günlerde keşfetmiştim. Herkes gibi maç izlemediğini televizyonunun hiç kullanmamasından anlamıştım. Adamın kumandası yoktu. Düşünün bunu askere sormuştum. Asker günler sonra kapıya gelip yerini söylemişti. Yavuz onu çok azarladı mı bilmiyorum ama burada televizyondan daha başka bir şey yoktu. Kimseyi tanımıyordum. Dışarı çıkıp gezmiyordum. Ev kuşu olmuştum. O kumanda bana lazımdı. Yavuz televizyonu hiç kullanmamış olmalı kumandasını bulduğumda kutusuna sarılı duruyordu. Bana kızamazdı. Çünkü o gelene kadar bana evinde beklememi söyleyen kişi kendiydi. Bende evinde onu beklerken günümü gün ediyordum. Bu durum canımı sıksa da onun evinde onu beklediğimi bilsin istiyordum. Bu birliktelik için tek emek veren o değildi. Onu beklemekte çok zordu. Aklıma düşen adamla burnumu çektim. Üstüne birde müzik açmıştım. Çalan müziğin birkaç parçasını dinledim ve ona yazıp sözlerini yolladım. Dinlediğim müzik bile bir yerden sonra bana onu hatırlatıyordu. Aklım hep Yavuz doluydu. O nerde? ne halde? Ne yapıyor? Aklım ve kalbim sürekli ona kayıyordu. Radyo dinlemeyi sık sık yapardım. Bunu yapmayı üstelik çok severdim. Kaldı ki yağmurlu havalar olsun açıp radyo dinlemek bana oldum olası iyi gelirdi. Bu benim için muhteşem ötesi bir aktiviteydi. Evde etkinlik derseniz ben bunu yapardım. Seviyordum müzik dinlemeyi ve radyo da canlı müziğe bayılırdım. Hele ki parçaların karışık çalmaya başlamasıyla merakla bir sonraki şarkıyı bekler ve ne çıkacak diye merak ederdim. Radyodaki müzik sizin havanıza da uyum sağlıyordu. Yaz günü hareketli olan şarkılar kış ayına geçince yerini daha slow müziklere bırakırdı. Her şarkı bir anlam barındırırdı. Her müzik sizi alıp bir yerlere götürürdü. Bir yerden sonra da bu sizde fazlasıyla alışkanlık ederdi. Bende durum böyle olmuştu. Bugün üst kat yerine kendi evimdeydim. Onun evine çıkmayacaktım. Bu sebepten kendi polar battaniyem ve Yavuz da bulduğum elektrik ısıtıcısını alıp kendi evime taşımıştım. Allahtan ağır değildi. Yalnızca fiş problemim vardı. Onu da alışverişe çıkan asker sağ olsundu söyleyince uzatmalı kablo almıştı. Asker ailesi ve yakını olduğumuz için her şeyimizle ilgileniyorlardı. Hem güvenliğimiz hem de ev türü ihtiyaç ne varsa alınıyordu. Yalnız benim değil yaşayan tüm kattakilerin ihtiyaçları onlar tarafından karşılanıyordu. Benim paramı ise burda ne yazık kabul etmiyorlardı. Yavuz onları sıkı sıkı tembih ettiği için ne desem de bunu onlara kabul ettirememiştim. Gerçekten idarenin bu kadar disiplinli ve sıkı olmaları beni şaşırtırken onların gözünde nasılım bilemem ama buraya geldiğim günden bu yana Yavuz'un üstünden geçiniyordum. Ben de onun ödeyeceğini bildiğim için çok gerekmedikçe bir şey istemiyor ve rica bile etmiyordum. Çok darda kalırsam söylüyordum. Elektrikli sobam ve battaniyemle birlikte balkona çıktım. Yavuz'un balkonu açıktı. Benimki ise kapalıydı. Yine de soğuk muydu soğuktu. Dağa uzanan çıplak arazinin göründüğü balkon tarafıma geçtim. Balkon cam mekan olduğu için dışarda yağmur çiseliyor içeri girmiyordu. Toprağın kokusu ise yağmurla bütünleşmiş ve burnuma buram buram dolmuştu. O kokuyu solumak ve toprağın kokusuna eşlik etmek insana keyif veriyordu. Radyo da çalan müzik ise efsaneydi. Sanki yağmurun yağdığını biliyor ve ona göre müzik çalıyordu. Telefonumu elime alıp Yavuz'a mesaj yazdım. Hiçbir zaman duygularım konusunda çekinik yada ne bileyim söyledim diye utanan o kızlardan olmadım. Nasıl erkeğin ihtiyacı varsa ve bunu sevdiği kıza rahatça dile getirebiliyorsa bence kadın da bu konuda adama dürüst olmalı ve olabilirdi. 0532.................. 56 yazıyor -Sevişmenin güzel olduğunu söylüyor radyo da çalan şarkı -Dışarıda yağmur ve ben de -Sevişmenin nasıl bir haz olduğunu -bunu -Seninle tatmayı isterdim ortam şahane:<^3
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD