Yavuz açıp okuduğu mesajın ardından hem afallamıştı hem de kabul etmeli ki, şaşırmıştı. Efnan ona bir hafta durmuş durmuş ve sonrası ne yazmıştı? Yavuz mesajı okumuş ve şimdi de bildiğin bu kız yüzünden kendi bildiğiyle çelişiyordu. Gelse mi gitse mi karar veremiyordu.
Günlerdir aklını kurcalayan kız söylemeli güzelliğiyle aklını başından almıştı. Yavuz bir de hiç huyu olmasa da onun sözüyle gidip kızı araştırmıştı. Kızı kabul etmeli görünce hoş bulmuştu. Bunu o inkar etmiyordu. Rahatça ona kendi görüntüsünü atması ve Yavuz da onla biraz eğleniriz istemişti. Kızın bir şehit kızı olması ve Yavuz da işe bakın ki Diyarbakır'ın ilçesinde ve Kulp'a da, oldukça yakın olan bir yerde görev yapıyordu. Bu nasıl rast gelen bir işti!
1 hafta öncesinde onun nereyi tercih edeceği ile ilgili az çok bir yerleri tahmin etmişti. Yanılmayı istemiş ve burasını ihtimal vermemişti. Şimdi yazmış olduğu mesaj ve karşısındaki kız onu neden bir an bile hiç şaşırtmıyordu. İnsan sarrafıydı tamam da bunun olmasını Allah vardı istememişti.
Şaşırdığı nokta Efnan'ın vedalaşırcasına ona yazmasıydı. Oysa, oysa daha bence aralarındaki tuhaf çekim çekiyor ve onunla yeni başlıyorlardı. Bir de zamanın hızlı geçiyor olması vardı. 1 hafta neredeyse su gibi geçmiş ve göz açıp kapayıncaya kadar gitmişti. Yavuz bu süreçte ona hiç yazmamıştı ki zaten yazamazdı. O bu süreçte görevdeydi. Aklında ise hiç durmadan Efnan vardı.
Peki Efnan ona günler sonra ne yazmıştı? Yarın uçağa binmesi demek şehirden buraya gelinceye kadar yol çok çekerdi. Üstelik yolların güvenliği vardı. Yavuz'un içi rahat değildi. Kendi gözleriyle görmek ve içi rahat etsin istiyordu. İnanın başka bir sebebi yoktu. Yollar korunuyor olsa bile ilçeye geçeceğini düşündüğü kızı kendi eliyle kalacağı yere kadar bırakırdı. Efnan aklından günlerdir çıkmazken onun da söylediği gibi belki adam akıllı vedalaşırlardı.
Üzerindeki askeriye üniformasını çıkardı. Lanet olsun bir haftadır dağdalardı ve felaket kokuyordu. Duş alması gerekiyordu. Yavuz onun karşısına böyle çıkamazdı. Duşa girdi. Girerken dahi aklında Efnan vardı. Nasıl biriyse artık kendi gözleriyle görmek istiyordu. Aklını onun bu kadar kurcalaması ve Efnan'ın haklı bir savunmaya geçmesi gerekiyordu.
İç çekti.
1 haftadır dağlarda terörist kovalaması bir yana çok şükür ki karşı taraf ile çatışma çıkmamış ve birliğe gittikleri gibi hep birlikte dönmüşlerdi. Çatışma olmadı dese de teröristleri olay yerinde yakalamış ve karşı taraf atak şansı vermeden sağ ele geçirmişlerdi. Tabi ölenler olmuştu da bu onlardan olmadıkça umuruna gelmez Yavuz çok umursamazdı.
Askerlik görevi için Yavuz Diyarbakır Kulp'a bir sene önce gelmişti. Aslında Özel harekata dahil olması da burada başlamıştı. Askeri sınavlar ve Yavuz Lice'den çıkıp Kulp'ta göreve başlamıştı. 2 yıla aşkındır dağ bayır burada her kim varsa adını tüm halkına duyurmuştu. Burada herkes ona Fidan dese de anlamı vardı ve teröristlerin dilinde de en çok Yavuz olarak anılır, bilinirdi. Köydeki küçücük çocukları alıp dağa kaçırmaları ile Yavuz da buradakiler için umut olmuştu. Terör örgütünün üstünde hiç acıması olmadan Yavuz, yavuz rüzgarı estiriyordu. Onu bilenler çocuk denildiğinde vereceği tepkisini az çok tahmin ederdi. Daha 1 hafta önce yaşı Allah bilir 13 müydü bir çocuğun ona silah çekmesi ile Yavuz'un da nevri dönmüştü. Çocuktu! Ona yönelttiği silahın tetiğini çekememişti ve titreyen elinin ardından, "Ağam gidesin. Ben yapamam. Anam babamla... beni gardaşlarımla tehdit ediyorlar." demişti.
Yavuz diğer çocuklarında ondan çok farklı olmadığını biliyordu. Kaç çocuğu Yavuz o çocukta dahildi ailelerine kavuşturdu hiç bilmese de ah almaz ve belki onların duası vardır Efnan'la aralarında doğru düzgün bir şey olmasa da kalbini kırdığını bildiği için hazır bu fırsat kızın gönlünü alırdı. Yavuz onun yoluna düşecekti. Onunla küskün ayrılmak o da istemiyordu.
Duştan çıkınca aynanın karşısına geldi. Kendiyle sanki yüzleşiyordu. Gerçekten gidecek miydi?
Günlerdir gözlerinin rengi aklından çıkmayan kız, Yavuz en azından gerçek mi değil mi kendi gözü ile canlı kanlı görürdü. Kaybedeceği neyi vardı ki! Bir şehit kızı içinse izin günü ona feda olsundu. Efnan'dan başka kullanacağı bir yeri onun da yoktu.
"Siktir etsene." aynanın karşısından ayrılıp dolabına yürüdü. Yavuz oldum olası siyah severdi. Bu yüzden dolabı siyahlarla doluydu ki siyah kargo pantolonu eline alıp giydi. Odaları bir olan ve içeri giren Polat'la dolabından bakışlarını alıp ona döndü.
Polat, "Hayrola dostum." demişti. Yavuz burun kemerini sıktı. Canı sıkılmıştı. Neyi nasıl anlatacağını bilmiyordu. Kaldı ki Efnan, o nasıl anlatılırdı.
Yüzünü ovuşturdu. Sessiz kalsa sanırım iyi olacaktı. Yine de Yavuz arkadaşına baktı. Polat'la askeri görev sırasında birlikte çalışmışlar, orada tanışmışlardı. Huyunu suyunu sevdiği adamdı. Yavuz birden Polat'a üstünü gösterdi.
"Nasıl olmuşum?" altı tamamdı da üstünde ne giyse kararsızdı. Siyah onun rengiydi. Peki Efnan siyah sever miydi? Gözleri deniz kokan kızın siyahı çok sevdiğini sanmıyordu.
Polat sitemliydi. "Yavuz 1 haftadır var sende bir haller. Çıkar oğlum ağzındaki şu baklayı. Seni tanımayı bırak arkadaşız seninle, dostumsun. Ben ne giyindim diye yeri gelir düşünürüm de sen ne giyinsem diye düşünmezsin. Bu bile beni endişelendiriyor. Var oğlum sende bir haller. Dökül!" ondan kaçsa şaşardı.
Yavuz başını aşağı yukarı salladı. Yoktu aslında bir şey. Sadece hava alanına gidecek ve hoca hanımı alacaktı. Sonra kalacağı yer her nereyse oraya bırakırdı. Adını sanını öğrendiği kızla neydi neciydi tanışıp gelecekti Yavuz yalnızca. Yani Polat'ın bahsettiği gibi bir bakla yoktu ağzında. Eğer Efnan şehit kızı olmasaydı Polat'a anlatacağı bir şeyler olurdu da Yavuz bir defa ağzından çıkmış ve olmaz demişti. O yüzden bakla filan istese de yoktu. Efnan onun aradığı kız olsa bile ikisi olmazlardı.
"Uzatma Polat. Sen nasıl oldum onu bana söyle? Bir de sende varsa açık renk bir tişört versene."
Polat uzatmayıp ona baktı. "Yavuzsun, işte oğlum."
Yavuz kaşlarını çattı. "O ne, lan?" Yavuz olmasında sorun yoktu da insan altında bir bok arıyordu. Polat da canı sağ olsun ona hiç yardımcı olmuyordu. Yavuz olması iyi bir şey miydi? Bir kızın karşısına çıkacaktı. Kabul ediyordu onu etkilemeyi de istiyordu. Kaldı ki Efnan gibi güzel bir kızdan bahsediyordu. Polat yardım etsindi yoksa Yavuz ağzına sıçacaktı.
Arkadaşının bozulan yüzünden gülmek istese de sanırım gülmüyordu. Yavuz başını sallayarak sabır diledi. İt herif konuşturamayınca sinirlerine oynuyordu. Bunu şimdi anlamıştı. "Bir kızla buluşacaksın!"
Yavuz sabır dileyerek başını salladı. Zaten gitmeden önce albaydan izin alması gerekiyordu. Bu bilgileri verecekti ki Polat'tan nereye gideceğini saklayacak değildi. Sadece onun söyleyeceği bir şeyi yoktu. Olmayacak duaya amin denilmezdi. Yavuz da amin diye oraya gitmiyordu. Gidiyordu işte. Keyfi öyle istiyor ve canı Efnan'ı görmek istiyordu.
Polat ona dolaptan bir tişört uzatınca sorgulamadan aldı. 7/24 dağlarda olunca ne giyeyim diye düşünmüyordu. Aslında düşününce asker olduğundan bu yana Yavuz dağlı olup çıkmıştı. Resmen bağlı olmayı unutmuştu.
"İlk karşılaşma önem arz eder kardeşim. Hele bir kızla görüşmeye gideceksen," Yavuz tek kaşını kaldırdı. İt heriften hiç kaçmayınca kaçmıyordu. "Yavuz'um görüştüğün kişi bir gün bile olsa hayatında olacak bir kızsa kızlar konusunda dikkatli olmalısın. Biz her zaman ki halimiz der geçeriz de onlar bizim gibi değiller. Kadınlar fazla detaycıdır. Kısacası ilk karşılaşma ve ilk inziva önemli. Allah yardımcın olsun. Neyse seni tutmayım. Konuşuruz." Yavuz'un acelesi olduğunu anlamıştı. Yavuz anlatır o da dinlerdi. Burda lafa tutup vakit kaybetmenin pek anlamı yoktu.
Yavuz eline aldığı kol saati ve dolaptan aldığı ayakkabısıyla Polat'a baktı. "Sen nereye?" geleli çok olmamıştı ki aslında bugün her biri çok uykusuzlardı. Yavuz da dışarı çıkmaz bir güzel uyurdu da Efnan'ı ve mesajını görünce fikri değişmiş ve onu beklerken kestiririm diye bir yerde düşünüyordu. Zaten onların uykusu kuş uykusu olurdu. Öyle aman aman uykuları istese de olmazdı. Asker olunca uykuyu unutuyor ve tünemeye dönüyordu.
"Anlamadım ki bende. Üst birimden çağırmışlar. Beni görmek için. Bu sefer ki olay çok başka. Çocukların yaşını sende gördün. Hepsinin yaş ortalaması nerden baksan 12 ile 14 ya varlar ya yoklardı. Çocuklara tekrar ulaşsınlar sanırım istenilmiyor. O işi hallettirecek olmalılar. Aklıma başka bir şey gelmiyor."
Yavuz arkadaşına başını salladı. Ayakkabısını giymiş ve saatini de taktı. Hazırdı. O da aslında son anda işi çıkmasa bilgi vermek için şehre gidecekti. Hatta 1 kaç hafta dağa çıkmayacaklar ve karargahta kalacaktı. Pusu bekliyorlardı. Dağa tekrardan çıkmaktansa çocukların bulunduğu karargahı korumaları çok doğru bir hamle olurdu. Tabi bunlar birer düşünceden de ibaretti. Acil bir görev çıkarsa koruma işi onlardan alınıp jandarma birliğine kaldırılırdı. Zaman gösterecekti.
Yavuz arkadaşının çıkmasıyla o da yol aldı. Telefonun bir anda çalmasıyla siktir çekti. Albay arıyordu. İş anlaşılan uzayacaktı. Gitse bir dertti kalsa ayrı dertti.
"Emredin Albayım." bir süre karşı tarafı öylece dinledi. Sonra başını sallayıp, "Geliyorum hemen." dedi.
Albayın yanına yol alırken Yavuz hava limanını aradı. Vardı tanıdığı kişiler. İlk olarak uçağın ne zaman ineceği onun bilgisini aldı. Biliyordu da teyit ettiriyordu. Oradakilerle konuşunca telefonu kapadı. Bir taraftan yürüyordu diğer tarafından telefon elinde bakıp duruyordu. Kararını verdi. Efnan'ı hava alanında onun tarafından şaşırtacak olan bir sürpriz bekliyordu. Bunu yapmalıydı çünkü Yavuz ona yetişemeyecekti. Efnan'ı elinden yoksa kaçıracaktı. Bunu da istemiyordu.
Umarım Efnan sürprizler konusunda mülayim ve anlayışlı biridir. Onun işi yolunda gitmemişti. Bari bu yolunda gitsindi. Ve Efnan bir konuda çok haklıydı. O da onun elinin kolunun çok uzun olduğu konusuydu.
"Madem veda istedin seni tanışmadan yolcu etmeyeceğim, deniz kızı.."
Etmeyecekti.
---------------------------------
Hikayenin en kopucu yeri burada başlıyor. Sürpriz konusundan beklentileri alabilirim. Kaldı ki kitabın içinde Yavuz'u okumak nasıl hissettirdi? Bu bölüm için duygu ve düşünceleri alabilirim:))