yazardan... Karaca, odanın içine yayılan o ağır ve tuhaf kokuyla birlikte genzinin yandığını hissetti. İğrenme ve şaşkınlık duyguları birbirine karışırken, bir saniye bile düşünmeden yatağın yanındaki pencereye atıldı. Sert bir hamleyle pencereyi sonuna kadar açıp İstanbul’un serin ve geceye karışmış havasının içeri dolmasına izin verdi. Ellerini hızla havada sallayarak o yoğun havayı dağıtmaya çalışırken arkasını döndü. Sanaç, yatakta sanki dünyadaki en doğal ve gurur verici şeyi yapmış gibi, o kendine has arsız gülümsemesiyle Karaca’yı süzüyordu. "Al işte," dedi Sanaç, sanki bir başarı belgesi sunar gibi, "sanki içimdeki o bütün barajlar yıkıldı. Menimin sızıntısı odayı mis gibi doldurdu doktor, rahatladım valla." Karaca, duydukları karşısında şok içinde donup kaldı. Gözlerini kocaman

