yazardan... Karaca, bileğini kavrayan o kaba elin baskısıyla bir anlığına nefes alamadığını hissetti. Serdar’ın parmakları tenine gömülürken, bodrum katındaki o eski kabus, tekerlekli sandalyenin gıcırıdayan tekerlek sesleri ve üzerine doğru gelen o karanlık gölge zihninde yeniden canlandı. "Bırak beni..." diye tısladı Karaca. Sesinin titremesine engel olmaya çalışıyordu ama içindeki nefret o kadar büyüktü ki, gözlerinden adeta kıvılcımlar saçılıyordu. "Sana elini çek dedim Serdar! Eğer o pis elini hemen bileğimden almazsan, bu hastaneyi senin başına yıkarım, güvenliği çağırırım!" Serdar, Karaca’nın bu direnci karşısında küçümseyici bir tavırla hafifçe güldü. O pis, sigara kokan nefesini Karaca’nın yüzüne doğru üfleyerek bileğini daha da sert, canını yakacak şekilde sıktı. O zalim gözle

