Kahvaltı masasını yavaşça toparlamaya başladığımızda, içimde hafif bir hüzün ve kararlılık vardı. Meltem’in ailesiyle ilgili sorunları duyunca içim burkulmuştu. O anda içimdeki karanlığın o soğuk kanlı ve stratejist tarafı devreye girdi. “Belki de iplerini çekme zamanı gelmiştir. Ne dersiniz? ” dedim kötücül tebessümle. Meltem’in gözlerinde bir korku belirdi. “Hayır. Benim yüzümden geri dönmeni istemiyorum." dedi titrek bir sesle. Duygu merakla bize bakıyordu. "Ne geri dönmesi? Şifreli konuşmayın yaaa!" diye itirazetti. Meltem, elini sallayarak, “Boş ver, önemli değil.” dedi elini başından savar gibi sallayarak. Bense “Saçmalama şu anda Pantom’dan başka bir şey elimizde yok.” dedim ısrar ederek. Duygu konuyu nihayet anladığını belirtircesine başını salladığında “Mine haklı. Bende iste

