Hakan Şirketin cam binasına adım attığımda, dışarıdaki dünyanın gürültüsü zihnimde birer birer silinmiş, yerini sadece onun olduğu odaya ulaşma isteğine bırakmıştı. Ayaklarım beni sarsılmaz bir kararlılıkla Esra’nın ofisine doğru taşırken, kalbimdeki o tuhaf heyecan ritmini çoktan bulmuştu. Kapıyı aralayıp içeri girdiğimde, Esra her zamanki gibi zarafetiyle odayı ele geçirmişti. Üzerindeki o şık, hatlarını nazikçe vurgulayan kıyafet ve her hareketine yansıyan o kendinden emin duruş... Her haliyle beni mıknatıs gibi kendine çekiyordu. Artık sadece bir hoşlanma değildi bu; Esra’ya doğru çekilmekten ziyade, onun çekim alanında kaybolduğumu hissediyordum. Gürültüsüz adımlarla, sanki bir gölgeymişçesine arkasından yaklaştım. Aramızdaki o birkaç santimlik mesafe bile ateş gibi yakıyordu. Yava

