Karman çarpar inşallah-2

2349 Words
CANKAT          Çırpıbacak'la bir doz uğraşmam yeter sanmıştım. Onu uyuz etmeye bayılıyorum. Kendini bir şey sanıyor,soğuk nevale. Ne zaman beni görse işi gücü laf sokup, aptalmışım gibi göz devirmek. Kıza herşeyim batıyor sanki. Ben de onu sinir ediyorum.         Bir kere tuhaf biri. O sıcağın altında kim havuzun kenarında tepeden tırnağa giyinmiş halde oturur. Eminim şu kankası olan iki sevimli tip olmasa, gene burnunu kalın kitaplarından birine gömmüş olurdu. Ona kalsa evden çıkmayıp, kitaplarıyla yaşayıp, gider. Bana ne ya, o sıkıcı hayatında ne isterse yapsın.? ?? Yok ama kendi eğlenemiyor ya, başkasınınki batıyor. Illa burnunu sokacak cadı,  arkadaş.        Hazır annemler,onunkilerle yemeğe çıktılar, ev boş, izin almış parti veriyorum ne güzel. Kapıda bitti. Tam eğlence hızını almış, havuz başında millet, müzik ve  dansla coşmuş,  bugün plajda gözlerini benden alamayan, taş gibi Esin ile odaya çekilmişim, kapım çaldı.  " Defol " diye bağırdım.  Esin atar yapmama kıkırdamıştı. Kafayı buldu hafiften. Gerçi normal hali de bundan farklı değil. Kız çok tatlı, çok da verici. " Nerde kalmıştık?" deyip, sırıttım.  " Burada " deyip, beni kendine çekti. Kızı öpeceğim, malın teki kapıyı kıracak. Sinir olup, tavana baktım.   " Defol dedim "  Kapının dışından Deniz'in sesi geldi " Kanka bir gel. Acil durum " demez mi?  Ya biri kustu çok içip ,  ya kavga çıktı, ya da annemler geldi. Şansıma küfredip kalktım. Tişörtümü giydim. " Kaybolma bir yere " deyip, Esin'e göz kırptım. Yatağa yayılmıştı  " Çok bekletme " deyip gülümsedi.  " Iki dakikaya geliyorum. "  Sinirim tepemde kapıyı açıp, Deniz'e baktım. " Cidden acildir umarım. Yoksa çok pis dalarım sana Deniz. "  Deniz kapıyı kaparken, Esin'i görmüş, sırıtıyordu " Yav bir el at kapıdaki tipe, dönersin Esin'in yanına. "  Aşağıya inerken, kafama takılmıştı dediği " Kimmiş o tip ya?”   Deniz omuz silkti " Ne bileyim. Kızın teki. Polis çağıracağım filan diyor. Gürültüden rahatsız olmuş "  Anlamıştım tabi. Kim olabilirdi ki? Mızıkçı, bilmiş şey. Kapıyı açtım. Deniz,  Başak'ı kafasıyla işaret etti.  " Işte bu. "   Tipe bak ya. Giymiş aptal pijamalarını, ayağında tavşan terlikleri, kapıda dikiliyor. Gülmemek için zor tuttum kendimi. Kapı açılınca sinirle dönüp bakmıştı. Gözlüğünü düzeltip, ağzını açıyordu ki ,atıldım.   " Ne var?”   Bir an duraksadı. Ona çıkışmamdan hoşlanmamıştı hiç.  " Bu " dedi.  " Bu?  Bu ne oluyor?"   Aptalmışım gibi göz devirdi gene. Elleriyle evi işaret etti. " Bu işte. "   " Ne işte?"   Deniz gülmeye başlamıştı. Kapıya merak edip gelen Burak karşımızda duran Başak'ı görünce duraksadı. " Napıyorsunuz siz kapı ağzında?  " derken ,Başak'a  bakıyordu.  Başak, Burak geldiği anda yanakları kızararak irkilmişti. Ne diyeceğini unutmuş, utanmış ve paniklemiş bir hali vardı. Yok artık! Bu semptomlar, bu surat?  itfaiye lambası gibi kızarmış yanaklar.. bu çırpıbacak Burak'tan mı hoşlanıyor? Düştün elime kızım sen. Şimdilik bu koz bende kalsın. Ciddi bir ifade takındım.  " Ne istiyorsun?  Konuşacak mısın yoksa birbirimizle mi bakışacağız burda bütün gece?” dedim kollarımı kavuşturarak.  Yutkunmuştu. Doğru kelimeleri bulamıyor gibiydi. Sabırsızca parmak şıklattım.  " Eeee?”   Deniz kendini tutamamıştı " Sağır herhalde "  Başak kendine gelmişti " Çok gürültü çıkartıyorsunuz. Saat kaç oldu haberiniz var mı?"  Gıcıklığına Burak'a baktım " Saat kaç kanka?  "  Burak saatine göz attı. " Bire geliyor "   Başak'a baktım " Oldu mu?  Öğrendin saati " deyip kapıyı kapattım suratına.  Deniz ve Burak'la gülmeye başlamıştık. Deniz sırtıma takdir edercesine vurmuştu.  " Bak bu iyiydi. Öyle kaldı orada. "  Kapı tekrar çalınıyordu. Zil ısrarla susmuyordu. Burak kapıya baktı. " Bence kalmadı. Yıkmadan aç kapıyı. "   Oflayarak yeniden açtım Başak sinirlenmiş bir halde bana bakıyordu.  " Gürültüyü kesin. Saat gecenin körü. Hastası olan var, küçük çocuğu olan var, uyuyan var. "   " Mahallenin muhtarı da var anlaşılan. " deyince, gene göz  devirdi.  " Gürültüyü kesin. Eğer kesmezseniz polis çağıracağım haberin olsun " deyip, sırtını dönüp, gitti.  Deniz onun taklidini yaparak " Haberiniz olsun hıh " deyip,  hayali uzun saçlarını savurdu.  " Kim bu uyuz kız ya?   Gece gece pijama terlik dayandı kapıya. "   " O mu?  Buraların delisi o. Kapı baca pijamalı,gecelikli dolanır o "   " Polis molis dedi. Arar mı?  Başın belaya girmesin sonra?” dedi Burak.  Üçümüz içinde en mantıklımız Burak'tı. Haklılık payı da vardı. Yapardı çırpıbacak dediğini. Annemlerle feci papaz olurdum polislik olsam. Mecbur partiyi dağıtıp, Deniz ve Burak'ın yardımıyla milleti evine gönderdik. Soğuk nevale yüzünden partim mahvoldu. Görür o gününü. Şimdiye dek gıcık ediyorum sanıyordu ya asıl bundan sonra görecek gıcık etmeyi.       Aradığım fırsatı ertesi gün annemin beni zorla sürüklediği mangal partisinde yakaladım. Bu bir çeşit gelenek gibi olmuştu. Çırpıbacak'ın babası Doğan amca  ile babam havalar güzel olduğu andan itibaren pazarlarını mangal, futbol ve bira kombinine rezerve etmişlerdi. Annem ve Hande teyze de birarada olmaya bayılırlardı. Konuşup, gülecek bir sürü şey buluyorlardı. Bir ben sevmiyordum,  bir pazar bizde, diğer pazar onlarda sürüp giden bu muhabbeti. Yani iyiler, hoşlar da aile muhabbeti bayıyor işte. Birine katılıyorsam, on tanesini atlatıyordum. Zaten bir sürü plan programım oluyor. Annem surat assa da babam ses çıkarmıyordu. Anneme kalsa dizinin dibinde durayım.  " Neden gelmiyorsun hiç bizimle, arkadaşlarınla hep görüşüyorsun zaten. Bizle ol bir gün de Cankat. Hem arkadaşsa orda da var arkadaşın. " demişti bir kez.  Boş bulunup, sordum " Kim var ki?  "   " Başak var ya. "  " Başak !Onu diyorsun sen. "   Annemin kaşı kalkmıştı. " Ne o surat? Beğenemedin mi?”   " Yok ondan değil. Başak iyi kız... pek ortak noktamız yok diyelim "  " Saçmalama Cankat, beraber büyüdünüz siz. "  Babam mutfağa girdiğinden konuşmanın son kısmını duysa da, anlamıştı. " Beşik kertmen oğlum senin Başak. " deyip, göz kırptı.      Bir de bu saçmalık var. Hande teyze kız, annem oğlan doğurunca ikisi bizim büyüyünce evleneceğimizi hayal edip, aralarında sözlemişler bizi. Biz büyürken sık sık konuşulan bu konu iki aile arasında don lastiği gibi uzamıştı. Bundan keyif alıyorlardı sanki ama bana resmen kabustu. Başak tepki vermese de onun da hoşnut olmadığını anlıyordum. Yani annem bayılabilir Başak'a. Babam zeki,çalışkan, terbiyeli, çok bilgili ve tatlı diye çok beğenebilir ama yani bence uyuz bir kız. O mu kaldı evlenecek. Kaldı ki ne evliliği ya?    Ömür boyu tek kız. Ben şimdi bu yakışıklı suratı,  onca emek verdiğim bu vücudu, bu karizmayı, tatlılığı, çekiciliği, seksiliği bir kıza verip, diğer kızları kendimden nasıl mahrum bırakayım?  Bir de o kız Başak mı olacak? Safinaz o be.  Kesin  gene  o salıncağına kurulmuş,kafasını kalın bir kitaba gömmüştür. Üzerine de o hep giydiği tişört ve bol pantolonlardan vardır. Bu kız kesin erkek reyonundan kıyafet alıyor. Bir kere olsun, okul hariç onu etekle  görmedim. Yaz kış pantalon. Üzerine de bol tişört veya kışsa kazak. Saçları desen.. Bir şeyler yapıyor da hiç dikkat etmemişim, Zaten ne yaparsa yapsın,  karman çorman yaptığım için nafile çabası.       Bingo, annemler arka kapıya dolanırken bahçe duvarının üstünden atlayıp, havuzun oraya gittiğim anda  çırpıbacak'ı  aynen tahmin ettiğim gibi, salıncağa kurulmuş, kitabına heyecanla dalmış halde buldum. Ses çıkartmadan yaklaştım avıma. Gerçi davul çalsan, kitap okurken duymaz.  " Naber, çırpıbacak " deyip, saçlarını karıştırdım.  " Yapmasana Cankat yaaa " diye viyakladı, kuyruğuna basılan kedi gibi.  Hiç aldırmadan karıştırmaya devam ediyordum. O da kaçmaya uğraşıyordu ama izin verir miyim?  Kafasını kolumun altına  kıstırmış, partinin hırsını mikser gibi karıştırmaya devam ettiğim saçlarından alıyordum.  " Ya bıraksana.. Cankat, bırak diyorum "   Annemler bahçeye çıkıp, halimizi görmüştü. Gülmeye başladılar. " Oğlum bıraksana kızı. " dedi babam.  " Bırakıyorum. "   Başak onu azat ettiğim an tımarhane kaçkınına dönmüş saçlarına el attı. " Yapma diyorum hep yapıyorsun bunu. Laftan anlamıyorsun hiç Cankat "   Gülerek yanına oturdum. Çarpılan gözlüğünü düzelttim. " Sen de söylemeye devam etme o zaman. "   " Sen de laftan anla. O kafanın içindeki zavallıyı  kullan artık birazcık " deyip, gözlerini devirdi. Kucağında duran kitabı kapıverdim.  " Ne okuyorsun bakayım?" deyip, öylesine göz attım.  Paniklemişti. " Ver şunu ya. Ne alıyorsun kitabımı izinsiz?”   " Sana özel mi yazdı yazarı? Herkes baksın diye yazdı kitabı. "   "Okusun. "   " Ne?”  " Kitap okunur. Film bakılır. "        Kitabı benden almak için cebelleşiyorken bile ukalalık yapıyor. Sanki zır cahilim. Sen önce bir kitaba sahip çık. Ne kadar uzandıysa da, kolumun uzandığı mesafeye ulaşması imkansız. Ayy safım ya. Arada bir verecek gibi yapınca umutlanıyor,kapmaya çalışıyor elimden. Kızım basket takımı kaptanıyım ben. Senin refleksin yeter mi bana?         Etrafımda dönerek zıplatırım seni işte böyle top gibi. Kitabı alamadıkça sinirlenmiş, yüzü kıpkırmızı olmuştu. Bir de kitaptan açtığım bir sayfayı yüksek sesle okuyunca, morardı öfkeden. " Bakayım neymiş bu kadar ilgini çeken. " Genç adam kızı kollarına aldı ve kendine çekti. Kızın nefesi kesilmişti.. "  Doktor bu ne?    " Başak,  ne okuyorsun kızım sen edebi roman ayağına? Bak bak bak.. "  " Yaa kes şunu Cankat. " diye viyakladı ve salıncağa gidip, kıpkırmızı olmuş bir suratla küserek oturdu.       Kollarını göğsünde kavuşturmuş, dudağını sarkıtmış, kafasını çevirmişti. Tipik Başak küsmesi. Üç yaşından beri aynı sıralamada küser. Keyfim yerine gelmiş, kitap elimde yanına oturdum ve ona doğru yaslanıp, okumaya devam ettim.   " Genç adam dudaklarına eğilince, kızın heyecanla dudakları aralandı. Nefesleri birbirine karışmaya başlamıştı... "   Başak kulaklarını kapatmış, bağırmaya başlamıştı.  " Lalalalalala"   Kitabı kapatıp, kucağına attım " Tamam al kitabını. Kulaklarımı mahvetme o karga gibi sesinle. "  Kitabı eline alıp, öte tarafa koydu. Küsmeye devam edecekti demek. Eh kendi bilirdi. Ben de gıcık etmeye devam ederim o zaman.  " Başak Başak Başak seni sinsi şeytan. Bu tür kitaplar okuyordun demek sen?  Vay vay vay. "  Dayanamamıştı. " Bu tür derken?”   " Bu tür işte. Fan gibi fon seksi don " deyip, kaşlarımı dans ettirdim.  Suratı buruştu " Iyyyk, o ne be?  Biraz büyüsüne sen. "  " Iyi,  tamam. Seks kitabı okuyorsun bakıyorum. "  Koluma vurdu sinirle " Saçmalama. Okuduğun sadece ufak bir kısmı kitabın. Dangalak gibi konuşma. "  " He yav he he. Öyledir. "  " Kime ne anlatıyorsam " diye yana çekildi biraz.  " Yapıştın sıcakta dibime sen de ya. "  Güldüm. " Senin yerinde olmak için kaç kız can atıyor biliyor musun sen?”  " Hımm, seçici biri olmadığını, çıtanın baya altlarda olduğunu ve her dişiye olur dediğini düşünürsek tüm şehirdekiler herhalde. "   Laf çakıyor aklınca. Sırıttım. " Bingo. O yüzden kitaplardan öğrenmeye ihtiyacım yok senin gibi. Yaşayarak öğreniyorum ben çırpıbacak "  " Neyi? Kaç çeşit hastalık kapabileceğini mi?”   Bilmiş bilmiş gülümsüyor. Sen şimdi görürsün gününü küçük keçi.  " Bence artık bırak şu kitapları da, bir sevgili filan yap, öyle öğren. Bak bu son sene , buldun buldun birini. Yoksa tren kaçar. Istersen hayrına el atarım bu işe. "  Yüzünü buruşturdu " Yok artık. "  " Niye kızım?  Çevrem geniş. Illa birini bulurum sana. Himmm bir bakayım sana "  Onu incelememe sinir olmuştu. " Çok komik Cankat. Gitsene sen ya. Mangala filan yardım etsene. "  " Bir rahat dur, kıpırdama.. hımm olur ya. Bulurum birini sana ben. Mutlaka aralarında miyop, hipermetrop,astimat veya tavuk karası olan filan vardır. "  Biraz durulmuştu. " Haha çok komik. Sanki senin yardımına ihtiyacım var. Senin bulduğun adam sana benzer. Yani hiç bir şeye. "   Omuz silkip, salıncağı salladım. " Hay Allah ,ben de tam şaka yapmayı bırakıp, ciddi ciddi birini önerecektim ama napalım kısmet " deyip sırıttım.   " Tabi tabi kesin öyledir. Sırf kimmiş diye sorayım diye yapıyorsun. "  " Madem sordun. Ben Burak' ı düşünmüştüm ama madem yardıma ihtiyacın yok "  Ağzı bir karış açık kalmış, bana bakıyordu. Etrafa bakınıyor gibi yapıp, gülmemi bastırdım. Tekrar ona baktığımda ağzı hala açıktı.   " Kapa kapa " deyip, ağzını işaret ettim " Sinek kaçacak. " diye güldüm. " Hangi Burak bu?”  dedi bir süre sessizce salladıktan sonra.  " Hayırdır ilgini çekti, birden. "   " Yok laf olsun diye sordum. Aman neyse ne. "   " Burak işte. Benim Burak. Kankam olan. Dün gece kapıda dibinin düştüğü Burak. "   Kıpkırmızı olmuştu. " Saçmalama yok öyle birşey. " diye geveledi.  " Kırmızının elli tonu oldun ama sen. Kıyamam cen büyüdün de aşık mı oldun. Burak'a mı yazıyon cen. Heyecanlanıyor musun cen onu göyünce. Kitabı okuyken onu mu hayal ediyorsun cen. Kızzz çakal "  Gözleri dolmuştu. " Gerizekalı, yok diyorum öyle birşey. Aşık filan değilim kimseye. "   " Sen ona aşıksın, sen ona aşıksın, sen ona aşıksın tek bir şey deme yeter " diye Modelin şarkısını söylemeye başlayınca sallanan salıncaktan yere atladı Düşmüştü ama ben yanına gidene dek hemen kalkmıştı. Uzattığım elimi itmişti. " Cidden tahammül ötesisin. "deyip, içeri yönelmek istedi.  " Aa tuh boşuna çıtlattım Burak'a dün gece desene senin hoşlandığını. O da merak etti o kadar seni "  " Ne?” dedi ve kaldı. Resmen heykel gibi kalmıştı. O kadar heyecan yapıp,  korkmuştu ki bir an ileri götürdüğün için pişman oldum.  " Yapmadın değil mi öyle bir şey?”  " Yapmadım tabi sakin ol. Sadece vlogda anket yaptım Takipçilerime sen ve Burak olabir mi diye sordum. Kamuoyunun fikrini bir almak lazım. "  Ikinci bir şokla resmen yerinde sallandı. Sanki bayılacak. Benim böyle pisliklerime maruz kaldığı için önceden, olmaz da diyemiyor. Beyni iptal oldu. Zeki diyorlar bir de ya buna. Her dediğime sazan gibi atlıyor.  " Tamam kalp krizi geçirme yapmadım. "dedim en sonunda.  " Gerçekten mi?” " Gerçekten. Benim de bir ünüm var herhalde kızım. Abuk subuk, kamera şakası gibi bir şeyi nasıl trend topic anket yapayım?  Senin gibi bir tiple Burak. Millet anında sosyal deney zamazingoları var ya, hani bir senaryo koyup oynuyorlar, tepkileri çekiyorlar.. "   Öfkeyle sözümü kesti. " Biliyorum ne olduğununu. Kendin gibi kıt  mı sandın beni?”  " Ama sazan gibi atlıyorsun her dediğime zeka küpü. "  " Çünkü pislik yapmaya bayılıyorsun. Sağın solun belli olmuyor senin. Sırf hastalıklı beyninle eğlen diye yaparsın  sen. "  " Orası doğru da, inandırıcı olmaz ama ya. Yani sen ve Burak hiç olacak şey mi?  Senin şu tiple benim kankanın ne işi olsun Başak? Onun takıldığı kızlar belli. Sen... sen de kız gibi bir şeysin tertip sıkma canını. "  " Sen de yüzeysel, boş kafalı, aptal aptal oyun peşinde , işe yaramaz, gıcığın tekisin Cankat. "  " Senin gibi içi geçmiş, sıkıcı, sivri dilli, anti-sosyal bir ucubik olmaktan iyidir Başak "  "  Umarım karman seni çarpar da böyle bir pislik olduğun için hak ettiğini bulursun  "   " O dediğinden canım. Seninki de seni çarpsın da asıl sen bul hak ettiğini. Sanki tek yönlü trafik şeridi bu karma. Beni çarparsa seni de çarpar hanımefendi " dedim kibirle.  Asla büyük konuşmayacaksınız asla. Herhalde o sinirle ikimiz sadece laf olsun diye söylemiştik ama ertesi sabah uyandığımızda....  Karma çarpmayı bırak, ikimizi nakavt edip, ortada mal gibi bırakmıştı. Işte bizim kabus da böyle başlamıştı. Ben lanet olasıca Başak ,Başak da ben olarak kalkıp, belâmızı bulmuştuk. ***
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD