Kader, insana nasıl bir oyun oynardı bilmiyorum ama bir aydır rüyalarımda sayısızca birlikte olduğum adam, tam karşımda duruyordu.
“Mia hadi içeri girerim.”
Tepkisizliğimi fark etmemeleri için başımı salladım. Marco’nun ise gözleri bana değdiğinde, derince yutkundum. Beni hatırlıyor muydu? Yoksa onun için sadece birlikte olduğu kadınlardan bir kaçı mıydım?
İçeri girdiğimde, parkelerin kan olduğunu gördüm. Büyük ihtimalle Christie’ nin kanıydı. Çünkü bu adamın herhangi bir yerinde hiç bir darbe yoktu. Gayet sağlam ve kendinden emin duruyordu.
Koltuğa oturduğumda o da karşımdaki tekli koltuğa geçip oturmuştu.
“Ben sana su getireyim.”
Lena yanımızdan ayrıldığında başımı yere eğdim. Yoksa bugün ki adrenalin yüzünden düşüp bayılacaktım.
“İyi misiniz?”
duyduğum sesiyle bakışlarımı ona çevirip başımı sadece onaylar bir biçimde salladım. Yanaklarım resmen utancımdan kıpkırmızı olmuştu. Aklıma o anlar geliyordu dudakları ve ah! O elleri, insanı günaha davet eden elleri.
“Al iç tatlım.”
Lena’nın suyu bana uzattıktan sonra, ellerini saçlarıma geçirip okşamaya koyuldu. Yüzümü onun boynuna gömdüğümde ağlamaya başlamıştım.
“Şşştt geçti güzelim, ağlama.”
“Çıldırmış gibiydi Lena ba..”
Yanımdaki adamı hatırladığımda susmuştum.
“Nasıl böyle bir iğrençliği yapmak ister? Maria’nın bundan haberi olacak, kesinlikle söyleyeceğim.”
Yüzümü boynundan kaldırıp
“Sakın Lena ! Maria bunu bilirse benim onu çağırdığımı düşünecek, Christie’ de değil bende suç bulacak.”
“Saçmalama kimse böyle bir şey düşünmez.”
“Düşünür. Lütfen bu konu bu evden çıkmasın.”
Gözlerimi Lena ‘dan alıp Marco’nun gözlerine değdirdiğimde öfkeli duruyordu.
“Tamam Mia.”
Başımı salladığımda Lena’ ya dönüp tekrardan
“Senin geceni de berbat ettim.”
“Merak etme, sen değil senden önce abim etti.”
Marco sessizliğini bozup hafifçe yerinden doğruldu, çatık kaşlarıyla Lena’ya bakış attı.
“Sen önce o saatte, o gece kulübünde, o adamla ne yaptığını sonrada bu kısa elbiseyle neden dışarı çıktığının hesabını vereceksin! Ha! Yukarıdaki odayı da unutmadım!”
“Adamın yüzünü dağıttın zaten abi, daha ne istiyorsun benden ? Hem üstüne seninle beraber İtalya ‘ya döneceğimi de kabul ettim.”
duyduğum şey doğru olamazdı değil mi?
“İtalya’ya mı dönüyorsun?”
Lena anlık gözlerini açıp kapattı dudaklarını dişlediğinde
“Mia b..”
“Beni bırakıyor musun?”
Gözlerim dolmuştu. Lena benim tek dostumdu, ailemdi.
Başını olumsuz bir şekilde sallayıp
“Tek değil sende..”
“Ben mi?”
Başını salladığında
“Mia, burada iyi hatıraların yok. Hemen hemen 1 aydır dışarı çıkmıyorsun. Gittiğin her yer Christie’ yi sana hatırlattığı için, üstüne işte bulamıyorsun büyük ihtimalle Christie’ nin parmağı var. Bu durumda ne yapacaksın?”
Haklıydı. Dışarı çıkmama sebebim Christie’nin anıları yüzündendi. Üstüne üstlük başvurduğum bir çok yerden olumsuz dönüş olmuştu. Biriktirdiğim para en fazla dört ay beni idare ederdi.
“ Gelemem. Başımın çaresine bakarım.”
“ Nasıl bakacaksınız? “
Marco’nun sesiyle ona doğru döndüm, gözleri ile beni süzüyordu. Derin bir şekilde yutkundum .
“Bilmiyorum.”
“Bilmiyorsun? “
dudaklarından çıkan kıkırtıyla onun yüzüne baktım.
“Babamın yanına giderim! “
Ela gözlerinin içine bakarak bunu demiştim. İnat içindi belki de
“Baban mı? Yapma Mia. Oraya gitmeyeceğini biliyorum.”
Lena derin bir nefes alıp, beni kendine doğru çekti.
“Benim için gelmez misin? Hem İtalya’da iş imkanımızda var. Abim sana bu konuda yardımcı olur, senin gibi bir asistanla herkes çalışmak ister.”
Marco, Lena’yı doğrulamak niteliğinde
“İş konusunda yardımcı olabilirim size..”
“Lena b..”
“Bana tercih yaptırma Mia, tercihimi biliyorsun. Seni burada bırakmam. Üstüne bugün olan olayı ne kadar saklamak istesen de Maria duyacak ve üzerine gelecek bunu bile isteye seni burada bırakmam!”
Lena, abisiyle beraber yaşamak isterken benim yüzümden bundan vazgeçemezdi. Hem Marco aramızda geçenleri büyük ihtimalle hatırlamıyordu yoksa bu kadar sakin duramazdı. Beni gördüğünde benim gibi şaşırmamış tam tersi normal bir arkadaşı gibi tepki vermişti. Bu ne kadar içimi burksa da bizim için en iyisi buydu.
“Tamam geleceğim.”
Lena büyük bir çığlık atıp,bana sarıldığında ne kadar mutlu olduğunu görmüştüm.
“O zaman yarın sabah 6 ‘da hazır olun hanımlar.”
Marco’ nun ayağa kalkmasıyla başımı ona doğru kaldırıp bal gözlerine baktım. Bu adam yüzünden, her gün artık kahvaltıda bal yiyecektim.
Lena bu durumdan hoşlanmamış hemen huysuzlanmaya başlamıştı.
“Abi yapma, daha çok erken.”
“ 6 dedim Lena. Birini gönderip sizi aldırtırım.”
“Nasıl hazırlanacağız ? Evi toplamamız lazım.”
Gözleri bu kez beni bulduğunda
“Merak etmeyin ,sadece kişisel eşyalarınızı alın gerisini ben hallederim.”
Başımı salladığımda tekrardan başımı eğdim.
“Gidiyor musun abi ?”
“Evet. Bu gece.”
Lena ayağa kalkıp, abisine sarıldığında abisi de büyük şefkatle onu kollarının arasına çekmişti. Başına bir öpücük kondurup geri çekildiğinde ben de ayağa kalktım.
“İyi akşamlar Mia..”
O gecedeki gibi ismimi söylemişti.
“Ben teşekkür ederim, yaptığınız şey için minnettarım size.”
Yüzüne bir gülümseme koyup.
“Lena’nın arkadaşınız tatbikîde sizi öyle bir durumda bırakmam. Merakta etmeyin, size artık yaklaşamaz.”
Lena’nın arkadaşı. Evet benim onun gözündeki sıfatımdı. Başını bana doğru sallayıp.
“Görüşmek üzere.”
“Görüşmek üzere.”
Lena, Marco’yu kapıya kadar geçirdikten sonra, büyük bir çığlık atıp boyuma atlamıştı.
“Tanrım şükürler olsun ! Hayatta en sevdiğim kişilerden ayrılmıyorum.”
Yanaklarıma sulu sulu öpücükler bırakıp, güle güle yukarıya çıkmıştı.
Ben ise derin bir nefes bırakıp yavaş adımlarla merdivenlerden çıkmaya başladım. Yarın uzun bir gün olacaktı, ancak toplanıp hazırlanırdım.
“Lena ! Hadi artık.”
Yarı uykulu arkadaşımı sürükleyip evden çıkardığımda bizi bekleyen adamlar bavulları alıp arabaya koymuştu. Aradan geçen zamanla hava limana geçmiştik.
“İnanıyorum sana Lena. Bende normal uçak bekliyordum.”
Lena gözlerini devirip, özel uçaktaki sehpaya ayaklarını umursamaz bir şekilde uzattı.
“Abim ve imparatorluğu kızım.”
“Bu kadar zengin olduğunu bilmiyordum. “
“Zengin değilim zaten. Abim zengin.”
deyip kıkırdamıştı.
Aradan geçe saatler sonrası uçaktan inip bizi bekleyen arabaya binmiştik.
“Nerede kalacağız? “
“Abimin yanındaki evde.”
Ah! O adama yakın olmak, içim içime sığmıyor. Aslında onu tekrardan görmek istiyordum. Hatta bana tekrardan dokunmasını bile istiyordum. Lanet olsun beni hatırlamayan adamı neden bu kadar istiyordum.
“Mia. duymuyor musun?”
Lena ‘ya baktığımda
“Dalmışım n’oldu ? “
“Geldik.”
Açılan kapıyla arabadan indiğimde, büyük bir ev bizi bekliyordu. Gözlerim bahçeleri bir olan diğer eve gitti. Lena beni peşinden sürükleyip evin içine soktuğunda dışarıdan göründüğü gibi o kadar büyük bir ev değildi ama ihtişamlıydı.
İkimizde eşyalarımızı yerleştirip kocaman bir pizza yemiş, kahkahalar içinde gülmüştük. Hatta uzun zamandır bu kadar fazla gülmemiştik. Gerçekten de sanki üstümdeki o kara bulutları orada bırakmıştım.
İkimizde odalarımıza çekildiğinde bende açık olan balkona girmiştim. Gözüm istemsizce Marco’nun evine değdiğinde evin ışıklarının yandığını fark ettim.
Gelmiş miydi acaba? Biraz daha yaklaştığımda oraya doğru bir kadının bedenini görmemle hayal kırıklığına uğramıştım. Ne bekliyordum ki, adam beni hatırlamıyordu bile. Neyin hayal kırıklığıydı bu ? İçeri girip kendimi yatağa attım ama duyduğum kadın çığlıkları, sinirlerimi iyice tepeme çıkarmıştı.
“Hayvan herif, adi pislik.”
Tekrardan hırsla balkona çıktığımda, bu kez Marco’yu görmemle şaşırdım ama Marco bir adamı evden kovuyordu ve bu adam yarı çıplak bir şekildeydi.
“Dana kaç kez dedim evime kadın getirmeyeceksin diye! “
Büyük öfkeyle adamın yakasına yapışıp dışarıya def etti. Ne yani o kadınla birlikte olan adam o değil miydi? Yüzümde bir gülümseme oturmuştu.
“Sen neden bu kılıkla oradasın! ”
Duyduğum sesle başımı aşağı indirdiğimde Marco’nun sesiydi. İşaret parmağımı kaldırıp kendimi işaret ederek
“Ben mi?”
“Burada gecelik giyen başkası mı var? “
Kaşlarımı anında çattım, bu adam beni mi azarlıyor ?
“İçeri gir. Bir daha da bu kılıkla dışarı çıkma! “
Ağzım açılıp kapanmıştı. Ne sinir bozucu bir adamdı. O gözlerini benim üstüme dikince el mahkum içeriye girmiştim.
Yatağa yattığımda bu kez de sinirden uyuyamamıştım. Ne zannediyordu bu adam kendisini ? Başımı yastığa gömüp uyumak için gözlerimi kapattım.
“Uyan Mia uyan.”
Lena’nın sesiyle gözlerimi açtığımda, odada panikle geziyordu.
“Nereye gidiyorsun? “
“Biz gidiyoruz. Hemen hazırlan.”
“Nereye?”
Yataktan doğrulup ,Lena’nın yatağımın üstüne bıraktığı kıyafetlere baktım.
“Şirkete. Abim bekliyor hadi Mia.”
Aradan geçen dakikalar sonra Lena’nın beni hazırlamasıyla aynadaki görüntüm beni şaşırtmıştı. Krem rengi dar elbise tüm hatlarımı aşırı derece belli ediyordu.
“Lena, çok abartılı değil mi bu? “
“Ah bebeğim ! O şirketteki kadınların yanında emin ol sönük bile kalırız.”
Saçlarımı tarayıp, yanlardan toplamıştı. Yüzüme sadece rimel ve hafif ruj sürmüştüm. Gayet güzel ve hoş duruyordum.
İkimizde hızlı bir şekilde bizi bekleyen arabaya bindiğimizde şirketin önüne gelmiştik. Bu kadar hızlı iş bulmamız biraz tuhafıma gitmişti. Biraz İtalya’da zaman geçirmek istemiştim.
İkimizde şirkette ilerlerken meraklı bakışlar bizi bulmuştu. Gerçekten de Lena’nın dediği gibi kadınlar aşırı abartı makyaj ve süper minilerine şaşırdım.
Dediği gibi hafif kalmıştım. Lena ise üstüne giyindiği bebe mavisi elbisesiyle can alıcı duruyordu. Asansör bindiğimizde yönetici katına gelmiştik. Kocaman alanda sadece iki oda vardı ve o odanın yanında altın renk yaldızla MARCO BASSO yazıyordu.
Vücudum ister istemez gerilmişti. Özellikle dün gece aklıma geldikçe hırsla tırnaklarımı avuçlarıma geçirdim. Bizi gören sekreter ayağa kalktığında Lena’yı tanıdığını anlamıştım.
‘Hoş geldiniz efendim .”
Lena baş selamı verip
“ Abim müsait mi? “
Karşımdaki kadın bir an beni süzdükten sonra.
“ Sizi bekliyor efendim.”
İkimizde karşımızdaki kadına gülümseyip odaya doğru ilerledik Önden giren Lena’ nın arkasından bende girdiğimde o ela gözler direk beni bulmuştu.
“ Günaydın ağabey !”
Lena abisine sarılıp yanağına bir öpücük konduğunda abisi de ona aynı şekilde cevap vermişti. İkisi de birbirine karşı sevgisi istemsizce gözlerimi doldurmuştu. Lena gerçekten de abisini baba yerine koymuştu.
“ Merhaba Mia.”
Gözleri bana çevrildiğinde
“Merhaba.”
Marco’ nun iki eliyle bize işaret ettiği yere oturmuştuk.
“Kahvaltı ettiniz mi?”
“Ben ettim abi ama Mia’yı zor yataktan çıkardım. O yüzden zamanı yoktu.”
Marco’nun gözleri beni bulunca
“Teşekkür ederim aç değilim.”
Dedim.
“Hangi departmanda çalışacağız ağabey ? “
“İç mimar müdürümüz Francesco ‘ ya yardımcı olarak yanında bir süre çalışacaksın.”
Lena’nın yüzü asılmıştı nedense
“Ama ağabey..”
“İtiraz istemiyorum Lena. Francesco’ yla iyi anlaşacaksın. O senin müdürün hiç bir şekilde bir şikayet istemiyorum.”
Lena abisinin sözlerine karşı başını sallayıp
“Ben gideyim o zaman.”
Lena’nın gittiğini gördüğümde gözlerim sonuna kadar açılmıştı. Bu adamla tek kalamazdım ama bir şey dersem Lena şüphelenirdi. Dışarı çıktığında gergin bir şekilde parmaklarımla oynuyordum.
“Lena seni çok seviyor. Genelde kız arkadaşlarıyla bu kadar samimi olmaz. İlk kez bu kadar birini sevdiğini gördüm.”
Başımı kaldırdığım da gözleri üstümde geziyordu.
“Bu sevgi tek taraflı değil efendim.”
Efendim kelimesini özellikle bastırarak söylemiştim.
“Efendim, sevdim bunu.”
“a.. Anlamadım.”
Gözleri üstümde oyalanıp
“Dün gece giyindiğin kısa gecelikle dışarı çıkman hoş değildi tekrarlamanı istemem.”
Bu adam neyden bahsediyordu.
“Size ne ?”
Artık şalterler atmıştı bendede. Bu adam kendini ne zannediyordu.
Oturduğu yerden kalkıp tam önüme geldiğinde, hafifçe üstüme doğru eğilmişti.
“Bana ne, öyle mi alev ateş.”
O gece bana söylediği kelime. Lanet olsun hatırlıyordu !
“n.. Ne? ”
Derin bir nefes çekip parmak ucuyla yanağıma dokundu.
“Tenin hâlâ hatırladığım gibi, yumuşak ve cezbedici.”
Bedenim anlık girmiş şokla ayağa kalkıp onun ellerini üstümden ittim.
“Siz neyden bahsediyorsunuz! “
“Neyden bahsettiğimi biliyorsun Mia.”
Bana bir adım daha yaklaştığında kalbim deli gibi atıyordu.
“Hiç bir şey anlamıyorum. Bu yaptığınız terbiyesizlik! “
Dudaklarından çıkan kıkırtılarla beni alıp farklı bir cennete koymuşlardı.
Elini ceketinin cebine soktuğunda, çıkardığı kırmızı tül çamaşır beni şoka uğratmıştı. O sabah bulamadığım çamaşırım günah kadar cezbedici adamın parmaklarındaydı