İLAH GECESİ

2950 Words
Onun kulağına  hayatında duyduğu en ahlaksız cümleyi  fısıldamıştı. Ama bir o kadar da heyecan vericiydi. Resmen kanını kaynatmıştı. “Ol o zaman.” Kadının dudaklarından dökülen cümleler, adam için açılan cennet kapılarıydı. Sayısızca tecrübesi olan adam, ilk kez bir kadın için heyecanlanıyordu. Kadının kolundan tutup hızlı bir şekilde bardan dışarı çıkmıştı. İstediği arabası geldiğinde kadını bir oyuncak bebek gibi ön koltuğa oturtmuştu. Kemerini bağlamak için ona doğru eğildiğinde gömleğin arasında görünen beyaz göğüsler ona derin bir nefes aldırdı. Keskinlikle bu kadınla bu geceyi geçirecekti başka şansı yoktu. “İsa aşkına! Toy bir velede döndüm resmen! “ diye homurdandığında bedenin altındaki kızıl afet kıkırdamaya başlamıştı. Sesi sanki en hoşlandığı bir müzik gibiydi. Ya da artık cidden kafayı yiyordu. Sarhoştu kadın, farkındaydı. Ama artık umurunda da değildi. Genç adamın çünkü elinin altındaki kızıl afet onun tüm dengelerini alt üst etmişti. Normalde alkollü kimseyle beraber olmazken bu kadın tabularını yıkmak için ona gönderilmişti. O da sürücü koltuğuna oturduğunda göz ucuyla tekrardan yanındaki kadına baktı, aldığı alkol iyice gevşetmişti. Sebepsizce gözünü o mücevher değerindeki teninden alamıyordu. Mia ise; yanında oturan adamı inceliyordu. Gür siyah saçları, ela ya da bal rengi gözleri vardı, şu an bunu net anlayamıyordu . Yüz hatları  sert,  bir o kadarda çekiciydi. Kirli sakalları ona ayrı bir karizma vermişti. Gözleri bedenine değdi, fazlaca iri bir adamdı. Hatta hayatında bu kadar iri biri görmemişti. Dudaklarını ıslatıp bu adamla yaşayacakları anları düşündü.  Kesinlikle o yataktan sağlam çıkmayacağını  biliyordu. Çünkü karşıdaki adam onu resmen gözleriyle çiğ çiğ yemişti bile. Yine de bu yanındaki adamı fazlaca istiyordu. Genç adamın ise; yanındaki afetin onu incelediğini görmesi onun gururunu okşamıştı. Bu kadını otele götürmek falan istemiyordu. O yüzden kaldığı evde bu ilah geceyi yaşamaya karar verdi. Kendi evinde, kendi odasında ve kendi yatağında. Aslında yatağında kadın kokusu sevmezdi. Ama bu kadının kokusu bile insana bağımlı hale getiriyordu. Duyduğu fren sesiyle Mia kapattığı gözleri açmıştı. Nerede olduğunu anlamak için dışarı baktığında büyük bir evin önündeydi. Aman Tanrım dedi. Nasıl bu kadar kısa zamanda gelmişlerdi ? Ev gece kulübüne yakındı sanırım. Kapının açılmasıyla adam bu zarif kadını kucağına aldı. Yürüyemeyecek kadar sarhoştu. Aslında onu yormak falanda istemiyordu. Zaten yatakta onun için çok güzel planları vardı. Mia’ nın teni tenine her dokunduğunda vücudu kasılıyor farklı tepkiler veriyordu. Bir anda kucağındaki kadının ince uzun parmaklarını yüzünde olduğunu hissettiğinde cinsel organına dokunmuş gibi etkisi olmuştu. Bu dokunuştan nasıl etkilenebiliyordu. Hala anlamamıştı. Evin bahçesinde yürürken bir kaç koruma patronların kucağındaki kadına baktı. Bu adam kadınlara ne kadar pislik davrandığını biliyorlardı. İlk böyle bir manzara gördükleri için tuhafına gitmişti. Bırak patronları bir kızı taşımak onu evine bile getirmezdi. Zaten bu gece tamamen tuhaflıktan oluşmuyor muydu?. Mia kucağındaki adamın yüzünü her dokunduğunda yüzünde bir gülümseme oluşuyordu. Sakalları yumuşaktı. Oysaki bir erkeğin sakalları sert olurdu. Christie ‘den bilirdi. O yüzden sakallarını sevmezdi. Onu her öptüğünde hassas cildini çizdiği için. Bu kez biraz  daha bedenini ona kendini yaslayıp, dudaklarını boynuna bastırmıştı. Tamda şah damarını üstüne gelen o öpücük adamın bacaklarına kadar titremesine sebep olmuştu. Ve genç adam için artık bu durum son raddeydi. Eve girdiğinde kucağındaki hatunu odasına çıkardı. İçeri girer girmez sanki kollarında en değerli mücevher var gibi bıraktı yatağa bu kızıl hatunu genç adamın nefesi kesilmişti. Beyaz çarşafla arasındaki kızıl saçlar tamda hayal ettiği gibi duruyordu. Hatta lanet olsun hayalinden daha fazlaydı. Mia ise adamın kendini hayran hayran izlemesine şaşırmıştı. Arsız bir kadın gibi adamın üstünde gezmişti bakışları. Her noktasında tek tek büyük sabırla ama adamın bu bakışları görmesi artık sabrını bitirmişti. Kızıl afeti kendine doğru çekti. Mia, adamın kendini bir anda çekmesiyle konunun artık nerede gideceğini anlamıştı. Evet alkolüydü ama bu adamla birlikte olmak istiyordu. Hiç kimseyi istemediği kadar. Adamın dudakları kendi dudaklarına ikinci kez değdiğinde büyük bir açlık ve istekle adamı kendine doğru çekti. Adam yatağındaki kadının onu bir anda kendine doğru çekmesiyle sıcak teniyle tekrardan temas etmesi vücudunu yine kasmasını sebep olmuştu. Nefes almak için dudaklarını ayıran adam bu yatağındaki ateş kızılın adını öğrenmek istemişti. “Adın ne? “ Adamın anlık sorusuna şaşıran kadın kendini toplayıp tatlı bir gülümsemeyle “Mia.” dedi. Adam, bir dua gibi üst üste ismini tekrarlayıp  “Bu gece benimsin Mia.” Sesindeki keskinlik aralarındaki yangının ilk kıvılcımlarını atmıştı. Genç adam, Mia ‘nın üstündeki gömleği bir çırpıda çıkarıp odanın kenarına attı. Aynı işlemi pantolonuna da yapıp onu da  bir yerlere fırlattı. Kendisinden ayırılıp ateş kırmızısı iç çamaşırlarla, beyaz yatağında yatan kadına baktı. Ah Tanrım! Bu nasıl bir kadındı böyle diye içinden geçirdi. Mia ise; o ela gözlerin kendisini beğeni ile süzmesine karşı gururu okşanmıştı. Lena ‘ya içinden teşekkür etmişti. O sürtük arkadaşı ilk kez bir işe yaramıştı. Yoksa bu adamı bu kadar etkileyemezdi. Genç adam, bu manzaraya karşı daha fazla dayanamayıp tekrardan dudaklarıyla buluştu. Mia, ilk kez yaşayacağı deneyim için hem heyecanlı hem de korkuyordu . Ama bu adamı da  deli gibi istiyordu. Belkide intikam içindi bu istek daha ağır basıyordu. Ne olduysa bakire olmasından dolayı olmamış mıydı?. Christie bu yüzden belki de onu istemişti. O ona kalbini vermek isterken o tenini istemişti. Bir anda aklına gelen bu düşünceler yüzünden yaşlar gözlerinden izinsizce akmaya başlamıştı. Dudaklarına değen ıslaklık nedeniyle adam ondan ayrıldığında bu kızıl kadının ağladığını gördü, acaba canını mı yaktım? diye düşünmeden edememişti. “Mia noldu? “ Adamın yumuşak sesini gördüğünde bakışlarını ona çevirdi.Büyük bir merak vardı. “Canını mı yaktım ?” Hadi ama bu adam ne zaman düşünürdü ki bir kadının canını yakıp yakmadığını. Ama bu kadın farklıydı. Narin vücudu bile kırılganlığını gösteriyordu. “H.. Hayır.” Mina’nın cevabıyla genç adam derin bir nefes vermişti. Onu incitmediğini bilmek sebepsizce rahatlatmıştı. Peki neden ağlamıştı ki? “Neden ağlıyorsun? “ Mia’ nın buna vereceği bir cevabı yoktu. Sadece dudaklarında o dört kelime dökülmüştü. “Bu gece sev beni.” Aslında Mia en büyük muhtaçlığı dile getirmişti. Her zaman sevilmek isteyen bir kadındı. Adam ise böyle bir kadın nasıl sevilmez diye düşündü. Gözleri, yüzünde sonra dolgun göğüslerin de gezdi. Kesinlikle sabah olamayacaktı. Ya da bu adam kalp krizinden ölüp gidecekti. Dudaklarımız birleştiğinde sanki büyük bir volkan patlaması olmuş gibiydi. Ben cinselliği sadece öpüşmek olarak bilen kadın, şu ana kadar hiç tanımadığım bir adamın dudaklarının tadına bakıyordum. Eşsizdi, fazlasıyla hem de. Bana kimsenin dokunmadığı gibi dokunması beni farklı boyutlara taşıyordu. Dolgun dudakları dudaklarıma öpücük bıraktıktan sonra dudaklarıma dişlerini bu kez geçirmişti. Acı dolu bir inleme ağzımdan çıkmıştı. Ama sebepsizce hoşuma da gitmişti. Üstümdeki adam benden duyduğu sesle hırlayarak benden ayrılıp üstündeki beyaz gömleği çıkarıp kenara atmıştı. Çok iri bir adamdı. Ama bir o kadarda kusursuz bu adam Yunan tanrılarından olabilir mi? Başta türlüsü mümkün değil gibiydi. O bal rengi olduğuna artık emin olduğu gözler onu sanki bitirip sömürmek için daha derine bakıyordu. Elleri göğüslerime geldiğinde beni bir anda kaldırmasıyla bacaklarının üstüne oturmuştum. Gözleri dolgun göğüslerime tekrardan düşünce “Büyüleyicisin ateşli kızıl.” O ela gözlerindeki arzu kasılmamı sağlıyordu. Elleri sırtıma geldiğinde tek bir hamleyle sutyenimi açıp kenara attığında beni hırlayarak tekrardan yatağa yatırmıştı. Tanrı bilir ne kadar o kopçayı açtığı için bu kadar profesyoneldi. Nedense kadını huzursuz etmişti. Dudakları boynuma indiğinde bir an sadece bedenimi kaldırmak istediğimde elliyle baskı yapıp tekrardan yatağa düşmüştüm . “Çok güzel kokuyorsun. İnsanı bile isteye günaha davet eder gibi.” Gözlerimizi tekrardan birleştiğinde içindeki vahşiliği görebiliyordum. Sıcacık tenimde dolanan parmakları yavaş bir o kadar da tahrik ediciydi. Bu kez dudakları göğsüme indiğinde, elinin biriyle göğsümü sıkıştırmasıyla ağzımda bir inleme çıkmıştı. Ona dokunmak istiyordum. Gözlerimi aralayıp ellerimi onun heybetli vücudunda gezdiriyordum. Her dokunduğumda bedeni kasılıyor, hırlar bir şekilde ses çıkarıyordu. Dudakları bu kez göğüs ucumu içine aldığında belim yay gibi gerildi . Bu ilk kez hissettim bir duyguydu o kadar bir o kadar da tutkuydu. Eli bu kez iç çamaşırıma gittiğinde, o büyük elleriyle kadınlığımı avuçlayınca nefesim sanki boğazımdan geçemedi. Sanki daha başlamamış ön alıştırmaymış gibi gelmişti. Ağzımda çıkan inlemeleri durduramıyordum. Her sesim yankılandığında bu adam bana daha hoyrat dokunuyordu. İlk kez tahmin ettiğim gibiydi vahşiydi. Aynı zaman da her dokunduğunda bana sanki bedenime temas eden ürpertiyle ona daha fazla sokuluyordum. “Islanmışsın benim için.” Doğruydu. Hatta tenimle beraber içimde cayır cayır yanıyor daha fazlasını istemek için ölüp bitiyordum. Elleri bacaklarımın ortalarında dolandığında, bu kez çamaşırımı bacaklarımdan sıyırıp kenara fırlatmıştı. Tamamen çırılçıplak kalmıştım. Bir anda benden uzaklaştığında, başımı hafifçe kaldırıp ne yaptığını anlamak istemiştim. Ama gördüğüm manzara beni korkutmuştu. İlk kez bir erkek bedenini açık seçip görüyordum ve bu gördüğüm bedeni asla unutmayacaktım. Üstüme doğru tekrardan eğildiğinde bacaklarımın arasına girmişti. Sertliğini girişimde hissettiğimde derin bir nefes almıştım. Başımı kaldırıp o ela gözlerle göz göze gelmiştim. Elimle elini tutup destek almak ister gibi “Yavaş olur musun?” Bu soruma şaşırmıştı. Neden diye sormasa da  başını sallayıp onayladığında, dudakları tekrardan dudaklarıma kapandı. İçime onu hissetmemle derin bir çığlık atmıştım. Ama çığlığım onun öpücükleri yüzünden kesilmişti. Özellikle yavaş olmasını isterken neden bir anda yapmıştı ki ? “Siktir !” Dudaklarımdan ayrıldığında tek bir kelime kullanmıştı. O içimde acımasızca gidip gelirken tekrardan bir çığlık çıkmıştı ağzımdan onun yüzüne doğru baktığımda gözleri kapalıydı. Ve bu acı çok fazlaydı. Her giriş çıkışında ağzımdan çıkan çığlıkları engelleyemiyordum. Çok fazla sertti ve bu benim ilkim olduğu için büyük ihtimalle yarın bu yataktan sağlam çıkamayacaktım. Acı biraz olsa bile zevke bıraktığında bacaklarımı beline sarmış daha derinime inmişti. İçimde yükselen bir şey varken artık bende gerçeklik duygusunu yitirmiştim. Çok farklıydı sanki en yukarıda gökyüzünü izleyip yıldızlara dokunmak gibiydi. Bir o kadar güzel ve bir o kadarda korkutucuydu aslında. “Boşalma sakın ! yoksa bir tur daha atacağız.” Sesindeki tehditti hissetmiştim. İlk defa tanıştığım bu duyguyu bilmiyordum. Kendimi tutmak istesem de tutamıyordum ama bu adamla bir kez daha beraber olursam sakat olacağımı biliyordum. En sonunda onun yol göstermesiyle ağzımdan bir çığlık çıkmış ve o yüksekten kendimi aşağıya atmıştım. Düşüşüm çok sarsıcı olmuştu. Bu iri adamda duyduğum hırıltı sesiyle, içimde hissettiğim değişik bir sıvıyla oda bedenini üstüme bıraktı. Yanağıma değen öpücükle gözlerimi kapatmıştım. Çünkü şuan sadece uyumak ve unutmak istiyordum. İnanılmaz derecede baş ağrısı ve kasık ağrım vardı. Acaba regl falan mı olacaktım. Gözlerimi ne kadar aralamak istesem de sanki üstlerine  beton dökülmüş gibi açılmak istemiyorlardı. Zorla açtığımda odamda olmadığımı fark ettim. Ama neredeydim ? Belimde hissettiğim bir elle vücudum kaskatı kesilmişti. Korkuyla yanıma baktığımda benimle birlikte yatan çıplak bir adam vardı. Ellerimle ağzımı kapatıp hıçkırığımı zor sakladım. Yaşlarım benden habersiz akıyordu. Nasıl bunu yapardım ?! Hiç tanımadığım bir adamla nasıl geceyi geçirirdim ? Şimdi o iğrendiğim annemden ne farkım kalmıştı ? Kolunu çekip yataktan kalkarken  kasıklarıma bıçak gibi ağrı saplanmıştı. Dişlerimi dudaklarıma geçirip acımı şu anlık içime gömdüm. Bu adam uyanmadan gitmem lazımdı. Yavaş yavaş doğrulup sutyenimi giyindim alt çamaşırıma baktığımda ortada yoktu. Mecburen pantolonu giyindiğim de, kadınlığıma sürten pantolon yüzünden acı içinde  kalmıştım. Yatakta yatan adama baktığımda fazlaca iriydi. Sağlam çıkmam bile büyük mucizeydi. Gözüm, beyaz yatakta ki kana değdiğinde duran yaşlarım yine başlamıştı. Yavaş adımlarla odadan çıktığımda acıyla inleyerek merdivenlerden inmeye başladım. Kapıyı açtığımda bir kaç adamla göz göze gelmiştim. Onlarda beni görünce şaşırıp, saniyeler içinde başlarını yere indirmişlerdi. Ne olursa olsun şu an utançtan resmen ölmek istemiştim. Çünkü;  halimi görmüşlerdi ve az çok ne olduğunu tahmin etmişlerdi. “Hanımefendi buyurun sizi biz bırakalım.” Uzun boylu, sarışın, mavi gözlü adama doğru baktım. Söylediğini duymamazlıktan gelip “Bana bir taksi çağırır mısınız?” dedim. Adam yüzüme bakıp başını salladığında bende yavaş adımlarla kapıya doğru yürüdüm. Bir an önce bu lanet evde çıkmam lazımdı. Taksi geçen dakikalar sonra geldiğinde, hızla binip evimin adresini verdim. Oysaki  her şey daha  yeni başlıyordu. Gözlerim geçip giden yola odaklanmıştı.  Hiçbir şeyi düşünmek istemiyordum. Hayatım sadece bir günde mahvolmuştu. Eskiden de mutlu biri değildim ama şimdi tamamen renklerim solmuş, kendimi karanlığa hapsetmiştim.  “Dame nous sommes venüs.” (hanım efendi geldik) Taksicin ikazıyla gözlerimi camdan çektiğimde düşüncelerden boğulduğumu fark ettim. Taksiciyee parayı uzatıp. “Merci”. (teşekkür ederim)  deyip taksiden İnmiştim.  Bacaklarımın titremesiyle zar zor kapının önüne geldim. Çantamdaki anahtarı bulup yavaşça kapıyı açtım. Lena’nın beni bu şekilde görmesine dayanamazdım. Hem panik olacaktı. Hem de  çok fazla soru soracaktı. Yavaş adımlarla merdivenlerden çıkarken  “Lanet olsun Mia ! Neredesin sen? çıldırdım! “ Başımı ona doğru çevirdiğimde, öfkeden kararan gözleri gözlerime değdiği zaman öfkesi uçup gitmiş yerine paniği bırakmıştı .  “n... N’ oldu sana !ne bu halin ?” Panikle bana doğru geldiğinde, elimle onu durdurdum.  “s.. Sonra Lena lütfen.” Gözlerim dolmuştu ,daha fazla ayakta durursam kasıklarımın ağrısından düşüp bayılacaktım.  Lena bir adım geriye atıp, başını onaylar niteliğinde sallayınca bende merdivenden çıkıp banyoya girdim. Direkt duş almam lazımdı. Kendimi temiz hissetmiyordum. Yıkanıp dünün kirinin üstümden akmasını istiyordum. Hem en azından bu kasıklarımın acısı da  biraz dinerdi.  Üstümü çıkardığımda,  gözüm bir anda aynadaki yansımamla çarpıştı. Vücudumun her yeri morluk ve kızarık doluydu. Elimi hafifçe morlukların üzerine götürdüm.  Canımı yakmıyordu. Ne zaman olmuştu bunlar. Ellerimi saçlarımın içine geçirip, derin bir nefes alıp duşa kabinin içine girdim. Sıcak suyu sonuna kadar açıp içine girdiğimde en azında biraz daha acım hafiflemişti. Dizlerimi kırıp duşa kabinin içine oturduğumda tenime değen her su bana o adamı hatırlatıyordu. İri vücudu, bal rengi gözleri, siyah saçları ve o tenime çizip iz bıraktığı sakalları. Lanet olsun ki sarhoş olduğum halde her şeyi net bir şekilde hatırlıyordum. Nasıl hatırlamazdım ki adam vücudum her yerine mührünü basmıştı.  Christie. Hepsi onun yüzündendi. Onun yüzünden o gece kulübüne gitmiştim. Onun yüzünden sarhoş olup, ucuz bir kaltak gibi hiç tanımadığım adama bekaretimi vermiştim. Hayatım artık alt üst olmuştu. Her şeyimi kaybetmiştim. Tanrıya verdiğim yemini bile çiğneyip geçmiştim. Günah, gecenin izlerini bedenime mühürlenmişti.  Gözyaşlarım akarken elime aldığım lifle vücudumu adeta kazımaya başladım. Belki o adamın dokunuşlarını siler ve temizlerdim vücudumdan ve ya aklımdan. Christie’nin bile dokumadığı gibi dokunmuştu. Ona benim sev demiştim, sanki benimle severek sevişmişti.  Aradan geçen iki saat sonra banyodan çıkıp odama girdiğimde Lena’nın yatağımın üstünde oturduğunu gördüm. Göz altları morarmıştı. Büyük ihtimalle gece benim yüzümden uykusuz kalmıştı.  Gözleri bana değdikten sonra vücudumdaki morluklara kaydı, dudakları açılıp gözleri dolmaya başlamıştı ayağa kalkıp titreyen ellerini yüzüme koydu. Korkusunu anlamıştım.  “Mia d.. Düşündüğüm şe..”  “Hayır Lena kimse bana izinsiz dokunmadı. Ben dün gece bile isteye bir adamla beraber oldum.” Lena, gözlerini gözlerime dikmişti.  “Ama sen nasıl...” Derin bir nefes çekip içime yavaş adımlarla dolabın yanına geldim. Ona konuyu açıklamam gerekiyordu. Yoksa deli arkadaşım peşimi bırakmaz hem beni hem kendisini yer bitirirdi. “Seni eve bıraktıktan sonra bir gece kulübüne gittim. Bir an her şeyi unutmak için alkol aldım, sonrada sarhoş oldum ve sabah uyandığımda hiç tanımadığım bir adamla kendime yatakta buldum.” Gözlerimden dökülen yaşları elimi tersiyle silip Lena’ya baktım, şoktaydı. Bana bir anda yaklaşıp sıkı sıkıya sarıldı. Varlığını hissetmem için beni kollarına aldığında o an içimde biriktirdim her şey patlattım. Ağızımdan büyük bir çığlık çıktı,  ağlamaya başladım. Lena beni kollarımdan tutup yatağa oturtmuştu.  “Şşştt ağla güzelim içini boşalt.” Tüm hıncım çıkana kadar ağlamak istiyordum. Lena bana bir anne şefkati gibi kollarını açmış, sıkı sıkıya sarmalamıştı. Acımı görüyordu ama dokunamıyordu. Acıtmaktan korkar gibiydi ama yaramada merhem olmak istiyordu.  Aradan geçen yarım saat sonra benim ağlamaların bitmiş, iç çekişlerim yerine almıştı. Lena yatakta oturuyor ben ise kucağına başımı koyup saçlarımı sevmesini istemiştim.  “Hatırlıyor musun adamı? “ Lena’ın sorusuyla o adamın yüzü, gözlerimin önüne gelmiş kasıklarımda bir sızı oluşmuştu. “Hayır.” Yalan söylemiştim. Lena’nın bu işe karışmasını istemiyordum. O adam için bir gecelik olan ilişki yüzünden başının ağrımasını istemezdim . Hiç bir suçu yoktu her şeyi ben istemiştim.  “Ah bebeğim bari yakışıklı olup olmadığını hatırla , en azında adam yakışıklıymış deriz.” Lena’nın dizlerinden kalkıp ona ters bir bakış attım.  “Saçma sapan konuşma.” “Ne saçma sapanı Mia. Bu adama bunca yıldır servetini verdin.” Tekrardan ters ters bakınca sinirlendiğimi gördüğü için üstüme gitmemişti.  “Ben kahvaltı hazırlayım.” deyip odadan çıkmıştı. Bende dolaptan çıkardığım çamaşır ve eşofmanları giyindim. Aynadan kendime baktığımda resmen çökmüştüm. Gözlerim boynumdaki morluklara değdiğinde, derin bir nefes verip odadan çıktım. Aslında bir şeyler yemek falan istemiyordum. Ama Lena beni her türlü o masaya oturttururdu. Aşağıya indiğimde onu masayı kurarken gördüm. Masadaki sandalyeyi çekip oturduğumda, yanımda duran çantamdan telefonumu çıkardım. Bir sürü cevapsız çağrı ve mesaj vardı. Girip baktığımda çoğunluk ya babam ya da Lena’ydı. Mesajlara girdiğimde Maria ismini gördüğümde kanım kaynamaya başlamıştı.  Titreyen ellerimle mesaj bölüme girdiğimde gördüğüm manzara sinirimi iyice tepeme çıkarmıştı.  Maria Christie’nin  çıplak gögüsüne başını koyup çektiği fotoğraftı altında da  “Kaybettin küçük kız.” Yazmıştı.  “Mia ne gördün ? yüzün bembeyaz kesildi.”  Elimde tuttuğum telefonu çevirdiğimde  “b.. Bu ne böyle.” Dolan gözlerimle buluştuğunda  “Sakın Mia. bu sürtük için tek bir gözyaşı dökme. Yat kalk tanrıya şükret ki bu adamın gerçek yüzünü gördün”.  Haklıydı ben Christie ile evlenmeyi düşünüyordum, ya evliyken bu ilişki olsaydı. Benim için daha büyük bir yıkım olurdu.  “Boş ver Lena, ne halt yiyorlarsa yesinler.” Lena’ nın tabağıma koyduğu bir kaç kahvaltılık yiyeceklere bakıyordum iştahım yoktu.  Telefonum tekrardan çaldığında istemeden bile olsa arayana baktım.  Harry arıyordu. Lena patronuma hasta olduğumu söylemişti. Normalde önemli bir şey olmasa mesai saatlerin dışında aramazdı telefonu açtığımda .  “Merhaba Mia. “ “ Merhaba efendim .” “ Lena hasta olduğunu söyledi nasılsın?” Gözlerim Lena’yla buluştuğunda oda meraklı bir şekilde yüzüme bakıyordu. Harry ‘nin beni araması onunda garibine gitmişti.  “ Daha iyim, teşekkür ederim. Yarın işimin başında olacağım.” Harry’ nin derin bir nefes almasından anlamıştım, kötü bir şey vardı ve bana bunu söylemekten çekiniyordu.  “Mia. Üç yıldır asistanlığımı yapıyorsun ama işten çıkarıldığının  haberini vermek için aradım. Muhasebe tazminatını yatırır.” “Anlamadım efendim bir yanlışım mı oldu size karşı..” “Hayır sen çok iyi bir asistansın, sadece böyle olması gerekiyor.” “Am..”  “Mia işten çıkarıldın ! Lütfen daha fazla zorlama. Merak etme yardımcılardan biri eşyanı eve getirecek buraya gelmene gerek yok. Bu zamana kadar emeğin için teşekkür ederim”.  Hiç bir şey demeden telefonu mu suratıma kapattığında “N’ oldu? Ne diyor?” Şaşkınlıkla Ağzım resmen iki karış açıktı.  Lena’nın benden cevap bekleyen halini gördüğümde ona doğru dönüp  “Kovuldum.” Ellerimi saçlarıma geçirdim tanrım bu nasıl bir kabustu? Artık uyanmak istiyordum. Resmen her şeyim elimde uçup gitmişti.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD