Mia babasıyla konuştuktan sonra üstünden büyük bir yük kalkmıştı. Saatte baktığında 8 ‘e doğru geliyordu. Balkondan çıkıp tekrardan odasına girip, dolabını açtığında nedense içinde bir kelebek vardı. Cıvıl cıvıl hissediyordu kendini, mutlu ve huzurlu. Hakkında çıkan haberleri de pek umursamıyordu hatta açıkça söylemese de mutlu olmuştu. O adamın kendisi olduğunu bir çok kadının düşünmesi istemsizce hoşuna gitmişti. Sonra Lena’nın dedikleri aklına geldi acaba kaldırır mıydı? Hadi ama Mia tabii ki de kaldırır, adam tanınmış bir iş adamı. Sen ise bir asistansın. Ama sonuçta onunda babası İngiltere’de tanınmış biriydi. Neden kendimi küçük göreceğim ki? Diye söylenmeye başladı. Bu düşünceleri daha fazla düşünmemek için kıyafetlere göz gezdirdi. Bugün toplantı vardı. Kesinlikle şık olması g

